1. Ceza Dairesi
1. Ceza Dairesi 2025/486 E. , 2025/1797 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Kırşehir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.12.2023 tarihli ve 2023/486 Esas, 2023/697 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan açılan kamu davasının mağdurun şikayetinden vazgeçmesi nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 73/4. maddesi delâletiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223/8. maddesi gereği düşmesine ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 22.12.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 20.01.2025 tarihli ve 2024/16807 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.02.2025 tarihli ve KYB-2025/11108 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.02.2025 tarihli ve KYB-2025/11108 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, sanığın aynı koğuşta kaldığı müştekiyi önce boğazını sıkmak suretiyle yaralamasını takiben müştekinin alt kata inmesi üzerine bu kez peşinden giderek eline aldığı meyve bıçağını müştekiye salladığı, ancak diğer hükümlülerin araya girmesi sebebiyle eylemini tamamlayamadığı somut olaydan dolayı yapılan yargılama sonunda, silahla yaralamaya teşebbüs suçundan sanığın mahkumiyetine, kasten basit yaralama suçundan açılan kamu davasının ise şikayet yokluğu nedeniyle düşmesine hükmolunmuş ise de; benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 28.01.2020 tarihli ve 2015/3-1206 esas, 2020/31 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, sanığın eyleminin bir bütün olarak tek başına silahla yaralamaya teşebbüs suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde kamu davasının düşmesine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1.Olay günü aynı ceza infaz kurumunda bulunan sanık ile mağdur arasında çıkan tartışmada sanığın önce mağdurun boğazını sıkarak basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralamasından sonra alt kata inen mağdurun peşinden giderek bıçakla yaralamaya kalktığı, araya girenlerin engel olduğu, sanığın mağduru basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralama eylemi yönünden şikâyetten vazgeçme nedeniyle kamu davasın düşmesine, inceleme dışı kasten yaralamaya teşebbüs eylemi yönünden ise silahla kasten yaralamaya teşebbüs suçundan cezalandırılmasına karar verildiği, düşme kararının istinaf edilmeksizin kesinleştiği, mahkûmiyet kararının istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 29.02.2024 tarihli ve 2024/4 Esas, 2024/203 Karar sayılı ilâmı ile özetle; "...sanığın eylemlerinin bir bütün olarak tek başına 'silahla yaralamaya teşebbüs' olarak değerlendirilmesi gerektiğinden, sanık hakkında TCK'nın 86/2, 86/3-e, 35. maddeleri uyarınca uygulama yapılarak, tamamlanmış basit yaralama suçu için öngörülen cezanın altına düşmeyecek şekilde bir cezaya hükmedilmesi yerine mahkemece yapılan yargılama sonunda eylemlerin bölünerek sanığın, mağdurun boğazını sıkması şeklinde gerçekleşen eylemi hakkında şikayet yokluğundan düşme kararı verildiği, bu kararın istinaf edilmeden kesinleştiği; sanığın elindeki bıçağı mağdura sallaması, ancak isabet ettirememesi şeklindeki eylemi hakkında ise mahkumiyet kararı verildiği, sanık tarafından bu mahkumiyet kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulduğu görülmekle; Sanık hakkında verilen düşme kararına yönelik istinafen bir değerlendirme yapmak mümkün değil ise de, bir bütün olarak değerlendirilmesi gereken eylemin bölünerek istinafa konu edilen ve mahkumiyet hükmü kurulan kısmı ile ilgili şu aşamada bir karar vermek de mümkün olmayacaktır.
Bu durumda sanık hakkında düşme kararıyla ilgili kanun yararına bozma yoluna gidilmesi, sürecin sonunda bu dava ile istinaf başvurusuna konu olan hüküm arasında hukuki ve fiili bağlantı bulunduğundan her iki davanın birleştirilerek delillerin birlikte değerlendirilip tartışılmasında zorunluluk bulunmasının gözetilmemesi," nedeniyle bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
2.5237 sayılı Kanun'un 86/2. maddesi ile aynı Kanun'un 86/3. maddesinin ilgili bölümlerinde; "(2) (Ek fıkra: 31/3/2005 – 5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine,... (3) Kasten yaralama suçunun;
a)Üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı, ...,
e)Silahla, İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında, ....artırılır." Şeklinde düzenleme yapılmıştır.
3.İnceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; Mahkemece kabul edildiği olayın oluş şekli itibarıyla sanığın mağduru boğazını sıkıp yaraladıktan sonra bıçakla yaralamaya kalkışması şeklinde mağduru kasten yaralamaya yönelik birden çok eylemi aynı suç işleme kastıyla çok kısa zaman aralığı içerisinde gerçekleştirilmesi nedeniyle, olay bir bütün olarak değerlendirilip Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 28.01.2020 tarihli ve 2015/3-1206 Esas, 2020/31 Karar sayılı kararı gereğince, eylemin sadece silahla yaralamaya teşebbüs kapsamında kaldığının kabulü gerektiğinden, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 86/2, 86/3-e ve 35. maddeleri uyarınca uygulama yapılarak, tamamlanmış basit yaralama suçu için öngörülen cezanın altına düşmeyecek şekilde bir ceza belirlenmesi gerektiği dikkate alınmadan hem tamamlanmış basit yaralama suçundan düşme, hem de kasten yaralamaya teşebbüs suçundan (istinaf mercii tarafından bozulmasına karar verilen) mahkumiyet kararı verilmesi, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.Sanık hakkında kasten yaralama suçundan verilen Kırşehir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.12.2023 tarihli ve 2023/486 Esas, 2023/697 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309/4-b maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkı dikkate alınarak gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.03.2025 tarihinde karar verildi.