44. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/53
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 09/03/2022
NUMARASI: 2018/953 E. - 2022/158 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/04/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi ikame edildiğini, icra takibine konu kambiyo senedinin usulüne uygun düzenlenmediğini, bu senet altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, muhteviyatı da müvekkili tarafından doldurulmuş ve bilgisi dahilinde olmadığını, bu yönü ile senedin iptalinin gerektiğini, müvekkilinin senede müstenit borcu bulunmadığı halde davalı veya onun sevkiyle bir başkası tarafından doldurulup altı imzalanan sahte senet'in takibe konulduğunu, açılan nedenle müvekkilinin bu senetten veya başka sebeplerden dolayı davalı tarafa borcu bulunmadığının tespiti için iş bu davayı ikame ettiklerini, dava dilekçesi ekinde örneğini eklediği senette geçen metin el yazısı ile yazıp imzalayan müvekkilinin senetteki yazı ve imza ile uyuşmadığının gözle görülebilecek açıklıkta olduğunu,
Davalı tarafından belirtilen haksız eylemleri ve paranın alacaklı olan davalıya verilmesinin davacı müvekkili açısından maddi ve manevi telafisi imkansız zararlar doğuracağından İİK M. 72/3 hükmü uyarınca gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15'den aşağı olmamak üzere teminat yatırılmak kaydı ile icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi için tedbir kararı verilmesini, davacının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına dayanak bonoların iptali ile davalı tarafa borçlu olmadığının tespitini, haksız olan alacaklı-davalının İİK'nun 170/4 maddesi uyarınca asıl alacağın %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına, alacağın %10'u oranında para cezasına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu senetlerin davacı borçlunun müvekkiline olan mevcut borçlarına karşılık olarak verildiğini, dava konusu senetlerin borçlu tarafından imzalanarak bizzat teslim edildiğini, ayrıca aşağıda detayları açıklandığı üzere iş bu senet dışında davacı borçlu tarafından müvekkili teslim edilen başkaca senetlerinde mevcut olduğunu, icra dosyasına konu edilen senetlerin protesto da edildiğini beyan ederek davanın reddini, İİK m. 170 uyarınca senet bedelinin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak taraflarına verilmesini ve %10'u oranında kötü niyet cezasına çarptırılmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ettiği görüldü.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesin kararıyla; "Yapılan yargılama sonunda toplanan tüm deliller ile denetlenip benimsenen ve somut olaya uygun görülen bilirkişi raporundaki gerekçelere göre; Davacı icra takibine konu senetlerdeki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmüş olup senetlerin incelenmesinde mevcut imzaların grafolog bilirkişi tarafından yapılan incelemesinde ; senetlerdeki imzaların davacının eli ürünü olmadığı anlaşılmıştır. Bu sebeple İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyasında kambiyo senedine dayalı haciz yoluyla takibe konu edilen alacaklısı davalı ..., borçlusu davacı ..., düzenleme tarihi 30/06/2017, vade tarihi 31/03/2018 olan, 10.000,00-TL bedelli, düzenleme tarihi 30/06/2017, vade tarihi 30/04/2018 olan, 15.000,00-TL bedelli, düzenleme tarihi 30/06/2017, vade tarihi 31/05/2018 olan, 15.000,00-TL bedelli ve düzenleme tarihi 30/06/2017, vade tarihi 30/06/2018 olan, 15.000,00-TL bedelli senetlerdeki imzanın davacı ...'ın eli ürünü olmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiş , lehdar ve 1. Ciranta konumunda olan davalı ...'ın keşideci imzasının sahte olmasına rağmen takibe koymuş olması nedeni ile takip konusu toplam alacağın %20 si oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " şeklindeki gerekçeleri ile, Davanın KABULÜ ile; Davacının İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında kambiyo senedine dayalı haciz yoluyla takibe konu edilen alacaklısı davalı ..., borçlusu davacı ..., düzenleme tarihi 30/06/2017, vade tarihi 31/03/2018 olan, 10.000,00-TL bedelli, düzenleme tarihi 30/06/2017, vade tarihi 30/04/2018 olan, 15.000,00-TL bedelli, düzenleme tarihi 30/06/2017, vade tarihi 31/05/2018 olan, 15.000,00-TL bedelli ve düzenleme tarihi 30/06/2017, vade tarihi 30/06/2018 olan, 15.000,00-TL bedelli bonolardan ve icra takibinden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya dair talebin reddine, Davalının 55.000,00 TL üzerinden %20 haksız takip tazminatına mahkumiyetine, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/211 Esas sayılı dosyasında müvekkili hakkında sahte senetler düzenleyerek icra vasıtası ile işleme koyduğu iddiası ile dava açıldığını, işbu dosyanın maddi gerçekliğin ortaya çıkması için bekletici mesele yapılması ve çıkacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken bu taleplerinin kabul edilmeden yargılama yapıldığını, mahkeme ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değilse dahi hem ilmen hem de kökleşmiş Yargıtay kararlarında ceza mahkemesince belirlenen maddi olguların hukuk hakimini bağlayacağının kabul edildiğini, ağır ceza mahkemesinde dinlenen tanıkların ifadelerinde senetlerin davacı borçlu tarafından mevcut borçlarına karşılık ve bizzat imzalandığı ve teslim edildiğine dair bilgi ve görgüye dayalı ifade verdiklerini, hükme esas alınan 08.12.2020 tarihli bilirkişi imza incelemesi raporunun grafolog bilirkişiye tevdi edilmediğini ve grafolog bilirkişiden rapor alınmadığını, konusunda uzman bir Grafolog tarafından inceleme yapılması gerektiğini, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde dosyanın Adli Tıp Kurumu'na gönderilerek yeniden bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, davacı tarafın mukayese imzalarının tutarsız ve tek bir karakteristik taşımadığını, en belirgin özelliklerinin adının ilk harfi olan R ile başlayıp nokta konulması ve devamında soyadının kısmen değişikliğe uzamış hali ile devam ettiğini, imzalar arasında farklılık olduğunu,dosyada mevcut davacı tarafından sunulan Üsküdar ... Noterliği'nin ... yevmiye no'lu vekaletnamede mevcut imzası ile senetlerdeki imzaların birebir örtüştüğünü, bilirkişi raporunda senetlerdeki imzaların taklit edilerek tek bir kişi tarafından atılan imzalar olduğunun belirtildiğini, tek bir kişi tarafından tutarlı ve aynı imzaları taklit ederek 10 defa imza atılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda imzaların başlangıçlarının mukayese imzalar ile birebir aynı olduğunun tespit edildiğini, davacının imza başlangıçlarının birebir aynı olup devamında tüm imzalarda farklılık olduğunu, bir imzanın aslı gibi başlayıp daha sonra taklit yöntemine dönmesinin mümkün olmadığını, İstanbul Anadolu 10. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/261 E. Sayılı dosyasında aynı tarihte keşide edilen ve aynı borca karşılık verilen senette yapılan imza incelemesinde, imzanın davacıya ait olduğunun Grafolog bilirkişi tarafından tespit edildiğini, davacı tarafın kötü niyetli ve dürüstlük kuralına aykırı davrandığını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; nispi harca tabi olan huzurdaki menfi tespit davasında vekalet ücretinin de nispi şekilde verilmesi gerektiğini, senetlerin toplam bedelinin 55.000,00 TL olup nispi vekalet ücretinin de 7.950,00 TL olması gerektiğini, davalı tarafın istinaf dilekçesi ile daha evvelce sunmadığı birtakım delilleri dosyaya kazandırarak hükmün kaldırılmasını istediğini, davalı tarafça yargılamanın hiçbir aşamasında ne müvekkili ile yaptıkları ortaklık ne de ticaretten bahsedilmediğini, davacının ceza dosyasındaki tanıklarının gerçek olmadığını, imzaların aslına benzer atılması sebebiyle bilirkişilerin gözünden bu durumun kaçarak imzaların müvekkiline ait olduğu şeklinde bir tespit yapılması ihtimali ile tanıkları ceza dosyasına dahil ettiklerini, HMK gereği bu delillere itibar edilemeyeceğini, beraat kararından ilham alarak bu davanın reddini talep etmesinin usul ve yasa ile bağdaşmadığını, senetler üzerindeki imzaların müvekkiline ait olmadığını, imzaların sahte olmasının davalının cezai bir sorumluluğunu doğurup doğurmadığının hukuk yargılamasının alanı ve yetkisinde olmadığını, bu nedenle ceza dosyasının referans gösterilemeyeceğini, beraat kararının da kesinleşmediğini, söz konusu kararın taraflarınca istinaf edilmiş olup halen derdest olduğunu, dosyadaki ifadelerin çelişkili olduğunu, davalının referans gösterdiği ceza davasında alınan İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından söz konusu toplamda 5 adet senet üzerinde yapılan incelemede senetlerin ön yüzündeki borçlu imzalarının müşteki ... isimli şahsın eli mahsulü olmadığı, söz konusu imzaların takliden sahte olarak atılmış oldukları, senette bulunan takliden atılmış borçlu imzalarının sanık ... isimli şahsın eli mahsulü olup olmadığı hususunda hiçbir görüşe varılamadığı, senedin arka yüzünde bulunan 1.ciranta imzalarının sanık ... isimli şahsın elinden çıktığının tespit edildiğini ve söz konusu kriminal rapora mahkeme gerekçeli kararında açıkça itibar edildiğini, dolayısıyla beraat kararının müvekkilinin borçlu olmadığına ilişkin bir etkisi veya katkısı olmadığını, davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava,
İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasının incelenmesinde; davalı/alacaklı tarafından 55.000,00 TL senet bedeli, 584,84 TL protesto gideri ve 1.386,37 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 56.971,21 TL'nin davacı/borçlu'dan tahsili için kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Bilirkişi raporunda özetle;" Alacaklısı ..., Borçlusu ... olan, tamamı 30/06/2017 tanzim tarihli, 28.2.18 ve 31.3.18 vade tarihli iki adedi 10.000,00 TL vade bedelli olan toplam 5 adet emre muharrer senette(bono); bonoların sağ alt bölümüne atılmış ikişer adet inceleme konusu toplam on adet borçlu imzalarının, mukayese imzalarını atmış olan davacı ... eli mahsulü olmayıp, bu imzaların tamamının adı geçene ait patron imzadan serbest taklit suretiyle tek bir kişi tarafından oluşturulmuş imzalar oldukları" belirtilmiştir. Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir. İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu çekteki imzanın davacının eli ürünü olmadığı bilirkişi raporu ile tespit edildiği, bilirkişinin Kriminalistik, Adli Belge İnceleme Uzmanı olduğu, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetlemeye elverişli olduğu, davalı tarafından dosyada mevcut davacı tarafından sunulan Üsküdar ... Noterliği'nin ... yevmiye no'lu vekaletnamede mevcut imzası ile senetlerdeki imzaların birebir örtüştüğünü bu vekaletnamenin incelenmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de cevap dilekçesinde davalı tarafından bu delile dayanılmadığından HMK 357 maddeye göre davada ileri sürülmeyen hususlar istinafta ileri sürülemeyeceğinden ve İstanbul Anadolu 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin2021/211 Esas sayılı dosyasında davalının beraatine karar verildiği hukuk hakimi ceza hakiminin beraat kararı ile bağlı olmadığından bekletici mesele yapılmasına gerek bulunmadığından bu istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.