2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
ANKARA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
...
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan Limited Şirketin Feshi-Şirket Ortaklığından Çıkarılma davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkette %10 pay ile ortak olduğunu, 27/01/2016 tarihinde yapılan sermaye artımı ile birlikte diğer ortak ...nın eşi ...nın şirkette 10 pay bedelle ortak alındığını, 2019 yılında dava dışı eşlerin yönetim ve denetim makenizmasını tekelinde toplayarak yönetmeye başladıklarını, müvekkilinin şirketin kötü yönetildiğini fark ettiğini ve diğer ortakların kişisel çıkarlarının önde tuttuğunu ve buna benzer çok noktada fikir uyuşmazlıkları yaşanmaya başlandığını, son olarak şirket adına 500.000,00 TL kredi kullandırılıp dava dışı ortakların şahsi hesaplarına aktarıldığını, diğer ortakların davacının hasta kabul etmesinin önüne geçtiğini, müvekkilinin kiliği hali hazırda kullanamadığını, müvekkilinin kar payının eksik ve kesintili ödendiğini, dava dışı diğer ortakların evli olduğu ve fikir birliği içerisinde hareket ettiği dikkate alındığında şirket yönetiminin şeffaf ve doğru olarak yürütemeyeceklerinin sabit olduğundan TMK 427 maddesi kapsamında şirkete kayyım atanmasının talep zorunluluğunun doğduğunu, sosyal medya mercası üzerinden müvekkilin şirketten ayrıldığı yönünde bir paylaşım dahi yapıldığını ve çalışma izninin iptal edildiğini belirtmiş ve şirketin fesih ve tasfiyesine, talebin uygun bulunması halinde müvekkilin payının bedeli ödenerek ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; davacının 2015-2017 yıllarında fakültede doktora öğrencisi olduğundan mesai saatleri bitiminde şirkete geldiğini ve akşam 17.00'den sonra hasta bakabilecek şekilde çalıştığını, davacının dava konusu şirkete /e 10 pay ortak olduğunu, sermaye borcunu ödemediğini, davacıya ait sermayenin dava dışı ... tarafından yapıldığını, davacının şirkette çalıştığı süre boyunca hastalar tarafından yapılan ödemelerden aylık olarak hissesi oranında payını-tıpkı diğer hekim ortaklar gibi- tahsil ettiğini, davacının öğretim elemanı olarak atamasının yapıldığı Kasım/2021 itibariyle şirketten tamamen ayrıldığını ve huzurdaki davayı açtığını, davacının şirket gayesine hizmet etmek doğrultusunda çaba ve emek sarf etmediğini, tamamen şahsi kariyer, beklenti ve planları içinde hareket ettiğini, öğretim görevlisi olması nedeniyle şirketteki görev ve ortaklığını sürdürmesinin olanaksız olduğunu kusurlu ortak olarak bu davayı ikame etme hakkı dahi olmadığını, davalı şirketin iş ve işlemlerinden davacının haberdar olduğunu, dava dilekçesinde belirttiği kredilere şahsi kefalet dahi verdiğini, çekilen kredilerin şirketin faaliyetleri ve gelişimi için makine ve ekipman alımı amacıyla kullanıldığını, davacının davalı şirket kliniğinde yeni hasta kabul edememesinin ve kliniği kullanamamasının tek sebebinin üniversitede tam zamanlı görev yapan öğretim üyesi olması ve tabi olduğu mevzuat uyarınca getirilen düzenlemelerden kaynaklandığını, soyut iddialara dayalı işbu davanın kötü niyetli olduğundan ve dava şartı yokluğundan reddine, karşı davalarının kabulü ile davacının haklı nedenlerle ortaklıktan çıkartılmasına, davacının sermaye bedelinin dava dışı ortak ... tarafından sağlanmış olması nedeniyle davacıya adına kayıtlı hisselerin dava dışı ortak ...'ya bedelsiz devrine, bu talebin kabul görmemesi halinde müvekkil şirkete devrine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin işbu asıl ve karşı davanın açılmasına sebebiyet veren davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Asıl dava; TTK 636. maddesi gereğince açılan şirketin feshi, karşı dava ise; TTK 640 maddesi gereğince açılan limited şirketi ortağının ortaklıktan çıkarılması talebine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; asıl dava yönünden dava dilekçesinde gösterilen vakıalar nedeniyle davalı şirketin feshi şartlarının mevcut olup olmadığı, karşı dava yönünden karşı dava dilekçesinde gösterilen vakıalar nedeniyle limited şirketi ortağı olan karşı davalının şirketten çıkarılma şartlarının mevcut olup olmadığı konusundan kaynaklandığı anlaşıldı. 6102 sayılı TTK'nın 636/3. maddesinde; haklı sebeplerin varlığında her ortak, mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme istem yerine davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilir diğer bir çözüme hükmedebilir düzenlemesi bulunmaktadır.
Haklı nedenler kanunla tanımlanmadığı için her somut olayın özelliğine göre mahkeme tarafından takdir edilecektir. Pay sahibinin hakkını sürekli ve ciddi şekilde ihlal eden durumlar, şirketin ortak amacının gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı haller haklı sebep olarak kabul edilmelidir. Kanunda hangi hallerin haklı nedenle fesih sebebi sayılacağını ne tadadi ne de örnek olarak sayılmıştır. Ancak, ... sayılı emsal kararı ile de belirlendiği üzere; haklı sebep objektif veya sübjektif olabilir. Ana öge ortaya çıkan sebebin ortaklığın yaşamasını imkânsız hale getirmesidir. Her davada, hukuki ve maddi olayların özelliği dikkate alınarak iddianın haklı sebep teşkil edip etmeyeceklerinin irdelenmesi gerekir. Şirketin devamlı olarak zarar etmesi, kuruluş ve gayesinin gerçekleşmesine imkan kalmaması, ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlıklar, iletişim kopukluğu, şirketin kötü yönetilmesi, pay sahipleri arasında anlaşma ve uzlaşma imkanının kalmaması, şirketin amacına hizmet etmemesi, amacını elde etmesinin olanaksızlaşmasını ve/veya organlarının karar alma yeteneğini yitirmesi gibi hususlar haklı neden olarak kabul edilebilir. Bununla birlikte haklı nedenlerle fesih davasının açılabilmesi için, haklı nedenlerin ortaya çıkmasında davacı ortakların kendi eylem ve işlemlerinin katkısının bulunmaması, diğer bir anlatımla feshe dayanak gösterilen haklı nedenlerin diğer ortaklardan kaynaklandığının kanıtlanması gerekir. Aynı kanunun 640. maddesinde ise; "(1) Şirket sözleşmesinde, bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabileceği sebepler öngörülebilir. (2) Çıkarma kararına karşı ortak, kararın noter aracılığıyla kendisine bildirilmesinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir. (3) Şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması hâli saklıdır" hükmü düzenlenmiştir.
Mahkememizce deliller toplandıktan sonra dosya bilirkişi kuruluna tevdi edilerek, bilirkişilerden davalı şirket ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulup tutulmadığı, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılıp yaptırılmadığı ve defter kayıtlarının birbirini doğrulayıp doğrulamadığı, defterlerin sahibi lehine delil olma vasfını haiz olup olmadığı,...ndan kullanıldığı belirtilen 500.000,00 TL'lik kredinin şirket hesaplarında olup olmadığı, şirket için kullanılıp kullanılmadığı, davacının genel kurul kararları dikkate alınarak ödenmemiş kar payı alacağının olup olmadığı, davacının hissesine düşen sermaye payının kimin tarafından ödendiğinin, rapor tarihi itibariyle davacının şirketten çıkma payı alacağı miktarı konusunda rapor alınmasına karar verilmiştir.
Bilirkişi kurulu tarafından sunulan 27/11/2023 tarihli raporda sonuç olarak; davalı şirket ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süreleri içerisinde yaptırıldığı, Ziraat Bankası'ndan kullanıldığı belirtilen 500.000,00 TL'lik krediden 214.515,30 TL tutarındaki miktarın dayanak belge olmadan başka bir hesaba aktarılmasından dolayı bu miktarın şirket dışına çıkarılmış olması muhtemel olmakla birlikte, mahkemece uygun görülmesi durumunda ve davalı şirket yetkililerince yapılan izahat çerçevesinde bu durumun yeniden değerlendirilebileceği, davalı şirket genel kurulunca şu ana kadar kâr payı dağıtımına yönelik alınmış bir genel kurul kararı bulunmadığı, davalı şirketin toplam sermayesi 110.000,00 TL olup, davacının sermaye payı 10.000,00 TL, sadece 03.02.2016 tarihinde yapılan sermaye ödemesine ait 50.000,00 TL tutarında üzerinde... ismi ve imza bulunan bir dekont fotokopisi ibrazı yapıldığı, söz konusu dekonta göre davalı şirketin tüm ortakları adına tek ödeme yapıldığı ve ticari defter kayıtlarına her bir ortak için ayrı ayrı sermaye ödemesi olarak paylaştırıldığı, defter kayıtlarına göre davacıya ait sermayelerin ödeme şeklinin tablo halinde sunulduğu, rapor tarihi itibariyle davacının şirketten çıkma payı alacağı miktarı yönünden; TTK'nın ayrılma akçesi başlıklı 641.maddesine göre ortak, şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haiz olduğundan, buna uygun yapılan hesaplama neticesinde davalı şirketin 4.867.797,31 TL öz varlığından davacının şirketteki %9,0909091 payının gerçek değerinin 442.527,03 TL olduğunun tespit edildiği belirtilmiştir.
Mahkememizce yapılan 20/12/2023 tarihli duruşmada ise; dosyanın rapor alınan bilirkişiye tevdi edilerek davalı tarafın amortismanların dikkate alınmadığına ve 214.000,00 TL'nin mal alımında kullanıldığına ilişkin itirazların değerlendirilerek 214.000,00 TL' nin karşı dava dilekçesi ekinde sunulan faturalara göre mal alımında kullanılıp kullanılmadığı konusunda ve amortismanlara göre çıkma payının hesaplanması konusunda ek rapor düzenlenmesinin istenmesine karar verilmiş, bilirkişi kurulu tarafından sunulan 28/08/2024 tarihli ek raporda sonuç olarak; kök raporlarında duran varlıklarla ilgili tespit edilen tutarların, amortismanlarda dikkate alınarak 2'nci el piyasa değerleri üzerinden hesaplandığı, 214.515,30 TL'nin davalı/karşı davacının dava dilekçesi ekinde yer alan faturalara karşılık ödendiğine ilişkin beyanına rağmen, 236.01 YETA açıklamalı hesap ekstresinin ve ticari defter kayıtlarına dayanak belgelerin sunulmadığı, sunulan mevcut belgelerin ise talebi karşılayamadığı, kök ve ek raporlarında ulaşılan sonucu değiştirecek yeni bir belge ve bilgi olmadığından raporlarında bir değişiklik bulunmadığı belirtilmiştir.
Yapılan yargılama sonucunda, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporlarına göre; asıl davanın;
TTK 636. maddesi gereğince açılan şirketin feshi, karşı davanın ise;
TTK 640. maddesi gereğince açılan limited şirket ortağının ortaklıktan çıkarılması talebine ilişkin olduğu, alınan bilirkişi raporu ve ek raporu ile de belirlendiği üzere; davacının davalı şirketteki payının %9,0909091 olduğu, davalı şirket ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, davalı şirketin ...'ndan kullanıldığı belirtilen 500.000,00 TL'lik krediden 214.515,30 TL tutarındaki miktarın dayanak belge olmadan başka bir hesaba aktarılmasından dolayı bu miktarın şirket dışına çıkarılmış olmasının muhtemel olduğu, her ne kadar davalı taraf 214.515,30 TL'nin karşı dava dilekçesi ekinde yer alan faturalara karşılık ödendiğini iddia etmiş ise de; 236.01 ...açıklamalı hesap ekstresinin ve ticari defter kayıtlarına dayanak belgelerin sunulmadığı, sunulan mevcut belgelerin ise bu iddiayı doğrulamadığı, yine davalı şirket genel kurulunca şu ana kadar kâr payı dağıtımına yönelik alınmış bir genel kurul kararı bulunmadığı, ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlıklar, iletişim kopukluğu hususları ile diğer tüm deliller gereğince davacının TTK'nın 636.maddesine göre haklı sebeplerin varlığını ispatladığı, diğer yandan karşı davada ise TTK'nın 640.maddesi hükümlerine göre ortağın şirketten çıkarılması için gerekli olan haklı nedenlerin bulunduğunun ispatlanamadığı sonucuna varılarak; asıl dava bakımından 636/3. madde gereğince davalı şirketin feshi yerine davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine karar verilmesi kanaati ile bu kapsamda belirlenen gerçek pay bedeli olarak toplam 442.527,03 TL'nin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin diğer taleplerin reddine, diğer yandan karşı davanın ise reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Asıl davanın KISMEN KABULÜ ile; davacının haklı nedenle davalı şirketten çıkmasına, çıkma payı alacağı olan 442.527,03 TL'nin davalı şirketten alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
a)Alınması gereken 30.229,02 TL harçtan peşin ve ıslah harcı olarak alınan 7.616,56 TL harcın mahsubu ile bakiye 22.612,46 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
b)Davacı tarafından yatırılan 7.616,56 TL peşin ve ıslah harcının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
c)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen (kabul ve red oranına göre) 70.379,05 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
d)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen (kabul ve red oranına göre) 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
e)Davacı tarafından yapılan 10.313,60 TL (bilirkişi ücreti, posta gideri ve v.s.masraf olmak üzere) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
2.....'nin karşı davasının REDDİNE,
a)Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin olarak alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
b)Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen (kabul ve red oranına göre) 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
c)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
3.Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde taraflara İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 05/03/2025 Başkan ... ✎E-imzalıdır Üye ... ✎E-imzalıdır Üye ... ✎E-imzalıdır Katip ... ✎E-imzalıdır