5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Yurt Dışı Sağlık Sigortasından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili ----, davalı-----başlangıç ve --- bitiş tarihli ----- yaptırdığını, müvekkilinin, ---- bulunduğu ----alp krizi geçirdiğini ve ----- kaldırıldığını, hastane tedavi ve ilaç masrafları toplamı----- olduğunu, taraflar arasında yapılan---- numaralı ----- gereğince müvekkilinin ------ geçirdiği rahatsızlık neticesinde yapmak zorunda kaldığı bütün masrafların davalı ----tarafından karşılanması gerektiğini, poliçenin ------ başlangıç ve ----bitiş tarihli olduğunu, müvekkilinin kalp krizi geçirdiği ------tarihinde gerçekleşen sağlık sorunu ve devamındaki tedavi masrafları poliçe kapsamında ve davalı şirket sorumluluğunda olduğunu, işbu sebeple müvekkili tarafından ---- tarihinde, açıklanan tedavi masraflarının ödenmesi talebiyle davalı sigorta şirketine başvurulduğunu, davalı----------referans numaralı yazısı ile reddedildiğini, müvekkili tarafından davalı sigorta şirketine yapılan, tedavi harcama bedellerinin ödenmesi talebinin reddedilmesi üzerine taraflarınca davalı -----aleyhine ------- sayılı dosyası üzerinden ilamsız takip başlatıldığını, taraflarınca başlatılan icra takibine davalı/borçlu tarafından --- tarihinde itiraz edildiğini, davalı/borçlunun -----İcra Müdürlüğüne yapmış olduğu itirazın haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin sigorta yaptırmadan önce geçirdiği herhangi bir kalp rahatsızlığının bulunmadığını, Mahkemece --------- müvekkiline ilişkin hastane kayıtlarının celbi istenildiği takdirde müvekkilinin daha önce herhangi bir kalp rahatsızlığı geçirmediğinin görüleceğini, bu hususa ilişkin olarak taraflarınca davacı dilekçesi ekinde müvekkiline ait e-nabız kayıtlarının sunulduğunu, müvekkilinin daha önce kalp rahatsızlığı geçirmemesine ve bu yönde bir sağlık problemine sahip olmamasına rağmen davalı şirket tarafından masrafların ödenmesi talebinin reddedilmesinin kötü niyetli olduğunu, davalı/borçlunun itirazı üzerine ------- tarihli tensip zaptı ile borçlu hakkındaki takibin durdurulmasına karar verildiğini ancak müvekkilinin, poliçede belirlenen tarihler arasında rahatsızlandığını, söz konusu masrafların davalı şirket tarafından ödenmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle; davanın kabulü ile taraflarınca -------- esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptalini ve fazlaya ilişkin bakiye alacak ve hakları saklı kalmak kaydıyla icra dosyası borcu olan ---------- asıl alacağa takip tarihinden itibaren uygulanacak yıllık adi kanuni faizi ile birlikte tahsilini, davalının haksız ve kötü niyetli olduğundan icra takip tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın süresinde açılmadığını, bu nedenle zaman aşımı def'i itirazlarının olduğunu, davacının talebine konu tazminat talebinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, taleplerinin reddi gerektiğini, müvekkili sigorta şirketi tarafından yapılan araştırma ve inceleme neticesinde davacının sigorta başlangıç tarihi ve yurt dışı çıkışı öncesinde başlayan aralıklı göğüs ağrısı şikayeti olduğunun tespit edildiğini, bu hususun ------ müzekkere yazılarak davacının son beş yıla ait tüm tedavi evrakları ve e-nabız bilgilerinin dosyaya celbi sağlandığında ortaya çıkacağını, davacının taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bu sebeple davacının taleplerinin teminat kapsamı dışında olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, huzurdaki davanın reddi gerektiğini,-------- müzekkere yazılarak davacının son beş yıla ait tüm tedavi evrakları ve e-nabız bilgilerinin celbi sağlandıktan sonra sigorta hukuku alanında uzman bir bilirkişi ve kardiyolog bilirkişisine dosyanın tevdii edilerek itirazları doğrultusunda rapor tanzim edilmesini, davacı tarafın sigorta poliçesi tanzim edilirken beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını, söz konusu olay bakımından müvekkili sigorta şirketinin sorumlu olduğuna ilişkin iddialarının soyut ve mesnetsiz olup, usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının talebinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, davacı tarafın, 04.10.2023 tarihinde----- bulunduğu sırada kalp krizi geçirmesi nedeniyle yapmış olduğu tedavi ve ilaç masrafları olmak üzere ---- numaralı------ istinaden müvekkili sigorta şirketinden tahsilini talep ettiğini, işbu poliçe kapsamında maddi tazminat limitinin 30.000,00 Euro ile sınırlı olduğunu, müvekkili sigortacı şirketinin, meydana gelen rizikodan sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle sorumlu tutulabileceğini, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla olası tazminat hesaplamasında ödeme tarihindeki ------ döviz satış kurunun esas alınmasını, davacı tarafın talepleri fahiş olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının icra inkar tazminatı talebinin haksız olduğunu, davacının, dava değerinin en az %20'si oranında kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesini, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesini, tüm bu nedenlerle; davanın usulden reddini, aksi kanaat halinde davanın esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN İNCELENMESİ VE GEREKÇE;Dava; ----esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır.Davacı vekili özetle; davacının davalı nezdinde --- başlangıç ve --- bitiş tarihli ---- yaptırdığını, davacının---- bulunduğu sırada 04.10.2023 tarihinde kalp krizi geçirdiğini ve ------- hastanesine kaldırılarak tedavi gördüğünü, tedavisinin -------tuttuğunu, bu bedelin poliçe kapsamında davacıya ödenmesi için davalıya yaptıkları başvurunun olumsuz sonuçlandığını, başlattıkları takibe davalının itiraz ettiğini beyan ederek itirazın iptalini dava ve talep etmiş; davalı vekili ise; müvekkili sigorta şirketi tarafından yapılan araştırma ve inceleme neticesinde davacının sigorta başlangıç tarihi ve yurt dışı çıkışı öncesinde başlayan aralıklı göğüs ağrısı şikayeti olduğunun tespit edildiğini, davacının sigorta poliçesi tanzim edilirken beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, dava şartı olması sebebiyle davanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekir.Burada Ticaret mahkemelerinin görevi ile ilgili bilgi vermekte fayda bulunmaktadır. Ticari dava ve ticari iş birbirinden farklı iki ayrı kavramdır. Her ticari dava ticari iş olmakla birlikte, her ticari iş ticari dava olmamaktadır. TTK' nun 5(1) maddesi uyarınca ticari davalara bakma görevi Asliye Ticaret Mahkemesine aittir. Dolayısıyla ticari iş kapsamında olmakla birlikte ticari dava sayılamayan durumlarda ticaret mahkemeleri görevli olmayacak, uyuşmazlığın niteliğine göre diğer mahkemelerin görev hususu değerlendirilecektir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesine göre bir davanın ticari dava sayılması için; uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden tacir ve her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın, TTK da veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde bir düzenleme bulunması, diğer bir deyişle mutlak ticari dava olması gerekmektedir.
Yukarıda açıklanan kanun hükümleri karşısında somut olaya gelindiğinde, davalı sigorta şirketi tacirdir. Davacının tüketici sıfatına sahip olup olmadığı saptanarak görevli mahkemenin tespit edilmesi gerekir. Bir başka anlatımla davacının tüketici olması halinde uyuşmazlığın çözüm yeri Tüketici Mahkemesi olacaktır.6502 sayılı yasanın 73. Maddesine göre; bu kanunun uygulanmasıyla ilgili her türlü ihtilafa tüketici mahkemelerinde bakılacağı öngörülmüştür. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasada düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığı tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez, bir hukuki işlemin 6502 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) 2. maddesinde, kanunun kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” şeklinde açıklanmıştır. Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3/1-(k) maddesinde de, tüketici, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi; Tüketici işlemi ise mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmelerde dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem şeklinde tanımlanmıştır.Tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki ilişkinin sigorta ilişkisi olduğu, davacının ticari ve meslek amaçlı hareket etmediği, tüketici sıfatını haiz bulunduğu, mahkememizin görevli olmadığı, tüketici mahkemesinin görevli olduğu nazara alınarak davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur:
1.Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE,
2.Davaya konu uyşmazlığı incelemeye görevinin --- Tüketici Mahkemesi'ne ait olduğundan MAHKEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,
3.Karara karşı 2 hafta süresi içinde kanun yoluna başvurulmaz ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulur ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye talep edenin başvurup talepte bulunması halinde dosyanın görevli------ Nöbetçi Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesine; süresi içerisinde talepte bulunulmazsa davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin talep edene ihtarına,(ihtar edildi)
4.Kararın taraflara tebliğinin masrafının davacı tarafından yatırılan gider avansından karşılanmasına,
5.6100 Sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu m.331/2 uyarınca yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemece karar verileceğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6.Davaya görevli mahkemece devam edilmezse ve talepte bulunulursa yargılama giderleri ile ilgili karar verileceği hususunun talep edene ihtarına,(ihtar edildi)
7.Yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde -----------Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.18.03.2025