Esas No
E. 2022/1810
Karar No
K. 2025/711
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

9.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

ESAS NO: 2022/1810
KARAR NO: 2025/711

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi

KARAR TARİHİ: 29/12/2020
NUMARASI: 2019/102 Esas - 2020/724 Karar
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ: 28/04/2025

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların sürücüsü, sahibi ve trafik sigortacısı oldukları ... plakalı araç ile 24/11/2015 tarihinde davalı ..., müvekkilleri ... ve ...'in ortak kızı olan ...'nin karşıdan karşıya geçmeye çalışırken dikkatsizlik ve tedbirsizlik neticesi meydana gelen trafik kazasında ölümünc sebep olduğunu, davalı ...'ın kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile, baba ... için 25.000 TL ve anne ... için 25.000 TL olmak üzere toplam 50.000 TL maddi tazminatın sigorta şirketi yönünden teminat limiti ile sınırlı olması kaydı ile her iki davalıdan, 500,00 TL cenaze ve defin giderlerinin her iki davalıdan, baba ... için 50.000 TL, anne ... için 50.000 TL, abla ... için 25.000 TL, kardeş ... için 25.000 TL olmak üzere toplam 150.000 TL manevi tazminatın ...'dan kaza tarihi olan 24/11/2015 itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu trafik kazasında müvekkil davalının asli kusurlu olduğu iddia edilmiş ise de kaza ile ilgili alınan kusur raporuna göre asli kusurlunun müvekkili değil müteveffa ...'nin olduğunu, tarafların mali sosyal durumunun araştırılması gerektiğini, istenilen tazminatların fahiş olduğunu, ceza dosyası sonucunun beklenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; manevi tazminat talebinin poliçe teminatı kapsamına dahil olmadığını, davacılar vekilinin maddi tazminat talepleri bakımından kabul anlamına gelmemek kayıt ve şartı ile bir an için davalı müvekkil sigorta şirketinin dava konusu maddi tazminat talebi ile sorumlu olduğu düşünülse dahi; davalı müvekkil sigorta şirketinin işbu sorumluluğunun kusur oranında ve poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranının belirlenmesini, kaza tarihinden itibaren faiz talebinin müvekkil sigorta şirketi yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "sulh ve ödeme nedeniyle konusuz kalan destekten yoksun kalma tazminatı ve cenaze ve defin gideri tazminatı davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine, Davacı ...'nin açtığı manevi tazminat davası yönünden; Tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusur durumu, ihlal edilen şahsi hakkın niteliği, olayın oluş şekli, zararın ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi nazara alınarak 15.000,00 TL'nin manevi tazminat namı ile kaza tarihi olan 24/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacı ...'ne verilmesine, Davacı ...'in açtığı manevi tazminat davası yönünden; Tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusur durumu, ihlal edilen şahsi hakkın niteliği, olayın oluş şekli, zararın ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi nazara alınarak 15.000,00 TL'nin manevi tazminat namı ile kaza tarihi olan 24/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacı ...'e verilmesine, Davacı ...'nin açtığı manevi tazminat davası yönünden; Tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusur durumu, ihlal edilen şahsi hakkın niteliği, olayın oluş şekli, zararın ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi nazara alınarak 8.000,00 TL'nin manevi tazminat namı ile kaza tarihi olan 24/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacı ...'ye verilmesine, davacı ...'nin açtığı manevi tazminat davası yönünden; tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusur durumu, ihlal edilen şahsi hakkın niteliği, olayın oluş şekli, zararın ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi nazara alınarak 8.000,00 TL'nin manevi tazminat namı ile kaza tarihi olan 24/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacı ...ne verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine," karar verilmiştir.

Bu karara karşı davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Her ne kadar, ceza mahkemesinin maddi vakıalara ilişkin tespiti hukuk hakimini bağlamakta ise de sırf bu gerekçe ile ceza davasında alınan ve davalı müvekkil ile müteveffa ...'ne eşit oranda kusur izafe eden, kazanın oluş şekline uygun düşmeyen bilirkişi raporunun hükme esas alınması hatalı olduğunu, dava dosyasında ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından "... davalı sürücü ...'ın kazada alt düzey tali kusurlu (% 15 oranında), müteveffa yaya ...'nin ise kazada asli kusurlu (% 85 oranında) olduğu..." yönündeki 23.03.2020 tarihli raporun (2. durum olarak yer verilen) ceza davasındaki maddi vakıalar dikkate alınmak suretiyle yani kazanın oluş şekline uygun olarak düzenlenmiş olan söz konusu rapordaki kusur oranlarına dair bu tespitlerin göz ardı edildiğini, manevi tazminatın miktarının belirlenmesinde, her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağını da gözeterek takdir hakkını etkileyecek nedenleri objektif olarak değerlendirmesi gerektiğini, belirlenen manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 24/11/2015 tarihinde saat 00:30 sıralarında davalı sürücü ... yönetimindeki ... plakalı aracı ile Atatürk Caddesini takiben Sarıgazi istikametinden Sancaktepe yönüne seyir halinde iken kaza mahalli olan sinyalize kavşaktan geçiş yaptığı esnada aracının sol ön kısmıyla seyir istikametine göre sol taraftan kaplamaya girip karşıdan karşıya geçiş yapan iki yayadan müteveffa ...'ye çarpması ile meydana gelen trafik kazasında ...'nin vefat ettiği, yakınların kaybeden davacıların manevi tazminat talep ettiği anlaşılmıştır.Kazadan sonra kaza tespit tutanağı düzenlememiştir. İlk Derece Mahkemesince alınan 23/03/2020 tarihli ATK Trafik İhtisas Dairesi kusur raporunda mevcut ifade ve belgeler dikkate alındığında müteveffa yayanın mı yoksa davalı sürücünün mü kırmızı ışık ihlali yaptığı hususunda kesin bir kanaate varılamamış olup bu hususun takdiri mahkemeye bırakılarak alternatifli kusur dağılımına gidilmiştir.İlk Derece Mahkemesince "... kazanın meydana gelmesinde İstanbul Anadolu 36. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/65 Esas ve 2017/73 Karar sayılı kararı ile kaza mahallinde trafik lambalarının mevcut olduğu, davalı ...'ın kavşağa yaklaşırken hızını düşürmediği ve muhtemel yaya hareketlerine hazırlıklı olarak orta refüje kadar gelmiş olan müteveffayı klakson çalarak uyarmadığı ve müteveffanın yola girmesi üzerine sağa doğru direksiyon kırmasına ek olarak fren tedbirine başvurmadığı, hususlarının tespit edildiği ceza mahkemesi kararının istinaf incelemesinden geçtikten sonra bu şekilde kesinleştiği, ceza mahkemesinin maddi vakıalara ilişkin tespitinin hukuk hakimini bağlaması nedeniyle kazanın bu şekilde gerçekleştiğini kabul etmek gerektiği kabule göre davalı ...'ın kazanın meydana gelmesinde yola giren yayaları uyarmaması ve sağa doğru direksiyon kırma tedbirine ek olarak fren tedbirine başvurmaması nedeniyle kazanın meydana gelmesinde %50 kusurlu olduğu, müteveffa ...'nin motorlu araçların ilk geçiş hakkını ihlal ederek tedbirsiz ve dikkatsiz olarak yola girmesi nedeniyle kazanın meydana gelmesinde davalı ... ile eşit olarak kusurlu olduğu, kazanın meydana gelişinin kabul şekli itibari ile dosya kapsamında alınan kusur raporlarına itibar etme imkanı bulunmadığı" gerekçesiyle İstanbul Anadolu 36. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/65 Esas sayılı dosyasına sunulan 17/01/2017 tarihli kusur raporunun hükme esas alınmıştır. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; Ceza Mahkemesinde hükme esas alınan rapordaki teknik açıklamalar, ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda kesin bir kanaat bildirilmemiş olması nedeniyle ceza mahkemesinde kesinleşen maddi olgu esas alınarak edinilen kanaate göre açıklanan gerekçe ile davalı sürücü %50 oranında kusurlu kabul edilerek karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Kaldı ki Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2015/2416 E. ve 2017/8915 K. sayılı kararında belirtildiği üzere "... kırmızı ışıkta geçen tarafın net bir şekilde belirlenememesi durumunda tarafların %50'şer oranda kusurlu oldukları kabul edilerek karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ceza mahkemesi tarafından şüpheden uzak, mahkumiyete yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından CMK 223/1-e maddesi gereğince verilen beraat kararı esas alınarak hüküm kurulması doğru olmamıştır. Bu nedenle davacı vekilinin kusura yönelik istinaf itirazı yerindedir. Kazaya karışan araç sürücüsünün ve yaya olan müteveffanın %50 kusur oranına göre tazminata hükmedilmesi gerekmektedir..." belirlemesi dikkate alınması halinde dahi somut olayda %50 kusurun dikkate alınması gerekeceğinden, davalı sürücünün kusursuz kabul edilmesi mümkün bulunmadığından davalı vekilinin kusura ilişkin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesi ve 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olay tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu ile tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkelerle birlikte dikkate alındığında mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarlarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından manevi tazminata ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle; davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1.Davalı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 785,57‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 170,17 TL harcın davalı ...'a iadesine, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.28/04/2025

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog