7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Mezkur icra takip dosyasını başlatanın ilk şirket ... A.Ş. Olduğu, ...T.A.Ş. , ... (...) 'ye 2002'de geçince, ..., mezkur bankanın tüm alacaklarını 02.02. 2006'da ... A.Ş.'ye temlik ettiği, ... ise ekte sunduğumuz Ticaret Sicil Gazetesi birleşme evrakında görüldüğü üzere 06.03.2017'de ...A.Ş. İle birleştiği, ...A.Ş. Bu birleşme ile tasfiyesiz infisah ettiğinden bu tarih itibariyle yönetim bünyesindeki tüm alacakların takibi ... A.Ş.'ye geçtiği, temlik eden ... T.A.Ş. tarafından "Genel Kredi Sözleşmeleri"ne istinaden, davalı/ borçlu şirket ve gerçek kişi müşterek borçlu ve müteselsil kefaleti ve icra takibindeki diğer borçluların müşterek borçlu ve müteselsil kefaleti ile teminat mektupları kredisi uyarınca borçlu kişi ...'ın fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla takipte kesinleşen asıl alacak tutarı olan 356.940,14 TL tutar ile sorumlu olduğu, temlik eden ...T.A.Ş. tarafından borçluya gönderilen ...
14.Noterliğinin ... yevmiye numaralı ... gönderim, 20.08. 1998 tebliğ tarihli ihtarnamesi ile genel kredi sözleşmeleri gereğince borçlunun kat edilen hesapları uyarınca nakdi kredi borcu ve gayri nakdi kredi borcunun tebliğden itibaren 1 gün içinde ödenmesi ihtar edilmiş olmasına rağmen davalı borçlu tarafından işbu borç tutarı ödenmeyerek temerrüte düştüğü, davalı/ Borçlu hakkında ...
9.İcra Dairesi ... E. (Eski esas...E.) sayılı icra dosyası ile yenilenip icra takibine devam edildiği, mezkur icra takip dosyasına ; ...'ın 28/04/2023 tarihinde, haksız, mesnetsiz, usul ve yasaya aykırı olarak itiraz ettiği, Tarafımızca ticari dava şartı Arabuluculuğa başvurulmuş ve... Arabuluculuk numarası ile Arabuluculuk toplantısı yapılmış ve fakat davalı/ borçlunun usulüne uygun tebligata rağmen toplantıya katılmaması nedeniyle müspet bir sonuç alınamadığı, davalı/ Borçlunun, müvekkil şirkete borçlu olduğu müvekkil şirkete ait ticari defterlerin, Kredi sözleşmelerindeki imzaların incelenmesiyle açıklığa kavuşacağı, ihtiyati haciz ve tedbir talebimiz hakkında Müvekkil alacaklı şirketin alacağının temini bakımından; Borçlunun davaya konu mezkur icra takibine itiraz ederken ödemeye ilişkin hiç bir belge sunmaması yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali ve böyle bir durumda ilerde verilecek olan kararın infazının mümkün olmayacağı ihtimali göz önüne alınarak, davalı/ borçlu adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3.kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyati haczine karar verilmesinin talep edildiği, davamızın kabulü ile, davalı borçlunun, ...
9.İcra Dairesi ... E. (Eski esas...E.) sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, takibin devamına, davalı borçlu aleyhine haksız ve kötüniyetli itirazları nedeni ile takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davalı/ borçlunun mal kaçırma ihtimali göz önüne alınarak borçlu adına kayıtlı menkul ve gayrimenkul mallar ile 3.kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine kararı verilmesini, yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Müvekkilinin takibe konu kredi borcu ile ilgisinin bulunmadığı, dava dosyasına kredi sözleşmelerinde müvekkilin kefil olarak imzası bulunmakta ise de bu kredi sözleşmelerinin 1997 yılında ...AŞ. için oluşturulmuş olan bankomat hesaplarına ait olduğu, Müvekkilin kefil olarak imzasının bulunduğu kredilerinde icraya konu kredi ile ilgisinin bulunmadığı, ...
9.icra müdürlüğü dosyasından icraya konulmuş olan kredinin, müvekkil tarafından kefil sıfatıyla imzalanmış olan kredi ile bir ilgisinin bulunmadığı, Müvekkilin kefil sıfatıyla sorumluluğu sınırlı olup davalı ...şirketin bankomat hesaplarına bağlı olarak çekilen tüm kredilerinden sorumlu olmadığı, Borçlar Kanunu madde 589'de kefilin, her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktara kadar sorumlu olduğunun açıkça belirtildiği, Müvekkili aleyhinde aynı kredi sözleşmesine bağlı olarak şuan açılmış 3 ayrı dava dosyasının ( ...
