Esas No
E. 2022/1741
Karar No
K. 2025/764
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku
T. C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.

HUKUK DAİRESİ 2022/1741 Esas - 2025/764 Karar

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2022/1741
KARAR NO: 2025/764

TÜRK MİLLETİ ADINA

KARAR

İNCELENEN DOSYANIN

MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 15/06/2022

NUMARASI : 2021/190 Esas 2022/493 Karar

DAVA: Menfi Tespit
DAVA TARİHİ: 01/06/2016
KARAR TARİHİ: 04/07/2025

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 04/07/2025

Taraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik verilen hükme karşı davacı ile davalı ... AŞ vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA

Davacı vekili Ankara Aile Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde özetle; Ankara 19. İcra Müdürlüğü'nün 2015/20362 esas sayılı dosyasında, müvekkilinin eşi ... aleyhinde davalı banka tarafından icra takibi başlatıldığını, bu takibin dayanağının dava dışı ... İnşaat Taah. Nak. San. Ve Tic. Ltd. Şti. ile davalı banka arasında akdedilen kredi sözleşmesi olduğunu, eşi ...'in bu sözleşmede kefil olarak imzasının bulunduğunu öğrendiğini,

TBK'nın 584/1 maddesine gereğince eşlerden birinin üçüncü kişinin borcuna ilişkin kefaletinin geçerli olabilmesi için diğer eşin buna muvafakatinin şart olduğunu ancak müvekkili ...'in söz konusu kredi sözleşmesinde eşinin kefil olarak yer almasına muvafakat etmediğini, bu nedenle söz konusu kefaletin geçerli olmadığını, buna rağmen bankanın geçerli bir kefalet varmışcasına kredi borcunun asıl borçlu tarafından ödenmediği gerekçesi ile aynı sözleşmede kefil durumunda bulunan başkaları ile birlikte davacının eşinin hakkında da Ankara 9. İcra Müdürlüğünün 2015/20362 esas sayılı dosyası üzerinde ilamsız icra takibi başlattığını, müvekkilinin takibe maruz olmadığını ancak sonucu itibari ile kendisinin mal varlığını etkileyeceğini, bu nedenle Ankara 19. icra Müdürlüğü'nün 2015/20362 esas sayılı dosyası üzerinde başlatılan icra takibinin dayanağı durumundaki dava dışı ... İnş. Taah. Nak. San. Ve Tic. Ltd. Şti. İle davalı banka arasında düzenlenen kredi sözleşmesinde ...'in kefil olarak yer almasına davacı ...'in muvafakat etmiş olmadığının, dolayısıyla davacının eşi ...'in sözleşmedeki kefaletinin hukuken geçerli bulunmadığının tespitine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

CEVAP

Davalı Banka vekili Ankara Aile Mahkemesine sunduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ... AŞ'nin ... Şubesi ile ... İnş. Taah. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile genel kredi sözleşmelerinin imzalandığı, bu kredi sözleşmeleri neticesinde adı geçen firmaya kredi tahsis edildiği, ...'in ise kredi sözleşmelerinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak yer aldığını, firmanın ödeme güçlüğü içine girmesi ve ödemeleri aksatması üzerine Ankara 28. Noterliğinin 21.08.2015 tarih ve 9810 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile nakit borçların ödenmesi ve gayrinakitlerin deposunun talep edildiğini, krediye ilişkin teminat olarak gösterilen ipotekli taşınmazların paraya çevrilmesi amacıyla Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2015/20362 esas sayılı dosyası ile fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak ve de tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla ilamlı takip dosyası oluşturulduğunu, davaya bakmaya ticaret mahkemelerinin görevli olduğunu, Aile mahkemesinin görevli olmadığını, yine davacının dava açma sıfatının bulunmadığından davanın reddini, yine davacı tarafından ipotek tesis işlemleri nedeniyle müvekkil bankaya çeşitli tarihlerde muvafakatname verildiğini söz konusu imzaların şubede ve huzurda atıldığını, bu nedenle öncelikle davanın görev nedeniyle, aksi halde husumet yokluğundan ve de esastan reddine karar verilmesini talep ve cevap etmiştir.

Dahili davalı ... Ankara Aile Mahkemesine sunduğu cevap dilekçesinde özetle;davalı bankanın ... İnş.Ltd Şti ye kredi kullandırdığında kendisinden kefalet aldığını ancak eşinin bu sırada yanında olmadığını, eş onayı gerektiğinin de söylenmediğini, eşinin sonrada bankaya gidip gitmediğini bilmediğini, eşinin okuma yazma bilmediğini, imza atmadığının, imza kullanmadığından parmak bastığını, kefaletin geçerli olması için eş onayı gerektiğinin kendisine bildirilmediğini, davalı olmayı ve davayı kabul etmediğini bildirmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; tüm dosya kapsamına göre, davalı banka tarafından davacı eşi ... aleyhinde Ankara 9.İcra Müdürlüğü'nün 2015/27259 esyılı ilamsız icra takibine konu edilen genel kredi sözleşmelerin deki ... kefaletine davacı eşin muvafakati alınmadığından kefaletin geçersiz olduğunun tespiti istemine ilişkin olduğu kabul edilerek, söz konusu takibin dayanağı olduğu bankacı bilirkişi raporu ile tespit edilen 24.12.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde, ... kefaletine eşi ...'in muvafakatın içeren belgedeki imzanın adı geçene ait olup olmadığı, yapılan bilirkişi incelemesiyle tespit edilemediğinden imzanın eş davacı ...'e ait olduğunu bu iddia bulunan davalı bankanın ispatı gerektiği, ancak bu yönde bir ispat olmadığından, söz konusu sözleşmede ki ...'in kefaletinin geçerli olmadığı kabul edildiği, yine takibin dayanağını teşkil ettiği bankacı bilirkişi raporunda anlaşılan 09/04/2014 tarihli ve 16.000,00TL tutarlı diğer kredi sözleşmesindeki kefalete ise eş muvafakatinin alınmadığı bu nedenle bu sözleşmeye dayalı olarak ...'in kefaletinin geçerli olmadığı görülmekle, davacı eşi, ...'in aleyhinde Ankara 9. İcra Müdürlüğünün 2015/27259 esas sayılı dosyasında başlatılan takipte takip dayanağı kredi sözleşmelerindeki kefaletlerin geçerli olmaması nedeniyle aleyhinde başlatılan takipte dolayı borçlu olmadığı, davacının eşi aleyhinde geçersiz kefalete dayalı başlatılan takip nedeniyle aile mal varlığının haciz baskısına maruz kalmaması vede korunması bakımında menfaati bulunduğu nazara alınarak aktif dava ehliyeti olduğu kabul edilerek davacının, davalı banka aleyhindeki davasının kabulü ile; Ankara 9. İcra Müdürlüğü'nün 2015/27259 esas sayılı dosyasında davacının eşi ...'in davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine, ayrıca dosya kapsamında doğru icra takip dosya numarasının 9. İcra Müdürlüğü'nün 2015/27259 esas olduğu halde 15/06/2022 tarihli celsesinde maddi hataya dayalı olarak icra müdürlüğü numarasının "9 " yerin, "19" olarak zabta geçtiği anlaşılmakla, gerekçeli karar da iş bu maddi hataya dayalı yazım yanlışının düzeltilmesine, yine iş bu davada davanın açılmasında hukuki menfati olan davalı kefil Hasan Keskinin dahili davalı olarak yer alması yerinde olmadığından aleyhinde ki davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin çoğunluk kararında yapılan tespitler ve ulaşılan sonuç, hukuken doğru olmakla birlikte kararın hüküm bölümünün müvekkilin işbu davadaki taleplerini karşılamadığını, bu durumun karardaki muhalefet şerhinde de belirtildiğini, davacının bu dava ile eşi ...'in sorumluluğuna yol açan davalı bankaya yönelik kefalet sözleşmelerinin hukuken geçersiz olduğunun tespit edilmesi sonucuna ulaşmak istediğini, ancak çoğunluk kararında, talebinin İİK'nun 72. maddesine göre nitelendirilerek sadece Ankara 9. İcra Müdürlüğü'nün 2015/27259 sayılı icra takibinde müvekkilin eşi ...'in borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş olmasının hatalı ve eksik olduğunu, bu nedenle hüküm bölümünün 1 nolu bendinin, "Davacının davalı banka aleyhindeki davasının kabulü ile Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2015/20362 esas ve Ankara 9. İcra Müdürlüğünün 2015/27259 esas sayılı takip dosyalarının dayanağını oluşturan 24/12/2012 Tarihli 8.000.000.TL tutarlı ve 09/04/2014 tarihli 16.000.000. TL tutarlı genel kredi sözleşmelerindeki davalı ...'in kefaletlerinin hukuken geçerli olmadığının tespitine" şeklinde düzeltilmesini ve 6. nolu bendinde müvekkil lehine hükmedilen 5.100,00 TL vekalet ücretinin kaldırılarak, hukuken geçersizliğine karar verilmesi gereken sözleşme bedelleri üzerinden nispi olarak hesaplanacak vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... AŞ vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının taraf sıfatı bulunmadığını, davalı bankaya husumet yöneltmesinin olanaklı olmadığını, davacının kötü niyetli olup, davanın davalı bankanın alacaklarına kavuşmasının engellenmesine yönelik olarak açıldığını, davacının imzalarının davalı bankanın çalışanları huzurunda alındığını, dosya kapsamında 3 adet imza incelemesine dair bilirkişi raporu bulunmakta olup 1. raporda imzaların davacıya ait olmadığının, diğer 2 raporda ise imzanın aidiyetine dair kanaat oluşturulamadığının belirtildiği, mukayese imzaların başka kurumlardan da araştırılarak getirtilmesi ve karşılaştırmalı olarak incelenmesi gerektiğini, imzaların davacıya ait olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, genel kredi sözleşmesinde yer alan kefalette eş rızasının bulunmaması nedeniyle kefaletin geçersiz olduğunun tespiti istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;

Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2015/20362 esas sayılı dosyasının incelendiğinde; alacaklı ... A.Ş.,tarafından borçlular dahili davalı ... ile ... İnş. Ltd Şti vd aleyhine 1.745.073,06 TL nakdi alacağın tahsili ve 6.875.220,00 TL gayri nakdi alacağın depo edilmesi talebi ile genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan birden fazla taşınmaz ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı görülmüştür. Ankara 9. İcra Müdürlüğü'nün 2015/27259 esas sayılı dosyası incelendiğinde; alacaklısının ... A.Ş., borçlularının dava dışı ....Ltd Şti, ... ...vd olup, banka ile ... İnş ... Ltd Şti arasında imzalanan 24/12/2012 tarihli ve ...'nin müteselsil kefil olarak imzaladığı 8.000.000,00 TL limitli ve yine 07/04/2014 tarihili ve 16.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmeleri ile Ankara 28. Noterliğinin 21.08.2015 tarihli ve 09810 yevmiye numaralı ihtarnamelerine dayılı ilamsız icra yolu ile toplam 1.452.267,38 TL'nin tahsili için icra takibi başlattığı, takibe 24/12/2012 tarih 8.000.000,00 TL bedelli ve 09/04/2014 tarih 16.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmelerinin dayanak yapıldığı anlaşılmıştır.

Davacı ... tarafından Ankara 19. icra Müdürlüğü'nün 2015/20362 esas sayılı dosyası üzerinde başlatılan icra takibinin dayanağı durumundaki dava dışı ... İnş. Taah. Nak. San. Ve Tic. Ltd. Şti. ile davalı banka arasında düzenlenen kredi sözleşmesinde ...'in kefil olarak yer almasına davacı ...'in muvafakati bulunmadığının ve kefaletinin hukuken geçerli olmadığının tespitine karar verilmesi talebiyle Ankara 6.Aile Mahkemesi'ne açılan davanın daha sonra Ankara 15. Aile Mahkemesinin açılması ile bu mahkemeye devri sonrasında aldığı 2018/60 esas numarasında yapılan yargılama neticesinde, 19/12/2019 tarih, 2019/898 karar sayılı ilam ile davaya Asliye Hukuk Mahkemesinden bakılacağından bahisle görevsizlik kararı verildiği, dosyanın Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderildiği, bu mahkemece yapılan yargılama neticesinde; 19/11/2020 tarih, 2020/86 esas, 2020/ 663 karar sayılı ilamı ile, davacının, banka ile eşi ... arasında imzalanan kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığının tespiti istemiyle açığı davada aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Dairemizin 04/03/2021 tarih ve 2021/300 esas 2021/328 karar sayılı ilamı ile davaya Asliye Ticaret Mahkemelerinin bakmakla görevli olduğundan ilk derece mahkeme kararın kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın görevli ve yetkili Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri tevzi bürosuna gönderilmesine karar verildiği ve dosyanın Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yukarıda belirtilen esasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır.

