Esas No
E. 2025/429
Karar No
K. 2025/429
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/429 - 2025/680

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : MERSİN 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 13/02/2024

NUMARASI : 2023/204 Esas, 2024/137 Karar

DAVACI: ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: ...
VEKİLİ: Av. ..
DAVA: Muarazanın Giderilmesi (Aynen İade)
KARAR TARİHİ: 18/03/2025

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 18/03/2025

Mersin 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13.02.2024 tarih ve 2023/204 Esas, 2024/137 Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 21/01/2019 tarihli faturaya istinaden mülkiyeti kendisine ait olan ve yurt dışına göndermek üzere liman sahasında bulunan tahıl silosu içinde kaçak göçmenlerin tespit edilmesi sebebiyle göçmen kaçakçılığı suçlaması ile yargılandığını ve beraat ettiğini, Mersin 5. Asliye Ceza Mahkemesindeki iş bu davanın kesinleştiğini, tahıl silosunun halen davalı şirketin uhdesinde olduğunu, müvekkilinin iade girişimlerine rağmen bugüne kadar tesliminin sağlanmadığını, mülkiyetki müvekkiline ait tahıl silosunun iade edilmemesinin sebebinin ardiye ücreti olduğunu, şimdiye kadar davacıdan resmi olarak bir talepte bulunulmadığını ve müvekkilinin atılı suçtan beraat ettiğini, tahıl silosunun teslimi karşılığında davacıdan her nam ile olursa olsun herhangi bir talepte bulunulamayacağını, bu hususta yasanın açık hükmünün bulunduğunu, bu nedenle tahıl silosunun kendilerine aynen iadesini olmadığı takdirde silonun fatura bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Mahkemeye sunulan 27.01.2019 tarihli tutanaktan da anlaşılacağı üzere 27.01.2019 tarihlinde ... güvenlik görevlileri tarafından ... Sahasında ... flat rack konteyner üzerinde bulunan tahıl silosu cinsi yükün içinde Irak uyruklu göçmenlerin tespit edildiğini, olayın adli bir olay olması nedeniyle Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından dava açıldığını ve söz konusu eşyanın 23.01.2019 tarihinden itibaren yedi emin sıfatıyla müvekkili şirketin muhafaza hizmeti vermekte olduğunu, verilen bu hizmetin müvekkili şirkete külfete neden olduğu gibi maddi kayıplara da neden olduğunu, müvekkili şirketin inisiyatifi dışında gerçekleşen olaylar nedeniyle müvekkili şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, davacı tarafından iade girişimlerine rağmen tahıl silosunun hala müvekkili şirket uhdesinde bulunduğunu, kendisine iade edilmediğine ilişkin iddialarının doğru olmadığını, ... tarafından 03.04.2019 tarihli yazı ile Mersin Gümrük Müdürlüğü’nden tasfiyesinin talep edildiğini, Mersin 5. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından söz konusu silonun ...’ye iade edilmesine karar verildiği halde olmasına rağmen 22.07.2019 tarihi itibariyle silonun iadesi yönünde davalı şirkete herhangi bir başvuru yapılmadığını, liman sahasında bulunan eşyaların liman dışında çıkarılması için prosedürlerin bulunduğunu, davacı tarafından herhangi bir talep gelmediği için ARF oluşturulamadığını, davacı şirket tarafından da iade talebi gelmiş olsa dahi tahıl silosunun tesliminden önce ardiye ve dopizoto hesaplaması yapılacağını ve hesaplamaya göre ödeme yapıldıktan sonra iadenin mümkün olacağını, bu nedenle müvekkili şirket tarafından davacıya verilen muhafaza hizmetinin külfet ve maliyet oluşturması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, davalının kendisine teslim edilen silonun ardiye ücreti ödenmediğinden malın iade edilmemesi haklı görülmekle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili; her ne kadar CMK anlamında bir el koyma kararı alınmamış ise de dava konusu tahıl silosunun 5607 sayılı kanunun 10.maddesi ve 6458 sayılı kanunun ek 1.maddesinde öngörülen koruma tedbirine konu olduğu ve fiili olarak el konulduğu, bu idari tasarrufun uygulanmasında ve sona erdirilmesinde davacının bir dahilinin bulunmadığını, davacının soruşturma makamlarının ihmalinin külfetine katlanmak zorunda bırakılamayacağını, davanın netice itibariyle bir istihkak davası olduğunu, dolayısıyla davacı müvekkilinin mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, davalı tarafça hapis hakkı, takas, mahsup gibi savunma araçlarına başvurulmadığını, bu savunmaların davacıya karşı hüküm ifade edemeyeceğini, davalının ardiye ücretlerine ve sair masraflarına yönelik taleplerini açık yasal düzenleme karşısında Gümrük ve Ticaret Bakanlığından talep edebileceğinin kabulü ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, ardiye ilişkisinden kaynaklı muhafaza edilen eşyanın aynen iadesi olmadığı takdirde bedelinin ödenmesi taleplerine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Davacı vekili, davanın tahıl silosunun aynen iadesi/olmadığı takdirde bedelinin tahsili talepli olup; davanın temeli, mülkiyete dayalı istihkak iddiasına dayanmakta olduğunu belirtmiştir. Ancak esasen tahıl silosunun mülkiyetinin çekişmeli olmadığı açık olmakla, davanın temeli davalıya Gümrük Muhafaza Müdürlüğü tarafından kendi bünyelerinde malın muhafazası mümkün olmadığından yargılama süresince muhafaza edilmesi için davalı şirkete teslim edilen tahıl silosunun davacıya iadesi için ardiye ücreti ödenmesi gerekli olup olmadığına dayanmaktadır. Dava konusu tahıl silosunun davacının mülkiyetinde olduğuna dair taraflar arasında bir niza söz konusu değildir.

Davalı, cevap dilekçesinde açıkça hapis hakkını kullandığına dair bir savunmada (def'i) bulunmamıştır. Kaldı ki; davalı, hapis hakkını ileri sürseydi dahi bu, davanın reddi sonucunu doğurmayacak, taraflar karşılıklı veya aynı anda ifaya mahkum edilecektir. Takas def'i ya da mahsup itirazında ise karşılıklı hesaplama gündeme gelecekti. O halde mahkemece hapis hakkına dair içtihat gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.

Mahkemece "el koyma" ile "alıkoyma" arasındaki farkı ya da bu ikisi arasındaki ilişkiyi değerlendirememiştir. Şöyle ki, 5607 Sayılı Kanunun 10. maddesinde: "Bu Kanunda tanımlanan suçların işlenmesinde kullanılan taşıtlara, Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüne göre elkonulur" denilmekte,

CMK'nın 128-4 bendinde, "Kara, deniz ve hava ulaşım araçları hakkında verilen elkoyma kararı, bu araçların kayıtlı bulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur" denilmektedir. Somut olayın konusu ise tahıl silosu olduğundan ve sicile kayıtlı bir emtia olmadığından burada el koymadan değil alıkoymadan bahsedilebilir. Somut olayda her ne kadar CMK anlamında bir el koyma işlemi yoksa da Kanun Koyucunun öngördüğü başkaca özel el koyma hallerinin bulunduğunu, dolayısıyla somut olayımızda olduğu gibi İdarenin eylemi ile davacının zilyetliğinin ortadan kaldırıldığı fiili bir el koyma/alıkoyma eyleminin gerçekleştiğinin kabulü zorunludur. Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun " Kaçak eşya naklinde kullanılan taşıta elkoyma" başlıklı 10. Maddesinde " (1) Bu Kanunda tanımlanan suçların işlenmesinde kullanılan taşıtlara, Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüne göre elkonulur. (2) 13 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına girmesi, Türkiye’de sicile kayıtlı olmaması ya da soruşturma ve kovuşturma devam ederken, kaçakçılık suçunun işlenmesinde tekrar kullanılması halinde, elkonulan taşıt, elkoyma kararı veren mercilerce alıkonulur. Sahibinin taşıtın değeri kadar teminatı alıkoyma tarihinden itibaren otuz gün içinde gümrük idaresine teslim etmesi halinde, taşıt sahibine iade edilir. Aksi takdirde, tasfiye idaresi tarafından soruşturma ve kovuşturma sonucu beklenmeksizin derhal tasfiye olunur. (3) Kaçak eşya naklinde kullanıldığı şüphesiyle fiilen gümrük idaresine veya yediemine teslim edilmiş ve hakkında elkoyma kararı bulunmakla birlikte ikinci fıkra uyarınca alıkonulmayan taşıtlar, gümrük idaresince yapılacak tebligattan itibaren doksan gün içinde muhafaza ve diğer masraflar karşılanmak suretiyle sahibi tarafından teslim alınmaması halinde, tasfiye idaresi tarafından soruşturma ve kovuşturma sonucu beklenmeksizin derhal tasfiye olunur....." "Elkonulan eşyanın muhafazası" başlıklı 11. Maddesinde, "(1) Kaçak şüphesiyle elkonulan eşya ile 10 uncu maddenin ikinci fıkrası gereğince alıkonulan her türlü taşıt ve araç; miktarı, cinsi, markası, tipi, modeli, seri numarası gibi eşyanın ayırıcı özelliklerini gösterir bir tutanakla gümrük idaresine teslim edilir..... ...