20. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
.
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/10/2022
.
DAVANIN KONUSU : Marka Hakkına Tecavüz Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurulması, Meni, Ticaret Unvanının Terkini
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/10/2022 Tarih ve 2021/62 Esas - 2022/309 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin ... çeşitlerinin yetiştirilmesi ve tanıtılması amacı ile kurulmuş, 2013’ten beri faaliyet gösteren bir işletme olduğunu, müvekkilinin “...” ismi altında markalaştığını ve bu ibareyi kendi adına tescil ettirdiğini, müvekkilinin gerek yurtiçinde gerekse de yurtdışında birçok ödül aldığını, davalının müvekkiline ait marka ile aynı şişelemeye sahip ... üretmesi, web siteleri üzerinden satış ve reklam yapması sebebiyle sosyal medya üzerinden “...” markasından haberdar olduğunu, davalılara Ankara 35. Noterliği kanalıyla 12.01.2021 tarih, ... yevmiye no.lu ihtarnamenin keşide edildiğini ve “...” şeklindeki kullanımların durdurulması gerektiğinin ihtar olunduğunu, davalı yan kullanımlarının müvekkilinin “...” markası ile karıştırmaya yol açacak düzeyde benzer olduğunu, ... üretimi yapan birçok markanın görselinde ... , ... , ... vb görsellere rastlandığını, bunun olağan bir durum olduğunu, davalının ... markasının, müvekkilin ... markasının son üç harfinin yerinin değiştirilmesi sonucu oluşturulmuş bir marka olduğunu, bu durumun işaretlerin karıştırılmalarına yol açacağına, davalı yanın 20.07.2020 tarihinde kullanmaya başladığı instagram hesabından “...” markası altında üretmiş olduğu zeytinyağlarına ilişkin paylaşımlar yaptığını, ürünlerini gerek instagram gerekse ... sitesi üzerinden satışa konu ettiğini, ... arama motoruna “... ...” yazıldığında ilk çıkan web sitesinin müvekkiline ait ... olduğunu, oysa davalılara ait web sitesi... şeklinde olduğunu ve ... otomatik düzeltme yaparak kullanıcıları uyarırken, ilk sırada yer alan müvekkilin web sitesine yönlendirmekte olduğunu, davalıların “...” markası altında ürettiği ve satışa sunduğu her türlü mal ve hizmetin, müvekkilinin markasını çağrıştırmakta olduğunu, müvekkili şirkete ait ... ... ... A.Ş ticaret unvanının, 01.08.2013 tarihinde ... Müdürlüğünde tescil edilmiş ve bugüne kadar aralıksız kullanılmakta olduğunu, davalı ticaret unvanının ise 28.09.2020 tarihinden beri tescilli olduğunu, davalı şirket ile müvekkili şirket ticaret unvanlarındaki esas unsur olan ‘...’ şirket ismi “...” ismi ile üçüncü kişiler açısından iltibasa yol açabilecek kadar benzer olduğunu belirterek, müvekkili şirketin tescilli, tanınmış “...” markasının, davalılar tarafından “...” olarak kullanması suretiyle yaratılan haksız fiilin ve bu haksız fiilin tescilli markaya ilişkin haklara tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile iş bu tecavüzün men’ine, “...” ibaresinin, davalıların mal/hizmet veya ambalajları üzerine konulması, İbareyi taşıyan malın / hizmetin piyasaya sürülmesi veya bu amaçla stoklanması veya teslim edileceğinin teklif edilmesi, ibareyi taşıyan malın/hizmetin ithali veya ihracı, iş evrakları ve reklamlarda internet ortamında kullanılması eylemlerinin durdurulmasına ve diğer olası her türlü markaya tecavüz fiillerinin durdurulmasına, markayı taşıyan tabelaların ve basılı evrakların kaldırılmasına, ticaret unvanının müvekkil şirketin ticaret ünvanı ile iltibas yaratacak şekilde ticari dürüstlüğe aykırı olarak kullanıldığının tespiti ile haksız rekabetin men’ine ve ticaret sicilinden terkinine, Sınai Mülkiyet Kanunu 159. Maddesi gereği tensip kararı ile birlikte yargılama sonuna ve karar kesinleşinceye kadar davalının tecavüz teşkil eder şekilde kullanmaya devam ettiği, müvekkile ait tescilli markanın üzerinde