Aramaya Dön

3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2020/70
Karar No
K. 2025/197
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2020/70 ESAS
KARAR NO: 2025/197
DAVA: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ: 20/02/2020
KARAR TARİHİ: 04/03/2025

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 15.12.2011 tarihinde ----------- Şti.'ye %25 hisse ile ortak olduğunu ve ortaklığın başladığı tarihten bugüne kadar şirketin iş ve işleyişiyle ilgili diğer ortaklardan bilgi alamadığı gibi, şirketin kar dağıtımının yapılmadığını ve şirket bilançolarının kendisine gösterilmekten imtina edildiğini fark ettiğini, müvekkili şirket tarafından -----------Noterliği'nin 23.12.2019 tarihli------------ yevmiye numaralı ihtarnamesi ile kendisine şirkete ilişkin bilgilerin verilmesi ve gerekirse müvekkili şirketçe usulüne uygun vekaletname ile yetkilendirilen kişilerce veya bir uzman vasıtasıyla şirkete ilişkin evrakların incelenmesi talebi ile davalı şirkete ve yetkililerine ihtarname gönderildiğini ancak -----------Noterliği'nin 31.12.2019 tarihli ------------ yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı tarafça haksız ve hukuka aykırı olarak; "son dönemde şirket menfaatleri ile çatışan ve ortaklar arası müşterek gaye ve irade ile örtüşmeyen iş ve işlemlerinizin devamı olarak değerlendirilmiştir." ve "Şirketimizin eski ortaklarından ---------- ortaklıktan ayrılma sürecinde, daha önce bu ortağın ayrılması yönünde tanıklık yaparken, daha sonra kendisiyle işbirliği yapacağınız yönündeki şirketi tehdit eder söylemlerinizin varlığı.." şeklindeki tamamen varsayımsal ve gerçek dışı ifadeler ile reddedildiğini ve engellendiğini, davalı şirketin ortaklık mevcudunun kalmadığını, şirket otaklığından ayrılmak isteyen müvekkili şirket yetkilisinin diğer ortaklara bu talebini ilettiğinde ise çeşitli hakaretlere maruz kaldığını, bu nedenle müvekkili şirketin T.T.K. gereğince haklı sebeplerle şirketin ortaklığından ayrılmak istediğini, müvekkili şirket yetkilisinin çeşitli hakaretlerine maruz kalması sebebiyle ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sona erdiğini ve sürekli güvensizlik ortamı oluştuğunu, diğer ortakların da kendi kusurlarından kaynaklı şirketin kuruluş gayesinin gerçekleşmesinde hukuki ve ekonomik imkansızlık meydana geldiğini, müvekkili şirket yetkilisine şirket bilançolarının gösterilmemesi, şirketin iş ve işleyişi ile alakalı olarak diğer ortaklardan bilgi alamaması üzerine şirket yönetiminde yolsuzluklar yapıldığı kanaatinin güçlendiğini, müvekkili şirketin taleplerinin bu zamana kadar yerine getirilmediğini ve Türk Ticaret Kanunu'ndan doğan hak ve alacaklarının da talep edilmesine rağmen kendisine ödenmediğini, müvekkili şirketçe arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu ve anlaşma sağlanamadığını beyan ederek taraflar arasında hakaret içerikli konuşmalar geçmiş bulunduğundan ve diğer ortakların müvekkili şirket aleyhine olumsuz tavır ve davranışlarda bulunduğu, müvekkili şirketin bilgi almasını haksız ve hukuka aykırı olarak engellediği, şirketle ilgili herhangi bir bilgi paylaşmamaları da gözetilerek öncelikle ortak olunan şirketin tarafsız bir şekilde yönetimi ve işlemlerin devamını sağlamak üzere şirkete kayyım atanmasına, Mahkeme aksi kanaatte ise taraflar arasında hakaret ve küfür içerikli konuşmalar geçmiş bulunduğundan, şirket ortaklarının mal kaçırma ihtimaline binaen ve davanın konusuz kalmaması amacıyla şirket hesaplarına ve şirket ortaklarının şirketin menfaatini gözetmeksizin yaptıkları harcamalar ve yolsuzluklar birlikte değerlendirildiğinde şirket ortaklarının hesaplarına bloke konulmasına, şayet mahkeme aksi kanaatte ise de şirketin mal kaçırma ihtimaline binaen şirketin malvarlığına ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir konulmasına, dava süresince müvekkili şirketin ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına ya da durumunun teminata alınması amacıyla tedbir kararı verilmesine, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca müvekkilinin haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkarılmasına, müvekkili şirketin kar payı alacağı ayrılma akçesi, şerefiye bedeli, hisse bedeli ve şirketteki payının gerçek bedelinin karşılığı olarak, fazlaya ilişkin talep ve hakkı saklı kalmak üzere şimdilik 20.000,00 - TL'nin ticari faiziyle birlikte taraflarına ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini taleple dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının ayrılma akçesi haricinde, kar payı şerefiye bedeli, hisse bedeli, şirketteki payının gerçek bedeli olmak üzere ayrı ayrı kalemler tahtında toplamda 20.000,00 TL alacak talebinde bulunduğunu, HMK md. 119 uyarınca hangi alacak kaleminin ne tutarda olduğunun ayrı ayrı izahı gerektiğini, bu anlamda davacıya kesin süre verilmesini ve anılan hususun izzahatini talep ettiklerini, yine dava dilekçesinde HMK 119/ ç, f ve g ye aykırılık olduğundan bu hususta da yine HMK md. 119/2 uyarınca davacıya kesin süre verilmesi gerektiğini, ayrıca söz konusu dava esas sermaye payının tespiti ile iddiasına göre bilgi alma hakkı temelli olduğundan ve ayrıca şirket sermayesi ve davacı payının değeri 300.000,00 TL üzerinde olduğu sabit olduğundan yargılamanın Heyet tarafından yapılması ve yazılı yargılama usulu ile yargılamanın devam edilmesi kanaatinde olduklarını, davaya konu şirketin 13.07.2011 tarihinde müvekkili şirket-----------Ticaret odasında tescil edilerek kurulduğunu, müvekkili şirketin iştigal konusu yerli ve uluslararası tekstil müşterilerinden sipariş aldığı ürünlerin imalatını yapmak yada yaptırmak suretiyle temin ederek müşterilerine satış yapmakta olduğunu, dolayısıyla müvekkili şirketin iç pazarda olduğu kadar ihracat yolu ile dış ticaretine de devam etmekte olduğunu, şirketin toplam sermayesinin tamamının ödenmiş şekilde 600.000,00 TL olduğunu ve davacı şirkette %25 hisse sahibi olduğunu, şirketin kurucuları ve hali hazırda temsil ve ilzama yetkilileri'nin---------- ve -------------- olduğunu, davacı şirkete kuruluş sonrası tekstil imalatı işlerini yürütebilmek için katıldığını, davanın davacının şirket ortaklığından çıkma talebinde haklı olup olmadığı hususunda kitlenmekte olduğunu, davacının davasını diğer ortaklardan bilgi talep etmesine rağmen bilgi verilmemesi yönünde gerekçeye dayandırıldığını, dosyada bunun dışında tek bir gerekçe ve dilekçe eki delil bulunmadığını, TTK md. 638 uyarınca "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir." sadece mesnetsiz bilgi edinme konusunda sorun yaşandığı iddiasıyla şirketten çıkma yönünde karar verilemeyeceğini, Kanunda belirtilen haklı sebep varlığı bu davanın temelini oluşturmakta olduğunu, davacının haklı sebebe ilişkin hiç bir delil sunamadığını, davacının çıkma talebinin haklı bir sebebi bulunması gerektiğini, şirketin önceliğinin ticari sırların ve ticari gizliliğin korunması olduğunu, bunun dışında tüm bilgileri temin etmesi yada şirket merkezinde belge incelenmesinin hiç bir zaman engellenmediğini, davacının dava konusu yaptığı ve haksız olduğunu iddia ettiği bilgi alma hakkı ve bunun sınırlandırılması hususunda kanunda özel düzenleme bulunmakta olup bu yöndeki itiraz ve şikayeti için sırasıyla şirket genel kurulunu toplama ve mahkemeden kesin karar ile netice alma yönünde usul varken direkt olarak şirketten çıkma davasının açılmasının sermaye şirketlerinde hakim ilkelere yasa ve usule aykırı olduğunu, davacı tarafından bilgi talebine dayandırdığı ------------ Noterliği tarafından gönderilen 23.12.2019 tarihli ve ---------- yevmiye numaralı ihtarnamede şirket işleyişi ile ilgili olmayan bir kısım sorular sorulduğunu, yine aynı sorularda zaten davacının bildiği ve kendisine gönderilen bilgiler olmasına rağmen bilgi paylaşımı yapılmıyormuş gibi kanaat uyandırırcasına ihtarname gönderildiğini, bunun dışında şirket tarafından düzenli bilgilendirme yapıldığını, davacıya şirket mali ve ticari verilerinin paylaşıldığı e-maillerin dilekçe ekinde sunulduğunu, davacının anılan ihtarname ile kendisine delil üretmeye çalıştığını, sürekli gelişen ve büyüyen şirketten çıkma talebi için haklı sebebin olduğu yönünde davacının hiçbir iddiasını ispat edemediğini ve bu yönde belge sunamadığını, çıkma talepli dava dilekçesinde son derece düzgün finansal verileri bulunan şirketin malvarlığı ve yönetimine yönelik tedbir ve kayyım talebinin dahi davacının haksız olduğunu gösterdiğini, ortaklığı temsil eden %75 hissedar söz konusu ortağın şirketten çıkmasına yönelik bir iradesi bulunmadığını, krizin başlaması ve pandemi ile daha da ekonomik olarak zor bir sürece girildiği bu dönemde davacının ayrılma akçesi adı altında parasını alıp şirketin maddi durumunu sarsma ve şirket menfaatlerini göz ardı etme niyeti söz konusu olduğunu, haklı bir sebebi olmayan davacının şirketten ayrılıp şirket sermayesinde ciddi bir azaltma yaratması ve bunun haksız bir nedene dayanması Sermayenin Korunması ilkesine de aykırılık teşkil etmekte olduğunu, davalı şirket ortakları arasında belirli bir iş bölümü kararlaştırıldığını, davacı şirketin davalı şirkette üretim konusunda destek olmak için ortak olduğunu, tüm bu eksikliklere rağmen diğer ortakların davacının şirketten çıkmasına veya başkaca bir zarar tazminine yönelik olarak dava yoluna gidilmeden çözülmesi mümkün olduğundan ve işletmenin devamlılığı esas olduğundan davacıya karşı hiç bir yasal aksiyon almayı dahi düşünmediklerini, çıkma talebinde bulunmak için hem haklı bir sebebi olmayan hemde şirkete karşı yükümlülüklerini yerine getirmeyen davacının davasını ikame etmesi hakkın kötüye kullanılması olup, alenen kötü niyetli olduğunu, müvekkili tarafından tarafından düzenli bir bilgilendirmeme bilgi talebine ısrarlı bir şekilde engel olma, davacı ortak şirketin menfaatlerini zedeleme şeklinde bir durum söz konusu olmadığını, aksine dilekçe ekinde davacının düzenli olarak bilgilendirildiğine dair email ve yazışmaları sunduklarını, kanunda açıkça öngörülen haklı bir sebep olmaksızın şirketten çıkma gerçekleşemeyeceğini beyan ederek davacının iddialarının mesnetsiz olması dosyada delil dahi sunamamaları, şirket malvarlığı ve yönetimi noktasında basiretli davranıldığı, nazara alınarak tedbir ve kayyum taleplerinin reddine, haksız davanın usul ve esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafından ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER ve GEREKÇE: Dava; Şirket ortalığından çıkma, kar payı alacağı, ayrılma akçesi, şerefiye, hisse bedeli ve şirket payının bedelinin hesaplanmasına, davacının ileri sürdüğü hususların haklı nedenler çıkma sebebi olup olmadığının tespitine ilişkindir.----------ATM yazılan müzekkereye cevap verildiği, ----------- Esas sayılı dosyasının Mahkememizin -------- Esas sayılı dosyası ile birleştirildiği, ------------ Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabının, -----------Noterliğinin 23/12/2019 tarih ve ---------- yevmiye nolu ihtarnamesinin tebliğ şerhini içeren bir nüshasının ve ---------- Noterliğinin 31/12/2019 tarih ve ----------- yevmiye nolu ihtarnamesinin tebliğ şerhini içeren bir nüshasının dosyamız arasına alındığı görüldü. Davacı tanığı ----------- 03/12/2020 tarihli duruşmaya katılarak beyanında; Ben Sanayi Dikiş Makineleri satıcısıyım,-------- ----------- işyeri merkezim vardır, Fabrikamda -------- bulunmaktadır, her iki tarafı da tanıyorum, her iki tarafla da iş yapmışlığım vardır, biz 10 yıl kadar evvel , ---------- firması benden bir takım makineler satın aldı , O zaman ------ ve -------- görüştük, 10 yıl boyunca bu şirketle sürekli işlerimiz olmuştur, onların fasoncularıyla da çalışmışlığımız vardır, benim gördüğüm, bundan 1,5 sene evvel --------- yakasına geçtiğimde ------- yakın bir firmaya gitmiştim, Ordan ---------- yanına uğradım, --------- ----------- firmasının ortağıdır, ---------, --------, ---------- için bunlardan memnun değilim, bunlar işe yaramıyorlar, dedi. Yine bir süre sonra -------- ----------gelmişti, ----------- firmada toplantı yapılması için gelmişti, ------------ ile tartışmışlar, ----------- kendisine küfür ettiğini, hareket ettiğini söyledi, küfürün içeriğini bilmiyorum, ----------- hep sinkaflı konuşur, ben ----------- tanırım, ---------- ----------- ortaklarındandır, ----------, yanımda ---------- konuşurken, ----------- yanımızdayken siz ne yaptınız ki, zaten her şeyi ben yaptım, şirketi ben bu hale getirdim, siz ne yaptınız ki, beni oraya getirtmeyin, diye ifadeler kullandı, telefonda megafondan konuştukları için bende bu ifadeleri duydum, önceki dönemlerde ----------- pek küfürlü konuşmazdı, kendisi Beyefendi bir adamdır, ---------- ile ---------- toplantıya ----------- toplantıya gireceklerini ancak bu toplantının --------- çok kızgın olması sebebiyle gerçekleşmediğini anlattı, toplantıyı da taraflar arasındaki gerginliğin konuşulması için tertiplendiğini biliyorum, demiştir.Davalı tanığı --------- 03/12/2020 tarihli duruşmaya katılarak beyanında; " Ben ---------- Muhasebe sorumlusuyum, davacı şirket ortaklığından ayrılmak istiyor, Mali kayıtlara ulaşılmadığını söylüyor, taki taraflar arasında uyuşmazlık çıkana kadar bu mali veriler davacıya gönderiliyordu, bu verileri bizzat ben gönderiyordum, ortaklar arasında bir çekişme ya da hakaret bir şeye şahit olmadım, kurumlar vergisini ve bilançoları paylaşıyoruz, şirketin kar-zararı hakkında ortak bilgilendiriliyordu, şirketimiz finansal olarakta şu an iyi durumdadır, Müşterimiz olan Yurtdışı bir firma vardı, bu firma zarar etti, bu zarara rağmen şu anda şirketimizin mali durumu yerindedir, Mali verileri ----------- istiyordu, bizde ne isterse onu gönderiyorduk,---------- bize mali verilerini göndermediği için bizde bu davada ortaya çıkınca göndermedik, ----------- verileri kredi kullanımında bize gerekli oluyordu, ancak göndermediler "demiştir.Davalı tanığı ---------- 03/12/2020 tarihli duruşmaya katılarak beyanında; " Ben----------- 6 yıldan beri ihracat departmanında çalışıyorum,---------- arada bir firmamıza gelir, giriş katında çay içerler, giderler, şirketteki işin işleyişine karışmazlar, İmalatlar konusunda kalite konusuna bir takım müşterilerle sıkıntılar yaşadık, bu sevkiyat işlerini ---------- yapıyordu, bu sevkiyatlarda bazen sıkıntılar oluyordu, taşınan ürünlerin, yolculuk esnasında zarar görmesi esnasında müşterilerden bize dönüşler oluyordu, ortaklar arasında bir çekişme ya da sıkıntı olup olmadığını bilmiyorum" demiştir.

Davacı tanığı ------------ 29/06/2021 tarihli duruşmaya katılarak beyanında; "Tarafları tanırım, ben tekstil işiyle uğraşıyorum, şirket ortaklarından --------- ve ---------- tanırım, ilk başta iyi gidiyorlardı, ------- --------- bir telefon konuşmasına şahit oldum, önce normal bir konuşma oluyordu, ---------- megafonu açtı sende duy diye -------- ---------- telefonda sen bir boka yaramıyorsun, bir işe yaramıyorsun, işle ilgilenmiyorsun gelmiyorsun gitmiyorsun şeklinde konuştu, ----------- de karşılık olarak ----------- bu şekilde konuşmamalısın diye karşılık verdi, şirketin ilk kurulduğunda ben şirkete destek verdim, ben şirkete ihale alması konusunda destek verdim, tarafların arasın son 2,5 senedir iyi değildir, tartıştıklarını biliyorum, bu biraz önce bahsettiğim tartışma dışında başka bir tartışmalarına şahit olmadım, bu konuşma benim ofisimde gerçekleşti, konuşma esnasında ---------- yoktu, "demiştir.Davalı tanığı ---------- 29/06/2021 tarihli duruşmaya katılarak beyanında; " Ben 2012 yılından beri ------------ de çalışıyorum, imalat bölümünde üretim ile ilgileniyorum, fason takipçisiyim, şirket ortaklarını tanıyorum, şirket ortakları -------- ve ----------, her istediği zaman bizden bilgi almıştır, ------------ mahkemelik olana kadar bir hafta ------------ da olup bir hafta ----------, --------- ---------- program yapmak için gidiyordu, taraflar arasında bir sürtüşme olduğunu bilmiyorum, gayet iyi geçinmektedirler, ----------- istediği bilgiyi bizden dilediği zaman alıyordu, dava açıldıktan sonra ---------- kendisi gelmedi, bilgi talep etmedi, bu konuda talepte bulunsaydı kendisine bilgi verirdik, diğer ortaklardan bilgi verme hususunda herhangi bir baskı yapılmadı, imalatın %1 i -------- da yapmıştır, geri kalan imalat fason olarak ---------- biz yapmışızdır," demiştir.

Dosya konusunda uzman bilirkişi heyetine verilerek rapor alınmıştır. 10/01/2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle;" Davalı şirket ---------- Şti. üzerinde yapılan inceleme neticesinde; a) Şirketin 2011 ve 30.09.2021 tarihleri arasında net birikmiş kar tutarı (zarar tutarları mahsup edildikten sonra) 27.843.824,17 TL’sidir.

b)Davacı -------- firmasının davalı şirket içerisindeki sermaye payı oranı %25’tir. Bu da toplam 600.000 TL sermaye içerisinde 150.000 TL tutara tekabül etmektedir.

c)Davalı --------- firmasının rayiç değerli Özvarlık tutarı 32.143.282,82 TL olarak hesaplanmıştır. Davacı ----------- firmasının bu rayiç Özvarlık tutarı içindeki (%25) payı 8.035.820,71 TL olarak tespit edilmiştir. d) Davalı şirketin her ne kadar Marka değeri sıfır olarak bulunmuş olmakla birlikte, şirket değerlemesi hususundaki kabul görmüş uluslararası standartlar (2) konusunda yukarıda gerekli açıklamalar yapılmış olup, heyetimiz içerisinde bu değerlemeyi yapabilecek vasıfta bilirkişi üye yoktur. "tespitinde bulunmuştur.

Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, beyan ve itiraz dilekçesi sundukları görülmüştür. Tarafların itirazları değerlendirilmek üzere bilirkişi heyetinden alınan 22/07/2022 tarihli ek raporda özetle; "şirketi değerlemek için en uygun yönetimin İndirgenmiş Nakit Akışları Yöntemi olduğu ve bu yönteme göre -işbu raporda ifade edilen varsayımlar ve kabuller çerçevesinde- şirket değerinin 55.274.177 TL olduğu ve davacı şirketin payına isabet eden değerin 13.818.544,36 TL olduğu kanaatine ulaşılmıştır. tespitinde bulunmuştur. Tarafların itirazları ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda davalı şirketin gerçek, rayiç değeri üzerinden davalı tarafın itirazları da değerlendirilmek üzere, davacının çıkma payının hesaplanmasının istenilmesine, ayrıca raporda davacının bilgi alma hakkının engellenip engellenmediği ve kar payı alıp almadığı, kar payı dağıtılıp dağıtılmadığı hususlarını irdeler şekilde bilirkişi heyetinden alınan 14/07/2023 tarihli ek raporda özetle; " Somut olayda davacının bilgi alma talebine karşılık hangi somut gerekçeler ile bilgi verilmediği hususu davalı şirket tarafından izah edilememiştir. Bu sebeple davacının kanuna uygun şekilde kullandığı bilgi alma hakkının engellendiği, Çıkma ve çıkarılma davalarında şirketin faaliyet konusuna göre hangi değerleme yönetiminin kullanılacağına ilişkin tarafımızca yapılan araştırmada Yargıtay’ın yerleşik bir içtihadı tespit edilememiştir. Bu konuda düzenlemelerin menşei ülkesi konumunda bulunan --------- uygulamasında ifade edildiği gibi, işletme biliminin esaslarına göre hareket edilmesinin uygun olacağı, "tespitinde bulunmuştur. Tarafların itirazları ve Davalı şirketin hem gerçek, rayiç değeri üzerinden hem önceki raporda hazırlandığı üzere indirgenmiş nakit akış yöntemi kullanılmak suretiyle, değeri belirlenip karşılaştırmalı rapor hazırlanarak, davalı tarafın itirazları da değerlendirilmek üzere davacının çıkma payının hesaplanması ve ayrıca raporda davacının bilgi alma hakkının engellenip engellenmediği ve kar payı alıp almadığı, kar payı dağıtılıp dağıtılmadığı hususlarını irdeler şekilde bilirkişi heyetinden alınan 26/03/2024 tarihli ek raporda özetle; "- net varlık yöntemine göre şirket değerinin 32.143.282,82 TL ve -------- Şti.’ye düşen payın 8.035.820,71 TL olarak hesaplandığı, - indirgenmiş nakit akışları yöntemine göre şirket değerinin 32.143.282,82 TL ve ---------- Şti.’ye düşen payın 8.035.820,71 TL olarak hesaplandığı, - ayrılma akçesinin hesaplanması ile ilgili olarak Yargıtay’ın yerleşik bir içtihadının bulunmadığı ve bu bakımdan ---------- Şti.’ye düşen payın hesabı bakımından nihai takdirin sayın Mahkeme’de olduğu, - davacının bilgi alma hakkının engellendiği ve incelenen tarihler itibariyle kar payımı dağıtımı yapılmadığı kanaatlerine ulaşılmıştır. "tespitinde bulunmuştur. Karar tarihine en yakın tarihteki varlıklar ve şirket bilançosu dikkate alınarak şirketin varlıklarının parasal karşılığının belirlenmesi için şirkete ait taşınır ve taşınmazlar teknik bilirkişilerce incelenmek sureti ile şirketin aktifini oluşturabilecek değerlerin belirlenmesi, muhasebe kayıtları üzerinde ise inceleme yapılıp şirket borçları belirlendikten sonra paylaştırmaya esas olan şirket varlığının belirlenmesi gerektiğinden, davalı şirketin hem gerçek, rayiç değeri üzerinden hem önceki raporda hazırlandığı üzere indirgenmiş nakit akış yöntemi kullanılmak suretiyle, değeri belirlenip karşılaştırmalı rapor hazırlanarak, davalı tarafın itirazları da değerlendirilmek üzere davacının çıkma payının hesaplanması, ayrıca raporda davacının bilgi alma hakkının engellenip engellenmediği ve kar payı alıp almadığı, kar payı dağıtılıp dağıtılmadığı hususlarını irdeler şekilde bilirkişi heyetinden keşif yapılarak alınan 23/01/2025 tarihli ek raporda özetle; "Davacının, davalı şirketin davacının pay sahibininin defter ve belgeleri inceleme, bilgi ve belge alma hakkının engellendiği iddisında bulunduğu, bununla birlikte davalı şirket muhasebecisi tarafında sunulan bilonçolar, ticari defter ve belgeler kapsamında 2011 ile 2021 yılı 9. Ayı sonu arasında kar payı dağıtımı yapılmadığı tespit edilmiştir.

Ayrılma akçesi (Çıkma Payı) karar tarihine en yakın tarihe göre hesaplanacağı, ayrılma akçesi, esas sermaye payının gerçek değerine göre belirlenecek olup, payın gerçek değeri belirlenirken şirketin bilanço değerinin bulunması gerekir. --------- yöntemi kullanılarak hesaplanan şirketin kaydi özvarlık değerinin 182.646,541 TL olduğu hesaplanmıştır. Netice olarak, davacı ----------- Şti. firmasının davalı ---------- Şti firmasında bulunan hissesinin güncel tarihli rayiç bedeli 45.661.635 TL olarak tespit edilmiş olup, takdiri mahkemeye ait olacaktır." tespitinde bulunmuştur.