(6) (Ek: 28/3/2013-6455/56 md.) Kaçak akaryakıt hariç el konulan ve alıkonulan her türlü eşya, yük hayvanı ve taşıtların muhafazası, depolanması, yüklenmesi, boşaltılması, nakliyesi ve imhası gibi nedenlerle el konulduğu andan itibaren yapılan masraflar, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı döner sermaye işletmesi gelirlerinden karşılanır. " hükmü düzenlenmiştir.

Ceza soruşturması aşamasında teknik anlamda bir el koyma kararı yoksa da bizzat ceza mahkemesi ve gümrük müdürlüğü sanki el koyma kararı varmış gibi hareket etmektedirler. Nitekim ceza mahkemesi tahıl silosunun davacıya yediemin sıfatıyla teslimine dair ara karar kurmuş, gümrük müdürlüğü ise liman idaresine eşyanın sahibine iadesi hususunda davalı ... ile yazışmıştır. Bahsi geçen ara karar ve yazışmalar fiili el koymanın bariz delilleridir. Davacının malın iadesi hususunda davalı ...'den defaatle talepte bulunduğu dosyaya sunulan belgelerden anlaşılmaktadır. Dosyaya ibraz edilen Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Tasfiye Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nun tüm Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüklerine gönderdiği 30157710-380.01 sayılı ve Alıkoyma ve Tasfiye İşlemleri konulu 09.03.2017 tarihli genelgesinde: "Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünden alınan 25.10.2016 tarihli 65973 sayılı ekli yazıda özetle, 5607 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde belirtilen özel durumlardan birinin mevcut olması halinde kaçak eşya taşımasında bilerek kullanılan veya kullanılmaya teşebbüs edilen araç için kanuni tabirle "alıkonulma" tedbiri, bir başka deyişle "fiili el koyma" koruma tedbiri verileceği, anılan maddede "alıkonulma" tedbirine kimin karar vereceği belirtilmemişse de söz konusu tedbirin de esasen "fiili elkoyma" niteliği taşıdığı ve dolayısıyla 5271 sayılı Kanunun 127 nci maddesinde belirtilen elkoyma kararı vermeye yetkili merciler tarafından verilmesi gerektiği hususunda herhangi bir tereddütün bulunmadığı, alıkonulma şeklinde bir karar alınmadan fiili alıkonulma şeklinde uygulama yapılması durumunda kamu zararı doğabileceği gibi hukuka aykırı koruma tedbirinin uygulanması nedeniyle devletin sorumluluğunu da doğurabileceği hususularına yer verilmiştir.

Hukuk Müşavirliğinden alınan 10.01.2017 tarihli 21732654 sayılı yazıda ise özetle 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında zikredilen özel durumlardan birinin mevcut olması halinde, kaçak eşya naklinde kullanılan taşıtın alıkonulmasına esas olmak üzere el konulmasına, 5607 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında “alıkonulma” koruma tedbirine kimin karar vereceği belirtilmemekle birlikte 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 127 nci maddesinde belirtilen el koyma kararı vermeye yetkili merciler tarafından karar verilmesinin uygun olacağının mütalaa edildiği belirtilmiştir.

Bu itibarla, mezkur Kanun hükümleri uyarınca alıkoyma şartlarının oluşması halinde ilgili mahkemeden alıkoyma kararı verilmesinin istenilmesi gerekmektedir." denilmektedir.

Açıklanan sebeplerle, her ne kadar CMK anlamında bir el koyma kararı alınmamış ise de dava konusu tahıl silosunun 5607 sayılı Kanun’un 10. maddesi ve 6458 sayılı Kanun’un Ek 1. Maddesinde öngörülen koruma tedbirine konu olduğu ve söz konusu siloya fiili olarak el konulduğu, eşyanın 23.01.2019 tarihinde davalı şirkete yedi emin olarak teslim edildiği, Mersin 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/183 Esas sayılı dosyasında 23/01/2019 tarihli ara karar ile davacıya teslimine karar verildiği, yapılan yargılama sonunda davacı hakkında beraat kararı verildiği ve henhangi bir ek koyma yada müsadere kararı verilmediği, davacının silonun iadesi talebinin davalı ...'nin ardiye ücretine yönelik faturanın ödenmesi halinde gerçekleştirileceğinin belirtildiği anlaşılmaktadır. Ancak bu masrafın yukarıdaki düzenlemeler gereğince Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'ndan talep edebileceğinin kabulü gerekir.

Ancak yukarıda zikredilen kanun ve maddeler ile özellikle 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun "el konulan eşyanın muhafazası" başlıklı 11. Maddesi dikkate alındığında dava dışı Gümrük Müdürlüğünce fiili olarak el konulan ve davacıya iadesine karar verilen silonun ardiye giderine yönelik masraftan davacının sorumlu tutulamayacağından silonun davacıya teslimine karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi hatalı olduğundan davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü gerekmiştir.

HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;

Açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile,

HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile,

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere Mersin 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13.02.2024 tarih ve 2023/204 Esas, 2024/137 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

2.Davanın KABULÜ İLE, -Mersin 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/183 Esas, 2019/717 Karar sayılı dosyasında göçmen kaçakçılığı suçundan kullandığı iddia edilen, 25/06/2019 tarihli ara kararla davacıya iadesine karar verilen, 21.01.2019 tarih ve ... sayılı faturaya konu tahıl silosunun davacıya AYNEN İADESİNE,

3.Harçlar Kanunu uyarınca davalıdan alınması gereken 11.066,22 TL karar harcından, peşin yatırılan 2.766,56 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.299,66‬ TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,

4.Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5.Davacı tarafından yapılan 2.766,56 TL peşin harç, 61,25 TL tebligat- müzekkere gideri, 1.912,35 TL keşif harcı, 700,00 TL taksi ücreti ve 1.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.940,16 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6.HMK'nın 333. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının bulunması halinde ilgililerine iadesine, İstinaf giderleri açısından;

7.Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,

8.İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

9.Davacı tarafından yapılan 460,00 TL istinaf yargılama ve dosya gönderme ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

10.Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri beş yüz kırk dört bin (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.18/03/2025

Başkan Üye Üye Katip

İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.