7. Hukuk Dairesi
T. C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7.
HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/9 - 2025/931 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :27/09/2023
NUMARASI :2023/217 Esas - 2023/887 Karar
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı Hasçelik (Faydasıçok Holding ile bağlı şirketleri Hasco Metal, Hasparlak diğerleri) arasında sosyal hizmetler ve danışma hizmetleri sözleşmesi akdedildiğini, iş bu sözleşmeye istinaden davalı şirket yetkili çalışanı ...’A, 10.000,00 (onbin) ABD Doları teminat elden teslim edildiğini, davalı tarafça Beyoğlu 13. Noterliği 29.08.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşme süresinde yenilenmeyeceğinden feshedildiği bildirildiğini, ihtarnamede de belirtildiği üzere sözleşme bitim tarihi 31.12.2022 tarihinden sonra davalı şirket yetkililerine sözleşme sona erdiğinden teminatın iade edilmesi sözlü olarak iletildiğini, ancak bu talebe yanıt verilmediğini, bu defa nakdi teminatın iadesi için Kartal 23. Noterliği 19.01.2023 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek teminatın iadesi talep edildiğini, ihtarname davalı tarafa 23.01.2023 tarihinde tebliğ edilmekle ihtarnamede verilen tebliğ tarihinden üç (3) sonra iadesi istenen teminat yine iade edilmediğini bu nedenlerle davanın kabulü ile müvekkiline iade edilmeyen 10.000,00 Abd Doları nakdi teminatın müvekkiline temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle ödenmesine, yargılama harç ve masraflarını davalı tarafa yükletilerek lehlerine ücreti vekalete hükmedilerek davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmayarak davayı inkar etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; "... Davanın REDDİNE ..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece, her iki tarafın delilleri arasında yer almasına rağmen ve uzmanlık gerektiren dava konusunda bilirkişi incelemesi yaptırıp rapor aldırmadan ve feshedildiği için geçerliliği kalmayan sözleşmeye istinaden hukuka aykırı karar verildiğini, taraflar arasında artık karşılıklı edimleri içerir geçerli bir sözleşme bulunmadığından ifa yükümlüğü kalmamış, kararda belirtilen sorumluluk kanundan doğmakta ve iş mahkemelerinin görevine bir konu olduğunu, kaldı ki, (kabul anlamına gelmemek üzere) çalışanların işçilik alacaklarının ne kadar olduğu ve sorumluluk oranı ve miktarları gibi konular belirsiz olup (Türk Borçlar Kanunu'na aykırı şekilde davanın reddine karar verildiğini), teminatın hukuki değerlendirmesine hataya düşüldüğünü, tıpkı kira sözleşmelerinde kaparo mahiyetinde verilen nakdi teminatın sözleşmenin feshi ile iadesi gerektiği gibi burada da nakdi teminatın iadesi gerektiğini, davalının, sözleşme süresince, sözleşmenin ifasından kaynaklanan zararı olduğuna dair karşı bir iddiası veya davası da mevcut olmayıp, diğer taraftan dilekçe ekinde sunulan taraflar arasında düzenlenmiş fatura incelendiğinde, müvekkil şirket çalışanlarının (davalıda hizmet eden) tüm işçilik, kıdem ve ihbar tazminatlarının davalı şirket (ve bağlı şirketler ile holding) tarafından üstlenildiği ve kıdem tazminatı fonu adı altında ödeme yapıldığı, başka deyişle gerekçeli kararda bahsi geçen kanunun taraflar arasında geçerli olmayacağı da açık ve net olduğunu beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılması, davanın kabulüne karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu uyuşmazlık özel veya teknik bilgi gerektirmemekte, tamamen hukuki bir uyuşmazlık teşkil etmekte olup bu itibarla her ne kadar davacı ve davalı müvekkil şirket bilirkişi deliline dayanmışsa da bilirkişi incelemesi yapılması zorunluluğu bulunmadığını, davacı tarafından istihdam edilen işçilerle ilgili olarak İş Kanunu, Sosyal Sigortalar Kanunu ve İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunundan doğan riskler devam ettiği sürece teminatın iadesine olanak bulunmadığını, ayrıca, davacı tarafça istinaf başvuru dilekçesi ekinde fatura örnekleri sunulmuş, istinaf aşamasında iddia ve savunmaların genişletilmesi yasağı söz konusu olduğu gibi istinaf aşamasında yeni delil sunmakta mümkün olmayıp bu itibarla davacının iddialarının ve istinaf başvurusuna ek olarak sunduğu belgelerin değerlendirilmeye esas alınmaması gerekliliğini beyan ederek, davacı yanın istinaf taleplerinin reddi ile yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/09/2023 tarih, 2023/217 Esas - 2023/887 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; sözleşmeden kaynaklı olarak verilen nakdi teminatın iadesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı şirket ile davalı arasında sosyal hizmetler ve danışma hizmetleri sözleşmesi akdedildiği, iş bu sözleşmeye istinaden davalı şirket yetkili çalışanı ...’A, 10.000,00(onbin) ABD Doları teminat elden teslim edildiği, davalı tarafça Beyoğlu 13. Noterliği 29.08.2022 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşme süresinde yenilenmeyeceğinden feshedildiği bildirildiği, davacı tarafından Kartal 23. Noterliği 19.01.2023 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek teminatın iadesi talep edildiği, davalı tarafından teminat iade edilmediğinden eldeki davanın açıldığı, Mahkemece davanın reddine karar verildiği, kararın davacı tarafından istinaf edildiği görülmektedir. 6098 sayılı TBK'nın 26 maddesine göre, taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler. 6098 sayılı TBK'nın 19. maddesine göre, bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. 6098 sayılı TBK'nın 131. maddesine göre "Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur."
Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 3.
2.maddesinde "Yüklenici işçileri ile ilgili olarak İş Kanunu (4857 sayılı) ve Sosyal Sigortalar Kanunu (5510 SK) ile İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu (6331 SK) mevzuatına uygun düzenlemeleri yerine getirmekten sorumludur. İş bu sözleşme gereği Yüklenici, işçilere ödenmesi gereken kıdem tazminatı, tüm işçilik ve maaş alacakları, iş kazalarından kaynaklanan tazmin ve alacakları, iş kanunundan kaynaklanan tüm alacaklarına karşılık İşveren'e Bir Aylık Fatura bedeli kadar Teminat mektubu verecek ve bu ödemelerin yapılmaması halinde Teminat mektubu nakde çevrilerek ilgili ödemeler yapılacaktır." düzenlemesi bulunmaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü açısından takas savunması üzerinde de durulması gerekmektedir.
Türk Hukukunda takas, birbirine karşı bir miktar para veya aynı cins alacağa sahip kişilerden birinin karşı tarafın kabulüne ihtiyaç duymaksızın tek taraflı beyanı ile bu alacakları az olanı tutarında sona erdiren yenilik doğurucu bir hukuki işlemdir. Böylece takas ifa masraf ve külfetine katlanmadan, her iki tarafı da borcunu ifa ve alacağını tahsil etmiş durumuna getirir.
Diğer taraftan Türk Hukuk Lûgatında takas için “İki kişi karşılıklı olarak bir miktar ya da özdeş (aynı cinsten) diğer edimleri birbirlerine borçlu iseler her iki taraf muaccel (istenebilir) olan borçlarından ya da alacaklarından vazgeçerek sözleşmeyi sona erdirebilirler” (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s.
1052.denilerek Kanun maddesi ile aynı doğrultuda tanımlama yapılmıştır. 6098 sayılı Kanun'un 139. maddesinde takasın koşulları düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre; “İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Zaman aşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zaman aşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir.”
Maddeden de anlaşılacağı üzere takasın söz konusu olabilmesi için iki tarafın karşılıklı olarak birbirinden alacaklı (birbirinden borçlu olması) gerekir. Alacak ve borç karşılıklı değilse veya iki kişi arasındaki borç ilişkisinin dışında kalan kişilerden olan alacaklar ya da borçlar takasa konu olamaz. Ayrıca takas için yalnız borçlularda değil, borçlarda da karşılıklılık bulunmalıdır. Ancak aynı nitelikteki cins veya özdeş edimlerin takası mümkündür. Takas için aranan üçüncü koşul ise kural olarak her iki borcun muaccel (ifasının istenebilir) olması gerekir. Dördüncü koşul ise tarafların alacak ve borçlarının geçerli ve ifa edilebilir olması gerekmektedir. Özdeşliğin, 6098 sayılı Kanun'un 143 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Takas, ancak borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle gerçekleşir.” cümlesinden hareketle borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirdiği anda mevcut olması gerekir. Karşılıklı alacaklardaki özdeşlik, cins ve nitelik bakımından aranır. Yoksa miktar bakımından bir özdeşlik söz konusu değildir. Çünkü, 6098 sayılı Kanun'un 143 üncü maddesinin birinci fıkrasında da belirtildiği gibi, takasla her iki borç, takas edilebilecekleri anda daha az olan borç tutarınca sona erer. Aynen ifa borcu, sonradan tazminat borcuna dönüşmüşse, diğer tarafın borcu da para borcu ise, özdeşlik gerçekleşmiş olduğundan takas yapılabilir. Özdeşlik koşulu, alacakların kaynağının da aynı olmasını gerektirmez. Bu bakımdan sözleşmeden doğan bir alacağın, karşı tarafın haksız fiilden doğan tazminat alacağı ile takası mümkündür. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/11-454 esas 2023/1221 karar sayılı ilamı,)
Bunun dışında teminat bedelinin ne kadar süre davalıda kalacağına ilişkin, teminatın süresine ilişkin her hangi bir düzenleme bulunmamaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 18. maddesine göre, her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.
Davacı tarafından verilen teminatın davalı da ne zamana kadar kalacağı, davacıya ne zaman iade edileceği konusunda taraflarca imzalanan sözleşmede herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Taraflarca güvence bedeli verildiği ve sözleşmenin sona erdiği konusunda bir itilaf yoktur. O halde 6098 sayılı TBK'nın 131. maddesine göre, asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olacağından, taraflar arasındaki sözleşme sona erdiğinden ve aksi yönde bir düzenleme de bulunmadığından teminat borcunun da sona erdiğinin kabulü gerekir. Ayrıca yukarıda ayrıntılı şekilde takas definin kullanılma şartalarında açıklandığı üzere, davalı tarafından dava tarihi itibariyle ödenmiş bir işçilik alacağının bulunmaması nedeniyle takas definin ileri sürüldüğü zaman itibariyle muaccel bir borçtan da bahsedilemeyeceği, dolayısıyla takasın şartlarının eldeki olayda oluşmadığı, bu nedenlerle davacı tarafından açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi hatalı bulunmuştur.
Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulüne, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN KABULÜNE; Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/09/2023 tarih, 2023/217 Esas - 2023/887 Karar Sayılı kararının KALDIRILMASINA,
HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, a-Davanın KABULÜ ile, 190.261,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, b-Alınması gerekli 12.996,73-TL karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 3.249,19-TL harçtan mahsubu ile bakiye 9.747,54-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, c-Davacının yaptığı toplam 98,00-TL yargılama giderinin 3.249,19-TL peşin harç ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ç-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, d-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 30.441,76-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, e-Dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine yönelik 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Kanuna göre ve davalı aleyhine açılan davanın kabul edilmesi nedeniyle davalıdan tahsili için hazineye müzekkere yazılmasına, f-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
2.İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları; a-İstinaf Kanun Yoluna Başvuru harcının hazineye irad kaydına, b-İstinaf Karar Harcının talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, c-Davacı tarafından yapılan 738,00-TL İstinaf Kanun yolu masrafı ile 233,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 971,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, ç-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, d-Davacının yatırdığı istinaf gider avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince davacıya iadesine, e-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda,
HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/05/2025 ... Başkan ...
(e-imzalıdır)
...
Üye ...
(e-imzalıdır)
...
Üye ...
(e-imzalıdır)
...
Katip ...
(e-imzalıdır)
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*