8.Asliye Ticaret Mahkemesi...Esas sayılı dosyası, ...
6.Asliye Ticaret Mahkemesi... Esas sayılı dosyası ile mahkemeniz dosyası) olduğu, alacaklı tarafça neden asıl borçlu olan...Şirketine karşı itirazın iptali davasının açılmamış olduğu, bu şirketten tahsilat yapılıp yapılmadığı, borcun devam edip etmediğinin dahi netleştirilmediği, borcun zaman aşımına uğradığını, davacı tarafça sunulmuş olan kredi sözleşmeleri 1997 tarihli olup müvekkiline de 1998 yılında gönderildiğinden bahisle bir ihtarname sunulduğu, Kredi sözleşmesinin tarihi 1997 olduğu görülmekle icra takibine konu borcun zaman aşımına uğradığı, somut olayda zaman aşımının 10 yıl ile sınırlı olduğu, Zira borcun doğum tarihi olan 1997 yılı itibariyle 10 yıllık zaman aşımının geçerli olduğu, her ne kadar 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile fon alacaklarında zaman aşımı 20 yıl olarak belirlenmiş ise de bu kanunun yürürlük tarihi 2005 olup icra takibine konu borcun doğum tarihinin ise 1997 olduğu, iş bu sebep ile icra takibine konu borcun zaman aşımı 10 yıl olup borç 2007 yılında zaman aşımına uğradığı, İş bu borçtan dolayı ilk defa icra takibinin ise 2013 yılında başlatıldığı, Borç zaman aşımına uğradıktan 6 yıl sonra ilk defa icra takibi başlatıldığı, İş bu husus yanı sıra kefil sıfatı ile icra takibi başlatılan müvekkilin borçtan sorumluluğunun 10 yıl olduğunu, hükmüne yer verilerek kefaletin 10 yıl ile sona ereceğinin belirlendiğini, alacaklı kötü niyetli olduğunu, alacaklı tarafça sunulan belgelerden borcun doğum tarihinin 1997 olduğu anlaşılmakta olup alacaklı tarafça da müvekkile 1998 yılında hesap kat edilmek için ihtarname gönderildiğinin iddia edildiğini, 1998 yılında müvekkiline ihtarname gönderilmiş ise borcun icra takibine 2013 yılında konulması ve anapara borcu 63.373,03 TL iken Bu borca 279.587,72 TL faiz işletilerek alacak talebinde bulunulmasının kötü niyetlilik taşıdığını, yine icra takibi 2013 yılında başlatılmış iken icra takibinde işlem yapılmayarak bekletildiğini ve 2023 yılında iş bu davanın açıldığını, alacaklının taraf 20 yıllık zaman aşımı olduğunu düşünerek hareket ettiğini ve bu sebeplerle de zaman aşımının sonuna kadar bekleyerek yüksek oranda faiz talebinde bulunabilmeyi amaçladığını, müvekkilinin kefil sıfatı ile borçtan sorumluluğu yalnızca 10 yıl ile sınırlı olduğunu, Tüm bu hususların yanı sıra müvekkilinin kefil sıfatıyla borçtan sorumluluğunun Borçlar Kanunu madde 598 ile 10 yıl ile sınırlı olup müvekkili açısından bu 10 yıllık zaman aşımı süresinin de çoktan dolduğunu, müvekkiline icra takibi öncesi ihtarname gönderilmediğini, bildirimde bulunulmadığını, hesap kat edilmediğini, davalı hakkında mesnetsiz ve kötü niyetli olarak başlatılan davanın reddine, davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLER;...
1.Asliye Ticaret Mahkemesine müzekkere yazılarak...Esas sayılı dosyası, ...
9.İcra Müdürlüğüne müzekkere yazılarak ...Esas sayılı dosyası, ...T.a.ş'ne müzekkere yazılarak davaya konu GKS aslı ve ihtarnameler aslı veyahut aslı gibidir onaylı sureti, ...
8.Asliye Ticaret Mahkemesine müzekkere yazılarak...Esas sayılı dosyası, ...
6.Asliye Ticaret Mahkemesine müzekkere yazılarak...Esas sayılı dosyası celp edilmiştir.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 16/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;Dava dışı ... TAŞ ... Şubesi ile dava dışı...AŞ arasında 13.150,00 TL'lik Umumi Kredi Taahhütnamesi/Genel Kredi Sözleşmesinin imzalandığı, davalının sözleşmeyi müşerek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduğu, sözleşmeye istinaden dava dışı asıl borçlu firmaya kredi kullandırıldığı, dava dışı ... A.Ş.'nin dava dışı ... San ve Tic. A.Ş.'nin riskinden, ... Gümrük Müdürlüğü lehine vermiş olan ... tarihli .. referans nolu 13.083,00.YTL'lik teminat mektubunun, 05.05.2004 tarihinde (Gümrük Vergisi, KDV, ithal harcı ve faizleri dahil) nakde dönüşmesinden kaynaklanan toplam 63.018,22 TL ile tahsil edilemeyen teminat mektubu komisyon ve ferileri tutarı 354,80 TL'nin ilavesi ile toplam 63.373,03 TL alacak için ihtarname keşide ettiği, davacı ... A.Ş. tarafından 14.04.2023 tarihinde davalı borçlular aleyhinde ... 9. İcra Müdürlüğü ...
E. Sayılı dosya ile takibe geçildiği, İş bu takipte;4863.373,03 Asıl Alacak, 279.587,72 İşlemiş Faiz, 413.979,39 BSMV, 4356.940,14 Toplam Olmak üzere asıl alacağa takip tarihinden itibaren 6 27,50 faiz talep edildiği, kefilin sorumluluğunun kapsamını düzenleyen TBK 589. maddenin 1. Fıkrasında “Kefil, her durumda kefalet sozlesmesinde belirtilen azami miktara kadar sorumludur.” hükmü ile kefilin sözleşmede belirtilen azami miktar ile sorumluluğunun sınırlı olduğunun düzenlendiği, takibe konu edilen tazmin olan teminat mektubu Asıl Alacak tutarının (işleyen faiz ve ferilerinin de dahil edildiği) 63.018,22 TL olduğu, ancak davalı kefilin Umumi Kredi Taahhütnamesi'nde 13.150,00 TL kefaletinin olması sebebi ile davacı yanın iş bu kefalete istinaden davacı kefilden 13.150,00 TL talep edebileceği; başka bir deyişle; davalı kefilin temerrüt tarihindeki kefalet limitinden ve kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumlu olacağından (kefalet limit kadar) 13.500,00 TL asıl alacak üzerinden sorumlu olması gerektiği kanaatine varılmış olup, takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğunu belirtmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;Dava, davacı alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı taraf davadışı banka ile davalı arasında imzalanan sözleşme uyarınca davalıya kredi kullandırdıklarını, ihtarnameye rağmen ödeme yapılmadığı için davalı hakkında icra takibi başlattıklarını ileri sürmekte, davalı ise davacıya borcu olmadığı söylemektedir.
Dava dışı ...T.A.Ş. ile dava dışı asıl borçlu “... Tic. A.Ş. ” arasında, ... tarihli 2.850,00 TL limitli Umumi Kredi Taahhütnamesi imzalandığı, yapılan limit artırımı sonucunda iş bu sözleşmenin limitinin 13.150,00 TL'ye ulaştığı, sözleşmeye ... ve ...’ın müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıkları anlaşılmıştır.
Davacı vekili, davalı tarafa icra takip dosyasını başlatanın ilk şirketin... A.Ş. olduğunu, ... T.A.Ş.'nin ... (...) 'ye 2002'de devredildiğni, ...'nin mezkur bankanın tüm alacaklarını 02/02/2006'da ... A.Ş.'ye temlik ettiğini, davacı ....A.Ş'nin 06/03/2017'de ...A.Ş. İle birleştiğini, ... A.Ş. Bu birleşme ile tasfiyesiz infisah ettiğinden bu tarih itibariyle yönetim bünyesindeki tüm alacakların takibi ...A.Ş.'ye geçtiğini, temlik eden ...T.A.Ş. tarafından "Genel Kredi Sözleşmeleri"ne istinaden, davalı/ borçlu şirket ve gerçek kişi müşterek borçlu ve müteselsil kefaleti ve icra takibindeki diğer borçluların müşterek borçlu ve müteselsil kefaleti ile teminat mektupları kredisi uyarınca borçlu kişi ...'ın fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla takipte kesinleşen asıl alacak tutarı olan 356.940,14 TL tutar ile sorumlu olduğu, temlik eden ... T.A.Ş. tarafından borçluya gönderilen ...
