2. Ceza Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 2. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/10420
- Karar No
- 2024/21339
- Karar Tarihi
- 25.12.2024
- Dava Türü
- Ceza
- Hukuk Alanı
- Ceza Hukuku - Malvarlığı
- Karar Sonucu
- DÜŞÜRÜLMESİNE
2. Ceza Dairesi 2023/10420 E. , 2024/21339 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
Sanığın 24.07.2012 tarihli duruşmada alınan ifadesinde, müdafi istemediğini belirttiği ve müdafii bulunmaksızın ifadesinin alındığı gibi, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150. maddesinin 2. ve 3. fıkraları gereğince de sanığa zorunlu müdafi atanmasını gerektirecek bir durumun da bulunmadığı, yokluğunda verilen kararın sanığa bizzat tebliğ edilmesinin gerektiği hâlde sanığa tebliğ edilmediği, bunun yerine sanığa soruşturma aşamasında tutukluluk sorgusu sırasında müdafii olarak görevlendirilen Av. Ali Rıza Irmak'a gerekçeli kararın tebliğ edildiği ve müdafii tarafından temyiz edilmeyince kararın kesinleştirildiği anlaşılmış ise de, anılan müdafiinin kovuşturma aşamasında herhangi bir görev ve yetkisinin bulunmadığı, müdafie yapılan karar tebliği işleminin geçersiz olduğu belirlendiğinden, sanığın 26.10.2020 tarihli eski hale getirme ve temyiz mahiyetli isteminin süresinde olduğu kabul edilmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca ve yukarıda belirtilen gerekçeyle temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanığın yargılama konusu eylemlerine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-e (2 kez) ve 106/2-a maddelerinde tanımlanan suçlar için öngörülen cezaların üst sınırlarına göre, aynı Kanun'un 66/1-e. maddesinde belirtilen 8 yıllık dava zamanaşımının, zamanaşımını kesen son işlem olan 18.04.2013 tarihli mahkûmiyet tarihinden itibaren inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa'nın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davalarının 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.