1. Ceza Dairesi
1. Ceza Dairesi 2023/2900 E. , 2025/897 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1 ve 286/2-a maddeleri uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul Anadolu 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.11.2020 tarihli ve 2019/304 Esas, 2020/301 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, katılana yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 35/2, 29/1, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 11.10.2022 tarihli ve 2021/281 Esas, 2022/1335 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında ilk derece mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ve katılan vekilinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; suçun vasfına, meşru savunmaya, kastın yokluğuna ilişkindir. III. GEREKÇE
1.Dosya kapsamına göre; alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından tebliğnamedeki tekrar rapor alınması gerektiğine yönelen bozma görüşüne iştirak olunmamıştır.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, suçta kullanılan silahın öldürmeye elverişli olması, darbe sayısı, hedef alınan vücut bölgesi, yaralanmanın niteliği hususları nazara alındığında sanığın kastının öldürmeye yönelik olduğu ve eyleminin kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturduğuna dair takdir ve değerlendirmede isabetsizlik görülmediği, meşru savunma hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde bozma nedenleri dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3.Dosya kapsamına göre;
a)Sanığın suçta kullandığı bıçak ile katılanı bilateral pnömotoraksa ve tüp torakostomiyle kapalı su altı drenajı uygulanmasına sebebiyet vererek, yaşamını tehlikeye sokacak ve basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek biçimde yaraladığı anlaşılan olayda, sanık hakkında meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak teşebbüs nedeniyle 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngören 5237 sayılı Kanunun 35. maddesi uyarınca makul (orta) oranda bir ceza belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı biçimde uygulama yapılması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
b)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarihli ve 2002/238 Esas, 2002/367 Karar sayılı kararı ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş süreklilik gösteren uygulamaları uyarınca dosya kapsamından ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiğinin kesin olarak belirlenemediği, bu durumda şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği haksız tahrik nedeniyle indirim öngören 5237 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile yapılan uygulama sırasında asgari oranda indirim yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı biçimde makul (orta) oranda indirim yapılması suretiyle eksik ceza tayin edilmesi, Hususları hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünün (3) numaralı paragraflarında açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin11.10.2022 tarihli ve 2021/281 Esas, 2022/1335 Karar sayılı kararının "teşebbüsün ve haksız tahrikin dereceleri yönünden" 5271 sayılı Kanun’un 302/2.maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun'un 307/5. maddesi uyarınca sanığın ceza miktarı yönünden KAZANILMIŞ HAKKININ KORUNMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 15. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.02.2025 tarihinde karar verildi.