2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARARIN
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;
İSTEM
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin kumaş başta olmak üzere çeşitli tekstil emtialarının yurt içi ve yurt dışına satışı alanlarında faaliyet gösteren köklü ve kurumsal bir şirket olduğunu, müvekkil ile davalı arasında da, çeşitli tekstil emtialarının alım-satımını konu alan ticari bir ilişki mevcut bulunduğunu, süregelen işbu ticari ilişki kapsamında, müvekkili tarafından birçok tekstil emtiası davalıya satıldığını ve teslimi gerçekleştirildiğini, Davalının takip tarihi itibari ile müvekkili şirketine 13.113,97 Amerikan Doları borcu bulunduğunu, bunun üzerine, taraflarınca Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün .....
E. Sayılı dosyası kapsamında davalı aleyhine icra takibi başlatılarak satış ve teslimi gerçekleştirilen tekstil emtialarından kaynaklanan alacağın tahsili talep edildiğini, davalı tarafın takibe itiraz etmesi üzerine takip durduğunu ve taraflarınca Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi ..... Esas sayılı dosyası ile itirazın iptali talepli dava ikame edildiğini, yine ayrıca, davalı tarafça Bakırköy ..... İcra Hukuk Mahkemesi .....Esas sayılı dosyası ile takibin iptali talepli dava ikame edildiğini, Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi ...... Esas, ..... Karar sayılı kararı ile "takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para alacağının karşılığının gösterilmediği" gerekçesiyle itirazın iptali davasının usulden reddine karar verdiğini, Bakırköy ..... İcra Hukuk Mahkemesi ..... Esas, .... Karar sayılı kararı ile takibin iptaline karar verildiğini, tüm bu aşamalardan sonra, taraflarınca bir kısım usuli eksiklikler giderilerek Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ....
E. Sayılı dosyası kapsamında davalı aleyhine icra takibi başlatılarak satış ve teslimi gerçekleştirilen tekstil emtialarından kaynaklanan alacağın tahsili talep edildiğini, anılan icra takibine karşı davalı tarafından haksız, hukuka aykırı ve kötü niyetli olarak itiraz edilmiş olup işbu itirazın, alacağı sürüncemede bırakma maksadıyla gerçekleştirildiğini beyan ederek davanın kabulü ile, davalının Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı icra takip dosyasındaki borca itirazının iptali ile takibin devamına, haksız, hukuka aykırı ve kötü niyetli itiraz ile takibin gecikmesine ve alacağın tahsilinin sürüncemede kalmasına sebebiyet veren davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davaya konu icra takibi ile tarafları ve konusu aynı olan, aynı alacak iddiasına dayanan başka bir icra takibi ve söz konusu icra takibine ilişkin dava tarihi itibariyle kesinleşmemiş, derdest bir "itirazın iptali davası" bulunduğundan huzurdaki davanın usulden reddi gerektiğini, davacı tarafından Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün .....E. Sayılı dosyası ile başlatılan icra takibi ile borcun "13.113,97 USD Takip Tarihi borçluya satılıp teslim edilen tekstil kumaşlarından emtialardan kaynaklı alacak" sebebine dayandırıldığı; takip dayanağı belge sunulmadığının görüldüğünü, davacı tarafından sunulan e-irsaliye belgelerinde müvekkiline teslim edildiği iddia edilen malların tamamında bedel olarak 0-TL gösterildiğini, faturaların gönderim şekli ise "kağıt" olarak düzenlenerek üzerine şerh düşüldüğünü ve söz konusu faturalar sevk tarih ve saatinden çok daha sonra tanzim edildiğini, davacı tarafından keşide edilen faturaların müvekkiline tebliğ edildiğine dair hiçbir delil olmadığı gibi kağıt olarak düzenlenen faturaların sevk saatinden çok daha sonra tanzim edilmesi nedeniyle, faturaların sevk esnasında da müvekkiline tebliğ edilmediğini; bu haliyle faturaların kesinleşmediğinin açık olduğunu, her ne kadar davacı tarafından müvekkilinin e-irsaliye faturalarına itiraz etmediği ileri sürülse de, davacı tarafından tanzim edilen e-irsaliye faturalarında "irsaliye zamanı" ile "sevk zamanı" arasında yalnızca "1 saniye" bulunduğunu, dolayısıyla davacının düzenlemiş olduğu e-irsaliyelere karşı müvekkilinin herhangi bir şekilde ret, itiraz ve iptal imkanı bulunmadığını, davacının açıkça ve kötü niyetli olarak, sevk etmediği emtiaları "usulsüz olarak düzenlediği e-irsaliye belgeleri ile sevk etmiş gibi gösterdiğini ancak hiçbir malı müvekkiline teslim etmediğini beyan ederek davanın derdestlik nedeniyle