1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilimiz ile davalı taraf, ... Ltd. Şti.’nin sahip olduğu Balıkesir İli, ... İlçesi .. Mah. ... Ada, 5 Parselde kayıtlı “...” projesindeki pazarlanabilir, satılabilir birimlerden 572’şer adet, 7’şer günlük devre tatile karşılık gelen 3 fazının farklı dönem ve farklı listeleri ile .... San. A.Ş. tarafından münhasır yetkili olarak gayrimenkul, tanıtım, pazarlama ve satış faaliyetlerini bu sözleşme ile belirlenen koşullarda yürütülmesi adına ekte yer alan sözleşmede belirtilen şartlar karşılığında anlaştıklarını, taraflar yine ...’in sahibi olduğu Çanakkale İli, ... İlçesi, ... Köyü, .... Mevkii, ... Ada, 7 Parselde kayıtlı “...” projesindeki pazarlanabilir, satılabilir birimlerden 25’şer adet villaya karşılık gelen 3 fazının farklı dönem ve farklı listeleri ile ... tarafından münhasır yetkili olarak gayrimenkul, tanıtım, pazarlama ve satış faaliyetlerini bu sözleşme ile belirlenen koşullarda yürütülmesi adına ekte yer alan sözleşmede belirtilen şartlar karşılığında anlaştıklarını, davalı tarafından müvekkile gönderilen mail ile sözleşmede belirtilen şartlara uyan satış ofisi hususunda bilgilendirme yapılmış, aylık net 30.000,00 TL kira başlangıç bedeli karşılığında kiralanmış ve ayrıca kira sözleşmesine davalı ... yetkilisi ... kiracı sıfatıyla müşterek müteselsil kefil olarak 24.05.2021 tarihinde imza attığını, davalı tarafça bahse konu projelerin yapımının kasti şekilde geciktirildiğini, müvekkil tarafından davalının ve davalının mimarı ...’in talimatları gereği toplamda 3.765.900,67 TL müvekkilinin hesaplarından harcandığını, dava tarihine kadar toplamda 1.903.750,06 TL kira ödemesi yapıldığını, 58.068,00 TL aidat ödemesi yapıldığını, 98.306,00 TL elektrik, 19.328,00 TL telefon ve internet, 24.753,00 TL bilişim sistemleri için harcama yapıldığını, 1.083.129,95 TL personel ödemesi yapıldığını, davalı taraf satış ofisi tamamlanmış olmasına karşın haksız yere sözleşmeyi feshetmiş ve müvekkilinin adeta çıkmazın içine sürüklediğini, böyle bir sözleşme yapılmamış olsaydı müvekkili tarafından 7.061.131,68 TL’lik harcama hiç yapılmayacak olup bu hususta müvekkilinin menfi zararının davalıdan tazmini amacıyla işbu davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu beyanla davalı tarafından 29.01.2021 Tarihli Münhasır Yetkili Gayrimenkul Tellaliye Hizmet Sözleşmelerinin haksız fesih ile sona erdirdiğinin tespiti ile 7.061.131,68 TL’lik menfi zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 29.01.2021 tarihli sözleşmenin süresi başlıklı 6.maddesinde sözleşme ve satış süresinin 3 yıl olacağı ve bu süre sonunda kendiliğinden sona ereceğinin düzenlendiğini, davacı taraf sözleşmenin toplam 3 yıllık süresinin iki yılında (2021 ve 2022 yılları) müvekkil firmanın tüm destek, yardımlarına ve tüm talep ve uyarılarına rağmen sözleşmenin ifasına yönelik ciddiyetsiz bir tavır sergilemiş , sözleşme koşullarını aykırı iş ve işlemlerine devam ettiğini, en son davacı firmanın ortak ve yetkililerinin; yazılı ve görsel basında müvekkil firma, müvekkil firma projeleri, markaları ve müvekkilin franchise sözleşmesi olan ''...'' ve ''....'' markası ile ilgili gerçeğe aykırı beyanatların öğrenilmesi ile sözleşmenin feshinden başka bir çare kalmadığını, satış ofisinin resmi ruhsatının bile sözleşmeden yaklaşık 2 yıl sonra alındığı düşünüldüğünde ve fesih tarihine kadar da faaliyete girmediği açık olduğuna göre biz satış ofisini hazırladık, şu nedenlerle satış yapamadık iddiasına itibar edilmesinin mümkün olmadığını, davacının tüm zarar kalemlerinin müvekkille ilgisinin davacı şirket tarafından ve davacı şirket hesabından yapıldığının ticari defter ve banka kayıtları ile isbatı gerektiği gibi, söz konusu iddia edilen miktarlarında miktar -bedel yönünden de isbatı gerektiğini, ardından yapılan fesih işleminin haksız olduğunun isbatı ile ancak bu taleplerin müvekkil şirkete yönetilmesinin düşünülebileceğini beyanla davanın reddine talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ
Dava ; taraflar arasındaki ticari satımdan kaynaklanan icra takip dosyasına yapılan itirazın iptali istemlidir. Dava şartları bakımından inceleme yapılmıştır.
Mahkememizce öncelikle davalı yanın yetki ilk itirazının incelenmesi gerekmiştir.
Davalı vekili yasal cevap süresi içerisinde yetki ilk itirazında bulunmuştur. Taraflar arasında akdedilen sçözleşmede doğacak her türlü uyuşmazlığın çözümünde İstanbul (Çağlayan) Adliyeleri mahkemelerinin görevli olacağı sözleşmede akdedildiği; sözleşmenin bir suretinin davalı yanın cevap dilekçesi ekinde mahkememize ibraz edildiği ve incelenmesi ile anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nun yetki sözleşmesinin düzenlendiği 17'nci maddesinde; “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” denilmektedir. Bu maddeyle münhasır yetki sözleşmesi yapabilme imkânı getirilmiştir.
Mahkememizce öncelikle davalı yanın yetki ilk itirazının incelenmesi gerekmiştir. Davalının süresinde mahkememiz yetkisine itirazda bulunduğu görülmüştür. 6100 sayılı HMK'nun yetki sözleşmesinin düzenlendiği 17'nci maddesinde; “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” denilmektedir. Bu maddeyle münhasır yetki sözleşmesi yapabilme imkânı getirilmiştir. Münhasır yetki sözleşmesinden; tarafların yetki sözleşmesi ile belirlenen mahkemenin dışında başka bir mahkemede dava açmama konusunda anlaşmış olmaları hâli anlaşılmalıdır. Başka bir deyişle, yetki sözleşmesinde taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça sözleşme ile belirlenen mahkeme veya mahkemelerin münhasır yetkili olduğu kabul edilmiştir. Taraflar şayet kanunla yetkili kılınan genel ve özel mahkemelerin yetkisinin de devam etmesini istiyorlarsa bu hususu ayrıca sözleşmede kararlaştırmaları gerekir. Burada vurgulanması gereken önemli hususlardan biri de HMK.nun 17. maddesinde öngörülen yetki sözleşmesinde belirlenen mahkeme ya da mahkemelerin münhasır hâle gelmesi kuralı ile kesin yetki kuralının birbirine karıştırılmaması gereğidir. Zira, yetkinin kesin olduğu hallerde yetki sözleşmesi yapılamaz.
Somut olayda, davacı ile davalı arasında sözleşmenin imzalandığı, işbu sözleşmeye göre taraflar arasındaki ihtilaflarda İstanbul Mahkemelerinin yetkili olacağının kararlaştırıldığı, tarafların tacir olduğu, davanın tarafların serbestçe tasarruf edebileceği dava türlerinden olması karşısında yetki şartının geçerli olduğu, davalının yetki ilk itirazının süresinde yapıldığı da gözetilerek, HMK.'nun 17.maddesi uyarınca mahkememizin yetkisizliği karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Taraflar arasındaki ilişki sözleşmesel ilişkinden kaynaklandığı dikkate alındığında yetkili mahkemenin belirlendiği, yetkili mahkemenin İSTANBUL (Çağlayan) ADLİYELERİ olarak belirlendiği ve davalının anılan sebeplerle yetki itirazı yerinde görülerek mahkememizin yetkisizliği karşısında davanın usulden reddine, yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
1.Davaya bakmakla yasal olarak yetkili mahkemenin İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ OLMASI NEDENİYLE mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE,
2.6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 hafta içinde talep halinde dosyanın yetkili ve görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
-Aksi takdirde davanın mahkememizce açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
3.Yargılama gideri avukatlık ücreti ve harç açısından HMK 20 ve 331. Maddeleri nazara alınarak, süresinde başvurulması halinde yetkili mahkemece nazara alınmasına, yöntemince başvurulup dosya mahkemesine gönderilmediği takdirde ise , talep üzerine mahkememizce dosya üzerinden durumun tespiti ile yargılama giderlerinin verilecek olan ek kararla düzenlenmesine,
4.HMK 20. Maddesi gereğince gönderme işlemi sırasında gönderme masraflarının ve gönderilen mahkemenin tebliğ giderlerinin varsa avanstan karşılanmasına, artan kısmında dosya ile birlikte gönderilmesine, avans bu masrafları karşılamıyorsa gönderme isteğinde bulunandan alınmasına, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/02/2025 Başkan ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Katip ...
(e-imzalıdır)