3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkil ...A.Ş. nezdinde ... nolu Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalanmış olan... plakalı araç, 31.08.2024 tarihinde, davalının sevk ve idaresindeki ...plaka numaralı araç ile karıştığı trafik kazası neticesinde hasarlanmıştır. 31.08.2024 tarihinde meydana gelen bu kaza sonucu sigortalı tarafından hasar başvurusu yapılmıştır. Müvekkil şirket tarafından sigortalı araç üzerinde, Sigortacılık Kanunu’nun 22.nci md.si gereğince bağımsız ve uzman eksper tarafından hasarın, miktarı ve niteliği yönünden tespiti yaptırılmıştır. Yapılan hasar ekspertiz sonucu, sigortalı araçta oluşan hasar tespit edilerek, tespit edilen 45.300,00 TL hasar tutarına 1.120,00 TL muafiyet uygulanarak, 44.180,00 TL hasar onarım bedeli sigortalı aracın onarımının yapıldığı servislere ödenmiş ve sigortalının zararı karşılanmıştır.
Sigortalı araç sürücüsünün dava konusu olayda hiçbir kusuru bulunmaması nedeniyle uğranılan zararın tamamı kazaya sebebiyet veren davalı tarafından karşılanmak zaruretindedir.Davalı tarafa meydana gelen hasardan sorumluluğu için yazılı başvuru yapılmış ancak davalı 12.12.2024 tarihinde kendisine tebliğ edilen bu rücu yazısında kendisine verilen 10 günlük süre içerisinde ödeme yapmamış ve 22.12.2024 tarihinde temerrüte düşmüştür.
Müvekkilce karşılanan zararın rücu işlemi ...
25.İcra Müdürlüğü’nün ...Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılmıştır. Bunun üzerine davalı borçlu icra dosya borcuna itirazda bulunmuştur.Davalıların ...
25.İcra Müdürlüğü’nün...Esas sayılı dosyasına olan itirazının, fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik, 44.180,00 TL ana para ve 1.103,89 TL faiz olmak üzere toplamda 45.283,89 TL üzerinden iptali ile takibin devamına karar verilmesini; Borçlular aleyhine %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesine, Yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini..." talep ve dava etmiştir.
Dava; davacı yanın kasko sigorta sözleşmesi kapsamında ödediği bedeli, aracın hasarlanmasında kusurlu olduğu gerekçesiyle davalı yandan tahsili istemine ilişkindir.
Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açması nedeniyle , görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınması gerekir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı kararında bu husus “sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur” şeklinde belirtilmiştir. 6762 sayılı TTK'nın 5/1. maddesinde "Aksine hüküm olmadıkça, dava olunan şeyin değerine göre asliye hukuk veya sulh hukuk mahkemesi ticari davalara dahi bakmakla vazifelidir" düzenlemesine; aynı maddenin 2. fıkrasında "Şu kadar ki; bir yerde ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalarla hususi hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere ticaret mahkemesinde bakılır" düzenlemesine yer verilmiş; anılan maddenin 3. fıkrasında ise, davanın asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemelerinden hangisinin iş sahasına girdiğinin, ancak taraflarca ilk itiraz olarak ileri sürülmesi halinde dikkate alınabileceği düzenlenmiştir.
TTK'nın 1472’de düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır.
TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için sigortalı hangi mahkemede dava açabilecek ise sigortacının da aynı mahkemede dava açması gerekir.
Tüm dosya kapsamı itibariyle; davacı kasko sigortacısı tarafından dava dışı sigortalıya ödenen hasar bedelinin, sigortalının haklarına halef olarak davalı yandan tahsili talebinde bulunulduğu, dava dışı sigortalının gerçek kişi ve sigortalı aracın da hususi araç niteliğinde olduğu, sigortalının tacir olduğuna dair dosyaya yansıyan herhangi bir belgenin bulunmadığı, davalı tarafça kullanılan aracında hususi araç niteliğinde olduğu, davacı sigorta şirketinin halefiyet ilkesine dayalı olarak haksız fiil hükümleri uyarınca davalıya dava açtığı, uyuşmazlığın ticari nitelikte bulunmadığı ve uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmakla HMK'nın 114/1-c maddesine göre görevsizlik nedeniyle HMK'nın 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1.Davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle 6100 sayılı HMK.'nın 114/1(c) ve 115//2. Maddelerine göre usulden reddine,
2.Kararın kesinleşmesi üzerine 2 hafta içerisinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
3.Yargılama masraflarına ilişkin kararın HMK 331/2. Maddesine göre yetkili ve görevli mahkemece nazara alınmasına,
4.Kararın kesinleşmesi üzerine 2 hafta içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde davanın açılmamış sayılması yönünde karar ittihazına, Kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere vekillerin huzurunda karar verildi. 20/03/2025
Katip
(e-imzalıdır)
Hakim
(e-imzalıdır)