13. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1185 Esas
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2024/72 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİH: 22/04/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı yan ile davadışı temlik eden ... T.A.Ş. Arasında ticari kredi sözleşmesi yapıldığını, ancak borç ödemeleri davalı tarafından süresinde yapılmadığından, ticari kredi sözleşmesi alacağından dolayı davalı aleyhine İSTANBUL ... İCRA DAİRESİ ...
E. Sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalı yan vekili tarafından imzaya, borca ve takibe itirazda bulunulduğunu, icra takip dosyasındaki alacağın müvekkili şirkete 6098 s. Kanun m.183 vd. maddeleri uyarınca temlik edildiğini, bu sebeple dosyadaki tüm hak ve alacaklar bakımından her türlü işlem, takip ve dava bakımından müvekkil şirketin yetkili olduğunu, itirazın iptali davası açılması için zorunlu dava şartı olan arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını ile sürerek, itirazın iptaline ve inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından, müvekkil aleyhine, İSTANBUL ... İCRA MÜD. ... sayılı dosyası ile genel ticari kredi sözleşmesine istinaden icra takibi başlatıldığını, Takip alacaklısının dosyaya sunduğu hesap kat’ı ihtarnameleri ve hesap özetlerinin usulüne uygun olarak ve süresi içerisinde keşide edilmediğini, hesap özetlerinin yasaca zorunlu kılınan süre içerisinde keşide ve tebliğ edilmemeleri nedeni ile muacceliyet ve temerrüt olgusu gerçekleşmediğini, bu şartlar altında da alacaklının takip yapma hakkı doğmadığını, faiz istemine ve faiz başlangıcına itiraz ettiklerini, Kaldı ki davalı tarafından çekilen hesap kat ihtarnamesine Kadıköy ... Noterliği'nin ... yevmiye nolu, 18.01.2016 tarihli ihtarnamesi ile cevap verilip itiraz edildiğini, Ayrıca davaya temel yapılan evraklarda ( Genel Kredi Sözleşmesi vs.. ) varolan imzaların ve yazıların müvekkillerine ait olmadıklarını, bir an için dayanak gösterilen kredi sözleşmesinde bulunan imzaların müvekkillerine ait olduğu düşünülse dahi; davalı müvekkillerin, davacıya herhangi bir borçları ya da taahhütleri bulunmadığını, davacı / temlik alan varlık yönetim firması tarafından başlatılan icra takibinin sadece müvekkil şahıslar aleyhine olduğunu; oysa ki varlık yönetim şirketine yapılan temlik içerisinde müvekkil şahısların adı geçmemekte olup ancak ... İTH. İHR. TİC. LTD. ŞTİ'nin ismi geçtiğini, bu durumda da asıl borçlunun bulunmadığı ve ( iddiaya göre ) sadece müşterek borçlu - müteselsil kefillerin olduğu, onlar aleyhine açılan bir icra takibinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, T.B.K 586 maddesi şartlarının, hesap kat ihtarnamesine itiraz edildiği de dikkate alınır ise, somut olayda mevcut olmadığını, eğer ki alacağın doğrudan müvekkil şahısların borcundan kaynaklandığı, müvekkil şahısların "asıl borçlu" oldukları iddia ediliyor ise, bu durumda da ilgili temlikname içinde müvekkil şahısların ismi zikredilmediğinden davacının müvekkillerden herhangi bir talep hakkı bulunmadığını, davacının dayanak gösterdiği kredi sözleşmesi sadece ve sadece taraflar arasında gerçekleşecek kredi ilişkisinin koşullarını saptadığından, davacının, krediyi kullandırma olgusunu, kredi koşulları ve borcun fer’ileri ile ilgili takipteki talebinin haklılığını usulüne uygun delillerle ( örneğin borçlunun imzasını taşıyan banka kasa fişi veya yazılı virman talimatı vb. ) kanıtlaması gerektiğini, takipte talep edilen ve tamamen fahiş olan faiz oranının da taraflarınca kabul edilmediğini, takipte talep olunan BSMV’yi ödemek yükümlülüğünün de müvekkillerine ait olmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. Davacı vekili 21/04/2025 tarihli talep dilekçesinde özetle; davalı ...'a ait olan Kocaeli/körfez ... (şuyulandırma) Mah. ... Ada, ... Parsel ... nolu Bağımsız Bölüm için İİK 257 mad. gereği ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 22/04/2025 tarih ve 2024/72 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; "Mevcut dosya delil durumu dikkate alındığında; alacağın itiraza uğradığı, uyuşmazlık konusu hususların yargılamaya muhtaç halde olduğu, toplanacak delillere göre yapılacak yargılama sonucunda değerlendirilebilecek olması nedeniyle ihtiyati haciz istem koşullarının bu aşamada oluşmadığı kanaatine varılmış, ihtiyati haciz talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde ara karar oluşturulmuştur."gerekçesi ile, ''1-Davacı yanın ihtiyati haciz talebinin REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; alacağın para alacağı olup, muaccel bir alacak olduğunu, konusu para ve teminat olan alacak davalarında veya icra takiplerinde, alacağını güvence altına almak isteyen alacaklının, mahkemeden ihtiyati haciz kararı verilmesini talep edebileceğini; ihtiyati haczin, mahkemeden tedbir mahiyetinde, borçlunun mevcut menkul ve gayrimenkullerini kaçırmasını önlemek ve borcun tahsilinin güvende altına alınması için talep edilmekte olduğunu, yaklaşık ispat koşulunun İİK m.257 gereğince gerçekleştiğini, Takibe konu borcun dayanaklarından olan ihtarnamenin taraflara tebliğ edildiğini ve temerrüt koşulunun gerçekleştiğini, kanun lafzından da anlaşıldığı üzere Tüketiciye keşide edilen İhtarnamenin tebliğ şartı bulunmamakla birlikte, bu noktada en önemli hususun kredi veren kurum tarafından tüketicinin sözleşmede bildirdiği adrese veya adres değişikliği mevcutsa tüketicinin kredi verene bildirdiği adrese ihtarname keşide edilmesinin yeterli olduğunu; tüketicinin değişen adresini kredi verene bildirmemesi sebebiyle temerrüt ve muacceliyet ihtarnamesinin bila dönmüş olmasına rağmen kanunun aradığı şartı sağladığının kabulü gerektiğini, mahkeme Kararlarının da bu yönde seyretmekte olduğunu ( İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19.Hukuk Dairesi 2023/2045 Esas – 2023/1849 Karar sayılı ilam ve aynı yönde 19.Hukuk Dairesinin 2021/264 Esas – 2021/537 Karar – 11/03/2021 Tarihli İlamı, Yargıtay 11. HD. 11.10.2016 T. E: 8410, K: 8017), Uygulamada bazı Mahkeme ilamlarında, Tüketici Kredilerinin “yargılamayı gerektiği, mal kaçırma kastının ispat edilemediği, ihtarnamenin tebliğ edilemediği” gibi gerekçelerle ihtiyati haciz başvurusunun reddedilmekte olduğunu, kanaatlerince, bu bakış açısının hem kanun lafzına hem de Yüksek Mahkeme kararlarına aykırılık teşkil ettiğini; 6502 Sayılı Yasanın 28.Maddesine uygun koşulların varlığının, ihtiyati haciz kararı için gereken “yaklaşık ispat” şartını sağladığını, yerel Mahkemenin bu yönüyle verdiği red kararlarının,
İİK 257 ve devamı maddelerince ihtiyati haciz müessesinden alınacak fayda/menfaat dengesine aykırılık teşkil etmekte olduğunu; ihtiyati haciz kararı için “yaklaşık ispatın” yeterli olduğu ve “tam ispatın” aranmaması gerektiğinin de yüksek mahkemece içtihat edildiğini, Öte yandan, Yerel Mahkeme ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin bazı hukuk daireleri tarafından, ihtarnamenin “sözleşmede bildirilen adrese” tebliğinin ihtiyati haciz için şart olarak arandığı görülmekte iken, bu bakış açısının da kanuna ve İçtihatlara aykırılık teşkil ettiği kanaatinde olduklarını, Yargıtay'ın da kararlarında 6502 Sayılı Kanunun “TEBLİĞ” şartı aramadığını, sözleşmede bildirilen adrese keşide edilen ihtarnamenin muacceliyet için yeterli olduğunu defaatle vurguladığını, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerden ötürü; ...'a ait olan Kocaeli/Körfez ... (şuyulandırma)mah, ... ada , ... parsel, ... nolu bağımsız bölüm için İİK m.257 gereği ihtiyati haciz talebinin reddine dair yerel mahkemece verilen ara ... kararın kaldırılmasına ...'a ait olan Kocaeli/Körfez ... (şuyulandırma)mah. ... ada, ... parsel, ... nolu bağımsız bölüm için ihtiyati haciz talebinin kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, genel kredi ve kefalet sözleşmesine dayalı olarak davalı kefiller aleyhine başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemli derdest davada, genel kredi sözleşmesi kapsamında kredi lehdarına kullandırılan kredilere ilişkin alacağın tahsilini teminen davalılardan ...'a ait taşınmaz üzerine ihtiyati haciz konulması istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle talebin reddine karar verilmiş, red karşı talepte bulunan vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İİK'nun 257/1 fıkrası uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.İİK'nun 257/2 fıkrası; "Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:1 – Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2 – Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa;" düzenlemesini içermektedir. Müeccel alacaklar yönünden İİK'nun 257/2 fıkrasının 1 ve 2 nolu bentlerinde sayılan sebepler sınırlı sayıda olup, müeccel alacaklar için başka herhangi bir sebebe dayalı ihtiyati haciz kararı verilemez(Bkz. Kuru/BAKİ, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, ikinci bası, Adalet Yayınevi, Ankara 2013, s. 1039).İİK'nun 258 maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. Somut olayda, takip dosyası ekinde genel kredi sözleşmesi ve kefalet sözleşmesi, kat ihtarı ve tebliğ şerhlerinin bulunmadığı, dava dilekçesi ekinde de bu belgelere yer verilmediği, mahkemece davacı vekiline belge asıllarının sunulması için kesin süre verildiği, davacı vekili tarafından yalnızca genel kredi sözleşmesi aslının dosyaya sunulduğu, kat ihtarı ve tebliğ şerhlerinin mevcut olmadığı, davalıların borca ve imzaya itiraz ettikleri gibi, usulüne uygun şekilde kat ihtarı tebliğ edilmediğini ve davalılar yönünden muaccel bir borcun bulunmadığını, takibin usulüne uygun olmadığını savundukları,
İİK'nun 258 maddesi uyarınca ihtiyati haciz talep edenin alacağın varlığı ve miktarını yine ihtiyati haciz koşullarının oluştuğunu yaklaşık düzeyde ispat eder delilleri sunmakla yükümlü olduğu, mevcut delil durumuna göre davacının davalılardan İİK'nun 257/1 fıktasına göre muaccel ve rehinle temin edilmemiş alacağının varlığı ve miktarına ilişkin yaklaşık düzeyde ispat koşulunun sağlanamamış olduğu gibi,
İİK'nun 257/2 fıkrası koşullarının oluştuğunun da yaklaşık düzeyde ispat olunamadığı, mahkemece istemin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış olup, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından, davacı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.