Aramaya Dön

10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2024/279
Karar No
K. 2025/458
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2024/279 Esas
KARAR NO: 2025/458
DAVA: Menfi Tespit (Alım Satım)
DAVA TARİHİ: 09/05/2024
KARAR TARİHİ: 26/05/2025

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Alım Satım) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının zirai ilaç satımı işleri ile uğraşan şirket olup ; davalı ise müvekkilim gibi bir takım firmalara ilaç tedarik eden ilgili bir takım ilaçları üreten ana firma olduğunu, davacının 2023 yılı 6-7 aylarda yüklü miktarda davalı şirketten ilaç siparişi geçerek mal almak istemiş ve bunun karşılığında ise davalı tarafa davacı şirkete ait ; 29.02.2024 vade tarihli... bankası Ahmetli şubesine ve ... hesap no suna ait... seri nolu 350.000 TL bedelli, 30.03.2024 vade tarihli ...bankası Ahmetli şubesine ve... hesap no suna ait ... seri nolu 350.000 TL bedelli, 30.04.2024 vade tarihli ... bankası Ahmetli şubesine ve... hesap no suna ait... seri nolu 350.000 TL bedelli çeki ve ileri keşide tarihleri içeren birçok çek verildiğini, davalı tarafın davacı tarafından verilen çeklere yani yapılan ödemelere karşılığı , 29.02.2024 vade tarihli ilk çek bedeli karşılığı malı müvekkilime teslim etmiş ancak ; daha sonrasında müvekkilimce sipariş verilen malların üretilmeyeceğini ve gönderemeyeceğini söyleyip ; müvekkilimce keşide edilen diğer tüm çeklerin tamamını iade etmemiş , çekleri faktoring ve benzeri yerlere vererek dağıtmış ve ilgili çeklerin bedellerinin zamanı gelince kendisi tarafından ödeneceğini söylediğini, davalı tarafın davacı tarafça kesilen 30.03.2024 vade tarihli ikinci çeki zamanı gelince ödemiş ancak dava konusu olan; 30.04.2024 vade tarihli ...bankası Ahmetli şubesine ve ...hesap no suna ait... seri nolu 350.000 TL bedelli çekin bedelini ödemeyerek müvekkilime ödeme yapamayacağını ifade ettiğini, davalı taraf ile yapmış oldukları arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz sonuçlandığını, tarafların ticari defterleri bilirkişi marifetiyle incelendiğinde davalı tarafın mal teslim etmediği ve dava konusu çekte dahil olmak üzere geri kalan çekleri iade etmediklerinin açıkça görüleceğini, şekil şartları bakımından tam ve geçerli olan ve fakat , açıklamaya çalıştıkları nedenlerle bedelsiz kalmış olan söz konusu çekin, karşı tarafça takibe konması konusunda haklı endişelerinin olduğunu, bu nedenle haklarında herhangi bir takip açılmadan önce, işbu menfi tespit ve istirdat davasını açmak zorunluluğunun doğduğunu belirterek öncelikle dava konusu 30.04.2024 vade tarihli ... bankası Ahmetli şubesine ve ... hesap no suna ait ... seri nolu 350.000 TL bedelli çek için icrai işlemlere konu olmaması ve çekin vurulmaması için ihtiyati tedbir kararı ile bu işlemlerin dava sonucu ve kesinleşinceye kadar durdurulmasına, davalı tarafa teslim etmiş oldukları dava konusu 30.04.2024 vade tarihli ... bankası Ahmetli şubesine ve ... hesap no suna ait ... seri nolu 350.000 TL bedelli çekin bedelsiz kaldığının tespiti ile ilgili çek gereği borçlu olmadığımızın tespitine ve ilgili çekin tarafımıza istirdat kapsamında iadesine , avukatlık ücreti ile mahkeme masraflarının karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkememizin 10/05/2024 tarihli ara kararı ile davacının ihtiyati tedbir talebinin %20 teminat karşılığı kabulüne karar verilmiştir.

CEVAP

Davalı cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf ile davalının Arabulculuk görüşmeleri sonucunda anlaşamadığını, ancak davanın arabuluculuk tutanakları imzalanmadan önce açıldığını, bu sebeple davacının dava dilekçesine eklemiş olduğu arabuluculuk tutanağının kabul edilebilir olmadığını, davacının dürüstlük kuralına aykırı olacak şekilde hareket ettiğinin kabulünün gerektiğini, kaldı ki arabuluculuk portalından da arabuluculuk dosyası arabulucu tarafından dava açıldıktan sonra kapatıldığını, imzasız arabuluculuk tutanağının dava şartı ile açılan davada arabuluculuk prosedürü tamamlanmadan davanın açıldığının kabulü ile dava şartı arabuluculuk kanun yolunun tamamlanabilir dava yolu olmaması sebebiyle huzurdaki davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafa çeklerin iade edildiğini, davacı tarafın da iade çeklerinin bankaya ibraz ettiğini, Arabuluculuk sürecinin ardından davalı şirkete 30.03.2024 vade tarihli, ... Bankası Ahmetli şubesine ve ...hesap nosuna kayıtlı, ... seri nolu 350.000,00 TL bedelli, 30.04.2024 vade tarihli,...Bankası Ahmetli şubesi ve ... hesap nosuna kayıtlı, ...seri nolu 350.000,00 TL bedelli çeklere ulaşabilmiş ve çekleri iptal ettiği, sonrasında da davacıya iadesi sürecinin başlatıldığını, davacı tarafa çeklerin teslim edilmiş ve davacı taraf da iptal edilen çekleri ... Bankasına ibraz ettiğini, Mahkemece ...Bankasına sorularak çeklerin iptal edilmek üzere bankaya ibraz edildiği teyit edileceğini, huzurdaki davanın açılmasında dava şartı arabuluculuk kanun yolu tamamlanmamış olması sebebiyle usulden reddine, davaya konu çeklerin de iptal edilerek davacı tarafa teslim edilmiş olması göz önüne alınarak davacı tarafın davayı devam ettirmekte hukuki yararının kalmaması sebebiyle konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesini talep ettiklerini belirterek huzurdaki davanın öncelikle arabuluculuk dava şartının tamamlanmaması sebebiyle usulden reddine, Mahkeme aksi kanaate ise konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, davaya konu çeklerin ibrazına ilişkin bilgiler dosyamız içerisine alınmıştır.

Mahkememizce her ne kadar 14/02/2025 gününde Mahkememiz kaleminde tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine karar verilmiş ise de davacı tarafça bilirkişi ücretinin yatırılmaması sebebiyle dosyanın bilirkişiye verilemediğine dair 14/02/2025 tarihli tutanak imza altına alınmıştır. Dava, menfi tespit davasıdır.

Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konu ile ilgili kavramlar ile mevzuatın irdelenmesinde yarar bulunmaktadır.

HGK'nun 2020/11-698 E, 2022/1545 K. Nolu 17.11.2022 tarihli ilamında belirtildiği üzere; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 170/b maddesinin aynı Kanun’un 72. maddesine yaptığı yollama gereğince kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte de menfi tespit davası açılabileceği açıkça anlaşılmaktadır. İİK’nin 72/1. maddesi, “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir” hükmünü haizdir. Buna göre borçlu, henüz aleyhine başlatılmış bir icra takibi yokken alacaklıya karşı borçlu bulunmadığının tespiti için menfi tespit davası açabileceği gibi aleyhine icra takibine başlanmasından sonra da menfi tespit davası açması mümkündür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümler poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun koyucu, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (TTK m. 778 ve 818). Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özel- likle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s. 16). Başka bir ifadeyle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.

Bedelsizlik iddiası, TTK’nın 687. maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir.

Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı TBK’nın 77 ve devamındaki maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’îni dermeyan etme hakkını vermektedir.

Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) md. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) md. 6). Fakat, alacaklının dayan- dığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372).

Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde;

Davacı tarafça davalı tarafa teslim edilen ... seri numaralı, 350.000 TL bedelli çekin bedelsiz kaldığının tespiti ile ilgili çek gereği borçlu olmadıklarının tespiti talep edilmiştir.

Davalı vekili ise cevap dilekçesi ile arabuluculuk sürecinin ardından müvekkili şirketin çeklere ulaşabildiğini ve çekleri iptal etmiş olduğunu sonrasında iade sürecini başlatarak çeklerin davacı tarafa teslim edilmiş olduğunu, davacı tarafça da çeklerin iptal edilmek üzere bankaya ibraz edildiğini ileri sürmüştür.

Mahkememizce ... Bankasına yazılan yazı cevabında ...nolu, 350.000,00 TL tutarlı çekin takastan ödendiği, ... nolu, 350.000,00 TL bedelli çekin ödenen karşılıksız çek( düzeltme hakkı), ... nolu, 350.000,00 TL tutarlı çekin müşteri iade - yaprak dolu durumda olduğunun belirtildiği, yine bankanın 22/10/2024 tarihli yazı cevabı ile 30/03/2024 tarih, ...nolu çekin müşteri tarafından müşteri iade - yaprak dolu olarak iade edildiği, davaya konu 30/04/2024 tarih, ... nolu çek için ödemenin banka dışından yapılmış ve düzeltme hakkı kullanılmış olduğu bildirilmiş ayrıca yazı ekinde dekont örneğinin yine ...Kimya tarafından müşterisi... İlaç adına düzenlenen 10.05.2024 çıkış tarihli müşteri iade bordrosunun sunulduğu anlaşılmış olup, somut olayda, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı şirketten ilaç siparişi karşılığında bir kısım çeklerle birlikte davaya konu 30.04.2024 keşide tarihli ... nolu, 350.000,00 TL bedelli çekin davacı tarafça düzenlenerek davalıya verildiği, davalı tarafça 10.05.2024 tarihli müşteri iade bordrosu ile çekin dava tarihinden sonra davacıya iade edildiği, davacı tarafça çekin bankaya ibraz edilerek iptal edildiğinin bildirildiği, bankanın cevabi yazısı ile çek için ödemenin banka dışından yapılmış ve düzeltme hakkının kullanılmış olduğunun bildirildiği anlaşılmış olup, neticeten davaya konu çek hakkında davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekmiş ayrıca davalı tarafça çekin dava tarihinden sonra iade edildiği nazara alındığında, davacı eldeki davayı açmakta haklı olduğundan HMK 331. maddesine göre yargılama masrafları ile vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davanın konusuz kalması sebebiyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

2.Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

3.Davacı tarafından yapılan 104,00 TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 56.000,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

5.6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazine adına gelir kaydına,

6.Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,

Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde,

HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin,

HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 26/05/2025 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.