Aramaya Dön

14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2018/302
Karar No
K. 2025/161
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C.

İSTANBUL

14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2018/302 Esas
KARAR NO: 2025/161
DAVA: Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 05/04/2018
KARAR TARİHİ: 27/02/2025

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalılardan ... İnşaat şirketi arasında "Yetkili Satıcılık Sözleşmesi" akdedildiğini, davalı ... şirketinin müvekkiline olan borçlarının teminatı olarak davalılar ... şirketine, ... ... ...'e, ... ...'e ve ... ...'e ait taşınmazların üzerine toplam 3.900.000,00-TL bedelli ipoteklerin tesis edildiğini, davalıların borçlarını ödememeleri nedeniyle hesap kat edilerek ... Noterliğinin 02.03.2018 tarih ve ... yevmiyeli hesap kat ihtarnamesinın ve eki hesap özetinin keşide edildiğini, davalılardan ... İnşaat Müh. Mimarlık Gıda San. Tic. Ltd. Şti., ... ... ... ve ... ... tarafından 14.03.2018 tarihli ... yevmiyeli ihtarname ile itiraz edildiğini, davalıların borca ve ipoteklere dair itirazlarının mesnetsiz ve kötüniyetli olup başta tapu kayıtları olmak üzere ticari defter ve kayıtlar ve diğer delillerle alacak ve ipoteklerin varlığının sabit olduğunu, davalı ... ...'in diğer davalılardan ... ...'in vekili olarak hareket ettiğini ve ... ...'e ait taşınmazlar üzerinde ipotek tesis ettiğini, cevabi ihtarnamede davalılardan ... ...'in her ne kadar kendi taşınmazı üzerinde ipotek tesis edilmediğini iddia etmiş ise de ... Tapu Sicil Müdürlüğünün 12/05/2016 tarihli ve ... yevmiyeli ipotek belgesi ve resmi senet ile itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, kendine ait taşınmaz üzerinde ipotek tesis edildiğinin tartışmasız olduğunu, davalılardan asıl borçlu ... şirketi hakkında .... İcra Müdürlüğünün 2018/... Esas sayılı dosyası ile toplam 1.410.000,00-TL bedelli kambiyo senedine müstenit icra takibi yapıldığını, diğer davalılar ... ... ..., ... ... ve ... ... hakkında ipotek veren olarak dava açıldığını, sözleşme, ipotek belgeleri, resmi senetler, ticari defter ve kayıtlarla alacağın sabit olduğunu, bu nedenlerle davanın kabulünü, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara üzerine bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.

Davalılar ... şirketi, ... ... ... ve ... ... (asaleten) vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusunun ipoteğin paraya çevrilmesi için verilen taşınmasın aynine ilişkin bir dava olması sebebiyle davanın asliye hukuk mahkemelerinde görülmesi gerektiğinden davanın görevsizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, taraflar arasında akdedilen sözleşme ile oluşan tarafların birbirine kesmiş olduğu tüm faturaların dava dosyasına getirilmesi ve ödenen tüm alacak kalemlerinin tek tek ortaya çıkartılması gerektiğini, davalı şirketin davacı tarafa bu meblağda bir borcunun olmasının söz konusu olmadığını, ana para borcuna ticari faiz oranının üzerinde faiz uygulamasının yapıldığının açıkça görüldüğünü, davacı tarafın asıl borçlu şirketten 1.410.000,00-TL meblağında kıymetli evrak aldığını, bu hususları icra takibine konu ettiğini, kıymetli evrakın soyut borç olduğunu, bu hususta kıymetli evrakını teslim alan davacının kötü niyetle aynı meblağı davalı şirketten bir daha talep etmesinin kabul edilemeyeceğini, ipotek veren davalıların davacı ile davalı şirket arasındaki alacak ilişkisinden doğan borç için taşınmazlarını rehin verdiklerini, bu taşınmazlar üzerinde kurulan üst sınır rehini olduğunu, ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 3376 ada, 3 parsel ve 6 nolu bağımsız bölüm maliki olan ... ...'in taşınmazının üzerinde vekaletname ilişkisi ile ipotek tesis edildiğini, davacı tarafın öncesinden bağımsız taşınmaz değerleme firmasından bu taşınmazın değerlenmesini yaptığını, değerleme sonucunda taşınmaz üzerinde ... Bankasına verilmiş olan 1. derece ipotekte varlığının ortada olduğunu, davacı tarafın bu borcu kendi kapatıp 1. dereceye geçeceğini fakat edimini yerine getirmediğini, diğer davalı ... ...'in vekili olmadığını, bu hususta kişinin kendisine tebligat çıkarılmasını talep ettiklerini, bu nedenle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.

Mahkememizin 19/09/2019 tarihli celsesi, 2 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişinin 03/01/2020 tarihli raporunda özetle; tüm inceleme, tespit ve değerlendirmeler ile tapor içerisinde açıklanan nedenlerle; incelenen davacı şirkete ait 2016-2017-2018 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdik/beratlarının yasal süresinde yaptırılmış alınmış olduğu, bu anlamda ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, davacı yanın kendi ticari defterleri ve cari hesap durumuna nazaran, davalı yandan 05.04.2018 dava tarihi itibarıyla 3.688.040,49 TL alacaklı göründüğü, taraflar arasında 3.688.040,49 - 2.319,008,56= 1.369.031,93 TL tutarında fark olduğu anlaşılmakla, tarafların incelemeye sunmuş oldukları muavin hesap ekstrelerinin mukayese edilmesi sonucunda tarafların, ticari ilişkinin başından itibaren hiçbir dönemde mutabık olmadıkları, sunulan ekstrelerin tüm hesap hareketleri bazında tek tek irdelenmesinin, gerek işlem adedi, gerek bir takım kayıtların karşılıklı olarak topluca işlenmiş olmaları, gerek işlem tarihlerinin karşılıklı olarak kronolojik uyumda olmamaları, ayrıca tarafların hiç bir dönemde mutabakat gerçekleştirmemiş olmaları karşısında, heyetimizce mümkün olmadığı, rapor içerisinde detayları ile açıklanan nedenlerle, davacı yanın alacaklı olduğu tutarın, kesin ve tartışmaya mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmesinin bu aşamada mümkün olmadığı, bu nedenle taraflar arasındaki cari hesap farklılığının, davacı şirketin muhasebe birimi marifeti ile dava dosyasına ibraz edilen, her iki tarafa ait muavin hesap ekstreleri nezdinde tespit edilerek, davacı yanm alacaklı oldukları tutarı ispat edecek şekilde izah etmeleri gerektiği, bu bususta takdirin mahkemeye ait olduğu, aksi halde davacı yanın alacaklı olduğu iddia ettiği tutarı belge ile ispat edememiş olacağı görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

Mahkememizin 15/10/2020 tarihli celsesi, 1 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda ek bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişinin 07/04/2021 tarihli ek raporunda özetle; davacı yanın kendi ticari defterleri ve cari hesap durumuna nazaran, davalı yandan 05.04.2018 dava tarihi itibarıyla 3.688.040,49 TL alacaklı göründüğü, taraflar arasındaki farklılıkların, rapor içerisinde tablo halinde yer verilen muhasebe kayıtlarından kaynaklandığı, buna göre davacı yanın çek alacağının toplamda 2.602.752,54 TL olduğu ancak davacı yan bu aşamada çek suretlerini ibraz edemediğinden, çeklerin karşılıksız olup olmadıkları hususu ile tüm çeklerin detay bilgileri (çek no, bankası, vade tarihi v.b.) tespit edilememiş olup, davacı yan tarafından bu hususların açığa kavuşturulması gereğinin mahkemenin takdirinde olduğu, davacı yanın karşılıksız çekler dışında davalı yandan 1.085.287,95 TL cari hesap bakiyesi alacağının bulunduğu ve bunlara dayanak niteliğindeki faturaların, davacı yanca e-posta yolu ile alıcısına gönderilmiş olduğu beyan edilmiş olmakla, davalı yanın bu faturaları ticari kayıtlarına almamış olmasının mahkemenin takdirinde olduğu, rapor içerisinde yer verilen düzenleme kapsamında, davalı yanca faturaların e-posta olarak kendisine gönderilmesi yönündeki bir talimatı ile işbu faturaların, alıcısına kağıt ortamında da gönderildiğine ilişkin herhangi bir belgeye de dava dosyasında rastlanmadığı görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

Mahkememizin 07/10/2021 tarihli celsesi, 2 ara kararı gereğince, dosyamızda ek bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişinin 07/02/2022 tarihli ek raporunda özetle; davacı yanın 07.10.2021 tarihli ara karar gereğince 19.11.2021 tarihinde sunmuş olduğu belgeler incelendiğinde, ekinde sunulu mutabakat mektubu, fatura fotokopileri ve sevk irsaliyelerinin yer aldığı, fatura ve irsaliye fotokopilerinin büyük bir kısmının içeriğinin tam okunmadığı, fatura muhteviyatı ürünlerin genel anlamda sevk irsaliyeleri ile birlikte nakliye ambarları marifeti ile teslim edildiğinin anlaşıldığı, ... Bankasınca sunulan cevap yazısı içeriğindeki çek tutarlarının, bir önceki ek raporda ve işbu raporda yer verilen tablodaki, icra takibine konu edilen çekler dışında kalan

1.612.752,54 TL lik tutarla bire bir uyumlu olmadıkları, sadece 03.12.2016 vadeli 10.000,00 TL tutarındaki çekin, ... Bankasınca sunulan cevap yazısı içeriğindeki çeklerden biri olduğunun görüldüğü, bu anlamda, farklılıklara ilişkin tablodaki, takibe konu edilen

990.000,00 TL tutarındaki çekler dışında kalan çek bedellerinin ... Bankası yazısı ekinde yer alan çekler olup olmadıklarının anlaşılamadığı, tüm bu tespit ve değerlendirmelerden ve taraf ticari defter kayıtlarındaki uyumsuzluklardan ari olmak üzere, ... Bankası tarafından, ödenmediği açıkça belirtilen 2.152.411,34 TL tutarındaki ... çekine ilişkin cevap yazısı, davalı yanın uhdesinde olan ve takibe konu edilmiş 1.410.000,00 TL tutarındaki çekin varlığı, (davalı yanca ödendiğine dair dosyada herhangi bir ödeme belgesi yer almayan) taraflarca imzalanan "Yetkili Satıcılık Sözleşmesi"nin 17. maddesinde tüm bildirimlerin tarafların elektronik posta adreslerine yapılacağı düzenlemesine dayalı olarak, davalı kayıtlarında yer almayan 123.839,89 TL bedelli faturaların ".......@..." ve "malatya44muhasebe@gmail.com" e-posta adreslerine gönderildiğinin beyan edilmesi (davalı yan, .......@... adresinin kendilerine ait olmadığını beyan etmiş) bu belge toplamlarının (3.686.251,23 TL) davacı yan ticari defter kayıtlarındaki alacak tutarı ile 1.789,26 TL lik sapma dışında uyumlu olması karşısında, davacı yan alacak talebinin kabulünün mahkemenin takdirinde olduğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

Mahkememizin 03/03/2022 tarihli celsesi, 3 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda ek bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişinin 19/07/2022 tarihli ek raporunda özetle; tüm delillerin takdiri ve değerlendirmesi tamamen sayın Mahkemeye ait olmak üzere; yukarıda yer verilen açıklamalardan, Doğrudan Tahsilat Sisteminin, davacı tarafından elektronik ortamda banka sistemine yüklenilen faturalarını, yine elektronik ortamda vadelerinde otomatikman tahsil etme imkanı sunan bir ödeme/tahsilat sistemi olduğu, dava dışı ... Bankası’nın belirli bir ücret veya komisyon karşılığında sadece aracılık hizmeti sunduğu anlaşıldığı, ... sitemine fatura yükleme işlemi dava dışı ... Bankası tarafından yapılmadığından, aracılık hizmeti veren adı geçen dava dışı bankanın bir kontrol görevi ve yükümlülüğü bulunmadığını, bu sebeple, sisteme yüklenmiş faturaların takibi ve kontrolü ana firma ile bayi arasında gerçekleştirildiği, bu durumda, ... yüklenmiş olan hemen yukarıdaki tabloda yer verilen fatura kayıtlarının, ürünlerin bayi tarafından teslim aldığına veya bayinin borçlu olduğuna kanıt olarak gösterilemeyeceği görüşünde olduklarını, bu sebeple tarafların ticari defter kayıtlarından tespit edilen borç-alacak tutarlarının esas alınması gerektiği değerlendirildiği görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Mahkememizin 01/12/2022 tarihli celsesi, 1 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda ek bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişinin 01/02/2023 tarihli ek raporunda özetle; Doğrudan Tahsilat/Borçlandırma Sistemi, ana firmanın bankaya elektronik ortamda ilettiği fatura bilgileri dahilinde, fatura tarihinde müşteri hesabından fatura bedelinin tahsil edilmesine dayanan bir nakit ödeme sistemi olup, bankacılık uygulamasında .../DBS sistemine fatura yüklemeleri ana firma/satıcı tarafından yüklendiğinden, huzurdaki davaya konu faturaların da ana firma/satıcı konumunda olan davacı ... Ticaret A.Ş. tarafından ... sistemine yüklendiği değerlendirildiği, ayrıca davaya konu faturalar ... sistemine yüklenmiş olsa da söz konusu fatura bilgilerinin doğru olup olmadığı, ancak tarafların kayıtları ile kanıtlanabilir nitelikte olup, .../DBS sistemine faturaların yüklenmesinde herhangi bir kontrol mekanizması bulunmadığından, .../DBS sistemine yüklenmiş olan faturaların, faturalara konu malların davalıya teslim edilmiş olduğuna ya da davalının borçlu olduğuna bir karine olamayacağının değerlendirildiği, bu itibarla davacı yanın ... Bankasının, ... sisteminde kayıtlı faturaların teslimini kontrol etmese de davalı şirketin faturaları görerek ödeme talimatı verdiği, aksi takdirde herhangi bir kayıt girmesinin mümkün olmadığı yönündeki beyanlarının takdiri mahkemeye ait olmak üzere, ... sistemine yüklenen faturalara konu malların davalıya teslim edilmiş olduğunun kabul edilmesi halinde davacı yanın davalı yandan 3.686.251,20 TL alacaklı olduğunun kabul edilmesi gerekeceği, davacı tarafça 10.08.2022 tarihli dilekçesinde bildirilmiş olan ödeme miktarlarının, ödeme tarihlerine ilişkin herhangi bir bilgi yer almamakla, ödemlerin dava tarihinden sonra gerçekleşmiş olması halinde, huzurdaki davada alacak tutarına bir etkisinin bulunmayacağı, ödemelerin dava tarihinden gerçekleşmiş olması halinde ise ödeme tutar ve tarihlerini gösterir belgelerin dava dosyasına sunulması gerektiği görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

Mahkememizin 05/10/2023 tarihli celsesi, 3 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda ek bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişinin 21/02/2024 tarihli ek raporunda özetle; ... sisteminde inceleme yapılması vazifesi ile gerçekleştirilen inceleme sırasında davacı taraf sisteminde yer alan davaya konu bordrolar tüm ortamlarda sorgulanmış ve kayıt altına alınmış olduğu, davacı taraf sisteminde gerçekleştirilen teknik inceleme neticesinde davaya konu faturaların ... sisteminden girişinin yapıldığı, tanımlı olduğu, davacıya ait SQL Veritabanında, ... uygulamasında ve Davacı Bayi Bilgi Yönetim Sisteminde eş zamanlı gerçekleştirilen incelemelerde davaya konu ödenmemiş faturalara ait bordro bilgilerinin görüntülenebildiği, tüm kayıtların aynı olduğu, ... sisteminde bordro listesi içeriğinde ödenmemiş 3.625.347,63 TL tutarında fatura olduğu, dava dışı Türkiye ... Bankası A.Ş. tarafından sayın Mahkemenin 29.05.2023 tarih ve 2018/302 sayılı müzekkeresine verilen cevapta; “Ödeme Planları ... Ticaret Anonim Şirketi tarafından düzenlenmektedir.” Denilmekle, bu durumda, bankacılık işlemleri yönünden kök ve ek raporlardaki görüşün aynen muhafaza edildiği, heyetimizin teknik üyesi tarafından, davalının kullanımına açık davacı sistemleri üzerinde yapmış olduğu incelemeler sonucunda “Kapalı Bordro statüsünde bayi tarafından işlemi gerçekleştirilip bankaya iletilen bordroları gösterdiği anlaşılmıştır” şeklindeki tespite yer verilmiş olup, bu durumun, davalı yanca sistem üzerinde faturaları ve muhteviyatı ürünleri kabul ederek bunlara göre hazırladığı ödeme planlarının sisteme kaydedildiği, davacı yan tarafından da bu ödeme planlarının dava dışı bankaya iletildiğini ortaya koyduğu, o halde, bordrolar bayi (davalı) tarafından işlemi gerçekleştirilip davacı yana, dava tarafından da dava dışı bankaya iletildiğine göre, davacı sistemlerinde görülen ödenmemiş fatura toplamı kadar (3.625.347,63 TL) davacı yanın alacaklı olduğunun kabulü gerekeceği, bu tutar toplam fatura alacağını ifade ettiğinden, icra takibine konu edilen 1.410.000,00 TL tutarındaki kambiyo evrakının 3.625.347,63 TL lik toplam fatura alacağının içerisinde yer aldığı, nitekim davacı yanın kendi ticari defter kayıtlarında, karşılıksız çıkan 1.410.000,00 TL tutarındaki kambiyo evrakı için ters kayıtla davalı yanın borçlandırılmış hali ile toplam alacağının 3.688.040,49 TL olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

Mahkememizin 07/03/2024 tarihli celsesi, 3 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda ek bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişinin 29/04/2024 tarihli ek raporunda özetle; Mahkeme, ödeme tarihlerine kadar işlemiş temerrüt faizi miktarının tespiti ile ödemelerin ödeme tarihleri itibariyle borçtan düşülmek suretiyle dava açısından konusuz kalan borç miktarının tespitini istemiş olmakla, yapılan tüm ödemelerin dava tarihinden sonra gerçekleştirildiği anlaşıldığından, sadece alacağın dava tarihine kadar geçen süre için işlemiş faiz hesaplaması yapılmış olup; davacı yanın dava tarihi itibarıyla işlemiş faiz dahil toplam alacak tutarının, takibe konu edilen 1.410.000,00 TL tutarındaki çekler dahil olmak üzere 3.686.251,20 + 26.955,71 =

3.713.206,91 TL olduğu ancak davacı yanın 1.410.000,00 TL tutarındaki çekler için 13.03.2018 tarihinde takip başlattığı ve bu çek tutarlarının, 3.686.251,20 TL tutarındaki alacak içerisinde yer aldığı dikkate alındığında hesaplamanın, takipte talep edilen tutar dışında kalan 3.686.251,20 – 1.410.000,00 = 2.276.251,20 TL üzerinden yapılması gerektiğinin kabulü halinde ise davacı yanın dava tarihi itibarıyla işlemiş faiz dahil toplam alacak tutarının 2.276.251,20 + 16.645,09= 2.292.896,29 TL olacağı sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

Mahkememizin 19/09/2024 tarihli celsesi, 1 nolu ara kararı gereğince, dosyamızda ek bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişinin 28/11/2024 tarihli ek raporunda özetle; Mahkeme, ödeme tarihlerine kadar işlemiş temerrüt faizi miktarının tespiti ile ödemelerin ödeme tarihleri itibariyle borçtan düşülmek suretiyle dava açısından konusuz kalan borç miktarının tespitini istemiş olmakla, yapılan tüm ödemelerin dava tarihinden sonra gerçekleştirildiği anlaşıldığından, sadece alacağın dava tarihine kadar geçen süre için işlemiş faiz hesaplaması yapılmış olup; davacı şirket alacağı 05.04.2018 dava tarihi itibarıyla 3.686.251,20 TL olarak belirlenmiş olup, davacı yanın bildirdiği tüm ödemeler dava tarihinden sonra yapıldığından, dava açısından konusuz kalan bir borçtan bahsedilemeyeceği, davacı yanın dava tarihi itibarıyla TCMB avans faiz oranları dikkate alınarak işlemiş faiz dahil toplam alacak tutarının, takibe konu edilen 1.410.000,00 TL tutarındaki çekler dahil olmak üzere 3.686.251,20 + 26.955,71 = 3.713.206,91 TL olacağı, davacı yanın dava tarihi itibarıyla takdiri mahkemeye ait olmak üzere ihtarnamede belirtilen akdi faiz oranı (%60) dikkate alınarak işlemiş faiz dahil toplam alacak tutarının, takibe konu edilen 1.410.000,00 TL tutarındaki çekler dahil olmak üzere 3.686.251,20 + 165.881,30 = 3.852.132,50 TL olacağı sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

Mahkememizin 12/12/2024 tarihli celsesi, 1 ara kararı gereğince, dosyamızda ek bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişinin 23/12/2024 tarihli ek raporunda özetle; asıl alacak tutarına temerrüt tarihinden ödeme tarihlerine kadar TCMB avans faiz oranları dikkate alınarak işlemiş faiz dahil toplam alacak tutarının son ödeme tarihi 05.12.2024 itibarıyla 5.692.831,78 TL (= 3.686.251,20 TL Asıl Alacak + 2.006.580,58 TL Faiz) olduğu, bu anlamda en son ödeme tarihi itibariyle toplam borç tutarının, dava değerinin altına düşmesinin söz konusu olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.

Mahkememizin 18/10/2018 tarihli celsesi, 6 ara kararı gereğince, dosyamızda talimat yolu ile bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, bilirkişi M. Kamil Karaaslan'ın 06/03/2019 tarihli talimat raporunda özetle; davacı ...

Ticaret A.Ş.nin davalı ... Müh. Ltd. Şti'nden keşide edilen çeklerden dolayı 1.410.000,00 TL diğer cari hesap alacağı olarak 909.008,56 TL olmak üzere (1.410.000,00 TL + 1.909.008,56 TL) = 2.319.008,56 TL alacaklı olduğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Dava, davacı şirket ile davalı ... İnşaat Müh. Mimarlık Gıda San. Tic. Ltd. Şti. arasındaki Yetkili Satıcılık Sözleşmesi'nden kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili ve bu alacağın teminatı olarak tesis edilen ipoteklerin paraya çevrilmesi talebine ilişkindir.

Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı ... şirketi arasında "Yetkili Satıcılık Sözleşmesi" akdedildiğini, davalı şirketin borçlarının teminatı olarak diğer davalılara ait taşınmazlar üzerinde ipotekler tesis edildiğini, borçların ödenmemesi nedeniyle hesabın kat edilip ihtarname keşide edildiğini, davalıların borca ve ipoteğe ilişkin itirazlarının mesnetsiz olduğunu, asıl borçlu şirket hakkında ayrıca icra takibi yapıldığını, bu davada tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla toplam 3.688.040,49 TL'nin temerrüt faiziyle birlikte tahsilini ve ipoteklerin paraya çevrilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili; davacı ile davalı şirket arasında akdedilen satıcılık sözleşmesinden kaynaklanan borç miktarının davacının iddia ettiği gibi olmadığını, davacının aynı alacak için icra takibi başlattığını, ipotek veren diğer davalıların üst sınır rehin verdiğini, davacının ... ...'in taşınmazında 2. derece ipotek tesis ettiğini ancak ... Bankası lehine olan 1. derece ipoteği kapatma edimini yerine getirmediğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Mahkememizce, tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi, cari hesap alacak miktarının tespiti, ... (...) işlemlerinin hukuki niteliği, teminat olarak verilen ipoteklerin durumu ve dava sürecinde yapılan ödemelerin etkisinin belirlenmesi amacıyla, birden çok aşamada bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Davacı ... Ticaret A.Ş. ile davalı ... İnşaat şirketi arasında "Yetkili Satıcılık Sözleşmesi" bulunmaktadır. Bu sözleşme uyarınca davalı şirket, davacının bayisi olarak ticari faaliyette bulunmuş ve satışlarla ilgili cari hesap ilişkisi kurulmuştur.

Bu sözleşmenin 17. maddesinde, taraflar arasındaki tüm bildirimlerin elektronik posta adreslerine yapılacağının kararlaştırıldığı görülmektedir. Ayrıca, 31.03.2017 tarihli mutabakat mektubunda "şirketimiz E-arşiv kapsamında olduğundan.. 2016 tarihi itibari ile E-arşiv faturası gönderilecektir. Güncel mail adresinizi aşağıdaki alanda bildirmenizi rica ederiz" açıklamasının yer aldığı ve davalı şirketin "...@gmail.com" adresini el yazısı ile yazıp kaşe ve imza koyduğu tespit edilmiştir.

Hesap kat işlemi, davacı tarafından davalılara keşide edilen, Beyoğlu 52. Noterliğinin 02.03.2018 tarih ve 2207 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile gerçekleştirilmiştir. İhtarname ile davalılardan 3.688.040,49 TL'nin %60 akdi faizi ile birlikte ödenmesi talep edilmiştir. İhtarname davalılara 07.03.2018 tarihinde tebliğ edilmiş olup, ihtarnamede verilen 1 günlük sürenin geçmesiyle davalılar 09.03.2018 tarihinde temerrüde düşmüştür. Dava dosyasına 03.01.2020 tarihli kök bilirkişi raporu, 06.04.2021, 07.02.2022, 19.07.2022, 01.02.2023, 21.02.2024, 29.04.2024, 28.11.2024 ve 30.12.2024 tarihli ek bilirkişi raporları sunulmuştur. Kök raporda taraflar arasında 1.369.031,93 TL tutarında farklılık bulunduğu belirtilmiş ve davacı şirketin talebinin kesin olarak tespit edilemediği belirtilmiştir.

Ek raporlarda ise bu farklılığın nedenleri araştırılmıştır. 6100 sayılı HMK’nın 119/1-e-f / 129/1-d-e maddelerine göre; ekstrelerdeki tüm hareketlerinin bilirkişi aracılığıyla incelenerek tespit edilmesinin kayıtların karşılıklı olarak topluca işlenmiş olması nedeniyle mahkemizce tespit ettirilmesinin mümkün olmadığı buna göre somutlaştırma yükü davacı tarafta olmakla taraflar arasındaki cari hesap farklılığının her iki tarafa ait muavin hesap eksreleri bazında ve de hangi çeklerin ne kadarlık kısımlarının karşılıksız çıktığı bilgileri de verilerek somutlaştırmaları için HMK 119/1-ğ maddesi gereğince.DAVACIYA 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin sürenin gereğinin yerine getirilmemesi halinde bu delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağının ihtarına karar verilmiş ve sonrasında ibraz edilen belgelere göre ek rapor aldırılmıştır.

06.04.2021 tarihli ek raporda, taraflar arasındaki farklılıkların çeklerden ve faturaların kayıtlara alınmamasından kaynaklandığı tespit edilmiştir. Davacı şirketin çek alacağının toplamda 2.602.752,54 TL, cari hesap bakiyesi alacağının ise 1.085.287,95 TL olduğu belirlenmiştir. Faturaların davacı tarafından e-posta yoluyla gönderildiği ancak davalı şirketin bu faturaları kayıtlarına almadığı anlaşılmıştır.

21.02.2024 tarihli ek raporda, Bilgisayar Mühendisi bilirkişinin teknik incelemesi sonucunda davacı şirketin ... sistemi, SQL veritabanı ve Bayi Bilgi Yönetim Sisteminde eş zamanlı incelemeler yapılmış ve ... sisteminde ödenmemiş 3.625.347,63 TL tutarında fatura olduğu tespit edilmiştir. Bu raporda, davalı şirketin "Kapalı Bordro" statüsünde bordroları görüp işlemi gerçekleştirerek bankaya ilettiği anlaşılmış, davalı şirketin sistem üzerinde faturaları ve ürünleri kabul ederek ödeme planları hazırladığı, davacı şirketin de bu ödeme planlarını bankaya ilettiği belirlenmiştir.

Bilirkişi heyetinin son raporlarında, davacı şirketin asıl alacağının 3.686.251,20 TL olduğu konusunda görüş birliğine varılmıştır. Bu alacağın detaylandırılması şu şekildedir:

1.... talimatları: 2.152.411,31 TL

2.Çek bedelleri: 1.410.000,00 TL

3.Davalı kayıtlarında yer almayan faturalar: 123.839,89 TL

Davacı şirket, davalı asıl borçlu şirket hakkında .... İcra Müdürlüğü'nün 2018/... Esas sayılı dosyası ile 1.410.000,00 TL tutarında kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatmıştır. Bu tutar, yukarıda belirlenen toplam alacak içerisinde yer almaktadır. Davacı, dava dilekçesinde "tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla" ibaresini kullanmış olup, aynı borcun iki kez tahsil edilmesi söz konusu değildir.

Davalı ... şirketi vekili, 03.01.2025 tarihli itiraz dilekçesinde, "... sisteminde alacak borç ilişkisinden kaynaklı olarak tarafımıza iddia ve itham olunan 3.686.251,20 TL'lik borcu kabul etmiyoruz. Çeklerin de dahil olduğu davalı şirketteki alacak borç kaydı görünen rakam 2.319.008,56 TL'dir. Bu sebeple çek hesabının bu hesaptan düşülerek bu yönden bir rapor tanzim edilmesi iddiasındayız. Davacı ... hesaplarının doğrudan borç alacak hesap ilişkisinde her iki taraf açısından kabul görerek hesap yapılmasını kabul etmiyoruz" şeklinde beyanda bulunmuştur. Bu itiraz değerlendirildiğinde; davalı şirket, ... (...) üzerindeki kayıtların delil değerini reddetmekte ve kendi ticari defter kayıtlarındaki 2.319.008,56 TL borç tutarının esas alınması gerektiğini ileri sürmektedir. ... sisteminin hukuki niteliği ve delil değeri, dava kapsamında detaylı olarak incelenmiştir. Öncelikle, 19.07.2022 tarihli bilirkişi raporunda, ... sisteminin davacı tarafından elektronik ortamda banka sistemine yüklenen faturaların, vadelerinde otomatik olarak tahsil edilmesini sağlayan bir sistem olduğu, dava dışı ... Bankası'nın sadece aracılık hizmeti sunduğu ve bankanın fatura içeriğini kontrol etme yükümlülüğünün bulunmadığı belirtilmiştir.

Ancak, 21.02.2024 tarihli bilirkişi raporunda, bilgisayar mühendisi bilirkişinin yaptığı teknik inceleme sonucunda, ... sisteminde kayıtların sadece davacı tarafından değil, davalı şirketin aktif katılımıyla oluşturulduğu tespit edilmiştir. Davalı şirket, sistem üzerinde faturaları görüntüleyebilmekte, ödeme planlarını değiştirebilmekte ve "Kapalı Bordro" statüsünde işlem yapabilmektedir.

Bilirkişi raporunda, davalı şirketin ... veritabanında "..." kullanıcı adı ile kaydedildiği ve ".......@..." e-posta adresi ile sistemde yer aldığı tespit edilmiştir.

Davalı şirketin, sistem üzerinde bordroları görüntülediği, ödeme planlarını değiştirebildiği ve "Bordronun Ödeme Planının Yukarıdaki Şekilde Değiştirilmesini Onaylıyorum" seçeneğini işaretleyerek fatura ödeme planlarını onayladığı teknik olarak belirlenmiştir. Davalı şirket, 31.03.2017 tarihli mutabakat mektubunda, 3.423.900,91 TL borç bakiyesi ile mutabık olduğunu bildirmiş ve "...@gmail.com" e-posta adresini el yazısı ile yazarak kaşe ve imza koymuştur. Bu durum, davalı şirketin e-posta yoluyla bildirimleri kabul ettiğini göstermektedir. Taraflar arasındaki "Yetkili Satıcılık Sözleşmesi"nin 17. maddesinde, tüm bildirimlerin tarafların elektronik posta adreslerine yapılacağı düzenlenmiştir. Bu hüküm, elektronik ortamdaki bildirimlerin geçerliliğini kabul eden bir sözleşme maddesidir.

Tüm bu değerlendirmeler ışığında, ... sistemi üzerindeki işlemlerin ve kayıtların, davalı şirketin aktif katılımıyla oluşturulduğu, davalı şirketin sistem üzerinden faturaları görüntüleyip onayladığı ve ödeme planları oluşturduğu teknik olarak tespit edilmiştir. Bu nedenle, davalı şirketin ... sistemindeki kayıtların delil değerini reddetmesi ve kendi defter kayıtlarındaki borç tutarının esas alınması gerektiği yönündeki itirazı yerinde görülmemiştir.

Mahkememizce, bilirkişi heyetinin son raporlarında tespit edilen 3.686.251,20 TL tutarındaki asıl alacak miktarı kabul edilmiş olup, bu miktarın içinde ... sistemi üzerinden oluşturulan ve davalı şirket tarafından onaylanan fatura bedelleri de bulunmaktadır.

21.02.2024 tarihli bilirkişi raporundaki tespitlere göre, davalı şirketin ... sistemi üzerinde aktif katılımı olduğu, "Kapalı Bordro" statüsünde işlem gerçekleştirdiği, faturaları görüntüleyip ödeme planları oluşturduğu teknik olarak tespit edilmiştir. Bu durum, tek başına ... kayıtlarının değil, davalının sistem üzerindeki aktif işlemlerinin, faturaları görüntüleyip onaylamasının ve ödeme planları oluşturmasının, ...'deki bu faturalara konu malların teslim alındığına dair karine oluşturduğu anlaşılmıştır.

Davalı ... şirketinin davacı şirkete olan borçlarının teminatı olarak diğer davalılara ait taşınmazlar üzerinde çeşitli ipotekler tesis edilmiştir. Bu ipoteklerin niteliği üst sınır (maksimal) ipotek olup, ipotek akit tablolarında doğmuş ve doğacak borçların teminatı olduğu belirtilmiştir.

Dava sürecinde bir kısım ipotek bedellerinin ödendiği, bir kısmının ise halen ödenmediği anlaşılmaktadır. Davalı ... ...'e ait taşınmazlar üzerinde ... Tapu Müdürlüğü 21.04.2016 tarihli ... yevmiyeli 250.000 TL meblağlı ipotek tesis edilmiştir. Davacı şirketin sunduğu bilgilere göre, bu ipotek bedeli davalı ... ... tarafından dava açıldıktan sonra ödenmiştir. Yapılan ödemelerin ayrıntısı şu şekildedir: - 25.03.2022: 62.500 TL + 15.000 TL avukatlık ücreti - 20.05.2022: 62.500 TL - 07.06.2022: 62.500 TL - 17.06.2022: 62.500 TL

Toplam ödeme 265.000 TL olup, 250.000 TL'lik ipotek bedelinin tamamı ödenmiştir. Bu durumda, davalı ... ... yönünden dava konusuz kalmıştır. Ancak, davalının esasen borçlu olması ve ödemelerin dava açıldıktan sonra yapılması nedeniyle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerekmektedir. ### B. Davalı ... ...'e Ait İpoteğin Durumu:

Davalı ... ...'e ait ... Köy 3376 Ada 3 taşınmaz üzerinde ... Tapu Müdürlüğü 12.05.2016 tarihli ... yevmiyeli 250.000 TL meblağlı ipotek tesis edilmiştir. Davacı vekilinin 11.12.2024 tarihli beyanına göre, davalı ... ... 05.12.2024 tarihinde 245.000 TL anapara ve 25.000 TL avukatlık ücreti olmak üzere toplam 270.000 TL ödeme yapmıştır.

