15. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/1645
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/02/2021
NUMARASI: 2016/300 Esas, 2021/190 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı; davalı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili; taraflar arasında 27/02/2014 tarihli götürü bedel sözleşmesi ve 29/04/2014 tarihli ek protokolle, davalı işveren tarafından inşaatı yapılan ... projesi kapsamında, davacı yüklenicinin, işçilik ve malzeme dahil, prekast cephe yapımı işini üstlendiğini, davalının sözleşmeyi haksız olarak fesih ettiğini ve davacının teminatlarını cezai şart olarak irat kayıt ettiğini belirterek; fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile 100.000,00 TL'nin davalının ihtarname ile temerrüde düşürüldüğü tarihten itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve değişik iş sayılı dosya da yaptıkları masrafında davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacı tarafça sözleşme kurulduğu andan itibaren sözleşme ile taahhüt ettiği hizmeti eksik sunduğunu, davacı yanın, davalı şirketin 22 ay boyunca sessiz kaldığı yönündeki beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, zira davacıya sözleşme fesh edilmeden önce bir çok kez ihtarnameler gönderildiğini ve sözleşmenin devam ederek işin tamamlanması için defalarca uyarıldığını, teminatların irat kaydedilmesinin sözleşmenin 35.maddesine uygun olduğunu ayrıca gecikmeden dolayıda cezai şart talep etme haklarının sözleşmenin açık hükmü gereğince bulunduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece 17/02/2021tarihli karar ile; taraflar arasındaki sözleşmenin 11.maddesi gereğince davacının, ana binanın betonarmesinin tamamlanmasından 3 ay sonra en geç 31/10/2014 tarihinde işi bitirmeyi üstlendiği, taraflar arasındaki yazışmalardan ve ihtarlardan davalı şirketin sorumluluğunda bulunan ana binanın betonarmesinin tamamlanması işinin gecikmesi nedeniyle, davalının davacıya tanıdığı süreyi 06/06/2015 tarihine kadar uzattığı, davacının işe başlaması için gereken ana binanın betonarmesinin tamamlanması işinin, davacının dahli olmayan sebeplerle gecikmesi nedeniyle uyuşmazlık konusu işe ilişkin teslim tarihinin de davalı tarafça ertelenerek 06/06/2015 tarihi olarak belirlendiği, anılan tarih yönünden tarafların mutabakata vardığının davalı tarafça kanıtlanamadığı, dolayısıyla davacının 06/06/2015 tarihinde meydana gelen temerrüdünden söz edilemeyeceği, aynı nedenle cezai şart koşullarının da oluşmadığı kanaatine varılmıştır. Anılan kanaat nedeniyle, davacının iş planına uymadığı, gecikmeler yaşandığı gerekçesiyle davalının sözleşmeyi feshinin haksız olduğu kanaati hasıl olmuştur. Bundan başka fesih tarihine nazaran davacı tarafça tamamlanan işlere yönelik inceleme ile Mahkememizce de tespitlerine iştirak olunarak hükme esas alınan raporlarda tespit edildiği üzere, davacı tarafça işin %92 oranında tamamlanmış olması nedeniyle feshin dayanağı yapılan taraflar arasındaki sözleşmenin 27.maddesi kapsamında bir fesih nedeni bulunmadığı, tamamlanan işe nazaran, işteki eksik ve ayıpların feshi haklı kılacak düzeyde bulunmadığı, anılan ayıp ve eksiklerin iş bedelinde indirim sebebi olabileceği kanaatine varılmıştır. Bu çerçevede davacı tarafça tamamlanan iş bedelinden, tespit edilen fesih ve ayıplara ilişkin giderim bedellerinin tenzili sonucu davacının 1.333.941,02 TL alacağının ödenmediğinin taraf ticari kayıtlarının da incelenmesi neticesinde tespit edildiği, anılan bu tutardan, taraflar arasındaki sözleşme 19. maddesi gereğince davacı yükümlülüğünde olup ancak, hakedişlerden kesilerek davalı tarafça yatırılacağı kararlaştırılan 70.427,00 TL ana paranın tenzili sonucu davacının ödenmemiş 1.263.514,02 TL alacağının bulunduğu kanaatiyle ve davacı tarafça gönderilen 11/01/2016 tarihli ihtarın davalı şirkete 14/01/2016 tarihinde tebliğ edildiği, tanınan 10 günlük sürenin 24/01/2016 tarihinde dolup temerrüdün 25/01/2016 tarihinde gerçekleştiği gerekçesi ile davanın kabulü ile 1.263.514,00 TL'nin 25/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; alacak belirlenebilir ve hesaplanabilir olduğundan bu davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının dava dilekçesinde ve davanın çeşitli aşamalarındaki beyanlarında alacak miktarının belli olduğunu açıkça beyan ettiğini, dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, bilirkişilerin dosyayı incelemeden raporlar hazırladıklarını, mahkeme yerine geçip hukuki yorumda bulunduklarını, bilirkişiler her ne kadar davalının işin uzamasında kusuru olduğunu ve sözleşme bitim tarihi olarak davalının tek taraflı hareket ettiğini beyan etmiş ise de bu durumun gerçeği yansıtmadığını, tüm belgeleri irdelemiş ve değerlendirmiş olsalar idi tarafların karşılıklı mutabakata vardığını ve hatta davacı tarafın hak edişlerini tüm ihtarlara rağmen yerine getirmediğini ve davalı tarafın; 06/06/2015 tarihinde A ve B bloktaki yükümlülüğünü tamamlayacağına dair tutanak imzaladığını göreceklerini, 15/03/2015 tarihinde halen A ve B bloktaki işlerini bitirme tarihi üzerinden 3 ay geçmiş olmasına rağmen bitiremeyen davacının, 5 bloktan oluşan inşaatın işlerini 31/12/2014 yılında bitirebilecek durumda olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı şirketin, iyi niyetli davranarak; yüklenicinin talebi üzerine bitirme süresini uzatmış olmasına rağmen bu durumun davalı aleyhine yorumladıklarını, davacının hak edişlerini usulüne uygun bir şekilde her tamamladığında, davalı şirket tarafından bu hak ediş bedellerinin süresinde kendilerine ödendiğini, sözleşmede edimin gereği gibi ifa edilmediği takdirde sözleşmenin feshedilebileceğinin düzenlendiğini, davacı tarafın edimini yerine getirmemesinden dolayı daire malikleri tarafından geç teslimden kaynaklı ve teslim edememeden kaynaklı davalı aleyhine onlarca tazminat davası açıldığını, dosyanın yeni bir heyete gönderilmesi taleplerinin reddedildiğini, yerel mahkeme tarafından hukuki uyuşmazlıkların tespiti ve irdelenmesi için her ne kadar hukukçu bilirkişi atanmış ise de hukukçu bilirkişinin sadece diğer bilirkişiler tarafından hazırlanan rapora imza atmakla yetindiğini, sundukları uzman hukukçu bilirkişi tarafından hazırlanan uzman görüşünün, bilirkişiler tarafından ve yerel mahkeme tarafından görmezden gelindiğini, uzman görüşü ile bilirkişi raporları tamamen çelişmesine rağmen yerel mahkemenin bu çelişkiyi gidermediğini, davalı yanın sözleşmeyi fesihten sonra başka şirketlere işi yaptırmak zorunda kaldığını ve bu şirketlere ciddi paralar ödediğini, Davacının yapmamış olduğu ve yerine getirmediği edim nedeniyle, sözleşmede kararlaştırılan hakediş bedelini talep ettiğini, davacı tarafın kusurları ve sözleşmeye aykırılığı nedeniyle İstanbul Anadolu 8. Sulh Hukuk Mahkemesi 2015/141 D.İş dosyası üzerinden yapılan tespitte davalı yanın yaklaşık 1.800.000,00 - 1.900.000,00 TL zarar uğradığının belirlendiğini belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.Taraflar arasında 27/02/2014 tarihli götürü bedel sözleşmesi ve 29/04/2014 tarihli ek protokol akdedilmiştir. Davacı yan, davalı işverenin işin karşılığı ödemelerinin bir kısmını yağmadığı ve teminatları da irat kaydettiğini ayrıca sözleşmeyi haksız yere feshettiğini belirterek davalıdan olan alacağını talep etmiş, davalı yan ise davacının işi süresinde ifa etmediğini ve ayıplı ve eksik ifa ettiğini belirterek davanın reddini istemiş, mahkemece işe başlamanın gecikmesinin davacılıdan kaynaklandığı, davacı yanın işin % 92 sini tamamlamış olduğu , sözleşmenin feshinin haksız olduğu gerekçesi ile işte tespit edilen eksiklerin sözleşmenin feshini gerektirecek miktarda olmadığı, davacının alacağından tenzil edilebileceği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.Somut olayda taraflar arasında 27/02/2014 tarihli götürü bedel sözleşmesi ve 29/04/2014 tarihli ek protokolle, davalı işveren tarafından inşaatı yapılan ... projesi kapsamında, davacı yüklenicinin, işçilik ve malzeme dahil, prekast cephe yapımı işini üstlendiğini, sözleşmenin 11. Maddesinde işin başlama tarihinin; davalı işverenin işin yapılacağı binanın betonarmesinin tamamlanmasından 3 ay sonra, 31/10/2014 tarihinde bitirileceğinin kararlaştırıldığı, bu durumda davalı yanın işi 31/07/2014 tarihinde davacı yükleniciye teslim etmesi gerektiği, davalı yanın işin süresini davacıya süre vererek 06/06/2015 tarihine kadar uzattığını iddia ettiği ancak dosyanın incelenmesinde davalı yanın davacı yana gönderdiği, 07/03/2015 tarihli mailde; binanın betonarme işini 06/03/2015 tarihinde tamamladığını belirttiği, aynı mailde ayrıca eksik işlerden başladığı, bu durumun ise davacı yanın daha binanın betonarme işi bitmeden yani binayı iş için teslim almadan binada prekast işlemlerine zaten başlamış olduğu davalı yanın binanın betorme işini tamamlayıp davacı yana teslim etmesi gereken tarihin 31/07/2014 tarihi olması gerekirken 06/03/2015 tarihinde tamamlamış olduğunu, 07/03/2015 tarihli mail ile yaklaşık 7 aylık gecikme ile davacı yükleniciye bildirdiği, bu tarihe kadarda davacı yana 09/09/2014, 11/05/2015, 10/06/2015 tarihlerinde yani henüz usulüne uygun olarak iş mahalline davacı yana teslim etmeden eksik işlere ve hak edişlere dair ihtarlar gönderdiği, taraflar arasında bir takım sorunlar yaşanması akabinde davacı yüklenici tarafından İstanbul Anadolu 14. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/137 D.İş sayılı dosyası ile yapılan tespit raporuna göre; götürü bedel sözleşmeye göre iş bedelinin kubbeler dahil 3.736.453 TL+ KDV olduğu, toplam hak ediş tutarının 2.567,092 TL olduğu, şantiye alanı içinde montaj için sırasını bekleyen prekastların saklanacağı bir alan olmadığı, davalı işveren tarafından davalı yükleniciye depolama alanı gösterilmediği, minimal kırıkları olan prekast elamanlarının olduğu, bunların değiştirilmesine gerek olmadığı ve tamirlerinin mümkün olduğu, şantiyedeki eksiklikler nedeni ile işin süresinin uzamış olduğu bu durumunda işin maliyetini davacı açısından %15 oranında arttırdığı, malzemeler için depolama alanı gösterilmediğinden prekastlarda oluşan kısmı zedelenmelerden davalı işverenin sorumlu olduğu, davalının inşaatın kabasında ölçü hatası yaptığı bu nedenle davacının montaj yaparken ekstra malzeme ve işçilik masrafı ödemek sorunda kaldığı, İşin %93 ünün davacı yüklenici tarafından yapılmış olduğu, bunun bedelinin de 3.881,222,00 TL olduğu, davalı yanın yaptığı kesintilerin %14 ünü iade etmesi gerektiği tespit edilmiştir. Buna karşın davalı işverenin İstanbul Anadolu 8 Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/141 D iş sayılı dosyası ile yapılan tespit raporuna göre; Yazışmalar ve ihtarlarla işin 06/06/2015 tarihinde bitirilmesi gerektiği, işin 193 gün geciktiği, bunun içinde davacı yanın 1.23.886,23 TL cezai şart ödemesi gerektiği, işin tamamlanma oranının %78 olduğu ve ayrıca eksik işler ve ayıplı iş bedelleri tespit edilmiştir. Davalı yanın sunduğu uzman görüşünde ise davalı yan işi bitirdiği tarihi 07/03/2015 tarihli mail ile 06/03/2016 olarak bildirdiğinden işin bitim tarihinin 06/06/2015 tarihi olacağı, inşaatın projesine uygun yapılıp yapılmadığını değerlendiremeyeceğini, davalının işin eksik kalan kısımlarını başka firmalara tamamlattırıldığını ve ayrıca gerekçelendirmeden eksik ve ayıplı işler nedeni ile sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini belirtmiştir.Mahkemece alınan bilirkişi raporu ile işin tamamlanma oranının %92 olduğu, bunun da KDV dahil 3.839.488,44 TL olduğu, işin tamamlanmamış ve davalı tarafından tamamlattırılan %8 lik kısmın iş bedelinin 333.868,56 TL olduğu, bu kısmın başka firmalara tamamlattırılırken, davacıya ait malzemelerin kullanılıp kullanılmadığının bilinmediğini, başka firmalara yaptırılan tamiratların usulüne uygun yapılmadığı, binanın planın eğrisel hatalı olduğu, davacı yan tarafından alınan tespit raporunda inşaatın betonarme döşemelerinin 40 cm hatalı imal edildiğinin tespit edildiği, gecikmenin hak edişlerdeki anlaşmazlıklar ve betonarmede oluşan ölçü farkından kaynaklandığı, yüklenicinin gecikmede kusurunun olmadığı, mahkeme aksi kanaate ise cezai şart bedelinin 1.023.886,23 TL olduğu, binada yaşamın başladığı, dalgalı paneller olduğu bununda ancak yakınına gidildiğinde fark edildiği, sözleşmeye göre davacıya ait malzemelerin konulması için davalının boş alan göstermek zorunda olduğu, boş alan gösterilmesi halinde davacı yanın bu alana malzemelerini koymak için depolama alanı inşaa etmekle yükümlü olduğu, davalı yan tarafından boş alan gösterilmemiş olduğu, her iki yanın defterleri üzerinde yapılan incelemelerde davacı yanın davalıdan 123.169,00 TL alacaklı göründüğü, davacının alacağının eksik işler ile hak nesafet indirimi yapılarak hesaplanan bedeller düşüldükten sonra ve davacı yanın tahsilat tutarı olan 2.443.884,28 TL düşüldüğünde 1.333.941, 02 TL olduğu, bu bedelden davacının sorumluluğunda bulunan SGK prim ödemesi 70.427,00 TL düşüldüğünde davacı yanın davalıdan 1.263, 514 TL alacağı olduğu tespitinin yapıldığı anlaşılmıştır.Somut olayda davacı yan davalı yanın hak ediş bedellerini ödemediğini, teminatlarını irat kaydettiğini belirterek bakiye iş bedelini talep etmiştir. Davalı yan ise davacının işi süresinde ifa etmediğini ve ayıplı ve eksik ifa ettiğini belirterek davanın reddini istemiş ise de, işin gecikmesine davacı işverenin; zamanında binanın betonarme işini bitirip davacı yana teslim etmemesi, hak ediş bedelleri konusunda taraflar arasında çıkan anlaşmazlıkların sebep olduğu, betonarme işi davalı yanca tamamlanan binada betonarme döşemelerinin 40 cm hatalı imal edilmiş olması sebebi ile davacı yanın ekstra zaman ve maliyetle işi bitirmeye çalışmasının sebep olduğu, bu nedenlerle davalı yanın cezai şart kesmeye hakkı olmadığı, davalı işverenin davalı yana malzemelerini korunaklı şekilde muhafaza etmesi ve malzemelerin zarar görmemesi için gerekli boş alanı göstermediği, davalıdan kaynaklı gecikme sebebi ile götürü bedelli sözleşmeye rağmen davacı yanın maliyetinin %15 oranında arttığı, bilirkişi raporu ile davacının tamamladığı iş oranına tespit edilen hak ediş bedelinden eksik iş bedelinin düşüldüğü ve hak ve nesafet indirimi yapılması gereken iş bedellerinden de bu indirim yapıldığı, ayrıca davacı yanın ödemesi gereken SGK prim borcunun da düşülmesi sonucu tespit edilen bedelin dosya kapsamında uygun olduğu anlaşıldığından mahkemece yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsilik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.