Bilirkişi raporu denetime açık, karar vermeye yeterli ve elverişli mahiyettedir.Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; Somut uyuşmazlıkta davacı, şirketin iş ve işleyişiyle ilgili diğer ortaklardan bilgi alamadığı, şirketin kar dağıtımının yapılmadığını ve şirket bilançolarının kendisine gösterilmekten imtina edildiğini beyanla, ---------Noterliği'nin 23.12.2019 tarihli --------- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile kendisine şirkete ilişkin bilgilerin verilmesi ve gerekirse müvekkil şirketçe usulüne uygun vekaletname ile yetkilendirilen kişilerce veya bir uzman vasıtasıyla şirkete ilişkin evrakların incelenmesi talebi ile davalı şirkete ve yetkililerine ihtarname gönderildiğini ancak -----------Noterliği'nin 31.12.2019 tarihli ---------- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı tarafça haksız ve hukuka aykırı olarak reddedildiğini ve engellendiğini, davalı şirketin ortaklık mevcudu kalmadığını, şirket otaklığından ayrılmak isteyen müvekkil şirket yetkilisi, diğer ortaklara bu talebini ilettiğinde ise çeşitli hakaretlere maruz kaldığını, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sona erdiği ve sürekli güvensizlik ortamı oluştuğunu, diğer ortakların da kendi kusurlarından kaynaklı şirketin kuruluş gayesinin gerçekleşmesinde hukuki ve ekonomik imkansızlık meydana geldiğini, şirkete kayyım atanmasını, şirket ortaklarının şirketin menfaatini gözetmeksizin yaptıkları harcamalar ve yolsuzluklar birlikte değerlendirildiğinde şirket ortaklarının hesaplarına bloke konulmasını, davacının haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini ve kar payı alacağı, ayrılma akçesi, şerefiye bedeli, hisse bedeli ve şirketteki payının gerçek bedelinin tahsilini talep etmiş, davalı taraf ortaklıktan haklı sebeple çıkma sebeplerinin var olmadığını, buna ilişkin bir delil sunulmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.Mahkememizce, şirkete kayyım atanması ve şirket malvarlığına ihtiyati tedbir konulması talebinin reddine karar verilmiş, davalı şirketin mal varlıkları ve değerlerinin tespitine ilişkin bilirkişi raporları alınmıştır.

Yasa her ortağa haklı sebeple çıkma talep hakkı tanımış ise de haklı sebebin ne olduğunu tanımlamamıştır. Bu nedenle her davada, hukuki ve maddi olayların özelliği dikkate alınarak iddiaların haklı sebep teşkil edip etmeyeceklerinin irdelenmesi gerekecektir. Bununla birlikte ortaklık anlayışını ortadan kaldıran, bireysel çıkarlara yönelen, ortaklar arasında kişisel ve grupsal çıkarların ön plana çıktığı ve ortaklık amacının gerçekleşmesinin olanağının kalmaması gibi hallerde haklı nedenlerin oluştuğunun kabulü gerekir. Haklı sebebin, her somut olaya göre mahkemece değerlendirilmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında yer alan ihtarname ile davacı tarafından bilgi alma hakkının kullanılmak istenildiği, ticari defterlerin incelenmek istenildiği, davalının, davacı tarafından önceden ayrılan ortakla işbirliği yapılacağı yönündeki beyanı ve güven ilişkisinin sarsılması nedeniyle talebin reddedildiği anlaşılmıştır.

Bu kapsamda bilgi alma talebinin somut, bilgi talep eden kişinin yararına ve ticari sır kapsamında olmaması gerekmektedir. 6102 sayılı TTK'nın “Bilgi alma ve inceleme” başlıklı 614/(1) ve (2) bentleri uyarınca, her ortak, müdürlerden, şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi vermelerini isteyebilir ve belirli konuda inceleme yapabilir. Genel kurul, bilgi alınmasını ve incelemeyi haksız yere engellerse, ortağın istemi üzerine mahkeme bu hususta karar verir. Somut olayda, davacının bu konuda bir girişimde bulunmadığı, yasal yolları tüketmediği uyuşmazlık konusu değildir. Bilgi alma hakkının engellendiği gerekçesiyle şirketten çıkma isteminin yerinde olmadığına kanaat edilmiştir.

Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen Genel Kurul kararlarında davacının kar payı talebinde bulunduğuna dair bir ibare yer almadığı, buna dair açılmış bir dava olmadığı anlaşılmıştır . Genel kurulun toplanmasına ilişkin TTK. m. 617/3 hükmüne göre: “Toplantıya çağrı, azlığın çağrı ve öneri hakkı, gündem, öneriler, çağrısız genel kurul, hazırlık önlemleri, tutanak, yetkisiz katılma konularında anonim şirketlere ilişkin hükümler, Bakanlık temsilcisine ilişkin olanlar hariç, kıyas yoluyla uygulanır”. TTK. m. 411/1 hükmüne göre: “Sermayenin en az onda birini, halka açık şirketlerde yirmide birini oluşturan pay sahipleri, yönetim kurulundan, yazılı olarak gerektirici sebepleri ve gündemi belirterek, genel kurulu toplantıya çağırmasını veya genel kurul zaten toplanacak ise, karara bağlanmasını istedikleri konuları gündeme koymasını isteyebilirler”. TTK. m. 412 hükmüne göre de: “Pay sahiplerinin çağrı veya gündeme madde konulmasına ilişkin istemleri yönetim kurulu tarafından reddedildiği veya isteme yedi iş günü içinde olumlu cevap verilmediği takdirde, aynı pay sahiplerinin başvurusu üzerine, genel kurulun toplantıya çağrılmasına şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi karar verebilir, mahkeme toplantıya gerek görürse, gündemi düzenlemek ve kanun hükümleri uyarınca çağrıyı yapmak üzere bir kayyım atar”. Görüldüğü üzere, davacının, genel kurulu toplantıya davet etme, gündeme madde ekleme, bilgi talep etme gibi bir çok hakkının bulunduğu açıktır. Davacının bu gibi taleplerinin karşılanmaması halinde ise bu taleplerini mahkeme yoluyla yerine getirme hakkı da TTK da düzenlenmiştir. Dolayısıyla bu haklar kapsamında davacının genel kurulun toplanması için talepte bulunma ve kar dağıtılması yönünde gündeme madde ekleme ayrıca da bilgi talep etme yetkisi bulunmaktadır. Bu taleplerinin reddedilmesi halinde de mahkeme yoluyla bu taleplerin yerine getirilmesini sağlama ve genel kurul kararlarına karşı iptal davası açma hakkı bulunmaktadır. Davalı şirketin kâr payı dağıtılması konusunda alınmış bir ortaklar kurulu kararı bulunmadığından davacının kâr payı alacağının/ayrılma akçesinin/hisse bedelinin talep edilemeyeceği, şerefiye bedelinin kooperatiflere özgü bir alacak olduğu, limited şirketlerde yeri olmadığı, taraflar arasında ortaklık anlayışını ortadan kaldıran, bireysel çıkarlara yönelen, ortaklar arasında kişisel ve grupsal çıkarların ön plana çıktığı ve ortaklık amacının gerçekleşmesinin olanağının kalmaması, paydaşları ortak olmaya yönelten nedenlerin ortaklık maksadının gerçekleşmesini imkânsız yahut aşırı miktarda güçleştirecek biçimde ortadan kalkması ya da dinlenen tanık beyanlarından ortaklığa ilişkin sebepler yanında diğer ortaklara rencide edici sözler söylenmesi gibi haklı nedenlerin somut bir şekilde gerçekleşmediği, şirketin kar elde etmeye devam ettiği, yapılan yargılamada, ortaklığın devamının, davalının kusurundan dolayı ve diğer ortakların eylemleri ile çekilmez hale geldiğinin tespitine yeterli delil bulunmadığı görülmekle davanın tüm talepler yönünden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacının ortaklıktan çıkma talebinin, kar payı alacağı, ayrılma akçesi, şerefiye bedeli, hisse bedeli ve şirketteki payının gerçek bedelinin tahsili talebinin reddine,

2.Alınması gerekli 615,40-TL harçtan davacı tarafça peşin olarak yatırılan 54,40-TL harçtan mahsubu ile 561,00-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,

3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4.Davalı tarafından yapılan yargılama giderleri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

5.Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT.ne göre hesaplanan 20.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6.Tarafların artan gider avansı bulunması ve talep etmeleri halinde yatıran tarafa iadesine,

7.6325 sayılı Kanun'un 18-A/13. bendi uyarınca ----------- tarafından karşılanan 1.360,00-TL zorunlu arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir olarak kaydedilmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta süre içinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 04/03/2025

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.