usulden reddine, aksi kanaatte ise; takip ve dava dosyaları birlikte ele alındığından bilirkişi incelemesine konu edilmeden esastan reddine, haksız ve kötü niyetli davacı aleyhine, davalı müvekkili lehine %40'TAN aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyasıyla davalı takip borçlusu aleyhine"borçluya satılıp teslim edilen tekstil kumaşlarından ve emtialarından kaynaklanan alacak" istemine dayanılarak başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. -Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş, keşif icra edilmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. -Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 13.113,97 USD asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "borçluya satılıp teslim edilen tekstil kumaşlarından ve emtialarından kaynaklanan alacak" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. -2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. -İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). -Somut olayda tarafların iddia ve savunmaları kapsamında davacı taraf davalı ile aralarında ticari ilişki kapsamında davalı tarafa tekstil emtialarının teslim edildiğini, buna rağmen alacakların ödenmediğini iddia etmekte iken davalı taraf, teslim edilmeyen mallar için fatura düzenlendiğini davacı yanın alacağının bulunmadığını iddia etmektedir. -Davaya konu alacağın incelenmesinde; alacağın taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisine dayandığı anlaşılmaktadır. -Satış sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun 207 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satış sözleşmesinin geçerli olabilmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında bedelin alıcı tarafından alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. 6100 sayılı HMK’nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, anında özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir. -Bu kapsamda davacı tarafın öncelikle sözleşme ilişkisini, akabinde sözleşme kapsamında faturaya konu ürünlerin davalı yana teslim eksiksiz ve ayıpsız şekilde teslim edildiğini ispat külfeti bulunmaktadır. -Her iki tarafın da tacir olduğu nazara alındığında uyuşmazlığın ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle olaya sayılı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. -Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfeti olay tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 23/1-c maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre; Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Ancak ayıp ihbarının bu süre içinde satıcıya ulaşması şart değildir. Bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcı haklarını korumuş olur. -TTK 23/1-c. maddesinde gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde Türk Borçlar Kanunun 223. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. Türk Borçlar Kanunun 223. Maddesine göre; alıcının, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorunda olduğu, alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı, ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir. -6098 Sayılı TBK'nun 231. maddesinde "Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def'i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz. Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz." hükümleri yer almaktadır. -Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. -Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. -Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). -Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). -Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı). -Yüksek Mahkeme içtihatlarına göre fatura düzenlenmesiyle imalatın yapıldığı ve eserin teslim edildiği kanıtlanamaz. Faturaya itiraz edilmemesi de akdi ilişkiyi ve teslim olgusunu kanıtlamaz. İtiraz edilmeyen fatura ticari defterlere kaydedilmiş ise bu kez faturanın delil olması hükümlerine göre değil ticari defterlerin delil olması hükümlerine gidileceğinden kesin delillerden olan ticari defterler ile akdi ilişkinin ve teslim olgusunun ispatlanması mümkündür. -Ticari defterlere kaydedilen faturanın teslimi kanıtlamasının nedeni faturanın hukuki niteliği ile doğrudan bağlantılıdır. Zira TTK 21 ve Vergi Usul Kanunu 229. Maddesi gereğince fatura malın teslimi veya işin yapılması üzerine düzenlenmesi gereken belge olduğundan, düzenlenen ve defterlere kaydedilen bu belge teslimi de kanıtlamış olacaktır. Kesin delillerin aksinin yazılı veya kesin deliller ile ispatı gerektiğinden bu karinenin aksinin tanık veya diğer takdiri delillerle de ispatı mümkün değildir. -Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişi tevdi edilmiş, düzenlenen 24/02/2024 tarihli raporda özetle; Dava Konusunun; Taraflar arasında bulunan ticari ilişkiden kaynaklı davacının Asıl Alacak 13.113,97 USD alacağının tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu,
Davacı tarafından Cari Hesap Alacağının tahsili amacıyla ile Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ..... Esas numarası ile takibe geçtiği, davalı yan tarafından borca itiraz edildiği ve takibin durduğu, davacı tarafın 2021 yılına ait 16 adet faturaların BS formlarına bildirildiği görüldüğü, davalı taraf 2021 yılına ait 17 adet faturaları BA Formlarında bildirildiğinin görüldüğü, Detaylıca verilen davacı taraf 2021-2022 yılı yasal defter ticari münasebet kayıtlarına göre davacı taraf davalı tarafın davalı tarafa yukarıda seri numaraları ve tarihleri belirtilen faturalarla toplam 98.167,10USD tutarın da emtia sattığı, sattığı bu emtialara karşılık davalı taraftan 85.054,18USD tahsilat yaptığı, böylece davacı tarafın yasal defter davalı taraftan 13.113,97 USD alacak kaydının olduğu tespit edildiği, davacı tarafın davalı yana ait kestiği faturaların teslim alan kısımlarında faturalara konu malların teslim alındığı kısımlarda isim ve imzaların olduğu, detaylıca verilen Davacının davalıdan kaydı olarak 13.113,97 USD tutarında alacaklı olduğu görüldüğü görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Mahkememiz dosyası, "..... Mah. .... Cad. ..... Sitesi K Blok No: 2 İç Kapı No: 31 Bağcılar / İstanbul" adresinde davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla dosyanın daha önce rapor veren bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiş olup; bilirkişi tarafından düzenlenen 29/03/2024 tarihli ek raporda özetle; dava konusunun; taraflar arasında bulunan ticari ilişkiden kaynaklı davacının asıl alacak 13.113,97USD alacağının tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu,davacı tarafından Cari Hesap Alacağının tahsili amacıyla ile Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ..... Esas numarası ile takibe geçtiği, davalı yan tarafından borca itiraz edildiği ve takibin durduğu, davacı taraf 2021 yılına ait 16 adet faturaların BS formlarına bildirildiği görüldüğü, davalı taraf 2021 yılına ait 17 adet faturaları BA Formlarında bildirildiği görüldüğü, detaylıca verilen davacı taraf 2021-2022 yılı yasal defter ticari münasebet kayıtlarına göre davacıtarafın davalı tarafın davalı tarafa seri numaraları ve tarihleri belirtilen faturalarla toplam 98.167,10USD tutarın da emtia sattığı, sattığı bu emtialara karşılık davalı taraftan 85.054,18USD tahsilat yaptığı, böylece davacı tarafın yasal defter davalı taraftan 13.113,97USD alacak kaydının olduğu tespit edildiği, davacı tarafın davalı yana ait kestiği faturaların teslim alan kısımlarında faturalara konu malların teslim alındığı kısımlarda isim ve imzaların olduğu, detaylıca verilen davacının davalıdan kaydı olarak 13.113,97 USD tutarında alacaklı olduğu görüldüğü görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Mahkememiz dosyası, davalı tarafça sunulan defter ve belgelerin incelenmesinde; bilirkişi tarafından raporda yer verilen hususların davalı tarafın ticari defterleriyle uyumlu olmadığı, bu nedenle ticari defterler ile düzenlenen rapor arasında açık bir çelişkinin bulunduğu, bu çelişkinin bilirkişi tarafından giderilmesi gerektiği anlaşılmakla, dosyanın daha önce rapor veren bilirkişiye tevdi edilerek sunulan deftere ve belgeler doğrultusunda rapor düzenlenmesi amacıyla daha önce rapor veren bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiş olup; bilirkişi tarafından düzenlenen 05/11/2024 tarihli ek raporda özetle; Dava Konusunun; Taraflar arasında bulunan ticari ilişkiden kaynaklı davacının Asıl Alacak 13.113,97 USD alacağının tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu,
Davacı tarafından Cari Hesap Alacağının tahsili amacıyla ile Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ..... Esas numarası ile takibe geçtiği, davalı yan tarafından borca itiraz edildiği ve takibin durduğu, Uzmanlık alanım gereğince tarafların hesapları bakiyeleri üzerinde inceleme yapıldığı ancak;
