Esas No
E. 2025/391
Karar No
K. 2025/636
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/391

KARAR NO: 2025/636
KARAR TARİHİ: 20/03/2025

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 12/02/2025

NUMARASI : 2024/951 Esas 2025/149 Karar

DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Alım Satım)

BAM KARAR TARİHİ : 20/03/2025

KARAR YAZIM TARİHİ : 20/03/2025

Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı vekili 04/12/2024 tarihli dilekçesinde, tedbir kararına rağmen davalının çeklerin, Edremit İcra Dairesinin 2024/9240 sayılı takip dosyasında icraya verdiğini, bu nedenle ihtiyati tedbir kararı gereği takibin durdurulması ve yapılan hacizlerin kaldırılması için müzekkere yazılmasını talep ettiklerini, 12/12/2024 tarihli dilekçesinde de, icra takibinin müvekkilinin hukuki başvurularından sonra açıldığını, dava ile aynı gün olmakla beraber müvekkiline tebliğinin davanın açılmasından bir gün sonra yapıldığının görüldüğünü bildirmiş, taraflar arasındaki defi hakları da dikkate alınarak takibin ara kararı ile dava sonuna kadar durdurulması ve yapılan hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

MAHKEMECE: "...,Dava; İİK'nın 72.maddesi uyarınca davacının, davalıya davaya konu üç adet çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile sözleşme kapsamında ödenen bedelin istirdadı istemine ilişkindir. Talep; tedbir kararı gereği takibin durdurulması ve yapılan hacizlerin kaldırılması istemine ilişkindir.

Tüm dosya kapsamı ile toplanan belge örneklerinden; davacı tarafın 22/10/2024 tarihinde davaya konu üç adet çekin ödenmemesi konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebi ile mahkemeye başvurduğu, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/250 D.İş sayılı dosyasında verilin 24.10.2024 tarihli kararla çeklerin davalı tarafından ibraz edilmesi halinde ödenmemesi konusunda ihtiyati tedbir kararı verildiği, davalı tarafça 430.000,00 TL bedelli ve 25.10.2024 keşide tarihli çekin Edremit İcra Dairesinin 2024/9240 sayılı dosyasında kambiyo senetlerine özgü yolla takibe konu edildiği, dava dilekçesinde hukuki dayanak ve deliller bölümünün altıncı maddesinde arabuluculuk son tutanağından söz edilmesine rağmen zorunlu arabuluculuk anlaşamama son tutanağının dava dilekçesine ekli olarak dosyaya sunulmadığı, icra takibinin 12.11.2024 tarihinde yapılmasına rağmen davanın 15.11.2024 tarihinde açılmış olduğu görülmüştür.

Davacı vekili, 04.12.2024 ve 12.12.2024 tarihli dilekçelerinde, mahkemenin tedbir kararı gereği takibin durdurulması ve yapılan hacizlerin kaldırılması için müzekkere yazılması ve icra takip dosya örneğinin istenmesi talebi bulunduğunu bildirmiş ise de, ihtiyati tedbir kararını veren İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.10.2024 tarihli kararında yalnız çeklerin davalı tarafça ibrazı halinde ödenmemesi konusunda ihtiyati tedbir kararı verilip, davacı tarafın çeklerin icra konusu edilmemesine ilişkin talebin reddine ve bununla birlikte takip açılması halinde yapılacak tahsilatın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, mahkememizce oluşturulan 18.11.2024 tarihli tensip tutanağının 19.maddesinde de İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesince değişik iş sayılı dosyada verilen ihtiyati tedbir kararının devamına karar verilip, davacı vekilinin bu kararlar gereğince takibin durdurulmasını talep ettiği dikkate alındığında, davacı vekilinin isteminde usul, yasa ve dosya ile 24.10.2024 tarihli ihtiyati tedbir kararı ve tensip tutanağının on dokuzuncu maddesine uygunluk bulunmamakla beraber talep, taleple bağlılık ilkesi uyarınca yeni bir ihtiyati tedbir olarak değil verilen ihtiyati tedbir kararına bağlı talepler olarak değerlendirilmiştir.

İİK'nun 72(2) maddesinde; icra takibinden önce açılan menfi tespit davasında talep üzerine alacağın %15'inden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında icra takibinin durdurulmasına karar verilebileceği, aynı maddenin 3. fıkrasında icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği, ancak borçlunun gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15 inden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebileceği düzenlenmiştir.

HMK'nun 389(1)maddesinde; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir sakıncanın doğacağından endişe edilmesi halinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği belirtilmiştir.

HMK'nun 390(3) maddesinde; tedbir talep eden tarafın, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmenin yanında davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu vurgulanmıştır.

Tüm dosya kapsamı, İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/250 D.İş sayılı dosyasında verdiği kararı, dava dilekçesine ekli olarak sunulan delil ve belge örnekleri ile toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafın icra takibinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verildiği, her ne kadar davacı tarafça davanın icra takibinden önce açıldığı iddia edilmiş ise de, takibin yalnız bir çek yönünden 12.11.2024 tarihinde, 15.11.2024 tarihinde açılan davadan önce yapıldığı, davacı tarafın İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin icra takibinin durdurulması konusundaki kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmasının mümkün olup, durum ve koşullar değişmediği sürece aynı konuda yeniden bir ihtiyati tedbir talebinde bulunulamayacağı, dilekçelerde durum ve koşulların değiştiğine ilişkin hiçbir iddianın dile getirilmediği gibi bu konuda bir delil ve belgenin dosyaya sunulmadığı dikkate alınarak,

İİK'nun 72(3) maddesi uyarınca takibin durdurulmasına ilişkin bir ara kararın verilemeyeceği gibi uygulanan hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesinin de mümkün bulunmadığı anlaşılmakla, davacı tarafın taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir," gerekçesi ile; "Davacı tarafın, Edremit İcra Dairesinin 2024/9240 sayılı dosyasına ilişkin icra takibinin durdurulması ve bu dosyada uygulanan hacizlerin kaldırılması konusundaki taleplerinin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya giren deliller ile; müvekkili adına 22/10/2024 tarihinde davaya konu üç adet çekin ödenmemesi konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesi için İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/250 D.İş sayılı dosyasından başvuru yapıldığı ve başvurunun kabul edildiğinin net olduğunu, çeklerin davalı tarafından ibraz edilmesi halinde ödenmemesi konusunda ihtiyati tedbir kararı verildiği halde davalı tarafça 430.000,00 TL bedelli ve 25.10.2024 keşide tarihli çekin Edremit İcra Dairesinin 2024/9240 sayılı dosyasında kambiyo senetlerine özgü yolla takibe konu edildiğinin de açık olduğunu, her ne kadar davalı tarafça icra takibi 12.11.2024 tarihinde yapılsa da müvekkilinin hukuki sürecinin 22/10/2024 tarihinde ihtiyati haciz talebi ile takipten önce başladığı belgelerden anlaşıldığını, ara karar gerekçesinde de yazıldığı üzere;

HMK'nun 390/ 3. maddesinde; tedbir talep eden tarafın, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmenin yanında davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğunun vurgulandığını, hukuki, sürecin 22/10/2024 tarihinde başladığı ve çekler ile ilgili bankaya ibrazı için tedbir alındığı, kararın davalı yana tebliğ edildiği ve ara buluculuk sürecinin başladığı, davalı yanın bu sürece katılmasına ve kararı tebliğ almasına rağmen; tedbir kararı ulaşmayan bankanın çeki için karşılıksızdır işlemi yaptırarak bu çeki icraya koyduğu, davalının; çekilen ihtara, İhtiyati tedbir dosyasına ve bu davaya cevap dahi vermeyip; müvekkilinin bedelini peşin ödediği malları müvekkiline teslim ettiğine dair tek bir beyan yahut belge sunmadığının anlaşıldığını belirterek Edremit İcra Dairesinin 2024/9240 sayılı takip dosyasının dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Talep, kambiyo senedinden kaynaklı icra takibine karşı menfi tespit davasında ihtiyati tedbir ara kararına ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.

HMK'nın 341/1. maddesinde "İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir." denilerek ilk derece mahkemelerince verilen kararlardan hangilerine karşı istinaf kanun yoluna başvurulabileceği açıklanmıştır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13.03.2013 tarih ve 2013/444 Esas 2013/4848 Karar sayılı, 04.06.2013 tarih ve 2013/8345 Esas 2013/11632 Karar sayılı, 24.09.2013 tarih ve 2013/13228 Esas 2013/16450 Karar sayılı, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 25.11.2013 tarih ve 2013/25812 Esas 2013/20072 Karar sayılı kararları ile yerleşik diğer içtihatlarda da belirtildiği üzere; ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen kararlar ile yokluğunda ihtiyati tedbir kararı verilen kişinin itirazı üzerine verilen kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilecektir. Gerek Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda gerekse Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda ara kararlarına karşı kanun yoluna başvuru kabul edilmemiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere, ihtiyati tedbir hakkında verilen kararlara karşı ancak belli durumlarda istinaf yoluna başvurulabilecektir.

HMK'nın 394. maddesinde "(1)Karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebilir. Aksine karar verilmedikçe, itiraz icrayı durdurmaz.(2) İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir. (3) İhtiyati tedbir kararının uygulanması sebebiyle menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati tedbiri öğrenmelerinden itibaren bir hafta içinde ihtiyati tedbirin şartlarına ve teminata itiraz edebilirler. (4) İtiraz dilekçeyle yapılır. İtiraz eden, itiraz sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının dayanağı olan tüm delilleri dilekçesine eklemek zorundadır. Mahkeme, ilgilileri dinlemek üzere davet eder; gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını verir. İtiraz üzerine mahkeme, tedbir kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. (5) İtiraz hakkında verilen karara karşı, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. Kanun yoluna başvurulmuş olması, tedbirin uygulanmasını durdurmaz." denilmek suretiyle ihtiyati tedbir kararına itirazın usulü ve itiraz uyarınca yapılacak yargılama ve verilecek kararlar açıklanmıştır.

Aynı Kanun'un 396. maddesinde "(1) Durum ve koşulların değiştiği sabit olursa, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat aranmaksızın karar verilebilir. (2) İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır." düzenlemesine yer verilmiş olup bu düzenleme uyarınca talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasına karar verilmesi halinde itiraza ilişkin usulün kıyasen uygulanacağı belirtilmiştir. Maddede, kanun yoluna başvuru imkanını düzenleyen 394. maddenin beşinci fıkrasına atıf yapılmadığı görülmektedir.

HMK'nın 396. maddenin gerekçesi ise; "İhtiyatî tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasını düzenleyen bu maddede de, yukarıda belirtilen iki maddedeki ortak yönler dikkate alınarak itiraza ilişkin benzer hükümlere ayrıca atıf yapılmıştır. Ancak, itiraz üzerine verilen kararlara karşı kanun yoluna başvurulması hakkındaki fıkraya ya da yeniden verilen tedbir kararına atıf yapılmamıştır. Zira, hâl ve şartların değişmesi, hukukî bir değerlendirmeden daha çok, maddî şartlarla yakından ilgili, nispeten sübjektif ve doğrudan mahkemenin takdirine bağlı bir husustur. Ayrıca, aynı yargılama süreci içinde, bir çok kez hâl ve şartlarda değişiklik olması sebebiyle, tedbirde değişiklik yapılması veya kaldırılması, bu yönde talepte bulunulması ya da talebin reddi söz konusu olabilir. Her talepten sonra verilecek karar hakkında kanun yoluna başvurulması, ihtiyatî tedbirler için kanun yoluna başvurulmasında istenen amacı da sağlamayacaktır. Kanun yolunun açılmış olmasının amacı, ihtiyatî tedbirlerle ilgili temel hukukî ve prensip hatalarının önüne geçmektir. Bu sebeple, ihtiyatî tedbirin reddi ve ihtiyatî tedbire itiraz üzerine verilen kararlar için kanun yolu imkânı getirilmiştir." şeklindedir. Dolayısıyla, durum ve koşulların değişmesi nedeni ile verilen kararlar hukukî bir değerlendirmeden daha çok, maddî şartlarla yakından ilgili, nispeten sübjektif ve doğrudan mahkemenin takdirine bağlı kararlar olduğundan, bu kararlara karşı kanun yolunun kapalı olması ön görülmüştür. Nitekim, yargılama süresince her yeni durumda talebin yinelenerek karar verilmesi halinde sürekli kanun yoluna başvuru imkanı tanınması, kanun yolundan beklenilen amaçtan uzaklaşılması sonucunu doğuracaktır. Şüphesiz, durum ve koşulların değişmesi sebebiyle yapılan itiraz üzerine verilen kararlara karşı ancak esas hükümle birlikte kanun yoluna başvurulabilecektir.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu olayda, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/250 D.İş sayılı dosyasında üç adet çek yönünden aleyhine tedbir istenene ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmiş, takibe konu çeklerin icra konusu edilmemesine ilişkin talebin reddine karar verilmiş, dava açıldıktan sonra mahkemenin 18/11/2024 tarihli tensip ara kararı ile değişik iş dosyasında konulan tedbir kararının devamına karar verilmiş, davacı vekilinin 04/12/2024 tarihli dilekçesi ile tedbir kararı olmasına rağmen çeklerin Edremit İcra Dairesinin 2024/9240 esas sayılı dosyasında davalı tarafça icraya verilmiş olduğundan "mahkemenin tedbir kararı gereği takibin durdurulması ve yapılan hacizlerin kaldırılması için müzekkere yazılması" talep edilmiş, mahkemenin 17/12/2024 tarihli ara kararı ile talebin reddine karar verilmiş bu ara karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Bu durum karşısında ilk derece mahkemesince 17/12/2024 tarihinde verilen ve istinaf istemine konu edilen ara karar,

HMK'nın 396. ve 341. maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir talebi üzerine verilmiş ilk ara karar mahiyetinde olmayıp itiraz/istinaf süreleri geçirilen ve değişen durumdan dolayı ihtiyati tedbir kararının değiştirilmesine yönelik sonraki ara karar mahiyetinde olduğundan bu ara karara karşı istinaf kanun yolu başvurusunda bulunulamaz. Bu itibarla, davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341. ve 352. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.İlk derece mahkemesi kararının istinafı kabil olmaması sebebiyle talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE,

2.Davacının yatırmış olduğu 615,40 TL istinaf karar harcı ve 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının istemi halinde davacıya iadesine,

3.Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,

4.Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda Hukuk Muhakemeleri Kanununun 352. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 20/03/2025

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog