2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Dava:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde Kasko Sigorta Poliçesi kapsamında sigortalı olduğunu, sigortalı aracın davalı ...A.Ş'nin maliki olduğu ... plakalı aracın çarpası sonucunda zarara uğradığını, dava konusu trafik kazasının 02/10/2023 tarihinde İstanbul ili Üsküdar ilçesinde gerçekleştiğini, davalı ...A.Ş ... plakalı aracın işleteni sıfatına haiz olduğunu, KTK md.85 uyarınca zarardan kusursuz bir biçimde sorumlu olduğunu, gerçekleşen trafik kazası neticesinde, müvekkili şirket nezdinde kasko sigortası kapsamında sigortalı olan araç için 22/05/2024 tarihinde 253.100,00 TL hasar tazminatı ödendiğini, söz konusu ödeme neticesinde davalı tarafın sorumlu olduğu tutarın 53.100,00 TL olduğunu, söz konusu tazminatın davalılardan rücuen tahsili amacıyla borçlulara rücu mektubu gönderildiğini ve fakat davalı taraflarca herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine alacağın rücuen tahsili amacıyla davalılar aleyhine icra takibi başlatıldığını, ancak davalı taraflarca yapılan haksız itiraz nedenilye takibin durduğunu, fazlaya ilişkin tüm talep hakları saklı kalmak kaydıyla, borçlu ... A.Ş.'nin İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E.sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptal edilerek takibin devamına, icra inkar tazminatına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap: Davalı ...Anonim Şirketi vekilinin cevap dilekçesinde özetle; kazaya karıştığı iddia edilen araç müvekkilu firma tarafından 02.06.2021 tarihli uzun dönem kira sözleşmesinin 07/02/2024 tarihli ek-1 evrakı ile 24 ay süre ile ...A.Ş.'ye kiralandığını, ... A.Ş. Tarafından da 21.06.2023 tarihli bireysel paylaşımlı araç kiralama sözleşmesi ile ...'ya kiralandığını, aracı uzun süreli kira sözleşmesi ile kiralayan kiracı, işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu sayılmakta olup müvekkili şirketin bir sorumluluğunun bulunmadığını, ... söz konusu aracı, "İstanbul, Bahçelievler, ...Mahallesi, ...Sokağı" lokasyonundan kiraladığını, aracın son kiracısı...'nın araç üzerinde fiili tasarruflarda bulunduğu ve aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olarak işlettiği şüphesiz olduğunu, bu hususun aracın son kiracısı ... ve ...arasında imzalanan Bireysel Paylaşımlı Araç Kiralama Sözleşmesinde de açıkça belirtildiğini, akdedilen sözleşmedeki hükümlerde açıkça kiralama süresince meydana gelen hasar ve kazalardan kiracının sorumlu olduğu belirtildiğini, bu sebepledir ki ...'nın aracı kendi adına ve tehlikesi kendine ait olmak üzere işlettiği göz önünde bulundurulduğunda, KTK hükümleri kapsamında herhangi bir talebin müvekkile yönlendirilmesi hukuken mümkün olmadığını, bu yönden de davanın reddini talep ettiklerini, açıklanan sebeplerle davacı şirketin rücu talebini yukarıda bilgileri verilen müvekkil şirkete ait aracın son kiracısı ve araç sürücüsüne yönlendirmesi gerektiğini, kaldı ki, kabul anlamına gelmemekle birlikte, "rücu"; sigorta konusu olan şeyin, sigortalının herhangi bir kusuru veya ihmali olmaksızın tamamen üçüncü bir şahsın eylemi nedeniyle hasara uğraması durumunda söz konusu olabileceğini, işbu uyuşmazlıkta davacı şirket kiracısının kusur veya ihmalinin olup olmadığı henüz belirsiz olduğu gibi, tamamen üçüncü şahsın eylemi neticesinde de kazanın oluştuğu söylenemez, tüm bu hususların mahkemece araştırılması gerektiğini, davacı şirketin beyanlarını destekler nitelikte bir araştırma raporu veya tutanak dosyaya sunulmadığını, ilgili kazadaki kusur oranları henüz belli olmadığını, davacı şirketin her ne kadar kaza yerinde kaza tespit tutanağından bahisle rücu şartlarının oluşmuş olduğundan söz etmiş olsa da, davacı tarafın talepleri hukuki dayanaktan yoksun olduğunu. nitekim taraflar arasında akdedilmiş bir Birleşik Kasko Sigorta Sözleşmesi olduğunu, Kasko sigortasına ilişkin genel şartlar Motorlu Kara Taşıtları İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında düzenlendiğini, davacının işbu Genel Şartlar'a bağlı olarak talepte bulunulması gerektiğini, davacı tarafından ise KZMSS Genel Şartlarına dayanılarak talepte bulunulmuş olup, davacının talepleri hukuki gerekçe ve dayanaktan yoksun olduğunu, bu yönüyle talepleri hukuki dayanaktan yoksun olan davacının davasının reddi gerektiğini, aynı zamanda davacının işbu davada dayandığı KZMSS Genel Şartları m. B.4'teki rücu halleri, "sigortalıya" rücu açısından düzenlenmiş olup, müvekkil şirketin işbu uyuşmazlıkta "sigortalı" sıfatına haiz olmadığı ve davanın müvekkil şirkete yöneltilemeyeceği de sabittir. Bu yönüyle ve tüm açıklanan sebeplerle davanın reddi gerektiğini, son kiracı ..., bu aracı tehlikesi kendisine ait olmak üzere işletmekte ve araç üzerinde fiili tasarruflarda bulunduğunu, ...'nın araç üzerinde fiili tasarruflarda bulunduğu ve aracı tehlikesi kendisine ait olarak işlettiği, imzaladığı sözleşmede de açıkça belirtildiğini, müvekkili şirket ise, iddia edilen kazada hiçbir kusuru ve/veya sorumluluğu olmadığı halde davanın tarafı konumunda olduğunu, bu husus hakkaniyete aykırılık yarattığını, bu nedenle KTK md. 3 gereği "işleten" sıfatı artık son kiracı Ahmet Şerif Durmuşkaya'ya geçmiş olup, müvekkil şirkete işleten sıfatıyla herhangi bir sorumluluk ve/veya kusur yüklenemeyeceğini, açıklanan sebeplerle davacının, tazminat taleplerini yalnızca ...'ya yönlendirmesi gerektiğini, akdedilen bireysel paylaşımlı araç kiralama sözleşmesince aracın kiralaması sırasında meydana gelecek tüm hasar, zarar ve kazalardan sorumlu kişi... olduğundan oluşan kazadan KTK hükümleri kapsamında müvekkil şirkete herhangi bir talebin yönlendirilmesi mümkün olmadığından, davanın müvekkil şirket yönünden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının, dava dilekçesinde her ne kadar rücu bedeli alacağı talep etmişse de işbu bedel fahiş olup, kabulü mümkün olmadığını, herhangi somut bir delile dayanmayan alacak talebinin reddini talep ettiklerini, müvekkil firmanın sorumlu olduğunu kabul anlamına gelmemekle beraber davacının belirttiği hasar bedeli olduğundan fazla gösterilmiş olup, alacağının kabulü mümkün olmadığını, her ne kadar davacı hasar raporunu delil olarak göstermiş ise de ancak davacı tarafça araçtaki hasara ilişkin, tedarikçilerden yedek parça, işçilik v.s. ile tamir/hasar giderim hizmeti faturalarının sunularak değerlendirmesi gerektiğini, davacının dava dosyasına sunduğu hasar raporu ile değerlendirme yapılması yetersiz ve yüzeysel olacağını, hasar raporunda yer almakta olan toplam hasar giderim bedeli planlanan tutan olduğunu, hasar faturalarının dava dosyasına ibraz edilmesi ile gerçekleşen olarak araçtaki hasar tutarının belirlenmesi gerektiğini, bu nedenle hasarın tespiti için Sayın davacı vekilinden dosyaya fatura sunulması sonrasında bilirkişi incelemesinin yapılmasını talep ettiklerini, kazaya karıştığı iddia edilen araç, yukarıda izah olunduğu üzere; en son ...'ya kiralanmış sevk ve idaresindeyken kazaya karışmış bir araçtır. Bu nedenle davanın ...'ya ihbarını talep ettiklerini, davanın müvekkili firma yönünden husumet yokluğundan, usul ve esastan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini savunmuştur.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Dava, 02/10/2023 tarihli trafik kazasına ilişkin kasko sigortası kapsamında ödenen bedelin 6102 sayılı TTKnın 1472.maddesi uyarınca rücuen tahsili amacıyla başlatılan İstanbul ...İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu hükümlerine göre, trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Dava konusu uyuşmazlıkta, dava dilekçesinde dava konusu kaza tarihinin 02/10/2023 olduğu belirtilmişse de, gerek kaza tespit tutanağı gerekse ödeme emri içeriğine göre kaza tarihinin 05/03/2024 günü olduğu, davalı tarafından cevap dilekçesinde ibraz olunan kiralama sözleşmesinin 07/02/2024-06/02/2026 tarihleri arasını kapsadığı, araç kiralayan kişinin ..., kullanan kişinin ise ...olduğu, bu itibarla ... plaka sayılı aracın iki yıl süreyle kiralanmış olması, araç kiralan kişiye fiilen teslim edildiğinin anlaşılması ve davalının araç kiralama alanında faaliyet göstermesi karşısında davalının işbu uyuşmazlık konusu talepler yönünden işleten sıfatını kaybettiği ve pasif husumetinin bulunmadığı anlaşıldığından davacı ... Anonim Şirketi tarafından davalı ...Anonim Şirketi aleyhine itirazın iptali ve takibin devamına yönelik açılan davanın ve icra inkar tazminatı isteminin pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
Tüm bunlarla birlikte, zarar gören davacının, davasını açmadan önce işletenin trafik kaydında adı yazılı kişi olup olmadığı konusunda bir araştırma yapmakla yükümlü olmadığı, olağan olanın, davanın trafik kaydında adı yazılı kişiye yöneltilmesi olduğu (Yargıtay 17.Hukuk Dairesi 2014/21009 Esas 2014/17379 Karar), davacının, araç maliki olan davalıya karşı dava açmasında kusuru bulunmadığı göz önünde bulundurulduğunda davalı ... Anonim Şirketi lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davacı ...Anonim Şirketi tarafından davalı ... Anonim Şirketi aleyhine itirazın iptali ve takibin devamına yönelik açılan davanın ve icra inkar tazminatı isteminin pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,
2.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcının, başlangıçta yatırılan peşin alınan 814,99-TL peşin harcın mahsubu ile fazla alınan 199,59-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine,
3.Davacı taraftan tahsil edilen 615,40-TL harcın ve davacı tarafından yapılan 370,00-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4.Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5.Davalı ... Anonim Şirketi lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6.Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.700,00-TL arabuluculuk ücretinin, davada haksız çıkan davacıdan alınarak 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile hazineye irat kaydına,
7.Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine re'sen iadesine,
Dair, E-duruşma ile katılan taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolunun açık olduğu, istinaf dilekçesinde istinaf yoluna başvuru konusu edilen hususlar ile nedenlerinin belirtilmesinin gerektiği, süresi içerisinde karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde hükmün kesinleşeceği ve infaz edilebileceği açıklanmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/07/2025
Katip
Hakim