bulunduğu tabelaların sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına, internet ortamı ve sair her türlü kullanımına ve özellikle internet üzerinden kullanımının engellenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, hükmün kesinleşmesinden sonra masrafları karşı tarafa ait olmak üzere mahkeme kararının tirajı yüksek bir gazetede yayınlanmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkilinin 28.09.2020 tarihinde İstanbul’da diğer müvekkil ... tarafından kurulduğunu, müvekkilinin aynı zamanda 2020/85523 numaralı 29. ve 35.sınıflarda tescilli “...” ibareli markasının bulunduğunu, Süryani Arami dilinden alınan ... kelimesi özel olarak seçilmiş bir kelime olduğunu, müvekkili markasının orijinal ve asıl olarak Türkçe olmayan, bir anda akla gelmeyen bir kelime olduğunu, davacının keşide ettiği ihtarnameye karşı cevabi ihtarname ile yanıt verildiğini, müvekkili marka başvurusunun herhangi bir itiraza uğramaksızın tescil sürecini tamamlamış olduğunu, davacı yanın iddialarına dayanak yaptığı 2014/25753 sayılı markasının 17.02.2015 olan tescil tarihinden itibaren 5 yılını doldurduğundan kullanımını ispat etmesi gerektiğini, diğer dayanak 2016/26679 sayılı markasının ise 25.10.2021 tarihinde 5 yıllık süresinin dolacağını, taraf markalarının benzer olmadıklarını, her iki markada birbirinden bağımsız görsellerin yer aldığını, bununla birlikte kelimeler açısından ise yalnızca iki harfin “ZE” ortak olduğunu, bunca unsur arasında bu denli az ortaklık bulunmasının iltibas oluşumu için yeterli olmaması gerektiğini, benzer olmayan markalar varken ürün görselleri üzerinden bir inceleme yapılmasına gerek dahi olmadığını, davacı yanın ticaret unvanına yönelik taleplerinin haksız olduğunu, taraf unvanları arasında “...” kelimesinin ortaklığı dışında bir benzerlik bulunmadığı, faaliyet bölgelerinin dahi farklı olduğunu, davacı yanın tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının desteksiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, eldeki dava tarihinin 02.03.2021 olduğu, davacı yanın 2014/25753 sayılı markasının tescil tarihinin 17.02.2015 olup dava tarihi itibariyle tescili üzerinden 5 yıldan fazla süre geçtiği, bununla birlikte davacı yanın 2016/26679 sayısı ile tescilli markasının ise tescil tarihi 25.10.2016 olup dava tarihi itibariyle tescili üzerinden 5 yıldan fazla süre geçmediği anlaşılmakla işbu marka açısından davalı tarafça ileri sürülen kullanmama def’i açısından inceleme yapılmasının mümkün olmadığı, 2014/25753 sayılı marka açısından yapılacak incelemede 02.03.2021–02.03.2016 tarihleri arasındaki kullanımlar incelendiğinde, dosyadaki delillerden, davacı yanın “...” markasını aktif ve yoğun bir biçimde ve ayrıca doğrudan doğruya ticari etki doğuracak nitelikte kullandığı, bununla birlikte davacı yanın ticari defterleri üzerinden mali müşavir bilirkişi tarafından yapılan incelemelerde de davacı yanın ticari faaliyetlerinin bahsi geçen delilleri destekler nitelikte olduğu ve davacının “...” ürünlerinde markasını yoğun bir biçimde kullandığı, davalı yanında “..., ... ve ... içerikli kozmetik ürünler”inin satışı hizmetleri ve bu ürünler üzerinde markasal kullanımları bulunduğu, bunun yanı sıra davalı yanın cafe/restaurant faaliyeti de gerçekleştirdiği, davacı yanın önceki tescilleri kapsamında cafe/restaurant faaliyeti bulunmadığı gibi bu hususta fiili anlamda faaliyetlerinin bulunduğu yönünde de bir kanaate ulaşılamadığı, bununla birlikte davacı yanın 2016/26679 sayılı markası kapsamında “... Sabunu” emtiası da yer aldığı, bu bağlamda davalı tarafın “..., ... ve ... içerikli kozmetik ürünler” açısından gerçekleştirdiği anlaşılan faaliyetlerinin, davacı yanın önceki tarihli tescilli markaları kapsamında kalan faaliyetler oldukları, davalı tarafın fiili kullanımları incelendiğinde, bu fiili kullanımların aynı zamanda 2020/85523 sayılı markasına konu görselle gerçekleştirildiğinin görüldüğü, davalı kullanımı incelendiğinde başvurunun “...” kelimesi ve bir “...” görselinden oluştuğu, ... ağacının gövdesinin “...” harfinin bir ayağı şeklinde tasarlandığı, “...” kelimesinin günlük dilde bilinen bir anlamı haiz olmadığı, uyuşmazlık konusu emtialar ve markadaki görsel unsur gözetildiğinde “...” kelime kökünden türetilmiş bir ibare algısı yarattığı, beş harften oluşan bu kelimenin “...” şeklinde telaffuz edileceği ve markanın asli unsurunun da bu ibare olduğu, sözcük ve şekil unsurlarından oluşan markalarda, tüketici algısında sözcük unsurunun daha ön planda olmasının temelinde, tüketicinin, mal veya hizmet ile işaret arasındaki ilişkiyi tanımlarken, figüratif unsurları açıklamak yerine doğrudan sözcük unsuru ile markayı ifade etme eğiliminin yer aldığı, benzer şekilde davacı yanın önceki tarihli ve görsellerine haiz markalarında da “... ve ...” figürleri ile birlikte “...” ibaresinin yer aldığı, beş harften oluşan bu kelimenin “...” şeklinde telaffuz edileceği, bilinen bir anlamının olmadığı, davalı kullanımları açısından da belirtildiği üzere anılan ibarenin de “...” kelime kökünden türetildiği gibi bir algıyı tüketiciye verebileceği, uyuşmazlık konusu emtialar açısından güçlü ve özgün nitelikte olmayan şekli unsurların geri planda kalacağı ve davacı markalarının esas unsurunun da “...” kelimesi olarak algılanacağı, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "...'' ibareli davalı markası arasında harf dizilimleri, markaların harf sayısı ve tamamen aynı harflerden oluşmaları, şekil unsurlarının yeterli ayırt edicilik sağlamıyor olmaları nedenleri ile biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu, davacı yanın her ne kadar yalnızca “...” ürünlerinde aktif bir biçimde markasını kullanmakta olduğu görülmekte ise de davacı yana ait 2016/26679 sayılı marka açısından kullanım ispatı talebinin dikkate alınması mümkün olmadığından, davacı yanın kullanımlarının bulunup bulunmadığı hususundan bağımsız olarak, davalı yanın “..., ... ve ...” ürünleri açısından gerçekleştirdiği markasal kullanımların, davacı yanın tescilli markalarından doğan hakları ihlal edeceği, taraf markalarını oluşturan işaretlerin güçlü bir benzerlik taşıdığı, anılan ürün ve hizmetlerin alıcısı ve yararlanıcısı konumundaki tüketici kitlesinin taraf markalarının asıl ve ayırt edici unsurlarının benzerliği göz önüne alındığında bu iki markayı ilişkilendirmesinin kaçınılmaz olduğu, dolayısıyla davalının gerek ürün satışının yapıldığı iş yerinde gerek ürün üretmek ve satmak suretiyle davacı yana ait markalardan doğan hakları ihlal eder nitelikte kullanımlar ortaya koyduğu, davalının gerek ürün satışının yapıldığı iş yerinde gerek ürün üretmek ve satmak suretiyle izinsiz kullanımlarının aynı zamanda haksız rekabete sebebiyet verebileceği, tarafların ticaret unvanları arasında benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde, davacı yanın 01.08.2013 kuruluş tarihli önceki tarihli ticaret unvanının faaliyet alanının “... yetiştiriciliği, ..., bitkisel temizlik ve kozmetik ürünleri üretimi yapmak, yaş – kuru sebze meyve üretimi – satımı yapmak, meyve – sebze tohum – fide satımı yapmak” gibi ... ürünlerine yönelik faaliyetler oldukları, 28.09.2020 kuruluş tarihli davalı yan ticaret unvanının ise “1- ... alım satımı, ithalat ve ihracatını yapmak.
2.Her türlü ..., ayçiçek, mısırözü, fındık ve balık yağlarının imalatını, ithalatını, ihracatını ve toptan-perakende ticaretini yapmak. 3-... ve diğer ham maddelerden mamül her türlü hediyelik eşyanın imalatını, ithalatını, ihracatını ve toptan-perakende ticaretini yapmak.
4.Her türlü gıda maddelerini almak, satmak, gıda maddelerini paketlemek için tesisler kurmak, işletmek, kiralamak, kiraya vermek. İnsanların beslenmesinde önemli bir etkinliği olan ve gıda sektörüne konu teşkil eden her nevi sıcak, soğuk, dondurulmuş, kurutulmuş ve konsantresi yapılmış besin maddelerinin pazarlanması konusunda toptan ve perakende satış yapmak amacı ile gerekli olan satış mağazalarını açmak ve işletmek” şeklinde özetlenebilecek faaliyetleri kapsadığı, dolayısıyla taraf faaliyetlerinin birebir örtüştükleri; taraf ticaret unvanlarının, ayırt edici “...” unsurları “...” ve “...” şeklinde olup birbiri ile doğrudan karıştırılabilecek düzeyde benzer görüldüğünden anılan ibarenin devamında gelen ilk sözcükler olan ve tarafların esas işletme alanına işaret eden “...” ibaresi de her iki unvanda birebir aynı olması nedeniyle “... ...” – “... ...” başlangıçlarından oluşan taraf ticaret unvanlarının, bu şekilde kullanılmasının tarafların faaliyet alanlarının ayırt edilemeyecek kadar benzer oldukları da gözetildiğinde karışıklığa yol açacağı kabul edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının kullandığı ... ibaresinin davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile tecavüzün men ve ref'ine, ... ibaresinin davalıların "... ... " ve münhasıran bu ürünlerin satıldığı anlaşılan "..." adresinde bulunan iş yerinde, sosyal medya hesaplarında ambalaj etiketlerinde alan adlarında mağaza tabelalarında kullanılması halinde bu ibareyi taşıyan her türlü ürüne ve yukarıda geçen adreste tabelaya el konulmasına, ürünlerin ambalajlarından ve tabelalardan bu ibarenin çıkartılması mümkün ise ibarenin çıkartılmasına aksi takdirde ürünlerin imhasına, bu ibareyi taşıyan alan adlarından ibarenin çıkartılmasına, ibarenin mümkün değil ise imhasına, davacı şirketin tescilli “...” markasının, davalılar tarafından “...” olarak kullanması suretiyle “...” ibaresinin "..., ... ve ... ürünlerinde" davalıların ibareyi taşıyan malın / hizmetin piyasaya sürülmesi veya bu amaçla stoklanması veya teslim edileceğinin teklif edilmesi, ibareyi taşıyan malın/hizmetin ithali veya ihracı, iş evrakları ve reklamlarda internet ortamında kullanılması eylemlerinin men ve ref'ine, davalının ticaret unvanında yer alan ... ibaresinin ticaret unvanından terkinine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin 27.09.2022 tarihli ara kararı ile fiili ve ortak kullanımın ''..., ... ve ...'' ürünleri yönünden ... ibaresinde toplandığı ve yaklaşık ispat koşulunun ''..., ... ve ...'' ürünleri yönünden gerçekleştiği olduğu gerekçesiyle davalı tarafın ihtiyati tedbir kararına itirazının kısmen kabulüne, tedbir talep eden tarafından 20.000-TL nakti teminat ya da koşulsuz süresiz banka teminat mektubu dosyaya ibraz edildiğinde, davacı şirketin tescilli “...” markasının, davalılar tarafından “...” olarak kullanması suretiyle “...” ibaresinin "..., ... ve ... ürünlerinde" davalıların mal/hizmet veya ambalajları üzerine konulması, ibareyi taşıyan malın / hizmetin piyasaya sürülmesi veya bu amaçla stoklanması veya teslim edileceğinin teklif edilmesi, ibareyi taşıyan malın/hizmetin ithali veya ihracı, iş evrakları ve reklamlarda internet ortamında kullanılması eylemlerinin durdurulmasına, bu kapsamda "..., ... ve Kozmetik ürünlerinde" ... ibareli markayı taşıyan tabelalara ve basılı evraklara el konulmasına ve yediemine teslimine şeklinde ihtiyati tedbir kararı verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili, davalıların cafe/restaurant dahil tüm kullanımlarının marka hakkına tecavüz kapsamında değerlendirilmesi gerekirken “..., ... ve ... ürünleri” yönünden sınırlama yapılması hatalı olduğunu, iki markanın aynı iktisadi-idari kaynağa ait olduğunun sanılmasının da karıştırılma ihtimali kapsamında bulunduğunu, davalıların “...” markasına tecavüz oluşturan “...” markasını başka sınıflarda kullanarak markayı dolaylı yoldan kullanma amacı güttüklerini, aynı sektörde, benzer ihtiyaçları karşılayan ve benzer dağıtım kanalları aracılığıyla tüketiciye ulaştırılan mal ve hizmetler konusunda markaya tecavüzün ve haksız rekabetin oluştuğunun kabulünün gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiş, ayrıca sunduğu istinaf dilekçesi ile ilk derece mahkemesinin, 27.09.2022 tarihli ihtiyati tedbire itiraz sonucu verilen kararının kaldırılarak SMK'nın 159. maddesi gereği davalının tecavüz teşkil eder şekilde kullanmaya devam ettiği 43. sınıftaki eylemlerini de kapsar şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, taraf markaları arasında benzerlik olmadığını, bilirkişiler tarafından yapılan benzerlik incelemesinin çelişkili olması sebebiyle karara esas alınmasının mümkün olmadığını, davacı markasının ayırt ediciliğinin düşük olduğu da gözetildiğinde, müvekkili markasının, davacı markasından farklı olduğunu, bilirkişi raporunda, markaların 29. sınıf kapsamında ayırt edicilik gücü yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, bu yönden bilirkişi raporuna yaptıkları itirazların da mahkemece değerlendirilmediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiş, ayrıca sunduğu istinaf dilekçesi ile ilk derece mahkemesinin 27.09.2022 tarihli ara kararı ile verilen ihtiyati tedbirin de kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
1.Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, meni, haksız rekabetin tespiti ve ticaret unvanının terkini istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının önceki tarihli markalarının kapsamında 43. sınıftaki yiyecek içecek hizmetlerinin olmadığı, davacının bu hizmetler de markasını fiilen de kullanmadığı, bu itibarla davalı yanın cafe/restaurant faaliyetlerinin, davacı markalarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin 27.09.2022 tarihli ihtiyati tedbire itiraz üzerine verilen ara karara ve asıl mahkeme kararına yönelik istinaf başvurularının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2.Davalı vekilinin, asıl karara yönelik istinaf başvurularının incelenmesine gelince; yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı tarafça, "..." ibareli tescilli markalarının olduğu, bu ibarenin aynı zamanda ticaret unvanlarının da çekirdek unsurunu oluşturduğu, davalıların ise "..." ibaresini markasal olarak kullandıkları, bu durumun markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince de davalıların "..." ibaresini, davacının fiili kullanıma konu olup, aynı zamanda da tescilli markaları kapsamında kalan "..., ... ve ... içerikli kozmetik ürünler" malları üzerinde kullandığı, davacı markaları ve ticaret unvanı ile davalıların kullanımı ve davalı Şirketin ticaret unvanı arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğu kabul edilerek, yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
6769 sayılı Kanun'un 29/1-a maddesi uyarınca, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7'nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka hakkına tecavüz sayılır. Atıf yapılan 7. maddenin 2/a maddesinde, tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması, 2/b maddesinde ise tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, müteakip bentte de aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması hallerinde marka sahibinin, bu fiillerin önlenmesini talep hakkının bulunduğu açıklanmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 54 vd. maddelerinde haksız rekabet düzenlenmiş olup, "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." denilerek, hangi fiillerin haksız rekabet teşkil ettiği genel olarak belirtilmiştir. Müteakip madde de ise örnekseme yoluyla başlıca haksız rekabet halleri hüküm altına alınmıştır.
Bu kapsamda, başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler alınması, haksız rekabet halleri arasında kabul edilmiştir.
Yukarıda belirtildiği üzere SMK'nın 29/1 maddesi atfı ile 7/2-b maddesi uyarınca tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması, markaya tecavüz oluşturacaktır. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa (karıştırılmaya) yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; davacı adına tescilli olup aynı zamanda ticaret unvanının çekirdek kısmını oluşturan ibare "..." ibaresidir. Davacı markalarında ayrıca ... ve ... de yer verilmiştir. Davalının dosya kapsamında tespit edilen kullanımları ise "..." şeklindedir. Davalının markasal kullanımında ayrıca bir "... " görseli de mevcuttur. O halde "..." ve "..." ibareli arasında karıştırılma ihtimali olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Özellikle davaya konu davalı kullanımlarının, "..., ... ve ... içerikli ... ürünler" üzerinde gerçekleştiği de gözetildiğinde, taraf markalarının "..." kelimesinden türetilmiş bir ibare algısı yarattıkları, markalarda kullanılan görsellerin de bu algıyı desteklediği, bu itibarla "..." ile ilgili ürünler yönünden anılan ibarelerin ayırt ediciliklerinin çok yüksek olmadığı, zira bu ibarelerin kapsamlarındaki malları çağrıştırdıkları, ayrıca ibarelerin telaffuzlarının da çok farklı bulunduğu, her ne kadar ilk heceleri aynı ise de markaların son kısımları arasında hiçbir benzerlik olmadığı, yine görsel yönden de markaların farklılaştıkları, marka işaretleri anlamsal bir benzerliğin de olmadığı anlaşıldığından, taraf marka işaretleri arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde bir benzerlik olmadığı kanaatine varılmıştır. Nitekim, yine davacıya ait "..." ibareli markalar ile "..." ibareli marka arasında karıştırılma tehlikesi bulunmadığına ilişkin Dairemiz kararının onanmasına dair Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/4177 E., 2025/2627 K. sayılı ilamı da bu yöndedir.
Bu durumda ilk derece mahkemesince, davacı markalarını ve ticaret unvanının çekirdek kısmını oluşturan "..." ibaresi ile davalının fiili kullanımlarına konu "..." ibaresi arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olmadığı, buna bağlı olarak markaya tecavüz ve haksız rekabetin doğmadığı gibi unvan terkini koşullarının da oluşmadığı gözetilerek davacının davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış,
HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
3.Davalılar vekilinin mahkemenin 27.09.2022 tarihli ihtiyati tedbir kararına karşı istinaf itirazlarının incelemesine gelince, yukarıda açıklandığı üzere davacının tescilli markalarına dayalı olarak davalıların söz konusu kullanımlarına karşı çıkamayacağı ve bu nedenle markaya tecavüz ve haksız rekabet istemli davanın reddine karar verildiğinden, davalılar vekilinin bahsi geçen ihtiyati tedbir kararına karşı istinaf itirazları da yerinde görülmüş, ilk derece mahkemesinin 27.09.2022 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin esas karara ve 27.09.2022 tarihli ara karara yönelik istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2.Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 18/10/2022 gün ve 2021/62 Esas - 2022/309 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3.Davanın REDDİNE,
4.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70-TL’nin düşümü ile kalan 534,70-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,
5.Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
7.Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan 100,00-TL posta gideri ile 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma ve ihtiyati tedbir kararının istinafı yönünden yatırılan 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 812,70-TL'nin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
8.Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),
9.Harçlar Kanunu uyarınca davacıdan alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 179,90-TL’nin düşümü ile kalan 435,50-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,
10.Davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara iadesine,
11.İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
12.Yukarıda (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin, ilk derece mahkemesinin 27.09.2022 tarihli ara kararına yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sına Haklar Hukuk Mahkemesinin 27.09.2022 tarih, 2021/62 Esas sayılı ara kararının KALDIRILMASINA,
13.Davalılar vekilinin ihtiyati tedbire itirazının KABULÜ ile ilk derece mahkemesinin 27/06/2022 tarihli ihtiyati tedbir kararının KALDIRILMASINA,
14.İhtiyati tedbir kararının istinafı yönünden Harçlar Kanunu uyarınca davacıdan alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70-TL’nin düşümü ile kalan 534,70-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,
15.İhtiyati tedbir kararının istinafı yönünden davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 29/05/2025 tarihinde, hüküm fıkrasının (1) nolu bendinde yer alan, davacı vekilinin 27.09.2022 tarihli ihtiyati tedbire itiraz üzerine verilen ara karara ilişkin Dairemiz kararı ile davalılar vekilinin, ilk derece mahkemesinin 27.09.2022 tarihli ara kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair (12) ve davalılar vekilinin ihtiyati tedbire itirazının kabulü ile ilk derece mahkemesinin 27/06/2022 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına dair (13) nolu bendinde yer alan Dairemiz kararları yönünden HMK'nın 362/1-f maddeleri uyarınca KESİN, diğer yönlerden HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/05/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...