14.Noterliğinin ... yevmiye numaralı ...gönderim, 20.08. 1998 tebliğ tarihli ihtarnamesi ile genel kredi sözleşmeleri gereğince borçlunun kat edilen hesapları uyarınca nakdi kredi borcu ve gayri nakdi kredi borcunun tebliğden itibaren 1 gün içinde ödenmesi ihtar edilmiş olmasına rağmen davalı borçlu tarafından işbu borç tutarı ödenmeyerek temerrüte düştüğünü, davalı hakkında ...
9.İcra Dairesi ...E. (Eski esas... E.) sayılı icra dosyası ile yenilenip icra takibine devam edildiğini, icra takip dosyasına davalının 28/04/2023 tarihinde, haksız, mesnetsiz, usul ve yasaya aykırı olarak itiraz ettiğini beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini, davalı vekili müvekkilinin borcu olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
6098 sayılı TBK'nin 598/3. maddesine göre, bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak 10 yıl geçmesi ile kendiliğinden ortadan kalkar. Davalı kefilin sorumluluğuna gidilebilmesi için dava konusu alacağın dayanağı olan kredi sözleşmesinin 10/11/1997 tarihinde akdedilmiş olduğu, 10/11/2007 tarihi itibariyle bu sözleşmeden kaynaklanan kefalet yükümlülüğünün kendiliğinden sona erdiği kabul edilmelidir. 6101 sayılı TBK'nin Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 1. maddesine göre kural olarak, TBK'nin yürürlüğü girdiği tarihten itibaren önceki fiil ve işlemlere bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmiş ise uygulanması gerektiği ancak temerrüt, sona erme ve tasfiye konularında TBK'nin uygulanacağı düzenlemesi getirilmiştir. 6101 sayılı kanunun 5. maddesine göre, TBK'nin yürürlüğü girmesinden önce başlamış hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri eski kanun hükümlerine göre tabi olmaya devam eder, ancak bu sürelerin henüz dolmamış kısmı TBK'de öngürülen süreden uzun ise yürürlüğünden başlayarak TBK'de öngörülen sürenin geçmesiyle hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi dolmuş olur. 6101 sayılı kanunun 5/2. maddesine göre, TBK ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olupta başlangıç tarihi itibariyle bu süre dolmuşsa, hak sahipleri TBK'nin yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanırlar, ancak bu ek süre TBK'de öngörülen süreden daha uzun olamaz. 6101 sayılı kanunun 6. maddesine göre, bu kanunun 5. maddesi uygun düştüğü ölçüde TBK'de öngörülen diğer süreler hakkında da uygulanır. 6101 sayılı kanunun 6.maddesinin gerekçesinde de; "süreye bağlı hak" ile "hak düşürücü süre"lerin farklı kavramlar olduğu, süreye bağlı haktaki sürenin, kanunda bu hakkın varlığını sürdürmesi için öngörülmüş olan bir süre olduğu, "süreye bağlı hak"taki sürenin, ne zamanaşımı süresi ne de hak düşürücü süre olduğu, bu nedenle de Türk Borçlar Kanununda süreye bağlı haklar için öngörülen süreler hakkında 5 inci maddesinin kıyas yoluyla uygulanacağı ve hak sahibinin, bir yıllık ek süreden yararlanabileceği..." vurgulanmıştır. Yukarıdaki yasal düzenlemeleri somut olay yönünden değerlendirmek için öncelikle TBK ile ilk kez getirilen 10 yıllık kefalet süre sınırlamasının hukuki niteliğinin saptanmasında zorunluluk bulunmaktadır. Konu ile ilgili öğretide ortaya konan görüşlere göz atacak olursak; "...10 yıllık süre bir zamanaşımı süresi olmadığı için kesilme ve durma söz konusu olmaz. 10 yıllık sürenin tamamlanması ile birlikte kefilin yükümlülüğü kendiliğinden (yasa gereği ortadan kalkar).. Kefalet süresinin dolduğu yargıç tarafından görevinden ötürü göz önünde tutulur.." (Prof.Dr. C.Yavuz Borçlar Hukuku s.1472 vd) "... 10 yılın geçmesi ile borç kendiliğinden ortadan kalkar, kefalet için getirilen yasal en yüksek (azami) süreye ilişkin düzenleme başka bir hiçbir hukuk sisteminde bulunmamaktadır. Amaç, kefili belli bir süre geçtikten sonra kefillik bağından kurtarmaktır..." (Nihat Yavuz, Kefalet Sözleşmesi s.3085 ) "... Kefilin sorumlu tutulabileceği 10 yılık süre kefalet sözleşmesinin meydana geldiği andan itibaren işlemeye başlar... 10 yıllık süre bir zamanaşımı süresi olmadığına göre kesilme ve durma da söz konusu olmaz..." (Doç. Dr. Burak Özen Kefalet Sözleşmesi s. 578 vd) "... Yeni Borçlar Kanununda sona ermeyle ilgili emredici nitelikte hükümler varsa bunlar -sözleşmede örneğin feragat ile ilgili hüküm olsa da olmasa da - 01/07/2012 tarihinden sonraki sona ermelerde uygulanacaktır... (kefalet sözleşmesinde ) 10 yıllık süre daha önce sona ermiş ise yürürlük yasasının 5. Maddesi göz önünde tutulacaktır... Gerçek kişilerin verdiği kefaleti sona erdiren 10 yılın hak düşürücü süre olarak kabul edilip edilmemesi 5. Maddenin uygulanması bakımından farklı sonuçlar verecektir...Hak düşürücü süre olarak kabul edilirse 01/07/2012 tarihinden önce 10 yılı dolduran kefaletlerde alacaklı 5. Maddenin tanıdığı 1 yıllık ek süreden yararlanacak ve 01/07/2013 tarihine kadar kefili dava edebilecektir...(Prof. Dr. Seza Reisoğlu-TBK'nin Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun Bankacılık İşlemleri Açısından Değerlendirilmesi- İstanbul, 15/06/2012-Türkiye Bankalar Birliği Yayını) "....6101 sayılı TBKYUŞHK'un 5/2. Maddesine göre TBK ile hak düşürücü süre veya özel bir zamanaşımı süresi ilk defa öngörülmüş olup da başlangıç tarihi itibariyle bu süre dolmuşsa, hak sahipleri TBK'nin yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıllık ek süreden yararlanır. Aynı kanunun 6. maddesine göre bu kanunun 5. Maddesi uygun düştüğü ölçüde TBK'de öngörülen diğer süreler hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.(...) Bu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde 01.07.2012'den önce kurulmuş bulunan gerçek kişilerin kefil olduğu kefalet sözleşmeleri derhal 10 yıllık süreye tabi olur(...) bu tarihten önce 10 yıllık süre dolmuşsa(...) alacaklı 01.07.2013 tarihine kadar kefili takip edebilecektir.Bu tarihte ise kefalet sözleşmesi hükümden düşer...."(Y.Doç.Dr.Serkan Ayan-Kefalet Sözleşmesinde Kefilin Sorumluluğu) Davaya konu somut olayda, yukarıda ifade edildiği gibi kefaletin oluştuğu tarih 10/11/1997 'dir. Başka bir ifade ile TBK'nın 598. maddesindeki 10 yıllık süre, TBK'nın yürürlüğü girmesinden önce dolmuştur. Yasanın düzenleniş şekli ve öğretideki görüşler dikkate alındığında, 10 yıllık sürenin zamanaşımı süresi olmadığı, 10 yıllık sürenin geçmesi ile kefaletin kendiliğinden ortadan kalktığı kabul edilmelidir
Bu sürenin hak düşürücü süre mi yoksa kefaletten kaynaklanan talep hakkının, süreye bağlı bir hak mı olduğu hususu tartışmalı ise de her iki halde de sonucun değişmeyeceği, zira kefaletteki 10 yıllık sürenin, hak düşürücü süre olduğu kabul edildiğinde 6101 sayılı kanunun 5. maddesinin doğrudan, süreye bağlı hak olduğunun kabulü halinde ise aynı kanunun 6. maddesi yollamasıyla dolaylı olarak uygulanması gerektiği açıktır.
TBK'nın yürürlüğe girmesinden önce 10 yıllık sürenin geçmesi sebebiyle kefaletin TBK'nin 598/3. maddesi gereğince kendiliğinden ortadan kalktığı, 6101 sayılı kanunun 5. maddesi gereğince ek sürenin de 01/07/2013 tarihi itibariyle dolduğu,icra takibinin 14/04/2023 tarihinde başlatıldığı, 01/07/2013 tarihinden sonra başlatıldığı anlaşılmakla, davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiştir. (İstanbul Bam 13. H.D.... esas, ... karar)
1.Davanın hak düşürücü süre yönünden REDDİNE,
2.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 615,40 TL maktu red harcının davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesap olunan 57.110,42 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE,
4.Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00 TL’nin davacıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
5.Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından takdirine yer olmadığına,
6.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
7.Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/03/2025
Katip
(e-imzalıdır)
Hakim
(e-imzalıdır)