10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2012/10728 E. , 2012/11767 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :289-115 Dava, davacının kesilen maluliyet aylığının yeniden bağlanması ve yasal faiziyle tahsili istemine ilişkindir. Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde, dairemizin 05.02.2009 gün ve 20091-1056 sayılı bozması sonrasında davanın reddine karar vermiştir. Hükmün, davacı vekilinin tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacıya ilk kez 01.12.1997 tarihinden itibaren bağlanan maluliyet aylığının, ikinci kontrol muayenesi sonrası en son 01.9.2003 tarihinde kesildiği, Yüksek Sağlık Kurulunca da çalışma gücünün 2/3'ünün kaybedilmediğinin tespiti sebebiyle sonucuna varılması üzerine işbudavanın açıldığı anlaşılmaktadır. Aşamada Adli Tıp 3.İhtisas Kurulunca düzenlenen raporda aksi sonuca varılması üzerine, mahkememizce bu çelişkinin giderilmesine dair anılan bozma ilamına uyularak alınan Adli Tıp Genel Kurulu'nun 07.4.2011 gün ve 206 saylı raporu ile, Kurum tarafından davacının maluliyet aylığının 01.9.2003 tarihi itibariyle kesilmesine dayanak teşkil eden 15.8.2003 tarihli sağlık raporuna göre davacının çalışma gücünün 2/3'ünü kaybetmediği, ancak 01.9.2003 sonrasında ilk olarak 03.02.2006 tarihli ilgili sağlık raporu ile belirlendiği üzere, davacının çalışma gücünün 2/3'ünün kaybettiği ve bu durumun anılan tarihten itibaren sürekli olduğu tespit edilmiştir.
Ancak mahkemece, davacının çalışma gücünü kaybettiğinin tespit edildiği 03.02.2006 tarihi sonrası için tahsis talep hakkı saklı tutularak, dava tarihine kadar olan dönem yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arası uyuşmazlık mahkeme önüne getirildikten sonra artık kamu yararı alanına girmiş demektir. Davanın ucuz, çabuk ve basit biçimde görülmesinde, tarafların olduğu kadar kamunun da yararı vardır. Bu nedenle hakim, davayı makul süre içinde, mümkün oduğu kadar çabuk, ucuz, basit , düzenli bir biçimde sonuçlandırmakla yükümlüdür(HMK.m.30). Bu husus önemi itibariyle aynı zamanda bir Anayasa ilkesi haline getirilmiştir."Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir."(Anayasa, m.141,IV),
Davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin çabuk, basit ve ucuz görülmesi usul ekonomisi ilkesi olup, Anayasa'nın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen "adil yargılanma hakkı" ile de paraleldir. (B.Kuru, R.Arslan, E.Yılmaz, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, 22. Baskı, s.356-357).
Mahkemece açıklanan maddî ve hukukî esaslar gözetilmeksizin, 03.02.2006 tarihinden itibaren sürekli şekilde beden çalışma gücününün 2/3'ü kaybettiği belirlenen davacı hakkında, 506 sayılı Kanunun 56. maddesi de dikkate alınarak, 01.3.2006 tarihinden itibaren kesilen malliyet aylığının yeniden bağlanması yerine, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.