40. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: 2021/2001
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 08/07/2021
NUMARASI: 2017/348 (E) - 2021/590 (K)
DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 09/10/2016 tarihli trafik kazasında, müvekkili ...'in kullandığı ... plakalı araca, tek yönlü yolda ters istikametten gelen davalı ...'nun maliki olduğu, diğer davalı ...'nun sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpması sonucu müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını ve kaza nedeniyle hayati tehlike geçirdiğini, vücudunda ciddi hasarlar oluştuğunu, eski sağlığına kavuşamayacağını, çalışma hayatına dönemeyecek duruma geldiğini, bakıma muhtaç kaldığını, oluşan kazada davalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu; kazaya karışan aracın zorunlu trafik sigortasının bulunmadığını, bu nedenle davalı güvence hesabına davadan önce yapılan başvurunun sonuçsuz kaldığını ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davacı ... yönünden şimdilik 5.000 TL iş göremezlik kaybı, 2.000 TL işgücü kaybı tazminatı, 3.000 TL tedavi, yol ve bakıcı giderleri olmak üzere toplam 10.000 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren davalılardan müştereken ve müteselsilen; davacı ... yönünden 70.000 TL manevi, davacı ... yönünden 50.000 TL manevi, davacı ... ve ... yönünden 30.000'er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren davalı gerçek kişilerden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; 12/02/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile davacı ... yönünden geçici iş göremezlik talebini 40.591,22 TL, iş gücü kaybı talebini 617.211,95 TL, tedavi, yol ve bakıcı giderleri talebini 27.194,85 TL olmak üzere toplam 684.998,02 TL'ye yükseltmiştir. Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde, davanın reddini savunmuşlardır.
İlk derece mahkemesince; davanın kısmen kabulü ile davacı ...'in tedavi ve bakıcı gideri istemlerinin feragat nedeniyle reddine, davacı ...'in geçici iş gücü ve sürekli iş gücü kaybına ilişkin tazminat taleplerinin kabulü ile 40.591,22 TL geçici iş göremezlik ve 617.211,72 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 657.802,94 TL maddi tazminatın (davalı ... yönünden olay tarihindeki poliçe teminat limiti olan 310.000 TL ile sorumlu olması şartıyla) davalılar ... ve ...'dan olay tarihi olan 09/10/2016 tarihinden, davalı ...ndan dava tarihi olan 07/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'e ödenmesine, davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile davacı ... için 50.000 TL, davacı ... için 20.000 TL, davacı ... için 10.000 TL, davacı ... için takdir olunan 10.000,00 TL olmak üzere toplam 90.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan olay tarihi olan 09/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak belirtildiği şekilde davacılara ödenmesine, davacıların bu konudaki fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, karar verilmiştir.
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalılar ... ve ... vekili Av. ...'un 10/11/2019 tarihinde istifa etmesi nedeniyle bu davalılar için maddi ve manevi tazminat yönünden karşı vekâlet ücretine hükmedilmesinin ve manevi tazminatlar yönünden tam kabul kararı verilmemesinin yerinde olmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... istinaf başvuru dilekçesinde özetle; karar verilen miktarı ödeme gücünün olmadığı belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava açmadan önce ilgili sigorta kuruluşuna başvuru şartı yerine getirilmeden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, kazaya karışan ... plakalı aracın kaza tarihini kapsar geçerli trafik poliçesi bulunduğunu, davacının daimi maluliyet durumunun tespiti adına Adli Tıp Kurumu (ATK) 3. İhtisas Dairesinden Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe uygun olarak hazırlanmış sağlık raporu alınması gerektiğini, davacının ATK tarafından muayene edilerek maluliyet raporu alınması gerektiğini, kusur oranlarının ATK veya alanında uzman kusur bilirkişi heyeti vasıtasıyla yapılması gerektiğini, maluliyet tazminatı hesaplanmasında TRH-2010 tablosunun kullanılması halinde uygulanacak teknik faiz oranının 1,8 olması gerektiğini, müvekkili kurumun geçici iş göremezlik tazminatından sorumluluğu bulunmayıp sorumluluğun Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) ait olduğunu, SGK tarafından davacıya ödenmiş veya ödenen rücuya tabi tazminat miktarı tespit edilerek müvekkil kurum tarafından ödenecek tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, müvekkil kurum aleyhine karar verilmesi halinde dava tarihinden itibaren ve ancak yasal faiz oranlarına hükmedilmesi gerektiğini, temerrüt tarihinin hatalı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Davacı tarafça dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine başvurulduğu hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Davalı vekilince eksik belge nedeniyle işlem yapılamadığı belirtilmektedir.
Davacı tarafça başvuru şartının yerine getirildiği sabit olup, eksik belge ile müraacat yapılmış olsa dahi başvuru koşulunun yerine geldiğinin kabulü gerekeceğinden bu yöndeki istinaf itirazının reddi gerekmiştir. Kaldı ki Mahkemece davalı ... yönünden dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi yönünde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesi tarafından ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 28/03/2019 tarihli raporda; davacı sürücü ...'in yönetimindeki motosiklet ile kendi yol bölümünde nizami bir şekilde seyretmekte olup meydana gelen kazada kusursuz olduğu, davalı sürücü ...'nun yönetimindeki motosiklet ile kendisine ayrılan yol bölümü içerisinde kalacak şekilde seyrine özen göstermeyip, bölünmüş yola ters yönden girip olayın meydana gelmesine sebebiyet verip dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmış olduğundan meydana gelen kazada %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu belirtilmiştir.
