Karar No
K. 2023/534
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

T.C. KONYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: .....-.....

T.C.

KONYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

5. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : .....

KARAR NO: .....

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 28/12/2023

NUMARASI : ... Esas - ... Karar

DAVACI: ........
VEKİLİ: Av.....
DAVALI: ........
VEKİLİ: Av......
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/06/2025
G. KARAR YAZIM TARİHİ: 20/06/2025

İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiş olmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, Konya İli, Karapınar İlçesi, ... Parselde yapılacak Güneş Enerjisi Santralı için davalı ile 05/10/2017 tarihli "Güneş Enerjisi Santralı (GES) Yapım Sözleşmesi imzaladığını, toplamda 3 Milyon USD değerli proje bedeli olan bu işin elektrik malzeme alımı ve işçiliği davalıya devredildiğini, sözleşmenin 7.5 nolu maddesine göre işin tamamlanarak teslim tarihinin başlangıç tarihinden itibaren 11 hafta olup, ancak davalı bu sürede işini tamamlamayarak sözleşmeyi ihlal edip müvekkili şirketi zarara uğrattığını, üretim sahası için ihtiyaç duyulan malzemelere ait proforme faturalar davalı tarafından imzalanarak müvekkiline sunulduğunu, davalı şirket sahibi .....; " malzemeler hazır, parayı yatırın alalım" diyerek müvekkilinini güvenini kötüye kullandığını, 200.000,00 USD' nın kendi hesabına yatırılmasını sağladığını, yapılan tedarik anlaşmasında kararlaştırılan ........ marka dağıtım merkezi, köşk binası ve hücreler sonradan belirlendiği üzere ayıplı ve eksik olarak sahaya muvazaalı bir şekilde sevkedildiğini, davalının ortağı olduğu söylenen ........'nın kurulumu yapacağı söylenen kepçe operatörüne bir takım ölçüler verdiğini ve malzemelerin konulacağı alanın bu ölçülere uygun olarak kazdırdığını, kendince kuruluma hazır hale getirdiğini, ancak daha sonra ........ firması görevlileri kurulum için sahaya geldiklerinde bu yerin kuruluma müsait olmadığını, bu şekilde prefabrik yapının sığdırılmasının mümkün olmadığını belirttiklerini, davalı tarafından hazırlanan beton zeminin çok ince olduğu, bu betonun kurulacak prefabrik yapıyı taşımayacağının ortaya çıktığını ve müvekkiline ........ firması tarafından bildirildiğini, bunun üzerine müvekkili şirketin yetkililerinin davalıdan, ........ firması tarafından tespit edilen hataların ve ayrıca inverter ve köşk binası yerlerinin eğri olarak yapılmış olan betonlarının düzeltilmesini istediklerini, santralın enerji nakil hattı işini yapan firma haritacısı koordinatları girdiğinde inverter ve köşk binasının yoldan geçtiğini tespit ettiğini, sözleşmede teslimi kararlaştırılan ........ Elektrik Panosu (... Markalı) ürün, 28 Kasım 2017 tarihinde, sözleşmede belirtilen şartlara uygun olmayan ayıplı bir biçimde teslim edildiğini, ürün muvazaalı bir şekilde davalı tarafından teslim edildiğinden 16 adet panonun eksik malzeme kullanımı nedeniyle projeye uygun olmadığı tespit edildiğini ve bu hususta 30/11/2017 tarihli tutanak düzenlendiğini, konu ile ilgili yüklenici ........'ya o andan itibaren ulaşılamamaya başlandığını, makul bir süre işin düzeltilmesini bekleyen müvekkili şirketin, faydalı bir sonuç alamayacağını anlayarak, davalıya Bakırköy.....Noterliğinin 09/02/2018 tarihli ....... yevmiye numaralı ihtarnamesini göndererek, ürünün ayıbını resmi yolla ihtar ettiklerini, bu ihtarnameyle ürünün değişimini, aksi takdirde bedelinin iadesini talep ettiklerini, müvekkili şirketin yetkilisinin sahada olmadığı bir tarihte davalı firmanın elemanları sahaya geldiklerini, davalının kepçe operatörü çalışma yaparak sahada bulunan klp kablosunu kopardığını, belirlenemesin diye de üzerini toprakla örttüğünü, bu konuda müvekkili şirketin zamanında bilgi edinemediğini, davalının, elektrik malzemesi tedarik ettiği ........ isimli firma yetkilisinin müvekkili şirket yetkilisini telefonla arayarak 100.000,00 USD ödenmediği takdirde malları teslim etmeyeceğini belirttiğini, bunun üzerine müvekkili firma yetkilisi ........'ün, yüklenici davalı ........' ya bu konuda 200.000,00 USD ödediklerini belirttiğini, ancak, ........ yetkilileri; "malzemeleri istiyorlarsa, proforme faturada yazan fiyatı değil, güncel zamlı fiyatı ödemeleri gerektiğini" söyleyerek müvekkili şirketten ayrıca para talebinde bulunduğunu, davalı ve kendisiyle iştirak halinde olan kişileri, müvekkilini baskı ve tehdit ile işini yapamaz hale getirdikleri için bu durumda müvekkilinin yetkililerinin Konya Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduklarını, davalı kendisine düşen edim sorumluluğunu yerine getirmediğinden, müvekkili şirketin ve şirket yetkililerinin maddi ve manevi bakımdan büyük kayıba uğradıklarını, davalının müvekkili şirkete sunmuş olduğu proforme faturada yer alan malzemeler arasından sadece, 5,9,10,11,12,13,20,35,36,37,38 nolu gösterilen ürünleri teslim ettiğini, 7 nolu malzemeyi hatalı olarak teslim ettiğini, kalan malzemeleri ise hiç teslim etmediğini, davalı yükümlülüklerine uymadığını, kendisine ödenen fazla meblağı geri ödemediğini, Konya Teknik Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Teknik Raporu' nda görüleceği gibi açıkça davalının hileli yolla teslim ettiği panolar ve mütemmim malzemelerin işe ve projeye uygun olmadığını, kullanılamadığını, bedelinin geri iadesi gereken ayıplı "DC Combiner Box" panoları davalı tarafından usulsüz ve ticari kurallara aykırı olarak zorla yetkili olmayan kişilere imza karşılığı tutanakla teslim edildiğini, davalının proformelerle örtüşmeyen ve teslim edilen malzemeleri kapsamayan faturalar tanzim ettiğini ancak bu faturaların da müvekkiline usulüne uygun tebliğ ve teslim edilmediğini, bu faturaları davalı yanın haksız ele geçirdiğini 200.000,00 USD meblağa el koymak için şişirme olarak ve gerçeği yansıtmayan şekilde tanzim etmiş olup bu yüzden de ödemeye esas olabilecek vasıfta olmadıklarını, davalının ediminin sadece malzeme olmayıp sözleşme gereği sistemi kurup çalışır vaziyette tesimi de kapsadığını, davalı hakkında Konya....İcra Müdürlüğü'nün ...

E. Sayılı dosyasında ilamsız icra takibi yapıldığını davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile takibin 1.000,00 TL üzerinden devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; 07/09/2023 tarihli dilekçesi ile; dava değerinin 426.863,76 TL olduğunu belirtmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın yetkili yerde açılmadığını, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı olmadığını, ödeme emrine herhangi bir dayanak belge sunulmadığını, borcun sebebi olarak 22.06.2017 tarihli sebepsiz zenginleşme (mal bedeli) gösterildiğini, herhangi bir sözleşmeden de bahsedilmediğini, ancak davacının açmış olduğu itirazın iptali davasında, icra takibinden bağımsız bir alacak davasıymış gibi beyanlarda bulunduğunu, davacı davasında, alacağının 05.10.2017 tarihli "Güneş Enerjisi Santrali Yapım Sözleşmesinden" kaynaklandığını iddia ettiğini ve bu doğrultuda açıklamalar yaptığını, tarihlere dikkat edildiği takdirde, icra takibi başlatılan ve borcun sebebi olarak gösterilen tarih ile davacının dilekçesinde sözleşmenin imzalanma tarihi olarak gösterdiği tarih birbirinden farklı olduğunu, yine davacının icra takibine konu ödeme emrinde borç tutarı olarak gösterdiği asıl alacak bedeli 200.000,00 TL olmakla, dava dilekçesinde göstermiş olduğu bedel belirsiz ve cinsi TL değil, dolar olduğunu, takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılığın asıl olduğunu, İstanbul.....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasıyla bu sözleşmeye ilişkin, dava dilekçesindeki hususlarının birebir aynısı olan alacak davası açılmış olmakla birlikte davacının davasının reddedildiğini, müvekkilinin davacı şirkete ve yetkililerine hiçbir borcunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini ve %20 oranında kötüniyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda;" Dava, icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

İİK.67. maddesinde; "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." şeklinde düzenlemenin yapıldığı görülmektedir.

Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 nci maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı, borçlunun itirazının iptali ile 2004 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlayan, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (Hukuk Genel Kurulunun 31.05.2023 tarih, 2022/11-66 Esas, 2023/534 Karar sayılı kararı).

Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6 ncı, 6100 sayılı Kanun’un 190 ıncı maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını kanunda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Konya.... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasının 30/01/2018 tarihli ödeme emri incelenmesinde; alacaklının ........ Anonim Şirketi, borçlunun ........, asıl alacağın 200.000,00 TL, takip dayanağını 22/06/2017 olan mal bedeline ilişkin olduğu anlaşılmıştır.

Tüm dosya kapsamı üzerinden yapılan değerlendirmede; itirazın iptali davasının, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, taraflar arasındaki maddi hukuk ilişkisi incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir dava olduğu, davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerli olduğu, Konya.... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasının 30/01/2018 tarihli ödeme emri incelenmesinde; asıl alacağın 200.000,00 TL olduğu, borç sebebi olarak 22/06/2017 tarihli 200.000,00 TL tutarlı asıl alacak gösterildiği, takip talebinde alacağın sebebinin ya da takibe dayanak belgenin gösterilmediği, takip ile sıkı sıkıya bağlı işbu itirazın iptali davasında, davacının alacağın kaynağını ve alacağının varlığını kanıtlamakla yükümlü olduğu, ancak alacağın kaynağı ve varlığının kanıtlanamadığı, icra dosyasındaki takip talebi ve ödeme emrinde de borcun kaynağının gösterilmediği anlaşılmakla, davanın reddi ile takibin haksız ve kötüniyetle yapılmış olduğu ispatlanamadığından kötüniyet tazminat talebinin de reddine karar verilerek..." gerekçesiyle; davanın reddine, kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;

22/06/2017 tarihli sebepsiz zenginleşmenin 200.000,00 TL şeklinde dayanak belirtilerek ve ilgili dekontlar da icra takibinin ekine konularak yapılan takibin dayanağının açık ve belirgin olduğunu, ek ödeme emrine de dayanak alacağın açıklamalı olarak yazıldığını, ayrıca icra takibine itiraz eden davalının itirazında ise dayanak belgenin varlığına ve şekline açık bir itirazının bulunmadığını, borca itirazın şekli de takip taleplerinin meşrutiyetine delil olduğunu, dava dosyasına ilave olarak takip talebine sadık kalacak şekilde ilgili dekontlarında süresinde sunulduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir.

Öncelikle eldeki dava 2004 sayılı İİK’nın 67. maddesi hükmünde düzenlenen itirazın iptali davası olup itirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir.

İtirazın iptali davası itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınmak gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı yan isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu madde 28/a, 29/I, III).

Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. Zira, aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötüniyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır.

Diğer taraftan,

İİK.nun 67. maddesinin son fıkrasında alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açamamışsa umumi hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkının saklı olduğu ifade edilmiştir. Bu da bir yıllık süre içinde açılan itirazın iptali davası ile süre geçirildikten sonra açılan alacak davaları arasında her ikisi de genel hükümlere tabi olmakla birlikte ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından bir fark olduğunu ortaya koymaktadır. Zira, süresi içinde açılan dava itirazın iptali davasıdır ve itirazın iptali davasının kazanılması halinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine alacaklı itiraz üzerine durmuş olan icra takibine devam edilmesini isteyebilir. Süresinden sonra açılan davada ise itirazın iptali değil alacağa hükmedilmesi istenecektir ve verilen kararın takibe etkisi bulunmamaktadır. Şu durumda takibe etkili itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğu, bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının itirazın iptali davası için bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.

Genel hükümlere göre her türlü ispat olanağının varlığı, takip talepnamesinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece İcra Hakimliğinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır. Şu durumda bizatihi kendisi bir borç sebebi ve dayanağı teşkil eden ancak takipte dayanılmayan sözleşmenin ispat vasıtası olarak itirazın iptali davasında kullanılması davanın açıklanan niteliği ile bağdaşmamaktadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2006/19-260 E., 2006/251 K. sayılı ilamı)

Somut olayda; alacaklı, Konya.... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasının 30/01/2018 tarihli ödeme emri incelenmesinde; asıl alacağın 200.000,00 TL olduğu, borç sebebi olarak 22/06/2017 tarihli 200.000,00 TL tutarlı asıl alacak gösterildiği, takip talebinde alacağın sebebinin ya da takibe dayanak belgenin gösterilmediği, ancak eldeki dava da ise taraflara arasında imzalanan 05.10.2017 tarihli eser sözleşmesi kapsamında 200.000 USD davalıya ödeme yapıldığı ancak işin eksik ve ayıplı yapıldığı ve sözleşmeden kaynaklı cezai şart alacağının bulunduğu ileri sürülerek fazladan yapılan ödemenin iadesi talebine ilişkin icra takibi yapıldığına dair açıklamada bulunarak itirazın iptalini istemiştir. Ancak icra takibinde belirtilen tarih ile sözleşme tarihinin ya da eldeki dosyaya sunulan ve sözleşme kapsamında ödendiği belirtilen dekontlardaki ödeme tarihlerinin aynı olmadığı ve sözleşme kapsamında ödenen bedeli USD cinsinden ödendiği ve takipte borç sebebi olarak sebepsiz zenginleşme (mal bedeli) açıklamasının bulunduğu, alacaklı eldeki itirazın iptali davasını açarken takipte dayanak olarak göstermediği 05.10.2017 tarihli KDV hariç 332.353,30 USD olarak götürü bedelli eser sözleşmesine dayandığı anlaşılmıştır. Takip ile sıkı sıkıya bağlı işbu itirazın iptali davasında, davacının alacağın kaynağını ve alacağının varlığını kanıtlamakla yükümlü olduğu, ancak alacağın kaynağı ve varlığının kanıtlanamadığı, icra dosyasındaki takip talebi ve ödeme emrinde de borcun kaynağının gösterilmediği anlaşılmakla, mahkemece iş bu gerekçe ile davanın reddi kararı doğru olmuştur. Bu itibarla; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;

Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/12/2023 Tarihli, ... Esas - ... Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

1.Davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin Dairemiz kararı temyiz edilirse Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşir ise İlk Derece Mahkemesince düzenlenmesine)

2.Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

3.Gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince re'sen ilgili tarafa iadesine,

4.İstinaf kararının Dairemizce taraflara tebliğ edilmesine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/06/2025 .....

Başkan

...

(e-imzalıdır)

.....

Üye

...

(e-imzalıdır)

.....

Üye

...

(e-imzalıdır)

.....

Katip

...

(e-imzalıdır)

¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında Elektronik İmza ile imzalanmıştır.¸

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog