12. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/431
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/02/2025 (Ara Karar)
NUMARASI: 2024/552 Esas
TALEP
İhtiyati Tedbir İhtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin ara kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TALEP
İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili; müvekkili ile diğer hissedar ...'ın dava dışı ... AŞ'de eşit pay sahibi olduğunu, davalı şirketin 24.06.2024 tarihli genel kurulunda alınan kararların iptalinin gerektiğini, yönetim kurulu başkanının hazirun cetvelinde müvekkilinin payını eksik, kendisinin payını ise yüksek gösterdiğini, aynı gündemle karar alınan 15.06.2021 tarihli genel kurul kararlarının İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/385 esas sayılı dosyasında verilen karar ile iptal edildiğini ve dosyanın halen temyiz incelemesinde olduğunu, söz konusu karardan sonra müvekkilinin şirketteki paylarını ıskat ettiğini iddia eden yönetim kurulu üyesinin müvekkilinin paylarını bu nedenle eksik gösterdiğini, müvekkiline usulüne uygun çağrı yapılmadığını, alınan tüm genel kurul kararlarının dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu, müvekkilinin TTK'nın 420. maddesine dayalı erteleme talebinin dikkate alınmadığını, sermaye azaltımı kararının hukuka aykırı olduğunu, alınan kararların yürütülmesinin durdurulmaması halinde telafisi imkansız zarara neden olacağını belirterek, davalı şirketin 24.06.2024 tarihli genel kurulunda alınan kararların iptali ile tedbiren kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
ARA KARAR: Mahkemece 25.02.2025 tarihli ara karar ile; uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği, mevcut delil durumu itibarı ile yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı, tedbir kararı verilmemesi ve alınan kararların icra edilmesi halinde davacının hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden bu aşamada bahsedilmesinin mümkün olmadığı gibi, ciddi bir zararın doğacağına dair emare ve delilin de bulunmadığı gerekçesiyle, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili; müvekkiline usulüne uygun toplantı çağrısı yapılmadığını, müvekkilinin paylarının hazirun cetvelinde bilinçli olarak eksik gösterilerek karar nisabına etki edildiğini, müvekkilinin erteleme talebinin dikkate alınmadığını, esas sermayenin azaltılması ile ilgili olarak TTK 474 madde hükmüne uyulmadığını, müvekkilinin payları eksik yazıldığı için diğer pay sahibinin kendisini yönetim kurulu üyesi olarak seçtiğini, diğer hissedarın TTK 395 ve 396 maddeleri kapsamında izin verilmesine ilişkin gündem maddelerinde oydan yoksun olmasına rağmen oy kullandığını, bu haliyle alınan kararların kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, ihtiyati tedbir koşulu olan yaklaşık ispatın sağlandığını, alınan kararların yürütülmesinin geri bırakılmaması halinde müvekkilinin telafisi imkansız zarara uğrayacağını belirterek, kararın kaldırılarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Talep,
TTK'nın 449. maddesine dayalı genel kurul kararının iptali istemli davada, genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılması istemine ilişkindir.
TTK'nın 449. maddesi ''Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı taktirde mahkeme, YK üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir'' hükmünü içermektedir. Yine aynı kanunun 391. maddesinde, yönetim kurulu kararının batıl olduğunun mahkemeden istenebileceği hüküm altına alınmıştır. Anılan maddelerde hangi hallerde geçici hukuki koruma kararı verileceği özel olarak düzenlenmediğinden, tamamlayıcı yorum kuralı olarak HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümlerinden yararlanılabilir.
HMK'nın 390/3 maddesi ise, ''Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Somut olayda; genel kurul kararı aleyhindeki ihtiyati tedbir istemi, yönetim kurulu üyelerinin görüşü sorularak karara bağlanmıştır. Davalı şirketin dava konusu genel kurulunun 2. maddesi yönetim kurulu faaliyet raporunun okunması ve müzakeresi, 3. maddesi bilanço ve kar zarar hesaplarının müzakere ve onaylanması, 4. maddesi yönetim kurulunun ibrası, 5. maddesi sermayenin azaltılmasına ilişkin raporun okunması ve onaylanması, 6. maddesi ortaklara ait ödenmeyen sermayeye tekabül eden payların ıskatı sebebiyle şirket sermayesinin azaltılması, 7. maddesi yönetim kurulu üye seçimi ve 8. maddesi ise yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396 maddeleri kapsamında izin verilmesine ilişkindir. Dava konusu kararlardan 2, 3, 4, 7 ve 8 numaralı kararlar, yargılama sonunda iptaline veya butlanına karar verildiği takdirde geçmişe yönelik olarak etkileri ortadan kalkacağından, ihtiyati tedbir istemi bakımından kanunda yazılan koşulu taşıyan kararlardan değildir. Söz konusu kararlar, olağan genel kurulu gündeminden ibaret olup, kararların niteliği itibariyle ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde davacının haklarını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden bahsedilmesi mümkün değildir. Ancak gündemin sermayenin azaltılmasına ilişkin raporun okunması ve onaylanmasına ilişkin 5. maddesi ile ortaklara ait ödenmeyen sermayeye tekabül eden payların ıskatı sebebiyle şirket sermayesinin azaltılmasına ilişkin 6. maddesine ilişkin olarak davacı tarafça; şirketin yönetim kurulu üyesi olan diğer ortağın, şirketin borcu için yapılan ödemeleri kendi adına sermaye payı olarak yatırıp kendi pay oranını yükselttikten sonra aniden sermaye azaltımı yoluna gittiği ve olmayan ıskat kararını uygulamaya çalıştığı, şirketin borçlarını karşılar miktarda aktifinin bulunmadığı, alacaklıların alacağını gösterir rapor düzenlenmeden sermaye azaltımı yapılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle kararların dürüstlük kuralına aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Her ne kadar davacının iddiasında haklı olup olmadığı, yargılama sonunda tüm deliller toplandıktan ve incelendikten sonra ortaya çıkacak ise de, davaya konu 5 ve 6 numaralı genel kurul kararı uygulandığında, yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne ve davaya konu genel kurul kararının butlanına veya iptaline karar verilmesi halinde, hükmün infaz kabiliyeti ortadan kalkabileceği gibi, telafisi güç ya da imkansız durumların ortaya çıkacağı ve yeni uyuşmazlıkların doğacağı kuşkusuzdur. Bu durumda TTK'nın 449. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince dava konusu sermayenin azaltılmasına ilişkin raporun okunması ve onaylanmasına ilişkin 5. madde ile ortaklara ait ödenmeyen sermayeye tekabül eden payların ıskatı sebebiyle şirket sermayesinin azaltılmasına ilişkin 6. maddede alınan kararın yürütülmesinin geri bırakılması talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu nedenle davacı vekilinin ihtiyati tedbir isteminin kısmen kabulü ile takdiren teminatsız olarak davalı şirketin 24.06.2024 tarihli genel kurul toplantısında alınan 5 ve 6 numaralı kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle, ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin 25.02.2025 tarihli ara kararının HMK'nın 353/(1)b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak, "davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne" karar verilmiştir.