İlk derece mahkemesince ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporun dosya kapsamına uygun ve Kaza Tespit Tutanağı ile uyumlu olduğu anlaşılmakla mahkemece kusura ilişkin kabulde isabetsizlik görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri de incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kaza ile yaralanma arasındaki illiyet bağı da açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olmasına göre hükme esas alınmış olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Yargıtay 17. (kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 yaşam tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/6135 E. ve 2022/10604 K., 2021/16078 E. ve 2022/10550 K., 2021/13398 E. ve 2022/10498 K.,Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/2598 E. ve 2021/34 K., 2019/3713 E. ve 2020/2420 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 13/01/2021 tarihli aktüerya ek bilirkişi raporunda PMF-1931 yaşam tablosu ile progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılmıştır. Doğru olan hesaplama TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplama olmalıdır. Ayrıca TRH 2010 yaşam tablosuna göre yaşam süresi PMF 1931 tablosuna göre daha yüksektir. Bu durumda istinaf eden tarafın sıfatına göre davacının itirazının olmadığı PMF-1931 yaşam tablosuna göre yapılan hesaplamaya yönelik istinaf itirazı yerinde değildir. Yeni Genel Şartların A.5.b. maddesinde tedavi süresine ilişkin geçici bakıcı gideri ve çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık giderleri teminatı kapsamında olduğu ve bu teminatın da Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) sorumluluğunda olduğu, bu nedenle sigorta şirketlerinin sorumluluğunun bulunmadığı açıklanmış ise de 6111 sayılı Yasa ile değişik KTK'nin 98. maddesinde SGK tarafından karşılanacak tedavi giderleri arasında geçici işgöremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatı sayılmamıştır. Bu durumda SGK'nin sorumluluğu alt norm düzeyindeki genel şartlar ile genişletilemiyeceğinden, sözü geçen ilgili genel şart hükmünün uygulanma kabiliyeti bulunmamaktadır. Bu durumda sigorta şirketlerinin/...'nın geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri zararından sorumluluğu devam etmektedir. Dolayısıyla, bu yöne ilişkin mahkemenin kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Toplanan delillerin ilk derece mahkemesinin kararı ile birlikte istinaf eden davalı ... ile davalı ...nın istinaf başvuru nedenleri göz önüne alınarak incelenmesi ve değerlendirilmesi neticesinde; dosyadaki bilgi ve belgelere, davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu motorsikletin kaza tarihinde zorunlu trafik sigortasının olmamasına, davalı ... yönünden teminat limiti kapsamında sorumlu tutulmasının doğru olmasına ve tazminat hesabına yönelik denetime elverişli bilirkişi raporlarının hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmamasına göre davalı ... ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. KTK'de manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nin "manevi tazminat" başlıklı 56/1. maddesine göre, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." TBK’nin 56/1. maddesi gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir.Bu açıklamalara göre, kazanın oluş şekli, davacının yaralanması ve iyileşme süresi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve ilk derece mahkemesi kararının gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TBK'nin 56/1. maddesi kapsamında davacılar lehine verilen manevi tazminat miktarı, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygundur. Bu nedenle bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir. Yargılama gideri olan vekalet ücretine hükmedilmesi için bir duruşmaya katılma veya bir dilekçe vermek yeterli olup, mahkemece maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabul edilmesi nedeniyle davalı yararına tarife hükümlerine göre belirlenen ücrete hükmedilmesi gerekir. Vekilinin istifa etmesi, davalının vekalet ücretini kazanmasına engel değildir. Ayrıca yargılama ve hüküm, ancak davanın tarafları hakkında verilebilir. 6100 sayılı HMK’nin 330. maddesine göre, dava sonunda mahkemece hükme bağlanan vekâlet ücreti, lehine hüküm verilen tarafa aittir. Bu nedenle mahkemece manevi tazminat istemlerinin ayrı ayrı kısmen kabulüne karar verilmiş olmakla ve hüküm tarihinde istifa etmiş, vekâlet görevi sona ermiş olsa bile başlangıçta vekili olan davalılar lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2018/2242 E. ve 2018/5756 sayılı kararı).
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Davacılar vekili ile davalı ... ve davalı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurularının, HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcının, fazla yatırılan 1.596,30 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubu ile bakiye 980,90 TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 44.934,51 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan toplam 11.233,62 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 33.700,89 TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ...'ndan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 51.082,41 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 59,30 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 51.023,11 TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ...'ndan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 5-Davacılar ile davalı ...nın istinaf kanun yolu başvuruları nedeniyle harcadıkları yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333. maddesinin, 1. fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran taraflara geri verilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda davacı ... için maddi tazminata yönelik hüküm bakımından HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz kanun yolu açık olmak üzere, tüm davacılar için manevi tazminata yönelik hüküm bakımından HMK'nin 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/03/2025