Davalı tarafından 29.06.2022 tarihinde ..... fatura nolu -23,601.95 USD kesilen ayıplı ürün reklamasyon faturasının hangi ürün olduğu bildirilmediği için ayıp ihbarının süresinde olup olmadığı ve yine hangi ürünlerin ayıplı olduğunun ispatı davalı tarafa ait olduğu ürünlerin ayıplı iddiası için uzman tekstil bilirkişi tarafından tespiti hususunda nihai takdirin mahkemeye ait olduğu, davalı tarafından ürünlerin ayıplı olduğu ispatlanması halinde davacı yanın davalı yandan 10,488.15 USD alacaklı olduğu, davalı yanca ispatlanmadığı ve ürünlerin ayıplı olmadığı ispatlandığında davacı tarafın yasal defter davalı taraftan 13.113,97 USD alacak kaydının olduğu tespit edildiği görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, tarafların bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını ibraz ettikleri görülmüştür. -Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. -Mahkememizce davalı vekiline bilirkişi raporunda 29/06/2022 tarihli reklamasyon faturasına konu ürünlerin incelenebileceği adresi bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde beyanda bulunulmaması halinde bu hususta tekrar delil bildirme hakkından vazgeçmiş sayılacağının ihtarına karar verilmiş, davalı tarafça bildirilen adreste keşif icrasına karar verilmiştir. -Keşif icrası sırasında sunulan ürünlerin incelemeye elverişli şekilde hazır edilmemesi, sayım ve tespit konusunda zorluklar yaşanması, yine keşif mahallinde davalı şirket çalışanlarının keşif yapılmasını engelleyecek mahiyette davranışlar sergilemesi nedeniyle davalının ayıplı olduğunu iddia ettiği ürünler incelenememiş ve mevcut haliyle keşfe son verilmiştir. -Yukarıda yer verilen açıklamalar, tarafların iddia ve savunmaları ve alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı tarafça ticari defter ve kayıtlara işlendiği, davacı ile davalı tarafın kayıtlarında 31/12/2022 tarihi itibariyle davalı tarafın davacı yana 13.113,73 USD borçlu göründüğü, vergi dairesi kayıtlarının da bu hususu doğruladığı, ticari ilişkiye konu ürünlerin davalı yana teslim edildiği sabittir. -Bu haliyle her ne kadar davalı tarafça davalı tarafça reklamasyon faturası düzenlenmiş ise de muayene ve ihbar yükümlülüğünün usulüne uygun olarak yapıldığına ilişkin bir bilgi ya da belge ibraz edilmemiştir. Bu durumun aksi düşünülse dahi davalı alıcı tarafından ayıplı olduğu iddia edilen ürünler üzerinde teslimden sonra yargı makamlarınca yapılmış bir tespit ya da inceleme de dosyaya ibraz edilmemiştir. Yine davalı tarafça bu hususta bir ihbarda bulunulmadığı gibi yalnızca iade faturası düzenlemekle yetinilmiştir. Yine dosyada mevcut irsaliyelerde teslim alan isim ve imzalarının yer aldığı, bu hususun SGK kayıtlarıyla doğrulandığı da sabittir. Bu nedenle davalı tarafın fatura konusu ürünlerdeki ayıp/ sahtelik iddiaları yerinde görülmemiştir. -Bu doğrultuda davacı tarafın taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında edimlerini yerine getirmediği, , davalı tarafça bakiye fatura ve cari hesap bedelinin ödendiğine ilişkin bir yazılı belgenin ibraz edilmediği anlaşılmakla, davanın kabulüne, davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir. -Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Buna göre davalı borçlu tarafından fatura ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın KABULÜ ile;
-Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, -Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 61.166,70 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 25.417,86-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 6.354,47-TL harcın mahsubu ile bakiye 19.063,39- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3.Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 6.354,47-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4.Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 269,85-TL başvurma harcı, 5.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 187,00 TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere 5.456,85-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5.Davalı tarafından sarf edilen yargılama giderinin davalı üzerinden bırakılmasına,
6.Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 59.535,33- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun ..... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
8.Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/04/2025 Katip .....
(e-imzalıdır)
Hakim .....
(e-imzalıdır)