Bu ödeme ile 250.000 TL meblağlı ipoteğin 245.000 TL'lik kısmı ödenmiş olup, 5.000 TL'lik kısmı henüz ödenmemiştir. Bu durumda, ... ... açısından dava 245.000 TL için konusuz kalmış, 5.000 TL'lik kısım için ise dava konusu devam etmektedir. Ödemeler dava açıldıktan sonra yapıldığından, konusuz kalan kısım açısından da davacı haklı durumda olduğundan, yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir.

Davalı ... ..., davalı şirketin borcuna ipotek verirken, taşınmazı üzerinde Yapı ve Kredi Bankası lehine 1. derece ipotek olduğunu, davacı şirketin bu borcu ödemek suretiyle 1. dereceye geçeceğini ancak bu edimini yerine getirmediğini savunmuştur. Ancak ipotek akit tablosunda böyle bir şart bulunmadığı gibi, davalı bu iddiasını ispatlayamamıştır. Kaldı ki, davalı daha sonra borç ödemesinde bulunarak iddiasının aksine hareket etmiştir. Davalı ... ... ...'e ait dört ayrı taşınmaz üzerinde toplam 900.000 TL bedelli ipotek tesis edilmiştir:

1.... ... Köy 102 Ada 1 parsel üzerinde ... İlçesi Tapu Müdürlüğü 24.03.2016 tarihli ... yevmiyeli 250.000 TL meblağlı ipotek

2.... ... Köy 1265 Ada 8 taşınmaz üzerinde ... İlçesi Tapu Müdürlüğü 24.03.2016 tarihli ... yevmiyeli 200.000 TL meblağlı ipotek

3.... Köy 3378 Ada 3 taşınmaz üzerinde ... İlçesi Tapu Müdürlüğü 21.06.2016 tarihli ... yevmiyeli 200.000 TL meblağlı ipotek

4.... ... Köy 595 Ada 189 taşınmaz üzerinde ... İlçesi Tapu Müdürlüğü 01.07.2016 tarihli ... yevmiyeli 250.000 TL meblağlı ipotek

Dosya kapsamından, davalı ... ... ...'in bu ipotekler kapsamında herhangi bir ödeme yapmadığı anlaşılmaktadır. İpotekler, davalı şirketin borcunun teminatı olarak verilmiş üst sınır ipotekleri olup, ipotek akit tablolarında doğmuş ve doğacak borçların teminatı olarak tesis edildikleri belirtilmiştir. ... İnşaat Müh. Mimarlık Gıda San. Tic. Ltd. Şti.'ye ait ... ... Köy 134 Ada 5 parsel üzerinde ... İlçesi Tapu Müdürlüğü 20.09.2016 tarihli ... yevmiyeli 2.500.000 TL meblağlı ipotek tesis edilmiştir. Dava sürecinde bu taşınmazın dava dışı Bauland İnşaat Tic. Ltd. Şti. tarafından ipotek yüküyle birlikte devralındığı ve bu şirket tarafından çeşitli ödemeler yapıldığı anlaşılmaktadır.

Yapılan ödemeler toplamı 2.765.000 TL olup, ödemelerin ayrıntısı dosyada mevcuttur. Ancak bu ödemeler ipotek bedelinin tamamını karşılamadığı gibi, davalı asıl borçlu şirketin toplam borcu açısından da yeterli değildir. 30.12.2024 tarihli bilirkişi raporunda, asıl alacak tutarına temerrüt tarihinden ödeme tarihlerine kadar TCMB avans faiz oranları ile işlemiş faiz dahil toplam alacak tutarının son ödeme tarihi 05.12.2024 itibarıyla 5.692.831,78 TL (3.686.251,20 TL asıl alacak + 2.006.580,58 TL faiz) olduğu tespit edilmiştir.

Bu durumda, en son ödeme tarihi itibariyle toplam borç tutarının, dava değerinin altına düşmediği açıktır. Davacı, dava dilekçesinde alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.

Temerrüt tarihi, hesap kat ihtarnamesinin tebliğinden (07.03.2018) 1 günlük sürenin dolduğu 09.03.2018 tarihi olarak belirlenmiştir. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2/f-2. maddesi uyarınca, "Ticari işlerde temerrüt faizi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranıdır." Bilirkişi raporlarında yapılan hesaplamalar bu kanun hükmüne göre yapılmıştır.

Dava tarihinde (05.04.2018) işlemiş faiz, TCMB avans faiz oranına göre 26.955,71 TL olarak hesaplanmış ise de, davacının talep ettiği alacak miktarı (3.688.040,49 TL) ile bilirkişilerce tespit edilen asıl alacak miktarı (3.686.251,20 TL) arasındaki fark nedeniyle, HMK m.26 gereğince taleple bağlılık ilkesi uyarınca işlemiş faizin 1.789,29 TL olarak kabulü gerekmiştir. Son ödeme tarihine kadar hesaplanan toplam alacak, TCMB avans faiz oranlarına göre 5.692.831,78 TL olup, yapılan tüm ödemelere rağmen borç, dava değerinin altına düşmemiştir. Yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan tespitler ve değerlendirmeler ışığında, davanın her bir davalı açısından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir. Davalı ... İnşaat Müh. Mimarlık Gıda San. Tic. Ltd. Şti., davacı ... Ticaret A.Ş. ile aralarındaki "Yetkili Satıcılık Sözleşmesi"nden kaynaklanan cari hesap ilişkisi çerçevesinde asıl borçlu konumundadır. Bilirkişi raporlarında tespit edildiği üzere, bu davalının davacıya borcu bulunmaktadır. ... (...) üzerinde yapılan teknik incelemeler, davalı şirketin sistem üzerinde faturaları görüntüleyerek ödeme planları oluşturduğunu ve onayladığını göstermektedir. Bu durum, davalı şirketin fatura içeriklerini bildiğinin ve kabul ettiğinin kanıtıdır. Ayrıca, taraflar arasındaki "Yetkili Satıcılık Sözleşmesi"nin 17. maddesine göre bildirimlerin elektronik posta ile yapılacağı kararlaştırılmıştır. Davalı şirketin, davacı şirkete 3.686.251,20 TL asıl alacak borcu bulunduğu, bilirkişi raporları ile ortaya konulmuştur. Davacı, dava dilekçesinde 3.688.040,49 TL talep etmiş olmakla, tespit edilen miktarın talep edilenden az olması nedeniyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmektedir. Ticari işlere uygulanacak temerrüt faizi, 3095 sayılı Kanunun 2/f-2. maddesi uyarınca TCMB'nin kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı olup, temerrüt tarihi olan 09.03.2018 tarihinden itibaren bu oranın uygulanması gerekir. Davalı ... ... ..., davalı ... şirketinin borcuna teminat olarak dört ayrı taşınmazı üzerinde toplam 900.000 TL bedelli ipotek vermiş olup, bu ipotekler üst sınır ipoteği niteliğindedir. İpotekler, davalı şirketin doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olarak tesis edilmiştir. Medeni Kanunun 881. maddesine göre; "Halen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak, ipotekle güvence altına alınabilir." Aynı Kanunun 875. maddesi uyarınca, "İpotek, tapu kütüğüne tescil ile kurulur." İpotekle teminat altına alınan asıl alacağın varlığı ve miktarı tespit edilmiş olup, söz konusu ipoteklerin paraya çevrilmesi için gerekli şartlar oluşmuştur. Bu nedenle, davalı ... ... ...'e ait taşınmazlar üzerindeki ipoteklerin paraya çevrilmesine karar verilmesi gerekmektedir.

İpotekli taşınmazın paraya çevrilmesi yoluyla takip, İcra ve İflas Kanununun 148 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, ipotek akit tablosunun, 150/ı maddesi uyarınca borçlu ve varsa kefile karşı ilamlı takip yapılmasına imkan veren belgelerden olması nedeniyle, davalı ... ... ... açısından ipoteklerin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı icra takibi yapılabilmesi için bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davalı ... ...'e ait ... Köy 3376 Ada 3 taşınmaz üzerinde ... Tapu Müdürlüğü 12.05.2016 tarihli ... yevmiyeli 250.000 TL meblağlı ipotek tesis edilmiştir. Bu davalı, 05.12.2024 tarihinde 245.000 TL ödeme yaparak ipotek bedelinin çoğunu ödemiştir.

Ancak halen 5.000 TL'lik kısım ödenmemiştir. Yapılan ödeme nedeniyle, davanın 245.000 TL'lik kısmı konusuz kalmıştır. Geriye kalan 5.000 TL açısından ise davanın kabulüne ve ipoteğin bu miktar için paraya çevrilmesine karar verilmesi gerekmektedir. Ödemeler dava açıldıktan sonra yapıldığından ve davacı esasen haklı olduğundan, konusuz kalan kısım için de davacı lehine yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedilmelidir. Davalı ... ...'e ait taşınmazlar üzerinde ... Tapu Müdürlüğü 21.04.2016 tarihli ... yevmiyeli 250.000 TL meblağlı ipotek tesis edilmiştir. Bu davalı, dava sürecinde ipotek bedelinin tamamını ödemiştir.

Yapılan ödeme nedeniyle, dava bu davalı açısından konusuz kalmıştır. Bu nedenle, ... ... hakkında esas yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmelidir. Ancak dava açıldığında davacı haklı durumda olduğundan ve ödemeler dava açıldıktan sonra yapıldığından, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin bu davalıya yükletilmesi gerekmektedir.

Davalı taraf, dava konusunun ipoteğin paraya çevrilmesi için verilen taşınmazın aynına ilişkin bir dava olması sebebiyle davanın asliye hukuk mahkemelerinde görülmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Ancak bu itiraz yerinde değildir. Somut olayda, dava konusu uyuşmazlık, iki tacir ticari işletmesi ile ilgili (Yetkili Satıcılık Sözleşmesi) alacak ve bu alacağın teminatı olarak verilen ipoteklerin paraya çevrilmesi talebine ilişkin olup, mahkememiz görevlidir.

Davalı ... şirketi vekili, 03.01.2025 tarihli itiraz dilekçesinde, müvekkilinin keşide etmiş olduğu çeklerin davacı tarafından alınıp icraya konulduğunu, çeklerin halen icra dairesinde derdest durumda olduğunu, mahkememizin 1 nolu ara kararında belirttiği "ödenmeyen çek tutarlarının ödenmiş gibi kabul edilerek borçtan düştüğü" şeklinde bir raporun hazırlanmadığını ileri sürmüştür. Davacı şirket, .... İcra Müdürlüğü'nün 2018/... Esas sayılı dosyası ile davalı asıl borçlu şirket hakkında 1.410.000,00 TL tutarında kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatmış olup, dava dilekçesinde açıkça "tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla" ibaresini kullanmıştır.Mahkememizce, çeklerin icra takibine konu edilmiş olmasında, davacının asıl alacağı içerisinde yer alan 1.410.000,00 TL tutarındaki çeklerin "ödenmiş gibi kabul edilerek borçtan düşülmesi" yönündeki bir değerlendirme yapılmamıştır. Ancak "tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla" ibaresi hükme konularak, davacının bu meblağı mükerrer tahsil etmesinin önüne geçilmiştir.

Davalılar, ipoteklerin üst sınır (maksimal) ipotek olduğunu ve rehin verenlerin sadece rehin verdikleri miktar kadar sorumlu olduklarını ileri sürmüşlerdir. Üst sınır ipoteği, "Halen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak, ipotekle güvence altına" alınmasıdır. Somut olayda, ipotek akit tablolarında, ipoteklerin davalı şirketin doğmuş ve doğacak borçlarının teminatı olarak tesis edildiği belirtilmiştir.

Bu durum, ipoteklerin üst sınır ipoteği niteliğinde olduğunu göstermektedir. Üst sınır ipoteğinde, ipotek miktarı, alacağın varlığını ve miktarını ispat için tescil edilmiş olan üst sınır miktarını aşamaz. Ancak, tescil edilen üst sınır dahilinde, alacaklının alacağını tahsil etme hakkı vardır.

Asıl borçlu davalı şirketin borcu tespit edilmiş olup, bu borç ipotek veren davalıların tesis ettikleri ipoteklerin toplam miktarından fazladır. Bu durumda, her bir ipotek veren, kendi ipotek tutarı ile sınırlı olarak sorumludur.

Mahkememizce verilen hüküm de bu yöndedir. Her bir ipotek veren davalı, kendi taşınmazı üzerinde tesis ettiği ipotek miktarı ile sınırlı olarak sorumlu tutulmuştur. Bu nedenle, davalıların itirazı, ipoteklerin paraya çevrilmesi talebinin reddini gerektirecek nitelikte değildir.

Davalı taraf, ".......@..." adresinin kendilerine ait olmadığını belirtmiştir. Ancak 21.02.2024 tarihli bilirkişi raporundaki teknik incelemede, davalı şirketin ... veritabanında "..." kullanıcı adı ile kaydedildiği ve bu kullanıcı adına ait e-posta adresinin ".......@..." olarak sistemde kayıtlı olduğu tespit edilmiştir.

Ayrıca, 31.03.2017 tarihli mutabakat mektubunda, davalı şirketin el yazısı ile "...@gmail.com" adresini bildirdiği ve bu mektuba kaşe basıp imzaladığı görülmektedir. Davalı şirket, bu e-posta adresini kendisi bildirmiş olup, sonradan bunun kendisine ait olmadığını ileri sürmesi çelişkili bir durum yaratmaktadır. "Yetkili Satıcılık Sözleşmesi"nin 17. maddesinde, tüm bildirimlerin tarafların elektronik posta adreslerine yapılacağı kararlaştırılmıştır. Bilgisayar mühendisi bilirkişinin teknik incelemesinde, davalı şirketin sistem üzerinde faturaları görüntüleyebildiği, ödeme planlarını değiştirebildiği ve "Kapalı Bordro" statüsünde işlem gerçekleştirebildiği tespit edilmiştir.

Bu durum, davalı şirketin davacının sistemine erişimi olduğunu ve faturaları bu sistem üzerinden görüntüleyebildiğini göstermektedir. Ticari hayatın gerekleri ve MK m.2'deki dürüstlük kuralı göz önüne alındığında, davalı şirketin sonradan e-posta adresinin kendisine ait olmadığı yönündeki itirazı kabul edilemez.

Davalı ... ..., taşınmazı üzerindeki ... Bankası lehine olan 1. derece ipoteğin davacı tarafından kapatılacağı, ancak davacının bu edimini yerine getirmediği iddiasında bulunmuştur. İpotek akit tablolarında böyle bir şart yer almamaktadır. Tapu sicilinin aleniyeti ve güvenilirliği ilkesi gereğince, ipoteğe ilişkin tüm şartların ipotek akit tablosunda yer alması gerekir. Akit tablosunda olmayan bir şartın sonradan ileri sürülmesi, üçüncü kişilerin haklarını ihlal edebilir ve tapu sicilinin güvenilirliği ilkesine aykırılık teşkil eder. Ayrıca, davalı ... ...'in bu iddiasını destekleyen yazılı bir belge dosyaya sunulmamıştır. İddia, sadece sözlü beyana dayanmakta olup, ispat edilememiştir.

Davalı ... ... vekili, 03.01.2025 tarihli itiraz dilekçesinde, müvekkilinin İİK 153. madde gereğince 250.000 TL ödeme yaptığını, bilirkişi raporunda belirtildiği gibi 220.000 TL + 25.000 TL avukatlık ücreti şeklinde bir ödeme yapmadığını, tarafının davacıya herhangi bir avukatlık ücreti ödemesi yapmadığını, yapılan ödemenin cezaevi harcı ve damga vergisi içerdiğini belirtmiştir. İcra vekalet ücreti, icra harçları (tahsil harcı ...) limit ipoteğinde limite dahil edilmeyeceği için bu itiraz yerinde görülmemiştir. Yukarıda açıklanan gerekçelerle, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi ve ayrıntısı açıklanan nedenlerle;

1.a- Davalı ... açısından -... ...’e ait taşınmazlar üzerinde ... Tapu Müdürlüğü 21.04.2016 tarihli ... yevmiyeli 250.000 TL meblağlı ipotek açısından- dava konusuz kalmakla hakkında karar verilmesine yer olmadığına, b- İşin esasında davacı haklı olmakla bu davalı açısından davacı lehine yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedilmesine,

2.Davalı ... şirketi açısından davanın kısmen kabulüyle, -... İnşaat Müh. Mimarlık Gıda San. Tic. Ltd. Şti.’ye ait ... ... Köy 134 Ada 5 parsel üzerinde ... İlçesi Tapu Müdürlüğü 20.09.2016 tarihli ... yevmiyeli 2.500.000 TL meblağlı ipotek kapsamında da kalan- -.... İcra Dairesinin 2018/... sayılı takip dosyası ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla- 3.686.251,20 TL'nin 09.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek 3095 S.K.nun 2/f-2. maddesi hükmüne göre ise yukarıda belirtilen değişiklik tarihinden itibaren ticari işlerde Merkez Bankası'nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı avans faizi ile bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Bu davalı açısından fazlaya ilişkin istemin reddine,

3.Davalı ... açısından davanın kabulüyle - davalı ... şirketinin davacı şirkete borcuna ilişkin yukarıdaki hüküm gereğince borçlu olduğu sabit olan miktar için verilmiş olan aşağıdaki ipoteklerin -tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla- paraya çevrilmesine, ... ... ...’e ait ... ... Köy 102 Ada 1 parsel üzerinde taşınmaz üzerinde ... İlçesi Tapu Müdürlüğü 24.03.2016 tarihli ... yevmiyeli 250.000 TL meblağlı, ... ... ...’e ait ... ... Köy 1265 Ada 8 taşınmaz üzerinde ... İlçesi Tapu Müdürlüğü 24.03.2016 tarihli ... yevmiyeli 200.000 TL meblağlı, ... ... ...’e ait ... Köy 3378 Ada 3 taşınmaz üzerinde ... İlçesi Tapu Müdürlüğü 21.06.2016 tarihli ... yevmiyeli 200.000 TL meblağlı, ... ... ...’e ait ... ... Köy 595 Ada 189 taşınmaz üzerinde ... İlçesi Tapu Müdürlüğü 01.07.2016 tarihli ... yevmiyeli 250.000 TL meblağlı

4.Davalı ... açısından açılan davada; -a-245.000,00-TL açısından dava konusuz kalmakla bu kısım açısından esas hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına, -Konusuz kalan kısım açısından davacı haklı olmakla bu miktar açısından da davacı lehine vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesine, -b-davanın 5.000,00-TL açısından kabulüyle -davalı ... şirketinin davacı şirkete borcuna ilişkin yukarıdaki hüküm gereğince borçlu olduğu sabit olan miktar için verilmiş olan aşağıdaki ipoteklerin -tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla- 5.000,00-TL açısından paraya çevrilmesine, -... ...’e ait ... Köy 3376 Ada 3 taşınmaz üzerinde ... Tapu Müdürlüğü 12.05.2016 tarihli ... yevmiyeli 250.000 TL meblağlı,

5.Hüküm altına alınan miktar üzerinden hesaplanan 251.807,82-TL ilam harcından peşin alınan 62.982,52-TL'nin mahsubu ile bakiye 188.825,30-TL ilam harcının davalılardan müşterek ve müteselsilen (davalı ... yönünden 61.479,00-TL ile davalılar ... ve ... yönünden 17.077,50-TL ile sınırlı olmak kaydıyla) tahsili ile hazineye irat kaydına,

6.Davacı tarafından yatırılan 62.982,52-TL peşin harç ve 35,90-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 63.018,42-TL'nin davalılardan müşterek ve müteselsilen (davalı ... yönünden 15.378,51-TL ile davalılar ... ve ... yönünden 4.271,81-TL ile sınırlı olmak kaydıyla) tahsili ile davacıya verilmesine,

7.Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 438.900,10-TL vekalet ücretinin davalılardan müşterek ve müteselsilen (davalı ... yönünden 138.000,00-TL ile davalılar ... ve ... yönünden 40.000,00-TL ile sınırlı olmak kaydıyla) tahsili ile davacıya verilmesine,

8.Davalılar ... şirketi, ... ... ve ... ... ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 1.789,29-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılar ... şirketi, ... ... ve ... ... ... verilmesine,

9.Davacı tarafından yapılan 33.132,95-TL yargılama giderinin red ve kabul durumuna göre takdiren oranlayarak 33.116,88-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili (davalı ... yönünden 8.085,50-TL ile davalılar ... ve ... yönünden 2.245,97-TL ile sınırlı olmak kaydıyla) ile davacıya verilmesine; arda kalan bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,

10.Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.27/02/2025 Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog