11. Ceza Dairesi
11. Ceza Dairesi 2024/3573 E. , 2025/1258 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
İNCELEME KONUSU
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının 12.05.2022 tarihli ve 2021/44967 Soruşturma, 2022/12122 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Samsun 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 07.06.2022 tarihli ve 2022/2699 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 07.06.2022’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 11.04.2023 tarihli ve 2022/24684 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.05.2023 tarihli ve KYB-2023/46328 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.05.2023 tarihli ve KYB-2023/46328 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre; müşteki ...'ın ... Mühendislik Elektrik Sanayi Ticaret Anonim Şirketi'nin yetkilisi olduğu, müştekinin uzun yıllardır tanışıklığı olan ve ... Sigorta Aracılık Hizmetleri Limited Şirketi'nin yetkilisi şüpheli ... ile aralarındaki dostluk bağına güven duygusuyla hareket ederek tüm sigorta işlemlerinin yapılması amacıyla şirkete ait kredi kartları ile bu kredi kartlarına bağlı başka ek kartları verilmesi sonrasında, şüphelinin söz konusu müştekinin şirketi adına kayıtlı kredi kartlarını izinsiz kullanmak suretiyle geriye dönük 2014-2021 yılları arasında başka müşterilerinin sigorta poliçelerinin ödeyerek müştekinin kredi kartlarından çekilen 2.500.000,00 Türk lirası parayı uhdesine geçirdiği ve bu şekilde müştekinin zarara uğratıldığı iddia edilen somut olayda, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca, şüpheli tarafından bahse konu kartlarla yapılan harcamalardan müştekinin haberdar olunmamasının hayatın olağan şartlarına uygun olmadığı, müştekinin söz konusu harcamalardan haberdar olduğu ancak karşılığının ödenmemesinin hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; müştekinin iddia ettiği borç için kendisine ait otomobil ve gayrimenkullerini teminat olarak devrettiğini, teminat senedi verdiğini ve 388.788,00 Türk Lirası nakit parayı ödediğini beyan ettiği gözetildiğinde, iddiaya konu kredi kartlarının hangi bankalardan, kim tarafından, neye istinaden harcandığının tespiti ile müştekinin uğradığı zararın bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi sonrasında eylemin hangi suç kapsamında kaldığı değerlendirilerek, sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1.5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında;
Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2.5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir.
3.5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir.
Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa,
Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır.
4.Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere;
Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5.Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6.Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; ... Mühendislik Elektrik San.Tic.AŞ.'nin yetkilisi olan şikâyetçi ... ile ... Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd.Şti.'nin yetkilisi olan şüpheli ... arasında uzun yıllardır süregelen tanışıklık nedeniyle şikayetçi şirketin tüm sigorta işlemlerinin, şüphelinin yetkilisi olduğu şirkete yaptırıldığının, sigorta poliçelerinin bedellerinin ise şikayetçi şirkete ait kredi kartları ve bu kartlara bağlı olan ek kartlardan ödendiğinin, 2021 yılında şirket bünyesinde yapılan denetimlerde yüklü miktarda tahsilat yapıldığının belirlenmesi üzerine yapılan araştırmada, 2014-2021 yılları arasında yaklaşık 2.500.000,00 TL fazladan tahsilat yapıldığının, bu doğrultuda, nakit olarak tahsil edilen başkalarına ait poliçe bedellerinin şirkete ait kredi kartlarından ödendiğinin, böylece şüphelinin haksız menfaat temin ettiğinin iddia olunması ile şüphelinin yazılı savunmasında; poliçe işlemlerini mail order yöntemiyle yaptığını, şikayetçi ile araları bozulunca, şikayetçi şirketin muhasebecisi olan Ahmet Kayacık'ın kendisini arayarak 1.665.788,00 TL borcunun olduğunu ve bu rakamı kabul etmemesi durumunda ticari itibarını zedeleyeceklerini söylemesi üzerine, kendisine ve eşine ait bir kısım araç ve gayrimenkulleri Ahmet Kayacık ve şikayetçi şirkete devrettiğini, 495.000,00 TL tutarında teminat senedi verdiğini ve 388.788,00 TL'yi de banka yoluyla ödediğini buna karşın yeniden para talep edildiğini söylemesi karşısında; kredi kartı hesap özetlerinin incelenerek ne tür harcamaların yapıldığının tespit edilmesi, şikayetçi şirkete ait olmayan poliçeler temin edilerek, kimler adına sigorta işlemlerinin yapıldığının, bu kişilerden nakit para alınıp alınmadığının belirlenmesi, tespit edilecek kişilerin beyanlarına başvurulması, şüpheli ifadesi nazara alınarak noter ve tapu kayıtlarının celp edilmesi, banka hesap hareketlerinin incelenmesi, muhasebeci Ahmet Kayacık'ın dinlenilmesi, şirketlere ait defter, belge ve kayıtlar usulünce celb edilerek, konusunda uzman bilirkişiye tevdii ile rapor alınması, şikayetçi şirketin zarara uğrayıp uğramadığının, uğramış ise miktarının kuşkuya yer bırakmayacak bir şekilde tespit edilmesi, taraflar arasında hukuk mahkemesinde görülen dava dosyalarının getirtilerek incelenmesi, bu dosyayı ilgilendiren delillerin onaylı bir suretinin dosya arasına alınması, sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken; "...müşteki vekilinin şikayet dilekçesinde belirttiği 2014-2021 yılları arasındaki tüm kredi kartları ekstrelerinin incelenmesinde gerek meblağ gerekse işlem hacmi olarak aradan geçen sürede bir şirket adına olan kartların yapılan harcamalarından şikayet tarihine kader haberdar olunmamasının hayatın olağan şartlarına uygun olmadığı gibi yapılan işlemlere ilişkin gerekli ekstrelerin müştekiye veya şirketine bankalarca gönderildiği gözönüne alındığında, müştekinin bu harcamalardan haberinin olduğu yönündeki iddianın gerçeği yansıtmayacağı bu durumda müştekinin rızası doğrultusunda şüphelinin müştekiye ait kredi kartı bilgileri ile işlem yaptığı ancak karşılığının ödenmemesi iddiası ile ilgili olarak taraflar arasındaki ihtilafın hukuki mahiyette bulunduğu şüphelinin atılı suçu işlediğine dair savunması aksine hakkında kamu davası açılmasını gerektirir nitelikte yeterli ve inandırıcı delil elde edilemediği..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.Samsun 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 07.06.2022 tarihli ve 2022/2699 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
03.02.2025 tarihinde karar verildi.