20. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/01/2023
NUMARASI : ....
DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/01/2023 tarih ve 2022/180 Esas - 2023/7 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... ve davalı ... ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli markalarını faaliyetleri kapsamında aktif olarak kullandığını ve tüketici nezdinde bu markaları bilinir hale getirdiğini, müvekkilinin markasının ... nezdinde sayı ile tanınmış marka statüsüne de alınmış olduğunu, davalının bu markalara ayırt edilemeyecek kadar benzer olan aynı hizmet sınıflarını içeren "..." ibareli markanın tescili için diğer davalı kuruma başvurduğunu,.....kod numarası verilen başvuruya karşı müvekkilinin itirazlarının nihai olarak ....sayılı YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa dava konusu markanın müvekkili markalarıyla görsel ve fonetik açıdan ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, tescili halinde tüketiciler nezdindede iltibasa sebebiyet vereceğini ileri sürerek, ... YİDK'nın .... sayılı kararının iptali ile 2020/82174 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, taraf markalarının karıştırılma ihtimaline yol açabilecek derecede benzer olmadığını, benzerlik değerlendirmesinde markanın bütünü itibariyle yarattıkları izlenimin nazara alınması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacının "..." markasının davacı tarafından elektronik ticaret/online alışveriş sektöründe www.....com web sitesi tahtında Türkiye geneline yaygın, yoğun ve ciddi kullanımı ve tanıtımı neticesinde, yani kullanım sonucunda belirli bir ayırt edicilik kazandığı, koruma kapsamının arttığı, davacının "..." ibareli markalarıyla "seri marka" yarattığı ve bunun sonucunda da dava konusu benzerliğin/ortaklığın dikkat çekici hale geldiği, davalının markasında "..." ibaresinin davacının markalarında olduğu gibi yerleşik anlamı haiz başka kelimelerle aynı kompozisyonda, yani birleşik olarak kullanılmış olduğu tespit edildiğinden, davalının markasının, davacının markalarının serisinin bir devamı olarak algılanabilecek nitelikte bir türemeye sahip olduğu, davacı markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının dava konusu markasıyla karşılaştığında bu markaları benzer bulmasının, davacının yeni bir marka yarattığı yönünde bir algısının oluşmasının ihtimal dahilinde olduğu, sonuç olarak; karşılaştırılan markalar arasında, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen tüm emtialar açısından iltibas tehlikesinin/karıştırılma ihtimalinin bulunduğu; davalının dava konusu edilen markasının kapsamına giren tüm emtialar açısından, SMK'nın 6/5. maddesindeki şartların gerçekleşme ihtimalinin olduğu, kötü niyet ve haksız rekabet iddialarına ilişkin somut delil sunulmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, ... YİDK'nın 202-M-2544 sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı şahıs vekili, gerekçeli kararda müvekkilinin lehine olan rapordan ve neden dikkate alınmadığından bahsedilmediğini, raporda davacının "..." ibaresinin ön plana çıkarılma ve markalaştırılma faaliyetinde olduğunun belirtildiğini, SMK'nın 6/1 ve 6/5. maddesi şartlarının oluşmadığını, müvekkili markasında "..." ibaresinin vurgulandığını, "..." ibaresini taşıyan çok sayıda internet sitesi bulunduğunu ileri sürerek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesi istemiştir.
GEREKÇE
Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı gerçek kişinin, "..." ibaresinin, 38 ve 42. sınıf hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "...", "..." ve "gelecek ..." ibareli markalarına dayalı olarak, iltibas ve tanınmışlık iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da, YİDK'nın 2022-M-2544 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 15.03.2022 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 12.05.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı ve aynı Kanun'un 6/5. maddesindeki koşullarını gerçekleşip gerçekleşmediği noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. ... öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408-409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. Başvuruda yer alan "..." ibaresi bir işaret zamiri olduğundan ayırt ediciliği düşüktür. Ayırt ediciliği düşük bu tür zayıf ibarelerinin ortaklığı ise tek başına iltibasa sebebiyet vermez. Davacının itirazına mesnet markaları ise "gelecek ..." markası hariç "..." ve "..." ibareleri etrafında oluşturulmuştur. Bu hale göre, taraf markalarında zayıf nitelikteki "..." ibaresi ortak olarak yer almakta ise de, davacının mesnet markalarında "..." ibaresinin öne çıktığı, "..." markasının tanınmış olduğu, "..." ibaresinin ortaklığının markalar arasında iltibasa sebep olmadığı, zira markalardaki ilave unsurların yeterli ayırt ediciliği sağladığı, SMK'nın 6/1. maddesi koşullarının somut olayda oluşmadığı kanaatine varılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü yerinde görülmemiştir. Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13.03.2025 tarih ve 2024/3416 E.-2025/1775 K. sayılı kararında "... ....com" ibaresi davacının mesnet markalarıyla benzer bulunmamıştır. Tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce emtia benzerliği şartı yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmediği gibi davacı markalarının tanınmış olması da sonuca etkili bulunmamıştır. Her ne kadar davacı vekili müvekkili markalarının tanınmışlığı nedeniyle de tescil engeli bulunduğunu ileri sürmüş ise de, taraf markaları benzer bulunmadığından, davacı vekilini bu itirazının tartışılması sonuca etkili bulunmamıştır.
Bu itibarla, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunmaması nedeniyle ilk derece mahkemesinde davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış,
HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... ile davalı şahıs vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1.Davalı ... vekili ile davalı şahıs vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 12/01/2023 gün ve 2022/180 Esas - 2023/7 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2.Davanın REDDİNE,
3.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, ayrı ayrı peşin alınan 80,70-TL’nin düşümü ile kalan 534,70-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,
4.Davalı ... ile diğer davalı şahıs kendilerini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
6.Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 128,00-TL tebligat ve posta masrafı, 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 620,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,
7.Davalı ... ... tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı 492,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,
8.Diğer davalı şahıs tarafından istinaf kanun yoluna başvuru harcı olarak yatırılan 492,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,
9.Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),
10.Davalılar tarafından ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 179,90-'ar -TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talep halinde ayrı ayrı davalılara iadesine,
11.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 14/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 27/04/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.