Dosya kapsamında yer alan bankacı bilirkişiden alınan raporda özetle; dosyada Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2015/27259 esas sayılı dosyasının ve 2015/20362 sayılı dosyasının bulunduğunu , 2015/20362 esas sayılı dosyası incelendiğinde; davalı banka tarafından ... İnş. Taah. Nak. San. Ve Tic. Ltd. Şti., ..., ..., ...- İNŞ. Tur. Elek. Tel. İlt. Nak. San. Ve Tic. AŞ. ile ... Elek. Tur. Ltd. Şti. aleyhinde 1.745.073,36 TL nakdi alacağın tahsili ve 6.875.220,00 TL gayrinakdi alacağın depo edilmesi talebi ile 11/09/2015 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibi başlatıldığı, söz konusu dosya kapsamında davalı banka ile dava dışı ... İnş. Taah. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında akdedilmiş bir sözleşmenin bulunmadığı, icra dosyası kapsamında 5 adet taşınmaza ilişkin ipotek belgelerinin mevcut olduğu, taşınmazlarda aile konutu niteliğinin olduğu ve davacı ...'in eş muvafakatlerinin alındığı, bunlardan 02/05/2013 tarihinde düzenlenen 1 nolu, 2 nolu, 3 nolu ve 5 nolu bağımsız bölüme ilişkin ipotek tesis edilen gayrimenkulün ''aile konutu niteliğinde'' olduğu ve davacı ...'in 30/04/2013 tarihli eş muvafakatinin alındığı, ancak dava konusu edilen kredi sözleşmelerinin Ankara 19. İcra Müdürlüğü'nün 2015/27259 esas sayılı ilamsız icra takibine konu edilen 2 adet genel kredi sözleşmesi olduğu, bu dosyaya ilişkin olarak davalı banka tarafından sunulan kredi sözleşmelerinin ise 24/12/2012 tarihli 8.000.000,00TL tutarlı sözleşme olup, bu krediye konu olan kefalet için davacı ...'in 24/12/2012 tarih itibariyle eş muvafakatinin alındığı, 09/04/2014 tarihli ve 16.000,00 TL tutarlı sözleşmeye ise eş muvafakatinin alınmadığının tespit edildiği, yine Ankara 19.İcra Müdürlüğünün 2015/20362 esas sayılı dosya kapsamında mevcut ipotek sözleşmeleri için alınmış olan eş muvafakatlerinin işbu dava kapsamında dikkate alınıp alınmayacağı hususunun takdirinin Mahkemeye ait olduğunu, Ankara 19.İcra Müdürlüğünün 2013/27259 esas sayılı doya üzerinden başlatılan ilamsız icra takibine;

24/12/2012 tarihli sözleşmede 8.000.000,00 TL, 09/04/2014 tarihli sözleşmede 16.000.000,00 TL tutarlarındaki sözleşmelerin dayanak yapıldığı, ...'in 24/12/2012 tarihli 8.000.000,00 TL tutarlı sözleşmeye olan kefaleti için davacı ...'in 24/12/2012 itibariyle eş muvafakati alındığını, ...'in 09/04/2014 tarihli 16.000.000,00 TL tutarlı sözleşmeye ise eş muvafakati alınmadığı tespit edilmiştir.

Mahkemece grafolog bilirkişiler ...'den aldırılan 28/03/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; davaya konu edilen 24/12/2012 tarihli 8.000.000,00 TL tutarlı genel kredi sözleşmesi ekindeki muvafakatnamede ... adına atılı imzaların, ...'in elinden çıkıp çıkmadığı hususunda teknik incelemeye dayalı olarak herhangi bir kanaat beyanında bulunulmasının mümkün olamadığının bildirildiği görülmüştür.

Yine dosya kapsamında yer alan ve Aile Mahkemesinde yürütülen yargılama sırasında grafolog bilirkişi ...'den alınan raporda özetle; davalı banka vekili tarafından sunulan ve davacının eşi ...'in ipotek akitlerine muvafakatına ilişkin 3 adet 30/04/2013 tarihli, 09/02/2015 tarihli ve 24/06/2015 tarihli olmak üzere 5 adet ipotek muvafakat dilekçeleri asılları ile yine 05/10/2012 tarihli, 24/12/2012 tarih ve 08/04/2012 tarihli genel kredi sözleşmeleri kefaletine verdiği muvafakat/ onaylara ilişkin belge asılları üzerinde 8 adet kredi /ipotek muvafakatnamelerinde ki imzalarının hiçbirinin, mevcut mukayese imzalarına kıyasen, davacının eli ürünü olmadığının belirtildiği, bu hali ile davaya konu edilen 24/12/2012 tarihli muvafakatnamede ... adına atılı imzanın davacının eli ürünü olmadığının tespit belirlendiği,

Yine Aile Mahkemesinde yürütülen yargılama kapsamında bilirkişi ...' dan alınan 20/05/2019 tarihli raporda ve Ankara Polis Kriminal Labortuvarından alınan raporda davaya konu edilen 24/12/2012 tarihli muvafakatnamedeki imzanın incelenmediği, bu raporlarda davacının, eşi ...'in ipotek akitlerine muvafakatine ilişkin 3 adet 30/04/2013 tarihli, 09/02/2015 tarihli ve 24/06/2015 tarihli olmak üzere 5 adet dilekçelerindeki imzaların yani 8 adet ipotek muvafakatnameleri üzerinde imza incelemesi yapıldığı, davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiği ancak söz konusu 8 adet ipotek muvafakatnamelerinin davamızın konusu olmadığı anlaşılmıştır.

Somut olayda, davacı vekilinin Ankara 19. icra Müdürlüğü'nün 2015/20362 esas sayılı dosyası üzerinde başlatılan icra takibinin dayanağı durumundaki dava dışı ... İnş. Taah. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile davalı banka arasında düzenlenen kredi sözleşmesinde ...'in kefil olarak yer almasına davacı ...'in muvafakat etmediğinin ve dolayısıyla davacının eşi ...'in sözleşmedeki kefaletinin hukuken geçerli olmadığının tespitine karar verilmesini dava ve talep ettiği görülmüştür. Davacının eşi dahili davalı ... hem kredi sözleşmesinde kefil hem de ipotek veren durumundadır. Bir davada olayları açıklamanın taraflara, hukuki nitelendirmenin hakime aittir.

İncelenen ipotek akit tablolarında aile konutu olduğu için eş muvafakatinin bulunduğu görülmekle, her ne kadar Aile Mahkemesi yargılaması kapsamında alınan bilirkişi raporlarında iş bu ipotek tesisi için verilen eş muvafakatine ilişkin belgelerde imza incelemesi yapılmış ise de, davacının talebinin ipoteğin geçersizliği olmayıp, dahili davalı eş ile davalı banka arasında imzalanan kefalet sözleşmesinin eş rızası alınmadığı için geçersiz olduğunu yönünde olduğu, bu bağlamda davacının talebinin ve dava sonucu ulaşmak istediği sonucun , dosya numarası bildirilen icra takipleri dolayısıyla İİK 72 madde uyarınca borçlu olmadığının tespitine ilişkin olmayıp, icra takibinin dayanağı olan hukuki ilişkinin yani 24/12/2012 tarihli 8.000.000,00 TL bedelli ve 09/04/2014 tarihli 16.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmelerine kefil olan davacının eşi dahili davalı ...'in kefaletinin geçersiz olduğunun tespiti olduğu anlaşılmıştır.

Bu bağlamda taraf vekillerinin istinaf itirazları doğrultusunda dosya kapsamındaki uyuşmazlığın, davacının eşi ...'in müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı 24/12/2012 tarihli 8.000.000,00 TL bedelli ve 09/04/2014 tarihli 16.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmelerinin imzalandığı tarihte eş rızasının aranıp aranmadığı, eş rızası gerekmekte ise sözleşme üzerinde yer alan ... imzasının davacıya ait olup olmadığının tespiti, davacı tarafın eldeki tespit davasını açmada hukuki yararı ve davacının aktif dava ehliyeti, davalı bankanın pasif husumeti bulunup bulunmadığı ve davacı lehine maktu vekalet ücreti hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olup olmadığının belirlenmesi noktasında toplandığı anlaşılmıştır.

Bu bağlamda somut olay irdelendiğinde; davacı tarafça, davacının eşi ile dava dışı ... İnş. Taah. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında davaya konu edilen ( Ankara 19.İcra Müdürlüğünün 2015/20362 esas sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe ve Ankara 19.İcra Müdürlüğünün 2013/27259 esas sayılı doyası üzerinden başlatılan ilamsız icra takibine dayanak) 24/12/2012 tarih 8.000.000,00 TL, 09/04/2014 tarih 16.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesinde yer alan kefalette eş rızasının bulunmaması nedeniyle kefaletin geçersiz olduğunun tespiti talep edilmiştir.

Tespit davası, eda davasının öncüsü olup, işlevi bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının tespitinden ibarettir. Eda davalarında ise tespit işlevinden başka, ikinci bir (eda) bölüm vardır ki, bu bölüm tespit davalarında mevcut değildir. İşte bu nedenledir ki eda davası, aynı konudaki tespit davasını da (talebini) içeren geniş kapsamlı bir davadır. Tespit davasının konusu bir hukuki ilişki olmalı ve davacının, bu hukuki ilişkinin var olup olmadığının hemen tespit edilmesinde hukuken korunmaya değer güncel bir menfaati bulunmalıdır. Bir hukuki ilişkinin hemen tespit edilmesinde hukuki yararın bulunduğunun kabulü için ise; davacının bir hakkı veya hukuki durumunun hali hazır bir tehlike ile tehdit edilmiş olması, bu tehdit sebebiyle davacının hukuki durumunun tereddüt içinde bulunması, tespit davasının bekletilmesinin davacıya zarar vermesi ve tespit hükmünün bu tehlikeyi ortadan kaldıracak kabiliyette olması gerekir. Bir davada hukuki yararın bulunup bulunmadığı dava şartıdır. Tespit davası açılabilmesi için henüz eda davası açma zamanının gelmemiş olması veya eda davası açılmasının mümkün olmaması ve böyle bir davanın açılmasında davacının hukuki yararının bulunması gerekir. Bunu hakim görevi gereği re'sen araştırmak durumundadır.

Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2015/20362 esas sayılı dosyasının incelendiğinde; alacaklısı davacı banka tarafından, muhataplarının dahili davalı ... ile ... İnş. Ltd Şti ve diğerleri olan, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun tahsili amacıyla ... tarafından verilen ve aile konutu iddiası olan taşınmazın da içinde bulunduğu birden fazla taşınmaz ipoteğinin paraya çevrilmesi amacıyla takip ve yine aynı genel kredi sözleşmelerine dayanılarak Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2015/27259 esas sayılı dosyasında ilamsız icra takibi yapıldığı ve halen derdest olduğu , hal böyle olunca davacının mal varlığını ilgilendirilen iş bu davayı açmakta güncel ve korunmaya değer hukuki yararı bulunmakla birlikte, sübjektif bir hakkı (yani tespit hükmünün elde edilebilmesine ilişkin hakkı) dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine ait olduğundan, anılan sübjektif hakka ilişkin eldeki davada davacının davacı olma sıfatına yani aktif husumete sahip olduğu,

Bir sübjektif hak kendisinden istenebilecek olan kişinin ise, o hakka uymakla yükümlü olan kimse olup, bu da pasif husumet (davalı sıfatı) olarak adlandırıldığı, aleyhine tespit hükmü alınmak istenen yani sübjektif hak kendisinden istenilen kişinin de davalı banka olduğu ve davalı bankanın somut uyuşmalıkta pasif husumetinin bulunduğu anlaşılmakla, davalı banka vekilin eldeki davada davacının aktif, davalının pasif husumeti bulunmadığı yönündeki istinaf itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.(Emsal Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 13/12/2023 tarih, 2022/3466 E, 2023/7326 K, 04/02/2025 tarih, 2024/1924 E, 2025/484 K)

Davalı banka vekilinin, başka kurumlardan da tatbike medar imza örnekleri getirtilerek imza incelemesi yapılması gerektiği ve davaya konu kefaletlerin geçerli olduğuna ilişkin istinaf itirazları değerlendirildiğinde; mahkemece davacının birden fazla tatbike medar samimi imza örneklerini içerir belge asıllarının celbi suretiyle mahkemece usulüne uygun alanında uzman grafolog bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, Aile Mahkemesinde yürütülen yargılama sırasında grafolog bilirkişi ...'den alınan rapor ile davaya konu edilen 24/12/2012 tarihli muvafakatnamede ... adına atılı imzanın davacının eli ürünü olmadığının, eldeki yargılama kapsamında grafolog bilirkişiler ...'den aldırılan 28/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda da, davaya konu edilen 24/12/2012 tarihli 8.000.000,00 TL tutarlı genel kredi sözleşmesi ekindeki muvafakatnamede ... adına atılı imzaların, ...'in elinden çıkıp çıkmadığı hususunda teknik incelemeye dayalı olarak herhangi bir kanaat beyanında bulunulmasının mümkün olamadığının bildirildiği, bu durumun davacı lehine yorumlanması gerektiği, dava konusu muvafakatnamede ... adına atılı imzanın ...'e ait olduğunun ispat yükünün davalı alacaklı bankada olduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 09/03/2022 tarih, 2020/6799 E., 2022/1648 K., sayılı ilamının da bu doğrultuda olduğu anlaşılmakla, 24/12/2012 tarihli 8.000.000,00 TL tutarlı genel kredi sözleşmesi ekindeki muvafakatnamede ... adına atılı imzanın davacının eli ürünü olmadığının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davaya konu 24/12/2012 tarihli, 8.000.000,00 TL bedelli ve 09/04/2014 tarihli, 16.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmeleri 6098 sayılı TBK'nun yürürlüğü döneminde akdedilmiştir.

Dosya kapsamında yer alan 04 Aralık 2013 tarih ve 992 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi nüshasına göre dahili davalı ...'in ... İnşaat Taah. Nak. San.ve Tic. Ltd.Şti nin ortağı ve yetkilisi iken bu şirketteki hisselerinin tamamını Diyarbakır 2. Noterliğinin 21/11/2013 tarih ve 27841 yevmiye nolu tasdikli hisse devir sözleşmesi ile ...'e devrettiği devrin ortaklar kurulu kararı ile kabul edilerek Ticaret Sicil Gazetesininde yayınlanması ile ortaklığının sona erdiği anlaşılmıştır. 6098 TBK'nın 584.maddesinin; "Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez.(Ek fıkra: 28.03.2013 - 6455/77 md.) Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz." şeklinde düzenlendiği görülmüştür.

Eşin yazılı rızasının verilmesi adi yazılı şekle tâbidir. Yani rıza beyanının eş tarafından imzalanması gerekli ve yeterlidir. Ancak rıza somut ve belirli bir kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce veya en geç sözleşmenin kurulması anında verilmelidir (TBK m.584). Dolayısıyla gelecekte yapılacak kefalet sözleşmelerini de kapsayacak şekilde genel bir rıza verilemeyeceği gibi sözleşmenin yapılmasından sonra (geçersiz sözleşmeye geçerlik kazandırmak için de) rıza verilemez. Türk Borçlar Kanunu'nun 584/1 inci maddesine göre rıza sonradan verilecek icazet ile tamamlanmadığından, eşin izni tamamlayıcı unsur değil geçerlilik unsurudur. Yani kefalet sözleşmesinin geçerli olarak kurulabilmesi için eşin rızası mutlaka gereklidir. Aksi halde kefalet sözleşmesi geçersiz olacaktır. Zira rıza, eşin kefil olma ehliyetini sınırlar ve rızanın yokluğunun yaptırımı kesin hükümsüzlüktür. Bu geçersizlik hakim tarafından resen dikkate alınır (Gümüş, M.A.: Borçlar Hukuku, Özel Hükümler, İstanbul 2014, s.348).

Bu bağlamsa somut olay irdelediğinde, davaya konu 24/12/2012 tarihli sözleşme zamanında eş muvafakati zorunlu iken sonradan yürürlüğe giren 28/03/2013 tarihli yasa değişikliği ile şirket ortak yada yöneticisi için eş rızası gerekmediği, 24/12/2012 tarihli 8.000.000,00 TL tutarlı genel kredi sözleşmesine ek davacı adına alınan eş muvafakkat belgesindeki imzanın davacıya ait olduğu davacı bankaca ispatlanamadığı, davacının 24/12/2012 tarihli genel kredi sözleşmesine eşi dahili davalının n kefaletine muvafakati olmadığından bu kefaletin geçersiz olduğu, yine 09/04/2014 tarihli, 16.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi tanzim edilirken davacının eş muvafakati alınmamış ise de, 28/03/2013 tarihli yasal düzenlemeden sonra şirket ortaklarının eş rızasının alınması gerekmediği, ancak dahili davalı el ...'in 21/11/2013 tarihinde şirket ortaklığından ayrıldığı, bu hali ile 09/04/2014 tarihinde şirket ortağı olmamasına rağmen, 09/04/2014 tarihli 16.000.000,00 TL tutarlı genel kredi sözleşmesine ilişkin ise eş muvafakati alınmadığı, bu bağlamda Kanun metninden de görüldüğü üzere kefalet sözleşmesinin geçerliği, eşin rızasının alınmış olması koşuluna tabi olmasına rağmen davacı eşin rızasının her iki dava konusu genel kredi sözleşmesi tanzim edilirken alınmadığı, bu sebeple davalı banka ile dahili davalı eş ... arasında geçerli bir kefalet sözleşmesinin bulunmadığı, emredici olan bu düzenlemeden, eşlerin feragat etmesi mümkün olmadığından, davalı tarafça davacının kötü niyetli olup hakkın kötüye kullanıldığının da iddia edilemeyeceği anlaşılmakla davalı banka vekilinin bu yöndeki istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

Davacı vekilinin istinaf itirazları irdelendiğinde; 6100 sayılı HMK'nun 26 maddesi uyarınca; Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.

Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça davacının eşi ile dava dışı ... İnş. Taah. Nak. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında davaya konu edilen 24/12/2012 tarih 8.000.000,00 TL, 09/04/2014 tarih 16.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesinde yer alan kefalette eş rızasının bulunmaması nedeniyle kefaletin geçersiz olduğunun tespiti talep edildiği, Mahkemece 6100 sayılı HMK'nun 26 maddesine ve talebe aykırı olarak, Ankara 9. İcra Müdürlüğü'nün 2015/27259 esas sayılı dosyasında davacının eşi ...'in davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verildiği anlaşılmakla davacının bu yöndeki istinaf itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Yine Davacı vekilinin lehine nispi vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiği yönündeki istinaf itirazı irdelendiğinde;

Tespit davaları bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının saptanmasına ilişkin davalardır. Bu tespit işlemi eda davalarında da vardır. Bundan başka eda davalarının ikinci bir eda bölümü vardır ki, bu bölüm tespit davalarında yoktur. Bu nedenle eda davası, aynı konudaki tespit davasını (talebini) de içeren daha geniş kapsamlı bir davadır (B.Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü, 2001-6. Baskı, 2.Cilt, Sayfa 1412-1417). Bundan dolayı “...Tespit davası eda davasının öncüsü durumundadır...” (07/07/1965 gün 1965/5 Esas, 1965/5 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı). Öncüsü olduğu eda davası gibi konusu malvarlığı (mamelek) hakkıdır ve belli bir değer (para veya para ile değerlendirilebilen bir şey) ile ilgili bir dava niteliğini taşıdığından 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 16.maddesi uyarınca “Değer ölçüsüne göre harca tabi” işlemlerden olup, (1) sayılı tarife uyarınca nispi harç alınması gerekmektedir. Bu ilkeler YHGK'nın 21/01/2009 tarih ve 21-805 E., 12 K., ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 10/09/2019 tarih, 2018/73132 esas, 2019/6454 karar sayılı ilamlarında da vurgulanmış ve açıklanmıştır.Nispi harç alınması gereken davalarda da nispi vekalet ücreti hükmedilmesi gerekmektedir.

Tüm bu nedenlerle, davalı banka vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına davacının davasının kabulü ile, 24/12/2012 tarihli 8.000.000 TL tutarlı ve 09/04/2014 tarihli 16.000.000 TL tutarlı genel kredi sözleşmelerindeki davalı ...'in kefaletlerinin hukuken geçerli olmadığının tespitine, davacı lehine nispi vekalet ücreti hükmedilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

A)1-Davalı banka vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2.Davalıdan alınması gerekli olan 1.639.440.000,00 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.639.439.919,3‬0 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

3.Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, B)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/06/2022 tarih ve 2021/190 Esas 2022/493Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1).b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

2.Davacının davasının KABULÜ ile, Davaya konu 24/12/2012 tarih 8.000.000,00 TL ve 09/04/2014 tarih 16.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmelerinde dahili davalı ...'in kefaletlerinin hukuken geçersiz olduğunun tespitine,

3.Davacının davalı ... aleyhindeki davasının pasif husumet yokluğundan REDDİNE,

4.Alınması gereken 1.639.440,00 TL harçtan peşin alınan 29,20 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.639.410,8‬0 TL'nin davalı ... A.Ş.'den alınarak hazineye irad kaydına,

5.Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olarak 29,20-TL başvuru harcı, 29,20-TL peşin harç, 4,30 TL vekalet harcı, tebligat ve müzekkere masrafı 501,10-TL, bilirkişi ücreti 300,00 TL toplam 867,8‬0 TL'nin davalı ... A.Ş.'den tahsili ile davacıya verilmesine,

6.Dosyada 02/06/2021 tarihinde adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi sebebiyle suçüstü ödeneğinden karşılanan 4.500,00 TL bilirkişi ücretinin davalı ... A.Ş.'den alınarak hazineye irad kaydına,

7.Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 848.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalı ... A.Ş.'den tahsili ile davacıya ödenmesine,

8.HMK 333 maddesi gereğince yatırılan gider avansından kalanın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, B)1-Davacı ...'in adli yardım talebi kabul edilmiş olmakla ve davacıdan harç alınmamış olmakla bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

2.Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan 112,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 04/07/2025 Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi-

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog