17. Hukuk Dairesi
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/619
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/03/2025 Tarihli Ara Karar
NUMARASI : 2025/158 Esas
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ : 24/04/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 24/04/2025
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... aleyhine davalı tarafından icra takibi başlatıldığı, davacının alacaklıdan böyle bir para almadığını, davalı ...'nun köyde emlakçı olduğunu, davacının eski köy muhtarı sayesinde bu kişiler ile tanıştığını, aralarında güven ilişkisinin olduğunu ve bu durumu tanıklar ile anıtlayabileceklerini, davalı ile eski köy muhtarı olan ... 'ın ,müvekkili ile diğer mağdurları arayarak hissedarı oldukları ... ada ... parsel,... ada ... parsel,... ada ... parsel,... ada ... parsel ve ... ada ... parsel sayılı taşınmazlara müşteri olduğunu ve kaparo vereceğini belirterek mağdurlardan ...’in babasının evine davet ettiğini,
Emlakçının davalıya, müvekkiline ve oğluna 25.000TL.toplamda 50.000TL. Verdiğini, ayrıca iki gün sonra kızı ...'e de müvekkilinin evinde 25.000TL.vererek kızının da imzalarının alındığını, diğer mağdurlara da 50.000TL.yada 73.500TLgibi rakamları kaparo olarak vererek önce satış sözleşmesine ve sonra da başka bir evrağa imza attırdığını, diğer mağdurlar tarafından da bu durumun beyan edilebileceğini, tüm mağdurlar tarafından beyan edilebileceğini, evrakların boş senet oldukları yapılan irca takibi ile ortaya çıktığını, Mağdurlardan ve müvekkillerden ...'in neden iki yere imza attıklarını sorduklarında satışı tamamlamak için bu imzaları almaya mecbur olduğunun davalı tarafından beyan edildiğini, Ancak mağdurlardan birinin durumdan şüphelenerek fotoğraf çektiğini, fotoğrafların dilekçe ekinde sunulduğunu, davacı dışında 15 kişi ellerinden de senetler alındığını ve aynı köyden bu kişilere yaklaşık 65.000.000TL tutarında icra takipleri yapıldığını, bu durum nedeniyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 2024/117474 Hz.nosu ile davalı hakkında şikayet dilekçesi verildiğini, köyde emlakçılık yapan bir kişinin 65.000.000TL. Tutarında bir rakamı fiziken yanında taşıyıp köyde yaşayan vatandaşlara elden taksim yapmasının hayatın olağan akışına uymadığını, davacının ve diğer mağdurların bu şekilde kendilerinden alınan boş senetlerin doldurularak takibe konulması ile borçlu hale getirilmiş olduklarını, davacı ve diğer mağdurların icra takibi ile ilgili evrak geldiğinde bunu davalıya götürerek ne olduğunu sorduklarını, davalı bunların satışın yapılabilmesi için gerekli işlemler olduğunu yoksa tapuda işlem yapamayacağını ve hisselerine düşen kalan paralarını alamayacaklarını belirterek gelen ödeme emirlerini de ellerinden aldığını, davacının tüm hesaplarına bloke konulduğunu, davacının emekli olduğunu ve kredi çekemeyecek ve ekonomik olarak işlem yapamayacak hale geldiğini, davacının adına kayıtlı taşınmazlara da haciz şerhi işlendiği için satış yapabileceği mal varlığının da bulunmadığını, işbu sebep ile davacının adli yardımdan faydalandırılarak davaya konu senedin ödenmesini engeller mahiyette ve icra takibi neticesinde davacının uğrayacağı muhtemel zararların engellenmesi için teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve dava konusu senet sebebiyle müvekkilin borçlu olmadığının tespitine karar verilerek icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...,Dava icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. İİK.72/3 maddesine göre icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği anlaşılmakla ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiştir," gerekçesi ile; "Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE, şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece 03.03.2025 tarihli tedbir talebinin reddine dair verilen ara kararının Yargıtay içtihatları ışığında usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece, İİK.72/3.maddesinde icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceği sebebini ihtiyati tedbir talebinin red gerekçesi olarak belirtmiştir. oysaki ihtiyati tedbirin amacının Anayasanın 2'nci maddesinde yer alan "hukuk devleti" ilkesinin bir gereği olarak, bireylere etkin hukuki himaye sağlamak olduğunu, aynı köyde yaşayan yaklaşık on beş kişi ve Burhaniye'de yaşayan bazı kişiler aleyhine davalı ... tarafından toplam meblağ olarak yaklaşık 65.000.000.TL.nı(altmışbeşmilyon) bulan icra takipleri yapıldığını ve bu hususta İzmir Cumhuriyet Savcılığı 2024/117474 Hz.nosu ile mağdurlar adına suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkilinin taşınmazlarının icra kanalıyla satışının yapılması halinde tekrar bu taşınmazları geri alabilmesi ya da davalıdan bedelini geri alabilmesinin mümkün olmayacağını ve müvekkili açısından çok büyük bir mağduriyet oluşacağının aşikar olduğunu, sırf bu sebeple dahi ihtiyati tedbir taleplerinin kabulünün gerektiğini, davacı yararına, yargılamanın sonunda verilecek hükmün gerçekleşmesini temin eder mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekirken iş bu talebin reddedilmesinin hukuk ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek yerel mahkemenin kararının müvekkili lehine kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Talep, menfi tespit davasında ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İhtiyati tedbir şartları değerlendirildiğinde; geçici hukuki koruma tedbirlerinden olan ihtiyati tedbir, nitelikçe bir geçici hukuki koruma tedbiridir.(HMK m. 406)
Geçici hukuki koruma tedbirlerinin amacı, yargı organları önünde hak arayan kişilerin nihai olarak elde etmeyi umdukları haklarına erişimi kolaylaştırmaktır. Bu amacın gerçekleşmesi için, elde edilmesi umulan hakların yada onların konularının ortadan kalkması, yok olması, değiştirilmesi gibi olasılıkların bertaraf edilmesi gerekir. Elde edilmesi umulan hakka kavuşulmasını kolaylaştırıcı tedbirler hak arama özgürlüğünü, adil yargılama hakkını ve hukuk devleti ilkesini de yakından ilgilendirir.(TC Anayasası m.36, HMK m.33) ihtiyati tedbir istekleri değerlendirilirken geçici hukuki koruma tedbirlerinin açıklanan bu amacının gözden uzak tutulmaması gerekir. 6100 sayılı HMK'nun 389/1. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.
Bununla beraber; HMK m. 389-1 gereğince; Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, denilmektedir.
İcra ve İflas Kanununun 72/2. maddesine göre, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir sadece icra takibinden önce açılan bir menfi tespit davası olması halinde verilebilecek bir tedbir olup, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında takibin durdurulması yönünde tedbir kararı verilemez. Menfi tespit davasının icra takibinden sonra açılması durumunda ise ancak İİK72/3. maddesi uyarınca icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine ilişkin tedbir verilebilir. Bununla birlikte İİK 72. maddesi uyarınca talep edilen ihtiyati tedbir istemleri değerlendirilirken HMK 389 vd. maddelerinin de dikkate alınması gerekir.
HMK 390/3 maddesi "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." hükmünü haizdir.
Somut olayda, davaya konu bononun sonradan davalı tarafça doldurulduğunun, bu hususta aynı köyden başka şahıslardan da aynı şekilde bonolar alındığının ileri sürüldüğü, davacının da aralarında bulunduğu şahıslarca İzmir Cumhuriyet Savcılığı'nın 2024/117474 soruşturma sayılı dosyasında davalı hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, soruşturmanın halen devam ettiği, dolayısıyla ileride telafisi zor zararların ortaya çıkmasının önlenmesi açısından dava icra takibinden sonra açıldığından icra takibinin durdurulması talebi yerinde değilsede çoğun içinde az da vardır kuralı gereğince tedbir isteyenin talebinin İİK 72/3 maddesi kapsamında değerlendirilmesi sonucunda icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmesinin tedbiren durdurulması yönünde ihtiyati tedbir verilmesinin yasal koşulları oluştuğu kanaatine varılmakla tedbir talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamıştır.
HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür. Bu itibarla, talep eden vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile mahkemece verilen kararın 6100 sayılı HMK'nın 353/(1).b.2 maddesi uyarınca kaldırılarak yeniden aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir.
A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
1.İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/158 Esas sayılı dosyasında verilen 03/03/2025 tarihli ARA KARARININ KALDIRILMASINA,
2.İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafın yatırmış olduğu 615,40 TL istinaf karar harcının ihtiyati tedbir talep eden davacıya iadesine,
3.İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yolu harcının davalıdan alınarak ihtiyati tedbir talep eden davacıya verilmesine,
4.İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına, B-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla;
1.İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin İİK'nun 72/3.maddesi kapsamında ihtiyati tedbir talebinin KABULÜ ile;
2.Davaya konu olan İzmir 19. İcra Müdürlüğü'nün 2024/6117 Esas sayılı takip dosyasında borçlu davacı tarafından 1.000.000,00 TL borcun %15 i oranında (150.000 TL) teminatın nakden mahkeme veznesine yatırılması veya bu tutarda kesin ve süresiz teminat mektubunun sunulması halinde, icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmesinin tedbiren durdurulmasına,
3.İhtiyati tedbir kararının tebliğinden itibaren bir haftalık süre içerisinde teminat yatırılarak infazının istenmesi halinde ilgili icra müdürlüklerine mahkemesince yazı yazılmasına, bir hafta içinde infazı talep edilmemesi halinde tedbirin kendiliğinden kalkmış sayılacağına,
4.Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
5.Artan yargılama giderinin istek halinde yatırana iadesine,
6.Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 24/04/2025