Aramaya Dön

5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2024/810
Karar No
K. 2025/65
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2024/810 Esas
KARAR NO: 2025/65
DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 16/02/2015
KARAR TARİHİ: 16/01/2025

KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 03/02/2025

Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan yargılama sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu 16.02.2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacının, Davalının temsilcilerine 15.10.2000 tarihli teslim-tesellüm belgesi adlı belge ile 55.200 DEM (Alman Markı) tutarında para verdiğini; bu paranın Davalının yüksek faiz kazancı vaatlerine karşılık verildiğini: Davalının para toplama faaliyetlerinin muhtelif kanunların hükümlerine aykırı olduğunu; bu kapsamda paranın toplandığı tarihte yürürlükte olan Bankalar Kanunu’nun md. 10 hükmünün, Sermaye Piyasası Kanunumun md. 7, 30, 31 hükümlerinin, TTK’nın md. 20 hükmünün. Borçlar Kanunu’nun md. 28 hükmünün ihlal edildiğini belirterek; davalıdan tahsil edilen 28.223,31 EURO (55.200 DEM)’nun tahsil tarihi itibarı ile 3095 sayılı Kanun’un 4/A maddesi uyarınca işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile yargılama ve vekâlet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.

Davalı vekillinin 10.03.2015 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Davanın zamanaşımı süreleri geçtikten sonra açıldığını; Davacının hisse senetlerinin sahibi ve Davalı şirkette hissedar olduğunun hisse senetlerini elinde bulundurduğunu Davalıya bildirmekle açıklanmış olduğu; hisse senetlerinin hamiline yazılı olduğu ve devredip devretmediği bilinmediğinden halen Davacının elinde olup olmadığının belli olmadığını, Davacının ancak hamiline yazılı senetleri elinde bulundurduğunu ispat ederek hisse senedi sahipliği haklarını talep edebileceğini; Davanın vasfının alacak davası değil, ortaklık ve ortaklık paylarına ilişkin bir dava olması gerektiğini; Davacının hisse değerindeki ortaklığının halen devam ettiği, ancak kâr payı talebinde bulunulabilmesi için şirketin öncelikle faaliyetlerinden kâr elde etmesi ve dağıtma kararının verilmesi gerektiğini, kâr ile zararın kardeş olduğu. Davalı şirketin Türkiye’nin zor ekonomik koşullarında yıllar içinde ayakta kaldığı; Davacının ortağı olduğu şirket hakkında sahip olduğu ortaklık haklarını kullanmak yerine ortağı olduğu şirkete tazminat davası açmak ile yasaları hiçe saydığını, Davanın kötü niyetli olduğu, Davanın Türk Medeni Kanunu md. 2 hükmüne aykırı olduğunu, davacının hisse senetlerinin değerinin güncel değerinin hesaplanarak Davacının talep edebileceği bedelin belirleneceği, bu güncel değer dışında faiz hesaplanmasının mümkün olmadığı; Davacının yasal olmayan, şirket hisse senetleri halen var ve değeri belirlenememiş iken, alacak talebine, alacak için talep ettiği faize, faiz oranına, faizin başlangıç tarihine ve talebinin bütününe itirazlarının kabulü ile davanın reddine, davacı hakkında tazminat davaları açma haklarının saklı tutulmasına ve yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkememizin .... Esas ... karar sayılı dosyasında yargılama yapılmış, mahkememizin; " Dava yüksek kazanç vaadi ile yatırılan paranın iadesine yönelik alacak davasıdır.

Davacı taraf T.C Maliye Bakanlığı Mali suçlar Araştırma Kurulu Başkanlığı 'nın davalı şirket nezdinde hazırlamış olduğu raporlar, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı raporları SPK,BDDK raporları ile emsal kararlara dayanmıştır.

Davalı tarafın hileli davranışları nedeniyle inanç ve güven telkin ederek kazanç elde ettikleri bu nedenle de zamanaşımı definin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı belirtilmiştir.

Davalı taraf Prof Dr. ....'dan zamanaşımı konusunda bilimsel mutalaa aldırmış dosyaya sunulmuştur. İncelenmesinde 10 yıllık dava zamanaşımı süresinde davalı tarafa yönelik ihtarname talep suç ihbarı olmadığı bu nedenle zamanaşımı süresinin dolduğundan bahsetilmiş ise de davacı taraf hile halinde zamanaşımı sürelerinden yararlanmanın dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin .... esas ... sayılı kararı emsal göstermiştir. Davalı şirket nezdinde ortaklar pay defteri, 2000-2001 muhasebe defterleri bulunamamış olup, defterler temin edilemediğinden tespit yapılamamış, bu nedenle dosya mevcudundaki TTSG ilan fotokopise TTSG Saygalarından oluşan belgeler üzerinde inceleme yapılmıştır.

Davacı tarafın sunduğu Teslim-Tesellüm belgesinin davalı şirket unvanını taşıdığı davacıya teslim edilen hisse senetlerinin yerine seri numalaralı elde edilen yeni hisse senetlerinin teslim edildiği davacı isme ve yanında imzası ve davalı şirket adına .... yetkili ismi yer alan ancak imzası yer almayan belge olduğunu belge ile 55.200DEM tahsil edilerek 6 adet toplam 460.000.000TL nominal değerde; ... seri numaralı 250.000.000TL 1 adet ... seri nolu herbiri 50.000.000TL nominal değerde 4 adet .... seri nolu 10.000.000TL nominal değerde 1 adet hisse senedinin teslim edildiği Davalı tarafça pay defteri muhasebe defterleri ibraz edilmediğinden bu hisse senetlerinin pay sahibi olarak kabul edilemeyeceği zira A.Ş lerde payın bir statü olduğu ve pay defterlerine kaydedileceği bunun tespitinin yapılamaması nedeniyle yatırılan iadesi gerekeceği kanaati oluştuğundan bilirkişi heyetinin düzenlemiş olduğu 17/07/2017 tarihli raporunda "55.200DEM karşılığı 28.223,31EURO'nun davalı tarafından davacıdan tahsil edildiği 10.05.2000 tarihinden dava tarihine kadar geçen 5537 günde kamu bankalarınca Euro üzerinden açılan 1 yıla kadar vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranları esas alınarak, 28.223,31EURO anapara ve 30.827,70EURO hesaplanan faizi ile birlikte davacının davalıdan toplam 59.051,01EURO olarak hesaplandığını" teknik kanaatleri olarak belirttikleri görüldüğünden, Zamanaşımı defi'nin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ilgili kararı gereğince dürüstlük kuralına aykırı sayıldığı bu nedenle de zamanaşımın lehe değerlendirildiği Euro cinsinden 28.223,31 Euro olarak belirlenen yatırılan paranın yatırılma tarihi olan 10.05.2000 tarihinden itibarin döviz cinsinden yabancı para alacaklarına uygulanan faizi ile birlikte davalı taraftan alınması yönünde karar verilmiş," şeklindeki gerekçesine göre davanın kabulüne karar vermiştir. Karara karşı, davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesince kurulan hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediği gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Yargıtay ..... Hukuk Dairesi .... Esas, ... Karar sayılı ilamıyla "Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yukarıda özetlenen şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir.

Ancak, 07.12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'nun 41. maddesinde 25/3/1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması Ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler İle 5422 Sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu Ve 3182 Sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici maddenin eklendiği belirtilmiş olup, işbu geçici 4. maddede ''31.12.2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29.06.1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13.1.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır. Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez. Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş, aynı Kanun'un 52/1-h maddesinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır. Bu durum karşısında, mahkemece taraf iddia ve savunmalarının Sermaye Piyasası Kanunu'nun 16. maddesi ve anılan yasal düzenleme kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek üzere kararın re'sen bozulmasına" karar vermiştir. Mahkememizin .... karar sayılı dosyasında yargılama yapılmış; Yargıtay İlamı doğrultusunda Sermaye Piyasası Kurumu'na müzekkere yazılmış, davalı şirketin 31.12.2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklık niteliğinde olup olmadığı sorulmuştur. Gelen müzekkere yanıtında; "Ortak sayısı nedeniyle, 1997 yılında Sermaye Piyasası Kanunu kapsamına alınmış olan .... Holding A.Ş. (Şirket), II-16.1 sayılı Ortaklıkların Kanun Kapsamından Çıkarılması ve Paylarının Borsada İşlem Görmesi Zorunluluğuna İlişkin Esaslar Tebliği’nin 8’inci maddesi hükmü uyarınca, Kurulumuzun

03.04.2015 tarih ve 9/372 sayılı Kararı ile Sermaye Piyasası Kanunu (Kanun) kapsamından çıkarılmıştır. Kanun kapsamında bulunduğu dönemde (1997-03.04.2015), pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan anonim ortaklık statüsünde olan Şirketin payları ... A.Ş.’de işlem görmemiştir.

Sonuç olarak, ..., 31.12.2014 tarihine kadar, pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılmakla birlikte Şirketin payları ... A.Ş.’de işlem görmemiştir. " şeklinde yanıt verilmiştir.

Müzekkere yanıtına göre davalı şirketin paylarının halka arz olduğu ancak borsada işlem görmemesi sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilemeyeceği kanaatine varılarak davanın kabulü ile; 55.200DEM karşılığı 28.223,31Euro'ya 10/05/2000 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca Euro cinsinden yabancı paralara uygulanan faizin uygulanarak davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

İlgili kararın Temyiz edilmesiyle Yargıtay .... Hukuk Dairesi .... Esas, .... Karar sayılı ilamıyla; "Dava konusu uyuşmazlığa uygulanan 7194 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi Anayasa Mahkemesi'nin 18.05.2023 tarihli ve .... E. .... K. sayılı iptal kararı ile Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Bu durumda Mahkemece verilen kararın yasal dayanağı ortadan kalkmış olmakla tarafların iddia ve savunmaları, ilk itirazlar ve usuli kazanılmış haklar gözetilerek davanın esası hakkında bir karar verilmek üzere Mahkeme kararının resen bozulmasına karar vermek gerekmiştir." karar vermiştir.

Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; davalının davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek zamanaşımı def'inin ileri sürüldüğü, Yargıtay .... Hukuk Dairesinin .... esas,.... karar sayılı kararı da emsal alındığında, davalı vekilinin zaman aşımı itirazının reddine karar verilmiştir, mahkememizce uyulmasına karar verilen Yargıtay İlamı'nda da belirtildiği üzere dava konusu uyuşmazlığa uygulanan 7194 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi Anayasa Mahkemesi'nin 18.05.2023 tarihli ve .... E. .... K. sayılı iptal kararı ile Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu anlaşılarak davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM-Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davanın Kabulü ile; 55.200DEM karşılığı 28.223,31Euro'ya 10/05/2000 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/A maddesi uyarınca Euro cinsinden yabancı paralara uygulanan faizin uygulanarak davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine,

2.Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 5.449,11-TL ilam harcından peşin alınan 1.362,28-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.086,83-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,

3.Davacı tarafından sarf edilen 2.000,00-TL bilirkişi ücreti, 601,00-TL posta masrafı, 27,70-TL başvuru harcı, 1.362,28-TL peşin harç ücreti olmak üzere toplam 3.990,98-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,

5.HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/01/2025 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.