Esas No
E. 2023/139
Karar No
K. 2025/477
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2023/139
KARAR NO: 2025/477

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK

MAHKEMESİ

TARİHİ : 03/11/2022

NUMARASI : 2022/71 E. - 2022/356 K.

DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/11/2022 tarih ve 2022/71 Esas - 2022/356 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 2005/50466, 2010/01631 sayılı ve "...","..." ibareli tescilli markalarının bulunduğunu, davalı gerçek kişinin "..." ibareli başvurusuna yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin markaları arasında iltibas bulunduğunu, müvekkilinin fiili olarak “...” ve “... ...” markalarını kullandığını, müvekkilinin bu anlamda “... ...” markası üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkili markasının zayıf marka olmadığını, aksinin kabulünde dahi dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığını, zira ... özlü olan tüm ürünlerin görselinde altın sarısı renginin kullanıldığını,"..." ürününün altı sarısı rengi ile özdeşleştiğini, dava konusu markanın tanımlayıcı olması nedeniyle de tescil edilemeyeceğini, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu ve dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2021-M-11216 sayılı YİDK kararının iptali ile dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Diğer davalı vekili, davacı yanın "..." ibaresi geçen herhangi bir başvuru yahut tescilinin olmadığını, davacının itirazına mesnet markaları ile müvekkilinin başvurusunun benzer olmadığını, davacı yanın “... ...” şeklinde bir kullanımının bulunmadığını, davacının kendi internet sitesinde dahi böyle bir ürünü olmadığını, davacı yanın kötü niyet iddiasının mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, tarafların markaları arasında, dava konusu marka kapsamında yer alan 3. sınıftaki “Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları.” malları bakımından emtia benzerliğinin bulunduğu, dava konusu marka ile davacı markalarında ortak unsur olan “...” ibaresinin, benzerliği tespit olunan bu emtialar bakımından tanımlayıcı nitelikte olduğu, markalardaki sair unsurlar itibariyle ise taraf markaları arasında herhangi bir benzerliğin mevcut olmadığı, bu nedenle SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin mevcut olmayacağı, davacı yanın dava konusu ibare üzerinde, ülkemiz tüketicisine etki eden düzeyde bir markasal kullanım gerçekleştirdiği yönünde kanaate varılamadığından SMK'nın 6/3 maddesi koşullarının somut olayda oluşmadığı, davacının markalarının tanınmışlığının ve kötü niyet iddiasının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili, müvekkilinin "... ..." markasını uzun yıllardır kullandığını, " ..." ibaresini de marka olarak kullandığını, dava konusu marka ile müvekkilinin markaları arasında iltibas koşulları oluştuğu gibi dava konu ibarenin üzerinde gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin yaygın olarak kullandığı "..." ibaresinin taklidi olduğunu, anılan ibarenin ülkemizde yaygın olarak kullanıldığını ve uluslararası anlamda tanınmış olduğunu, dava konu başvurunun kötü niyetli olduğunu, diğer taraftan dava konusu başvurunun tanımlayıcı olması nedeniyle SMK'nın 5/1-c maddesi kapsamında resen reddinin gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

1.Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet 2005/50466, 2010/01631 sayılı ve "...", "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira tarafların markaları arasında emtia benzerliği şartının sadece başvuru kapsamında 3. sınfta yer alan “Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları.” bakımından gerçekleştiği, başvuru kapsamında yer alan diğer 3. sınıf mallar yönünden markalar arasında emtia benzerliğinin bulunmadığı, emtia benzerliği şartının gerçekleştiği bahsi gçen 3. sınıf mallar yönünden tarafların markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin tanımlayıcı olduğu, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Diaresi'nin 2008/5579 -2009/10100 E/K sayılı kararının da aynı yönde olduğu, bu duruma göre dava konusu başvurunun asli unsurunu "..." ibaresinin oluşturduğu, anılan ibare ile davacının itirazına mnset markaları arsında benzerlik buunmadığının açık olduğu, diğer taraftan davacının SMK'nın 6/3,6/5 ve 6/9 maddelerine dayalı iddialarını da ispatlayamadığı anlaşılmakla davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

2.Ancak davacı vekili, dava dilekçesinde diğer iddialarının yanında dava konusu başvurunun SMK' nın 5/1-c maddesi uyarınca da hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğunu ileri sürmüştür.

Davacı taraf dava konusu başvuruya itirazlarında SMK'nın 5/1-c maddesine dayalı olarak itirazda bulunmadığından, davadaki YİDK kararının iptali istemi bakımından bu iddiasının dinlenilmesi mümkün değilse de, dava dilekçesinde ileri sürülen bu iddianın marka hükümsüzlüğü istemi yönünden değerlendirilmesi gerekmesine rağmen. mahkemece bu hususta olumlu-olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmamıştır. 6769 sayılı SMK'nın 5/1-c maddesinde ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretlerin marka olamayacakları hüküm altına alınmıştır. Bir işaretin anılan bu madde kapsamında değerlendirilebilmesi için, mal veya hizmetin karakteristik bir özelliğini hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan derhal düşündürmesi ve akla getirmesi gerekmektedir. Bir mal veya hizmeti doğrudan çağrıştırmayıp akla getirmeyen ancak imada bulunan kelimelerin tescilinin bu maddeye göre engellenmesi mümkün değildir. Tüketici işareti gördüğünde kesin olarak mal veya hizmetin niteliğini tanımlayamıyor fakat olasılıkları zihninde birkaç seçeneğe kadar indirebiliyorsa o markanın tescili mümkündür.

Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu marka "..." ve "..." kelimelerinin birleşik yazımı ile oluşturulmuştur. Yukarıda 1 nolu bentte açıklandığı üzere "..." ibaresi, dava konusu marka kapsamında 3. sınıfta yer alan “Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları." malları yönünden tanımlayıcı olsa da dava konusu marka sadece bu ibareden oluşmamaktadır. Dava konusu markada yer alan "..." ibaresi, bahsi geçen 3 sınıf mallar ile kavramsal bir ilişki içinde olmadığı gibi anılan ibare hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan 3. sınıfta yer alan “Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı olmayan ağız gargaraları." mallarının karakteristik bir özelliğini derhal düşündürmediğinden ve akla getirmediğinden, dava konusu markanın bir bütün olarak, sayılan 3. sınıf mallar bakımından SMK'nın 5/1-c maddesi anlamında tescili engeli bulunmadığı kabul edilmiştir. Dava konusu markanın tescil edilmek istendiği 3. sınıfta yer alan diğer mallar yönünden ise gerek "..." ibaresinin gerekse de yukarıda açıklanan gerekçelerle "..." ibaresinin tanımlayıcı olduğundan bahsedilemeyeceğinden, dava konusu markanın tescilli bulunduğu 3 sınıfta yer alan tüm mallar yönünden SMK'nın 5/1-c maddesi anlamında hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı kabul edilmiş, davacının bu yöndeki iddiası yerinde görülmemiştir.

Bu durum karşısında mahkemece, yukarıda (1) nolu bentte açıklanan gerekçeler yanında, dava konusu markanın SMK'nın 5/1-c maddesi anlamında da hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığına dair yukarıda açıklanan gerekçe ile de davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davacının SMK'nın 5/1-c maddesine dayalı iddiasının değerlendirilmemesi doğru olmadığından ve HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;

1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 03/11/2022 gün ve 2022/71 Esas - 2022/356 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,

2.Davanın yukarıda açıklanan gerekçelerle REDDİNE,

3.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70-TL’nin düşümü ile kalan 534,70-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,

4.Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden, istinaf eden davacı aleyhine hüküm kurulamayacağından, ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca belirlenen 15.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

5.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,

6.Davalılar tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

7.Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),

8.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

9.Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 06/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/04/2025

Başkan

...

Üye

...

Üye

...

Katip

...

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog