Esas No
E. 2023/10352
Karar No
K. 2024/13645
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku
Aramaya Dön
YARGITAY

10. Hukuk Dairesi

E. 2023/10352 K. 2024/13645 T.
Karar Sonucu BOZULMASINA
Resmî Atıf Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/10352, K. 2024/13645, T. 24.12.2024
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/10352
Karar No
2024/13645
Karar Tarihi
24.12.2024
Dava Türü
Hukuk
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

10. Hukuk Dairesi         2023/10352 E.  ,  2024/13645 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/904 E., 2023/1368 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Bozüyük 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

SAYISI: 2022/199 E., 2023/32 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir .

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 29.03.2010 tarihinde hiçbir kusuru olmadığı halde iş kazası geçirdiğini, müvekkilinin iş kazası nedeniyle sağ gözünün hasarlı durumda olduğunu, görme işlevini tamamen kaybettiğini, günlük yaşamını bile sürdürmekte zorlandığını, iş ve çalışma gücü kaybı oluştuğunu, toplumda sakat bir insan olarak yaşamanın manevi yükü altında ezildiğini, davalı işveren tarafından destek olunması gerekirken kazanın görmezden gelinmesi, müvekkiline destek olunmaması mağduriyetini arttırdığını belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; 29.03.2010 tarihinde meydana gelen iş kazası sebebiyle müvekkilinin uğramış olduğu maddi zararların tazmini amacıyla 1.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, müvekkilinin iş kazası nedeniyle duymuş olduğu acı elem ve ızdırabın bir nebze olsun giderilmesi için 80.000,00 TL manevi tazminatını olay tarihi olan 29.03.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 29.03.2010 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle Bozüyük 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 2022/199 Esas sayılı dosyasında tazminat davası açıldığı, davanın tarafları ve konusu aynı olması itibariyle, aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunduğundan birleştirilmesine, 171.424,81 TL maddi tazminatın iş kazasının vuku bulduğu tarihten itibaren işleyecek yasal faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekilinin cevap dilekçesi ile davanın haksız ve hukuki mesnetten mahrum nitelikte olup kabulünün mümkün olmadığını, davacının son derece kusurlu davrandığını, 29.03.2010 tarihinde olayın gerçekleştiğini, müvekkili şirketin iş sağlığı ve güvenliği konusunda son derece hassasiyetle yaklaştığını ve bu konuda hiçbir masraftan kaçınmadığını, müvekkili şirketin davacıya her türlü eğitimi ve koruyucu malzemeyi tam ve eksiksiz olarak teslim ettiğini, müvekkili şirketin üzerine düşen tüm yükümlülüğü eksiksiz olarak yerine getirdiğini, davacının kendisinin kusur ve ihmalinden kaynaklanan durumdan dolayı müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının kabul edilemez olduğunu belirterek müvekkili şirket aleyhine haksız bir şekilde açılmış olan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "1-)Asıl ve birleşen davada; davacının çalışma gücünün sürekli kaybından dolayı maddi tazminat talebinin kabulü ile 409.067,93 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 29.03.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,.. " karar verilmiştir. IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; tarafların istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusuru bulunmadığını, müvekkilinin % 38 maluliyeti bulunduğu tespit edilerek bu yönde hüküm kurulmuş ise de müvekkilinin daha yüksek oranda maluliyetinin bulunduğunu, uğranılan maddi zararın hükmedilenden çok fazla olduğunu, gerek asıl gerek birleşen dava yönünden maddi tazminat hesaplamasında kullanılan hesaba esas ücret, kusur oranı ve maluliyet oranı olmak üzere her bir unsuruna dair karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak doğmaması yönünden istinaf kanun yoluna başvurduklarını, müvekkili lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının da pek az olduğunu belirterek temyiz talebinde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden 1000 TL talepli kısmi dava açıldığını, 29.04.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile talebin 110.000,00 TL'ye çıkarıldığını, sonrasında talep arttırım dilekçesi verilmek sureti ile talebin 127.643,12 TL yükseltildiğini, ancak belirsiz alacak davası olarak talep edilmeyen alacak hakkında sadece 1 kez ıslah yapılabileceğini, dolayısı ile ıslah ile arttırılan miktarın sonradan arttırılabilmesinin mümkün olmadığını, davaya konu olayın 29.03.2010 tarihinde gerçekleştiğini, davacı tarafın ıslah dilekçesi ile ek dava tarihi itibari ile 10 yıllık sürenin dolmuş olduğunu, maluliyetin sonradan değişmediğini, farklılığın değişen ve gelişen durumdan kaynaklanmadığını, zamanaşımı hesabının kaza tarihinden itibaren yapılması gerektiğini, zamanaşımı def'inin Mahkemece kabul edilmemesinin hatalı olduğunu, ek dava açısından belirsiz alacak davası açılmasının mümkün olmadığını, İlk Derece Mahkemesince yapılan kusur değerlendirmesinin hatalı olduğunu, hesaplamada hata yapıldığını Yargıtay ilamına göre hesap raporunda esas alınan bilinen dönem sonu tarihini ve verileri gözeterek yapılması gerektiği, davacının emekli olmasının da doğru bir şekilde değerlendirilmediğini, alacağın tamamı için kaza tarihinden faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın oldukça yüksek olduğunu belirterek temyiz talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle davalıya karşı açılmış maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.
B. 1. Taraf vekillerinin manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden;

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

Bölge Adliye Mahkemesinin 05.07.2023 karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 238.730,00 TL olup taraf vekillerinin manevi tazminat hükümlerine yönelik temyizleri kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla, temyiz eden taraf vekillerinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.

B. 2. Taraf vekillerinin maddi tazminat alacağına yönelik temyiz istemi yönünden;

Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.

Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).

Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.

Yargıtay İçtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay İçtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.

Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (...nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)

Somut olayda, Mahkemece hesaba dair 1 adet kök ve 3 ek rapor aldırıldığı, Mahkemece 09.01.2023 tarihli ek raporun hükme esas alındığı, davacı vekilince 05.07.2022 tarihli 2. ek rapora itiraz edilmediği, 22.09.2022 tarihli duruşmadaki beyanında iş bu rapor ve açılan ek dava doğrultusunda karar verilmesini talep ettiği, Mahkemece davacının sürekli iş göremezlik derecesine göre yeni peşin sermaye değeri için SGK'ya müzekkere yazıldığı ve müzekkere cevabı doğrultusunda hükme esas alınan ek raporun düzenlendiği, davacı tarafça duruşmada kabul edilen 05.07.2022 tarihli raporda bilinen dönemin 31.12.2022 tarihi olarak esas alındığı, ek raporda ise bilinen dönemin ileriye çekilerek esas alınması nedeniyle maddi zararın daha fazla hesaplandığı anlaşılmakla davalı lehine bu yönden oluşan usuli kazanılmış hak ilkesi ihlal edilerek sonuca gidilmesi ve karar verilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş; 05.07.2022 tarihli bilirkişi hesap raporunda belirlenen miktardan davacının %38 iş gücü kaybına göre SGK tarafından bildirilen ilk peşin sermaye değeri düşümü yapılarak hüküm kurularak karar vermekten ibarettir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle,

1.Taraf vekillerinin manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,

2.Davacı vekilinin diğer tüm temyiz taleplerinin reddine,

3.Davalı vekilinin maddi tazminat alacağına yönelik temyiz talebi yönünden; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının davacıdan alınmasına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog