Esas No
E. 2022/2005
Karar No
K. 2025/1161
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/2005 Esas

KARAR NO: 2025/1161 Karar

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

NUMARASI:2018/1072 Esas - 2022/508 Karar

TARİH:22/06/2022

DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 03/07/2025

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin merkezi İstanbul’da bulunan ve donuk veya taze her türlü unlu mamullerin imalatı, imal ettirilmesi, paketlenmesi, geliştirilmesi, alımı, satımı, ithalatı, ihracatı, dağıtımı ve pazarlaması alanlarında faaliyet gösteren, bu amaçlarla ilişkili iştirakleri olan bir şirket olduğunu, davalı yan ... Şti.'nin (...), merkezi Aksaray’da bulunan ve müvekkili şirketi ile benzeri alanlarda çalışan rakip bir şirket olduğunu, ...'ın son dönemde İstanbul merkezli faaliyetlerini arttırmak amacıyla girişimlerde bulunduğunu, işbu dava konusu olan fiillerin ...’ın söz konusu girişimleri çerçevesinde müvekkil şirket aleyhine Türk Ticaret Kanun (“TTK”) 54 ve devamında yer verilen haksız rekabet eylemlerinde bulunduğunu açık bir şekilde ortaya koyduğunu, ...'ın müvekkili şirket ile iş ilişkisi devam eden kişileri müvekkil şirket ile söz konusu ilişkilerini gerçek olmayan sebeplerle sonlandırmaya teşvik ettiğini, müvekkili şirket eski çalışanı ...'nun müvekkili şirket bünyesinde üst düzey pozisyonlar ifa ettiğini ve genel müdürlük seviyesine yükseldiğini, 2018 yılı Mayıs ayı içerisinde ...'nun, artık emeklilik hayatı sürmek istediğini ancak istifa ederek kıdem, ihbar ve benzeri ödemelerden yoksun kalmak istemediğini, müvekkili şirketin esasen kanunen yer olmamasına rağmen ...’ya kıdem, ihbar ve benzeri ödemeleri yaparak ... ile iş ilişkisini sonlandırma talebinde bulunduğunu, müvekkili şirketin de ... ile uzun süredir devam eden ilişkisini gözeterek iyiniyete ve arz edilen istifa gerekçelerine dair güvene binaen ...’nun istihdamının sonlandırılmasını kabul ettiğini, müvekkili şirketin davalıya son ödeme yapılmasının ertesinde ...’nun esasen kendisini aldattığını, bu eylemin ardında ise davalı şirket ...’ın haksız rekabet teşkil eden girişimlerinin bulunduğunu öğrendiğini, davalı yanın, ...’nun ... ile çalışmaya başlaması akabinde Müvekkil Şirket ve/veya iştirakleri çalışanlarını doğrudan veya dolaylı olarak ... menfaatine çalışmaya ayartmak amacıyla ... ve ekibi üzerinden temasta bulunulduğunu ve bu durumun ilgili çalışanlarca müvekkili şirket yönetimine bildirildiğini, nitekim Müvekkili Şirketin iştiraki olan ve Müvekkil Şirket’in dağıtım v.b. işlerini gören ... A.Ş. çalışanları ... ve ...’ın daha evvel Davalı yan tarafından ayartılmış ... ekibinde yer alan ve Davalı ile şerik halinde hareket eden ... tarafından Davalı yan menfaatine doğrudan veya dolaylı olarak çalışma teklif edildiğini müvekkili şirket yönetimine bildirmeleriyle ortaya çıktığını, müvekkili şirket eski çalışanı ...'nun, zaman içindeki rolü ve geçmiş dönemde üstlendiği roller itibariyle müvekkili Şirketin hammadde ve formülasyon bilgileri, ticari anlaşmaları, ticari stratejileri, planogramları, finansal durumu, ürün geliştirmesi, şirket hedefleri ve hatta çalışanlara ilişkin mali bilgiler dâhil çok sayıda gizli bilgiye vakıf olduğunu, ...'nun davalı ile çalışmaya başlaması akabinde, Müvekkil Şirket bilgisayarlarında yapılan incelemeler neticesinde bahsi geçen kişinin ticari sır niteliğindeki ve emsalleri son derece pahalı çalışmalar neticesinde (şirket içi veya şirket dışı üçüncü kişilere) yaptırılan fırın ve mağaza konsept görsellerini ve mimarlık çizimlerini 31.07.2018 tarihinde işten ayrılmadan iki gün önce yani 29.07.2018 tarihinde kendi şahsi e-mail adresine aktardığı ve bu surette şirket gizli bilgilerini izinsiz olarak elde etmiş olduğunun tespit edildiğini, ilgili şahsın söz konusu bilgileri henüz işten ayrılmadan çok sayıda görüşme ile sabit olduğu üzere temas ettiği, ve işten ayrılması ertesinde de iş ilişkisine girdiği rakip şirket davalı ...’a aktarmak gayesine sahip olduğu izahtan vareste olduğunu, ...'nun yanı sıra, ..., ..., ..., ...'nin rakip şirket ... ile iş ilişkine girdiğini, söz konusu kişilerin, müvekkili şirket çalışanlarına müvekkil şirkete ait ticari sır niteliğindeki aylık ciro ve iade oranları şeklindeki gizli bilgilerin sızdırılması amacıyla girişimlerde bulunulduğunun açıkça tespit edildiğini, bu çalışanların ... bilgi ve yönlendirmesi dışında hareket ettiklerini varsaymanın hayatın olağan akışına aykırı olacağını belirterek davalı yanın haksız rekabet teşkil eylemlerinin tespitine ve menine,

HMK 107. Maddesinde tanımlandığı şekilde işbu belirsiz alacak davasının kabulü ile tam rakamı bilirkişilerce tespit edilecek ancak harca esas değer olarak 125.000,00 TL. gösterilen maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari işlere uygulanan avans faizi ile birlikte tahsiline ayrıca 125.000,00 TL. Tutarında manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte; dava konusu edilen alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirket merkezinin Aksaray’da olduğunu, davanın Aksaray Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülmesi gerekirken mahkememizde açılmasının usule aykırı olduğunu, davanın yetkisizlik sebebiyle usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davalı müvekkilin davacı şirkete karşı haksız rekabet teşkil eden hiçbir eyleminin bulunmadığını, davalı müvekkil şirketin,1960 yılından beri iki kuşaktır unlu mamuller üreten, özellikle de paketlenmiş raf ömrü 15 günü geçmeyen, pişmiş, taze ürünler üreten, kalite ve lezzet yönünden piyasada nam salmış kendi formülasyonları ve üretim, dağıtım ağı bulunan köklü bir firma olduğunu, müvekkili şirkette satış müdürü olarak işe başlamış olan ...'nun davacı şirketin bir diğer şirketi olan ... A.Ş. de çalıştığını, davacı, ... A.Ş’nin bir diğer şirketi olan ... A.Ş’de müdürlük yapan ve işten ayrılan ...’nun müvekkil şirkette işe başlamasının sebep gösterilerek haksız rekabet hükümlerine aykırı davranıldığı iddiasıyla işbu huzurdaki haksız davanın açıldığını, ...'nun donuk mamuller üreten bir şirketin müdürlüğünü yaptığını, müvekkili firma halihazırda donuk ürünler, yarı pişmiş ürünler üretmediğini ve satmadığını, ...’nun son 3 yıldan beridir çalıştığı firmanın dondurulmuş ve yarı pişmiş ürünler ürettiğini, Müvekkil şirketin ise pişmiş, taze ürünler üretip sattığını, müvekkilin üretmiş olduğu ürünlerin yapısı, şekli, ürünlerin satış alanı ile ...’nun daha önceden çalışmış olduğu şirketten tamamen farklı olduğunu, müvekkilinen üretip sattığı taze ekmek gurubunun 15 günlük raf ömrü varken davacı şirketin ürettiği donuk ürünlerin raf ömrünün 6 ay–1 yıl arasında değiştiğini, hiçbir somut veriye ve delile dayanmayan, sırf davacının donuk gıda satan başka bir şirketinde çalışmış olan ...’nun davalı şirkette satış müdürü olarak işe başlamış olmasının haksız rekabet hükümlerine aykırı bir fiil olduğu iddia edilerek açılan davanın hiçbir hukuki ve haklı sebebinin bulunmadığını, haksız rekabete aykırılığın aynı zamanda bir haksız fiil olduğunu, haksız fiilin gerçekleşmesi için; hukuka aykırı bir fiil, kusur, zarar, illiyet bağı hususlarının oluşması gerektiğini, hukuki sebepler göz önünde bulundurulduğunda; müvekkil şirketin hiçbir hukuka aykırı ve kusurlu fiilinin bulunmadığını, davacının müvekkili yüzünden uğradığı bir zararının olmadığının anlaşıldığını, ...'nun davacı şirket sırlarını ve market anlaşma bilgilerinin müvekkil şirkete sızdırıldığı yönündeki iddialarının tamamen gerçek dışı, yersiz olduğunu, müvekkilinin iştigal konusu ...'nun daha önce çalışmış olduğu donuk ürünler üreten davalı ile farklı olduğundan davalının şirket sırları ve market anlaşmalarınının müvekkilinin bilmesinin kendisine hiç bir menfaat ve fayda sağlamayacağını, müvekkilinin böyle bir bilgiye de ihtiyacının olmadığını, davacı şirketin başka bir şirketinde müvekkilin iştigal konusunun dışında donuk gıda sektöründe çalışmış olan ...'nun müvekkili şirkette satış müdürü olarak işe alınmış olmasının müvekkilin haksız rekabet hükümlerine aykırı davranmış olduğunu göstermeyeceğini, bu durumun tek başına 6762 sayılı TTK'nın 56. maddesinde ifade edilen haksız rekabet kapsamı içinde değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, bu durumda davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ...'nun 31.07.2018 tarihinden itibaren eski iş yeri olan ... A.Ş. deki işvereni ile yaptığı anlaşmaları neticesinde işten ayrılarak 03.08.2018 tarihinden itibaren müvekkili şirkette satış yönetmeni olarak işe alındığını, müvekkili şirket tarafından üretim ve dağıtımı yapılan ürünlerin kendi Ar-ge biriminde geliştirildiğini ve bu formülasyonlar üzerindende uzun yıllardır satış gerçekleştirildiğini, ... işe alındıktan sonra müvekkilin üretim şeklinde ekmeklerinde hiç bir ilave ürün eklenmediğini, müvekkili şirketin davacı ile iş ilşkisi devam eden kişileri ayartıp davacı yandaki işlerine son vermeleri hususundaki iddialarının mahkememizi yanıltmaya yönelik gerçek dışı iddialar olduğunu belirterek yetki itirazının kabulü ile davanın öncelikle usulden reddi ile dosyanın yetkili Aksaray Asliye TicaretMahkemesi'ne gönderilmesine, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile zamanaşımı itirazımızın kabulüne, cevap ve delil dilekçelerinin kabulü ile haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 22/06/2022 tarih ve 2018/1072 Esas - 2022/508 Karar sayılı kararında;"Dava hukuki niteliği itibariyle,

TTK 54 ve devamı maddelerinde düzenlenen haksız fiilden kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda uyuşmazlığın; davalı tarafın davacı şirket aleyhine haksız rekabet oluşturan eylemlerde bulunduğunun iddia olunduğu, iddia olunan haksız rekabet teşkil eden eylemlerin tespitine, menine HMK 107 maddesi uyarınca 125.000,00 TL. maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ve 125.000,00 TL. tutarında manevi tazminatın tahsiline karar verilmesi istemi noktasında toplandığı anlaşılmıştır.Mahkememizce taraflara delillerini ibraz etmeleri için yasal süreler tanınmış, tarafların dayandıkları tanıklar yeminli olarak usulünce dinlenmiş,Tanık dinlenimden sonra 01/04/2022 tarihli raporu düzenleyen uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmış,Bilirkişi raporundan sonra davacı vekilinin rapora itirazları ve inceleme talepleri değerlendirilmiş, tüm deliler çerçevesinde sonuca gidilmiştir.

Mahkememizce dava reddedilmiş olup, Zira,İstanbul Ticaret sicil Müdürlüğünden davacı şirketin sicil kaydı ve Aksaray'da kayıtlı olan davalı şirketin sicil kaydına nazaran her iki şirketin iştigal sahalarının birebir aynı olmadığı,Bizzat davacı tanığı tarafında da açıkça belirtildiği üzere davacı şirketin donuk unlu ürünler üzerine yoğunlaştığı, bu çerçevede "paketli ekmek ve dayanıklı ekmek" ürettikleri, davalı şirketin ise taze unlu mamuller ürettiği, taze ekmek üretip satma işine yoğunlaştığı; bu çerçevede davacı tarafın mamulleri uzun süre bozulmadan rafta kalırken davalının ürettiği mamullerin raf ömrünün 10 - 15 gün kadar kısa ömürlü olduğu;Unlu mamullerle ilgili sahanın çok geniş olduğu, sadece unlu mamul üretmekle firmaların aynı iştigal sahası içinde ve haksız rekabete konu olacak biçimde faaliyette bulunduklarının kabul edilmesinin mümkün olmadığı;Davacı ve davalının ürettiği unlu mamullerin açıkça birbirinden farklı ve ayırt edici özellikte olduğu,Öte yandan haksız rekabetin davacının eski çalışanı ...'nun, davacı yanından çıktıktan sonra davalı şirkette hemen göreve başlaması ve hatta iş görüşmelerini davacı şirkette çalışırken gerçekleştirmesine dayandırıldığı,Bu hususun ... yönünden haksız rekabetten kaynaklı davaya sebep olabileceği ancak davalı şirket yönünden; "farklı unlu mamul üreten bir şirket" olması sebebi ile şahsın davacı şirkette çalışmış olmasının işe alınması yönünden sakınca doğuracağının bilinemeyeceği;Öte yandan davacının iddia ettiği, ... tarafından "ticari sırların davalı şirkete kullandırıldığı" iddiasının ispat edilemediği, hangi ticari sırrın ne şekilde kullandırıldığına dair somut hiçbir açıklamanın yapılamadığı; kaldı ki yukarıda izah edildiği üzere şirketlerin "unlu mamuller sektöründe" farklı alanlarda çalışıyor olmalarından dolayı sır ifşasının esasen mümkün görülmediği,Her ne kadar davalı vekili ticari defter ve kayıtların incelenmesini istemiş ve bu konuda uzman görüşü sunmuş ise de; bu incelemenin dosyaya bir değer katmayacağı, zira her iki şirketin farklı alanlarda mamul ürettikleri; öte yandan davacı şirketin kendisinden ayrılan müşterileri varsa bunları ismen bilip, artık bunların kimden ürün aldıklarını da bilmelerinin sektörün gereği olduğu, böyle bir durum gerçekleşmiş olsa davacı tarafın firma isimlerini bildirerek ...'dan sonra bu müşterilerin kendilerinden ayrılıp davalı şirketle ilişkiye girdiklerini bildirmesi gerekeceği bu hususta hiçbir bildirimin bulunmadığı; oysa davanın bir hukuk davası olduğu ve ancak delilleri somut olarak sunulması halinde ticari defter ve kayıtların bu çerçevede inceletilebileceği, Ortada davacı şirketten ayrılıp davalı şirkette kısa süre içinde işe başlayan bir çalışanın olduğu, davacı şirket ile ... arasında rekabet yasağını içerin bir iş akdinin bulunmadığı, unlu mamuller sektöründe çalışan birinin farklı bir iş kolunda çalışmasının mümkün olmadığı, ama bu sektörde çalışan davalı şirketin de kendisinden farklı mamuller üreten bir şirketten çıkan şahsı işe kabulde bir sakınca görmemesinin hayatın olağan akışı içinde değerlendirileceği, bu çerçevede ... ile davacı şirketin yöneticisi arasındaki maillerle gerçekleşen yazışmaların, yazışanları bağlayacağı; davalı şirketin bunlardan haberdar olduğunun ispat edilemediği,Bu çerçevede davalı yönünden haksız rekabetin yaratılmadığı, bu hususun mahkememizce alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı,Tüm dosya kapsamına nazaran oluşmayan haksız rekabetten dolayı maddi ve manevi tazminata hükmedilemeyeceği kanaatine varıldığından davanın reddine karar verilmiştir. "gerekçesi ile,''1-DAVANIN REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin müvekkili şirket aleyhine, Türk Ticaret Kanunu’nun 54’üncü ve devamı maddelerinde yer alan haksız rekabet teşkil eden eylemlerde bulunduğunu, bu eylemler neticesinde müvekkil şirket tarafından haksız rekabetin tespiti, meni ve haksız rekabetten kaynaklanan tazminat davası ikame edildiğini, dava kapsamında son derece hatalı, eksik inceleme ve yasalara aykırı karar verildiğini, Öncelikli olarak mahkeme tarafından kısa karar sonrası yargılama sona ermiş ve dava sonuçlanmış olmasına karşın fahiş olarak nitelendirilecek usuli hata yapılarak delil toplanmdığını, 22.06.2022 tarihli celsede davanın reddine karar verilmişse de yargılama sona erdikten sonra 05.07.2022 tarihinde aksaray ticaret sicil müdürlüğü’ne müzekkere yazılarak davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarının celbinin talep edildiğini, yine bir başka usuli hata yapılarak bu müzekkere cevabı beklenmeksizin sanki sicil kayıtları incelenmiş gibi gerekçeli kararın müzekkere cevabı dosyaya gelmeden yazıldığını,Taraflarınca dosyaya sunulan uzman görüşünün incelenmediğini hiçbir değerlendirme yapılmayıp, adeta yok sayıldığını, HMK ve yerleşik içtihatlara göre uzman görüşünün hakim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini, eksik, hatalı değerlendirmeler ile tanzim edildiği sunulan tüm delillerle ispatlanmış bilirkişi raporunun, uzman görüşü ile çeliştiğini, taban tabana zıt olduğunu mahkeme tarafından taraflarınca sunulan deliller ve beyanlar yok sayılarak ne ek rapor ne de yeni bir bilirkişi raporu alınmayarak hatalı ve eksik değerlendirme içeren ve dosyaya sunulan uzman görüşü ile tamamen çelişen bilirkişi raporu dikkate alınarak gerekçeli karar tanzim edildiğini, uzman görüşü ve bilirkişi raporunun çelişmesi durumunda yeniden rapor alınmasının zorunlu olduğunu, mahkeme tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgeler incelenmemiş olduğundan hatalı olarak davalı şirket ile müvekkil şirketin rakip olmadığı, davalı şirket tarafından müvekkil şirket çalışanlarından onlarca kişinin ayartılmış olmasına karşın gerekçeli kararda sadece bir (1) kişinin ayartıldığı sonucuna varıldığını, davalı şirket tanıklarının dahi müvekkili şirketten ayrılıp davalı şirkette çalışmaya başladıklarını mahkemede ifade ettiklerini, Müvekkil şirket tarafından zarar tespiti için davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılması sürekli olarak talep edilmiş olmasına karşın bu talebin ilk derece mahkemesi tarafından gerekçesiz ve anlaşılamaz bir şekilde reddedildiğini, müvekkil şirketin adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakkının açıkça ihlal edildiğini,Müvekkili Şirket üst düzey çalışanı ve iştirakinin genel müdürü olan ...’nun Müvekkil Şirket’ten istifa ettikten hemen sonra rakip şirket olan Davalı Şirkette işe başlaması -daha sonra mahkemeden gizlenmesine karşın yönetim kurulu üyesi olduğu anlaşılmıştır.-, akabinde müvekkil Şirket başka çalışanlarının ayartılarak Davalı Şirkette işe başlamaları ve Müvekkil Şirkete ait gizli bilgi ve ticari sırlarının bu yolla ele geçirilerek hem haksız menfaat elde edilmesi hem de Müvekkil Şirket’e zarar verilmesi sebebiyle işbu davanın ikame edildiğini,Mahkeme tarafından verilen karar neticesinde ilk derece aşamasında yargılama sonuçlanmış olmasına karşın mahkeme tarafından kısa karar sonrası 05.07.2022 tarihinde Aksaray Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne müzekkere yazılarak Davalı Şirket’in ticaret sicil kayıtlarının celbinin talep edildiğini, HMK m. 294 uyarınca, mahkeme tarafından verilen kararın nihai karar olduğunu, hüküm teşkil ettiğini ve davayı sona erdirdiğini, nihai karar ile birlikte hâkimin artık davadan elini çektiğini, 22.06.2022 tarihinde görülen duruşma kapsamında hatalı olarak davanın reddine ilişkin nihai karar verilmişse de Sayın Mahkeme tarafından usuli hata yaparak nihai karar sonrası delil toplamak amacıyla müzekkere yazıldığını, açık bir şekilde hukuka, yasalara ve usule aykırılık teşkil eden bu somut durum karşısında itiraza konu kararın kaldırılması ve iptali gerektiğini, (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2016/6202E. Ve 2018/520 K. Sayılı 12.2.2018 tarihli kararı), dosya kapsamında yazılan müzekkere cevabı dahi gelmeden, eksik ve hatalı incelemeyle hüküm kurulduğunu, duruşmadan sonra 05.07.2022 tarihinde Sayın Mahkeme tarafından Aksaray Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne müzekkere yazılarak "... ŞİRKETİ' nin iştigal sahasını gösterir FİRMA KAYDININ İVEDİLİKLE mahkememize gönderilmesi”nin talep edildiğini, mahkeme tarafından eksik olduğu anlaşılan bu husus hakkında davanın reddine karar verildikten sonra müzekkere yazıldığını, mahkeme tarafından usule aykırı yargılama ile yetinilmeyerek kısa karar sonrası Aksaray Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne 05.07.2022 tarihinde yazılan müzekkere cevabı beklenmeden aynı gün olan 05.07.2022 tarihinde gerekçeli karar yazıldığını, dosya incelendiğinde Aksaray Ticaret Sicil Müdürlüğü’nden gönderilen cevabi yazının 08.07.2022 tarihinde UYAP’a yüklendiğinin görüldüğünü, henüz Aksaray Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün müzekkere cevabı dosyada bulunmamasına karşın Sayın Mahkeme tarafından 05.07.2022 tarihli gerekçeli kararda, “İstanbul Ticaret sicil Müdürlüğünden davacı şirketin sicil kaydı ve Aksaray'da kayıtlı olan davalı şirketin sicil kaydına nazaran her iki şirketin iştigal sahalarının birebir aynı olmadığı,” şeklinde açıklama yapıldığını, halbuki davalı Şirket’in ticaret sicil kayıtları gerekçeli kararın yazılmasından tam 3 gün sonra UYAP’a yüklendiğini, bu durum açıkça mahkeme tarafından olmayan belgeye dayanılarak karar verildiğini, yargılama süresince gerekli araştırmanın yapılmamış olduğunu ve hatalı, eksik inceleme ile karar verdiğini ispatladığını, işbu davanın konusu “haksız rekabet” temelli olduğundan ve yukarıda da izah edildiği üzere müvekkil şirket ve davalı şirketin faaliyet konularının aynı olduğunun tespiti defter incelemesi ve işbu belgelere dayanılarak yapılabileceğinden, müzekkerenin karardan sonra yazılmasının, karar verilirken bu hususun dikkate alınmamasının hatalı ve eksik değerlendirmeye sebep olduğıunu, yerleşik içtihatlar uyarınca da bu durum usuli eksiklik kabul edildiğini, Yargıtay 23. HD., E. 2015/6777, K. 2016/391 sayılı ve 26.01.2016 tarihli kararı, Yargıtay 8. HD., E. 2006/393, K. 2006/944 sayılı ve 16.02.2006 tarihli kararı), mahkeme tarafından yargılama devam ederken Davalı Şirketin sicil kayıtları celp edilmiş olsaydı, davalı şirketin müvekkil şirket ile birebir aynı alanda faaliyet gösterdiğinin, doğrudan müvekkil şirketin rakibi olduğunun anlaşılabileceiğini,Dosya kapsamındaki iddiaların, savunmaların, eksik ve hatalı düzenlenen bilirkişi raporuna karşı somut hukuki durumun tespiti ve delillerin değerlendirilmesi amacıyla dosya Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuk Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Sayın Dr. Öğr. Üyesi ... tarafından incelendiğini ve 20.06.2022 tarihinde uzman görüşü (“Uzman Görüşü”) tanzim edildiğini, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”) m. 293 uyarınca tanzim edilen Uzman Görüşünün 20.06.2022 tarihinde işbu istinafa konu dava dosyasına sunulduğunu, mahkemece 22.06.2022 tarihli celsede taraflarınca sunulan uzman görüşü ve açıklamaları incelenmeksizin, dikkate alınmaksızın doğrudan davanın reddine karar verildiğini, mahkeme tarafından hazırlanan gerekçeli kararda da uzman görüşünün hangi gerekçe ile dikkate alınmadığının, mahkeme tarafından uzman görüşü’nün incelendiğini gösteren hiçbir hususun yer almadığının görüldüğünü, bu durumun HMK'nun 297 ve 298 maddelerinin, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlali mahiyetinde olduğunu (Yargıtay 11. HD., E. 2016/7139 K. 2016/9125 sayılı ve 24.11.2016 tarihli kararı),Müvekkil şirket ile davalı şirketin faaliyet alanların aynı olduğu ve birbirlerine rakip firmalar oldukları hususlarının tanık anlatımı ve sair deliller ile sabit olduğunu, mahkemece kararda “Unlu mamullerle ilgili sahanın çok geniş olduğu, sadece unlu mamul üretmekle firmaların aynı iştigal sahası içinde ve haksız rekabete konu olacak biçimde faaliyette bulunduklarının kabul edilmesinin mümkün olmadığı;Bizzat davacı tanığı tarafında da açıkça belirtildiği üzere davacı şirketin donuk unlu ürünler üzerine yoğunlaştığı, bu çerçevede "paketli ekmek ve dayanıklı ekmek" ürettikleri, davalı şirketin ise taze unlu mamuller ürettiği, taze ekmek üretip satma işine yoğunlaştığı; bu çerçevede davacı tarafın mamulleri uzun süre bozulmadan rafta kalırken davalının ürettiği mamullerin raf ömrünün 10 - 15 gün kadar kısa ömürlü olduğu;Unlu mamullerle ilgili sahanın çok geniş olduğu, sadece unlu mamul üretmekle firmaların aynı iştigal sahası içinde ve haksız rekabete konu olacak biçimde faaliyette bulunduklarının kabul edilmesinin mümkün olmadığı;” şeklinde gerekçe açıklanmış ise de, açıklamanın somut gerçeklikle hiçbir ilgisi bulunmadığını, müvekkil şirketin “...” markası, davalı şirketin ise “...” markası ile sıcak unlu mamüller üretim ve dağıtım işiyle iştigal ettiklerini, dolayısıyla Davalı Şirketin ürünlerinin müvekkiline ait ürünlerle birbirine ikame edilebilen ürünler olup aynı satış mecraalarında, aynı reyonlarda, aynı tüketici kitlesine hitap ettiklerini, zincir perakende marketlerin raflarında ve ticaret platformlarında her iki şirket ürünlerinin yanyana satıldıklarını, her iki şirket ürünlerinin tamamen aynı pazarda yer aldıklerını ve aynı ihtiyacın karşılanması amacıyla aynı tüketici kitlesine hitap ettiklerini, dosyaya sunulan sayısız delilin yanı sıra ...markasının neredeyse %100 bilinirliğe sahip olduğu da göz önüne alındığında mahkeme tarafından ...markalı ürünlerin yalnızca donuk unlu mamuller sektöründe yer aldığının ifade edilmiş olmasının dosyada eksik inceleme yapıldığını izahtan vareste hale getirdiğini, her ne kadar ilk derece mahkemesi talep etmiş olduğu ticaret sicil kayıtlarını beklemeden ve incelemeden karar vermiş olsa da ticaret sicil kayıtları incelendiğinde de müvekkil şirket ile davalı şirketin aynı sektörde faaliyet gösterdikleri ve rakip olduklarının ortaya çıktığını, ticaret sicil kayıtlarına göre müvekkilinin faaliyet alanının "Galeta, kraker, krikkrak, bisküvi, kek, çörek, envai sandviç ekmekleri her çeşitteki ekmek cinsleri gibi birçok tipteki un ve undan yapılmış ürünlerin malit ile toptan veya perakende olarak tüketiciye arzı ile genel olarak tarım, ziraat bahçe, bostan, bağ, ağaç ve orman hayvan ve su ürünleri gibi çeşitli tabii doğal kaynaklar ile modern ilim ve teknolojinin mevzuat ve hijyen sağlık ve sıhhat şartlarına uygun surette elde edilmesini mümkün kıldığı suni yapay kaynaklardan elde edilen ve kurutmak, su haline getirmek, ezilmek, öğütülmek, karıştırılmak, dondurulmak, konservelemek (…)"; davalı şirketin faaliyet alanının ise "Her türlü un ile undan mamul ekmek, tost ekmeği, hamburger ekmeği, sandviç, pasta ve pasta çeşitleri, galeta, simit, poğaça, börek, tatlı tuzlu ve tuzsuz unlu gıda maddeleri yufka, kadayıf, makarna, peksimet, francala yöresel ekmek çeşitleri ve benzeri un ve unlu mamullerin üretimi, ambalajlanması, depolanması, pazarlanması, toptan ve perakende satışı ile ithalatını ve ihracatını yapmak. İnsanların beslenmesinde önemli bir etkinliği olan ve gıda sektörüne konu teşkil eden her nevi sıcak, soğuk, dondurulmuş, kurutulmuş ve konsantresi yapılmış besin maddelerinin pazarlanması konusunda toptan ve perakende satış yapmak amacı ile gerekli olan satış mağazalarını açmak ve işletmek (…)" olduğunu, sicil kayıtları görseller vasıtası ile görüleceği üzere her iki şirketin aynı ürünler üretmekte ve aynı satış kanalları aracılığıyla aynı tüketici grubuna ürünlerini pazarlamakta olduklarını, dava dışı eski üst düzey çalışan ...’nun davalı şirket tarafından ayartılması sonucu, müvekkil şirkete ait gizli bilgilerin ve ticarin sırları elde edildiğini, Sayın Mahkeme tarafından gerekçeli karara konu edilen ancak incelenmediği anlaşılan 25.05.2021 tarihli duruşmada dinlenen tanık ... ifadesi incelendiğinde, “Ben ... Unlu Mamüllerinde grup insan kaynakları direktörü olarak çalışmaktayım, rakip firmamızdır bizimle aynı işi yapmaktadırlar, biz paketli ekmek ve dayanaklı ekmek yapmaktayız, tüm Türkiye satış yapmaktayız, onlar bizim genel müdürümüz ...’ya aldılar, o çalışmaya başladıktan sonra önce İstanbul da daha sonrada Karadeniz’de faaliyet göstermeye başladıklar, ... bizim bütün ticari sırlarımızı bilmektedir, hatta reçeteleri dahi bilmektedir, bu nedenle bizim ürünlerimizi kopyalamaya birebir aynısını yapmaya başladılar, ...’nun bilgisayarını teslim aldığımızda bizim bilgilerimizi kendi şahsi mailine attığını gördük, ben ve şirketteki hukukçu arkadaşlar gördük” şeklinde beyanda bulunduğunu, tanık tarafından her iki şirketin rakip olduğunun ve haksız rekabet eylemlerinin mevcut olduğunun net bir şekilde ifade edildiğini, yine işbu dava kapsamında dinlenen davalı Şirket tanığı ...'in, Müvekkil Şirket ile ... arasında görülen davada da tanık olarak dinlendiğini, ...'in, İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/541 E. sayılı dosyanın 14.10.2021 tarihli duruşmasında haksız rekabet teşkil eden fiilleri tek tek ikrar ettiğini, bu tanık ifadesi taraflarınca 28.01.2022 tarihinde mahkemeye sunulmuşsa da mahkeme tarafından göz ardı edildiğini, davalı şirket tanığı da olan ...’in bir başka mahkemede yeminli olarak verdiği ifadesinin; " “Ben yaklaşık 16 yıl boyunca davacı unmaş şirketinde dağıtım elemanı ve en son yönetici olarak çalıştım ve 2019 yılı ağustos ayında işten kendi isteğimle ayrıldım, benim çalıştığım dönemde ... bey... şirketinde genel müdür olarak çalışıyordu, kendisinin emekliliği geldiği için ve davacı şirketle anlaşamadığı için işten ayrılmak zorunda kaldı, ancak ...,...’tan ayrıldıktan sonra başka bir şirket olan Akrasaray unlu mamulleri gıda ltd şti’de yine genel müdür olarak işe başladı, ben tam olarak hatırlamamakla birlikte yaklaşık 1 yıl sonra bu şirkette işe başlamıştır, bende ... bey bu şirkette işe başladıktan sonra yönetici olarak işe başladım, ben hala ... şirketinde yönetici olarak çalışıyorum, ancak... bey ... şirketinden yaklaşık 4 5 ay önce ayrılmıştır, davacı ... şirketi paketli ekmek üreten bir şirkettir, ... şirketi de aynı işi yapmaktadır, (…) ... bey ...’TA göreve başladıktan sonra bazı bölgelerde Pazar payı genişlemiştir, örneğin Karadeniz Bölgesi ve İç Anadolu bölgesinde bulunan müdürlerin coğrafyasındaki arttırım bu müdürlerin çalışması ile sağlanmıştır, ... ...’A geçtikten sonra ... şirketi İstanbul içinde de faaliyet göstermeye başlamıştır” şeklinde olduğunu, görüleceği üzere, ...’nun davalı şirkette genel müdür olduğunun, ... sonrası kendisinin de davalı şirkete geçtiğinin, şirketlerin aynı işi (paketli ekmek üretimi başta olmak üzere unlu mamüller üretimi) yaptıklarının, ...’nun davalı şirkette işe başlamasını takiben davalı Şirket’in Karadeniz ve İstanbul başta olmak üzere pazar payının genişlediğinin ikrar edildiğini,Davalı şirketin müvekkili şirket çalışanlarını hukuka aykırı bir şekilde ayartarak ve bu yolla müvekkil şirkete ait gizli bilgi ve ticari sırlara erişerek haksız menfaat elde ettiğini ve bunun sonucunda haksız yarar sağlayarak müvekkil şirkete zarar verdiğini, müvekkil Şirket eski üst düzey çalışanı genel müdür ...’nun müvekkil şirketten ayrıldıktan hemen sonra davalı şirkette işe başladığını, daha sonra davalı şirkette yönetim kurulu üyesi olduğu ve bu hususun mahkemeden saklandığının tespit edildiğini, müvekkil şirket çalışanlarının ayartma tekliflerine ilişkin müvekkil şirkete yaptıkları ihbarlar ve müvekkil şirket nezdinde başka çalışanların da ani istifaları sonrası hemen davalı şirket nezdinde işe başlamaları sonucunda, davalı şirketin haksız kazanç ve müvekkil şirkete zarar verme kastıyla hareket ettiğinin tespit edildiğini, davalı Şirketin müvekkili şirketten çalışan ayarttığı, gizli bilgi ve ticari sırların ele geçirildiği ve bu yolla başka pazarlara giriş yaparak müvekkil şirketten elde ettikleri gizli bilgiler ile haksız menfaat elde ettiklerinin ortaya çıktığını, dava dışı eski üst düzey çalışan genel müdür ...'nun, 2003 yılından itibaren iş sözleşmesini istifa ile sonlandırdığı tarihe kadar aralıksız olarak 13 yıl Müvekkil Şirkette üst düzey pozisyonlarda görev aldığını, ... bu görevini ifa ettiği sırada başta paketli ekmek olmak üzere sıcak unlu mamüller üretimine ilişkin her türlü sürece tam hakimiyet sağladığını, ürün reçeteleri, üretim süreçleri, dağıtım ve fiyatlama stratejileri başta olmak üzere şirketin tüm operasyonel ve stratejik süreçlerini doğrudan yönettiğini, akabinde her ne kadar işten ayrılmayacak olsa da 2016 yılında emeklilik sebebiyle ödemelerini alma isteğini müvekkili Şirkete bildirdiğini,Müvekkilinin de iyi niyetli olarak çalışmalarına devam edecek olan ...’ya emeklilik sebebiyle hak kazanacağı tutarları ödediğini, ...'nun ödemelerini almasını takiben müvekkil şirket iştiraki olan ...A.Ş. nezdinde genel müdür olarak çalışmaya devam ettiğini, ...'nun, 2016 yılından işten ayrıldığı 17.05.2018 tarihine kadar hem müvekkil şirket’in sıcak unlu mamuller üretimine yönelik iş süreçlerinde aktif olarak rol almaya devam ettiğini hem de müvekkil şirket iştirakinde genel müdürlük görevini ifa ettiğini,genel müdürlük görevini ifa ederken de daha önceki 13 sene boyunca olduğu gibi müvekkil şirket’in temel faaliyet alanı olan paketli ekmek üretimi ve satışına ilişkin süreçlerde aktif olarak rol aldığının dosyada mübrez deliller ile sabit olduğunu, iştirak genel müdürü iken de müvekkil şirketin tüm önemli toplantılarına katıldığını, e-postaları görebildiğini, ...'nun, Müvekkil Şirketin faaliyet gösterdiği tüm alanlarda üst düzey yönetici olması sebebiyle bilgi sahibi olduğunu, üretim sırlarına vakıf olduğunu, satış ve dağıtım sisteminin nasıl işlediği hususundaki tüm ticari sırları öğrendiğini, ilave olarak, davalı Şirket hissedarı, Genel Müdürü ve diğer hissedarın oğlu olan ...’un dava dışı ve Müvekkil Şirket’in her türlü ticari sırrını, gizli bilgisini bilen ... ile 02.06.2018 tarihinde yani dava dışı ... henüz Müvekkil Şirket’te çalışmaktayken Linkedin isimli iş dünyasındaki kişilerin iletişim kurmasını sağlayan sosyal iş ağı ve sosyal paylaşım platformu aracılığıyla iletişime geçtiğinin tespit edildiğini, bu hususta ...kayıtlarının, 16.03.2022 tarihli dilekçe ekinde dosyaya sunulduğunu, bu belgeler ile de görüleceği üzere Davalı Şirketin Müvekkil Şirket üst düzey yöneticisini Müvekkil Şirkette çalıştığı dönemde ayarttığını ve Müvekkil Şirkete ait gizli bilgi ve ticari sırlara bu yolla sahip olarak haksız menfaat sağladığını, ...'nun, davalı şirket nezdinde çalışmaya başlamadan ve müvekkil şirketten ayrılmadan hemen önce kendi kişisel e-mail adresine müvekkil şirket’in ticari sır niteliğindeki şirket içi ve dışı kişilere yaptırılan fırın ve mağaza konsept görsellerini ve mimarlık çizimlerini aktardığının ortaya çıktığını, bu husus Uzman Görüşü kapsamında açıklanmış olup, bu ticari sır niteliğindeki belgelerin kullanıp kullanılmadığının önemi olmaksızın değerlendirmede dikkate alınması gerektiğinin “...’nun Davacı Şirket’e ait teknik çizim ve fotoğrafların işten ayrılmadan 2 gün önce kendi şahsi mailine yollamış olması olgusu, Davalı Şirket’in ...’nun Davalı Şirket’ten ayrılıp kendi bünyesinde çalışması için ayartması iddiasının altında yatan saik(neden) açısından önem taşımaktadır.” şeklinde belirtildiğini, dava dışı eski üst düzey çalışan ... haricinde diğer çalışanların da ayartılması ile davalı Şirketin çalışan ayartma suretiyle ticari sır ve bilgilere erişerek Müvekkil Şirketi zarara uğrattığını, bu durumun tanık anlatımları ile de ispatlandığını, davalı tanığı ...’nın “ben ... ŞTİ.'de 2015 ve 21018 yılları arasında satış temsilcisi olarak çalıştım, sonra işten ayrıldım, ... UNLU MAM. 'ne 2019 mayıs ayında satış sorumlusu olarak çalışmaya başladım, ekim ayında da oradan ayrıldım, ... fabrikası merkezi Aksaray'dadır, Yenibosna'da deposu vardır, oradan zincir marketlerine dağıtım yapılmaktadır, (…) ayrıca ... çalışanların çoğu zaten ... çalışmıştır, ... bizim müdürümüzdür,”ben ...ŞTİ.'de 2015 ve 21018 yılları arasında satış temsilcisi olarak çalıştım, sonra işten ayrıldım, .... 'ne 2019 mayıs ayında satış sorumlusu olarak çalışmaya başladım, ekim ayında da oradan ayrıldım, ... fabrikası merkezi Aksaray'dadır, Yenibosna'da deposu vardır, oradan zincir marketlerine dağıtım yapılmaktadır, (…) ayrıca ... çalışanların çoğu zaten ...çalışmıştır, ... bizim müdürümüzdür,” yönündeki ifadesinin de iddialarını kanıtladığını ve bu ifadelerin davalı Şirketin sistematik bir biçimde müvekkil şirket çalışanlarını ayartma faaliyeti içerisinde olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, uzman görüşünde de bu hususun; " “bütünsel bir bakış açısıyla değerlendirildiğinde, yukarıda D,1.4’te açıkladığımız üzere piyasanın başkaca olanaklar sunmasına, aynı işi yapabilecek aynı vasıfta hem de iş arayan işçiler yerine Davalı’nın, Davacı’nın uzman personelini hedef alarak emek vermeden alanında uzman personeli kendi bünyesine katmak için sistematik bir yöneltme faaliyetinde bulunduğu sonucuna varmak gerekmektedir.” şeklinde ifade edildiğini, yine Uzman Görüşü içerisinde, "Ayrıca, haksız rekabet hukukunda “çalışan”, “personel” gibi kavramları, mutlaka İş Kanunu ve Sosyal Güvenlik Mevzuatı uyarınca çalışan kişileri değil, Türk Borçlar Kanunu kapsamında iş sözleşmesi veya vekalet sözleşmesi kapsamında iş sahibi bünyesinde veya onun adına ve/veya hesabına iş gören kişileri de kapsayacak şekilde geniş olarak yorumlanırlar. Bu itibarla, Bilirkişi Raporu’nda ..., ..., ... ve ...’nin ...k Davalı bünyesinde çalışmamış olduklarının belirtilmesi Davalı’nın çalışanı olmadıklarını tek başına göstermeye yeterli değildir. Nitekim ..., hakkında başlatılan soruşturma kapsamında Davalı adına müşteri ziyaretlerinde bulunduğunu beyan etmiştir." denildiğini, uzman görüşü içerisinde yer alan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2018/547 E. 2019/297 K. sayılı kararında da bu hususun; “Rakip firma davacı firma üzerinden tecrübe ve bilgi kazanmış davalı gibi deneyimli elemanları işe alarak davacının iş ilişkileri üzerinden faaliyetlerini sürdürmüş olacaktır ki, davalının sahip olduğu bilgilerin davalının müşteri çevresi, pazarlama ve teknik servis sırları ya da davacı işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olduğunun da kabul edilmelidir. Zira davalının yeni çalışmaya başladığı firma davacı ile yakın zamanlarda distribütörlük sözleşmelerini feshedip davalının yeni çalışmaya başladığı firma ile distribütörlük sözleşmeleri imzaladıklarına göre dava dışı rakip firma distribütörlüğünü yürüteceği firmaların ürünlerini kullanan davacı firmanın önceki müşteri portföyüne de talip olmuş durumdadır” şeklinde belirtildiğini, aynı şekilde, doktrinde yer alan görüşlerin de iş ilişkisinin devam ettiği süre zarfında işçinin kazanma hırsından faydalanarak ayartmayı haksız rekabet kapsamında değerlendirdiğini, “Bir çalışanı, daha çok kazanma hırsından faydalanarak baştan çıkarma, ekonomik rekabeti derinden sarsar. Söz konusu çalışanın yetkileri arttıkça, rekabetin bozulması da aynı oranda büyük olur. Bu yüzden üçüncü kişilerin çalışanlarının görevlerini ihlal etmeleri için haksız menfaat temini ile ayartılmaları ve bu sayede çıkar elde edilmesi dürüstlük kuralına aykırıdır. Yöneltenin elde etmeye çalıştığı ekonomik çıkar, elde etmek suretiyle rekabetsel konumunu güçlendirmektedir. Bu amaca, yöneltilen ile yeni bir sözleşme yapılarak ulaşılabileceği gibi (örneğin, yöneltilen işçinin yöneltenin yanında işe başlaması), böyle bir sözleşme olmaksızın da ulaşılabilir.” (Sarıkaya, Haksız Rekabet Hukukunda Sözleşmeyi İhlale veya Sona Erdirmeye Yöneltme, 2015, s. 97),Mahkeme tarafından gerekçeli kararda,“Ortada davacı şirketten ayrılıp davalı şirkette kısa süre içinde işe başlayan bir çalışanın olduğu, davacı şirket ile ... arasında rekabet yasağını içerin bir iş akdinin bulunmadığı” ifadesi ile bir çalışanın Davalı Şirkette çalışmaya başladığının açıklandığını, bu durumun doğru olmadığının dosyaya mübrez deliller ile sabit olduğunu, dosya kapsamında dinlenen davalı tanığı ...ve ...'nın dahi müvekkil şirketten ayrılıp davalı şirket’te çalışmaya başladıklarını yeminli ifadelerinde ifade ettiklerini, bununla da kalmayarak başka eski çalışanların da Davalı Şirkette çalışmaya başladıkları deliller ile mahkeme dosyasına sunulduğunu, hatta Müvekkil Şirketten ayrılıp Davalı Şirkete geçen iki çalışan hakkında taraflarınca suç duyurusunda dahi bulunulduğunu ve iki eski çalışan hakkında ceza soruşturması görüldüğünü, ilgili ceza soruşturmasında da Müvekkil Şirket eski çalışanlarından ... ve ...’nin Davalı Şirket’te işe başladıktan sonra Müvekkil Şirket’in ticari sır ve gizli bilgilerini ifşa ettikleri, gizli bilgi ve ticari sırları davalı şirket lehine kullandıkları dosya kapsamına delilleri ile sunulduğunu, ceza dosyasında sanık olan Müvekkil Şirket eski çalışanı ...'nın 02.10.2019 tarihinde Bakırköy 33. Asliye Ceza Mahkemesi 2019/91 E. sayılı dosyası kapsamında vermiş olduğu ifadesinde; müvekkil şirket’e ait gizli bilgi niteliğindeki bilgilerin kimseden izin almaksızın kendisinde olduğunu, ... adına listede belirtilen müşterilerle çalışma yapabilmek adına bilgileri talep ettiğini ikrar ettiğini, ""İkimiz de aynı dönemde ayrıldık. Satış dağıtım yetkilisi olarak çalışıyordum. Söz konusu şirketin müşterilerinin listesinin bulunduğu data vardı. ...şirkette çalışabiliriz diye bir işe girecektik. ...isimli bir firma vardı, o firma adına bu müşterilerle ilgili muadil bir çalışma yapabiliriz diye müşterileri ziyaret ederek avrupa yakasında çalışmak istediğimi, başka bir firma ile çalışmak istediğimi, bu konuda müşterilerle görüş alış verişinde bulundum ancak çalışamadık” beyanında bulunduğunu, Bakırköy 33. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 21.01.2021 tarihli celsesinde beyanı alınan tanık ...’un, “...'da bu mesajı bana getirdi, carrefour'a haziran ayındaki satışımızla ilgili olarak nokta nokta satış ve iade oranlarımız vardı, bunlara bakarak rut planı hazırlamasını istiyordu,” şeklinde ifade vermiştir. Bu ifadeye ek olarak ... işbu davaya konu Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/92046 soruşturma dosyasındaki ifadesinde de, “Vekilim aracılığımla vermiş olduğum 17/09/2018 tarihli dilekçemi aynen tekrar ederim. Şirketimiz eski çalışanı olan şüpheli ...şirketimizin gizli ticari bilgilerini hukuka aykırı olarak ele geçirerek dışarıya ifşa etmektedir. Şüpheli hakkında kamu davası açılmasını talep ediyorum.” Şeklinde ifade verdiğini,davanın açılmasından sonra da Davalı Şirketin Müvekkil Şirket çalışanlarından 15-20 adet çalışanının ayartıldığını, bu isimlerin bir kısmının Mahkemeye sunulduğunu, ...ve diğer üst düzey çalışanlar ile sınırlı olmaksızın bu isimlerden bazılarının ..., ..., ..., ... gibi isimler olduğu, bu kişilerin Davalı Şirkette çalışmaya başladığını, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında Davalı Şirkette çalışmaya başlayan ayartılan diğer isimlerin bildirilemediğini; ancak mahkeme tarafından gerekli araştırmanın yapılması için tarafımızca 21.06.2022 tarihli dilekçe sunulduğunu, bu dilekçeye ilaveten 22.06.2022 tarihli duruşmada Sayın Mahkeme’ye bu hususta müzekkere yazılmasının talep edildiğini, ancak taleplerinin incelenmeyip reddedildiğini, kaldı ki, dosya kapsamında da bu hususta Davalı Şirket tanığı ...’nın 06.10.2021 tarihli celsede vermiş olduğu ifadesinin açık olduğunu, tüm bu açıklamalarıa karşın mahkeme tarafından tanzim edilen Gerekçeli Karar’da “Ortada davacı şirketten ayrılıp davalı şirkette kısa süre içinde işe başlayan bir çalışanın olduğu,” şeklinde sadece bir çalışanın Davalı Şirket’e geçtiğinin açıklanmasının kabul edilemez nitelikte fahiş hata olduğunu, bu durumun mahkemenin delilleri ve beyanlarımızı incelemediğini, adil yargılanma hakkımızı ihlal ettiğini gösterdiğini, Açıklamış olduğumuz üzere en az 15-20 adet çalışan ayartılmış ve muvazaalı olarak Sayın Mahkeme’den gizlemek amacıyla birçoğu ile iş ortağı olarak anlaşma sağlandığından sadece ...kayıtları değil tüm kayıtların celbi gerekmekteyken bu taleplerinin de haksız bir şekilde reddedildiğini, aynı hatalı tespit bilirkişi raporunda da yer aldığından bu hususun hatalı değerlendirme olduğu Uzman Görüşü ile; “bütünsel bir bakış açısıyla değerlendirildiğinde, yukarıda D,1.4’te açıkladığımız üzere piyasanın başkaca olanaklar sunmasına, aynı işi yapabilecek aynı vasıfta hem de iş arayan işçiler yerine rağmen Davalı’nın,Davacı’nın uzman personelini hedef alarak emek vermeden alanında uzman personeli kendi bünyesine katmak için sistematik bir yöneltme faaliyetinde bulunduğu sonucuna varmak gerekmektedir.

Bilirkişi raporunda özellikle davalı tanığı ...’nın ... çalışanlarının çoğunun zaten daha önce ...’ta çalıştığı yönündeki beyanının hiç dikkate alınmaması, bu husustan hiç bahsedilmemiş dahi olması önemli bir eksikliktir.” şeklinde açıklandığını,Tüm taleplerine karşın zarar tespiti için davalı şirket’in ticari defter ve kayıtları incelenmeksizin hatalı bir şekilde karar verildiğini, kaldı ki, haksız rekabet bakımından zararın doğma ihtimalinin dahi yeterli olduğunu, gerekçeli karardaki “hangi ticari sırrın ne şekilde kullandırıldığına dair somut hiçbir açıklamanın yapılamadığı; kaldı ki yukarıda izah edildiği üzere şirketlerin "unlu mamuller sektöründe" farklı alanlarda çalışıyor olmalarından dolayı sır ifşasının esasen mümkün görülmediği,” şeklindeki gerekçenin akıl ve mantığa aykırı olduğunu, müvekkil şirket tarafından zararın tespiti amacıyla dava dilekçesinde delil olarak dayanılan ticari defter incelemesi yapılması hususunda 4 farklı tarihte sunulan dilekçeler ile ve 2 farklı celsede inceleme yapılması talep edilmiş olmasına rağmen,mahkeme tarafından bu talebin incelenmeksizin reddedildiğini, işbu dava konusu haksız rekabet temelli tazminat davası olduğundan zarar ispatı için ihlalde bulunan Davalı Şirketin ticari defter ve kayıtların incelenmesi zorunluluk arz etmesine karşın Sayın Mahkeme tarafından bu husus göz ardı edildiğini, mahkeme tarafından hem gerekli incelemenin yapılması için ticari defter ve kayıtların incelenmesi talebinin kabul edilmediğini, hem de gerekçeli kararda “davacı şirketin kendisinden ayrılan müşterileri varsa bunları ismen bilip, artık bunların kimden ürün aldıklarını da bilmelerinin sektörün gereği olduğu, böyle bir durum gerçekleşmiş olsa davacı tarafın firma isimlerini bildirerek ...'dan sonra bu müşterilerin kendilerinden ayrılıp davalı şirketle ilişkiye girdiklerini bildirmesi gerekeceği bu hususta hiçbir bildirimin bulunmadığı” şeklinde dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde Müvekkil Şirket’in ayrılan müşterilerini bildirmesi gerektiğini açıkladığını, mahkeme tarafından ileri sürülen gerekçenin hayatın olağan akışı çerçevesinde kabulü mümkün olmadığını, haksız rekabet temelli bir davada zaten zarar tespiti için ticari defter ve kayıtlara dayanarak inceleme yapılması talep edilmiş olduğundan ayrıca bilinmesi mümkün olmayan konularda bildirimde bulunulmasını beklemenin hukuka ve hak arama özgürlüğüne aykırılık teşkil ettiğini, kaldı ki, beyanları ve tanık anlatımları ile de sabit olduğu üzere, Davalı Şirket daha önce çalışmamış olduğu ve Müvekkil Şirket’in bulunduğu pazarlara, gizli bilgi ve ticari sırları kullanarak girdiğini ve mevcut müşterilere ürün vermeye başladığını, bu kapsamda bu hususların tespitinin yalnızca Davalı Şirket’in ticari defter ve kayıtları ile tespit olunabilecğinin, bu hususun uzman görüşü içerisinde "Son olarak belirtmek gerekir ki, tanık beyanlarında Davalı Şirket’in Karadeniz ve İstanbul’da ... ve diğer personelin geçişiyle birlikte sahip olunan gizli bilgi ve ticari sırları kullanarak faaliyete başladığı ve cirosunu artırdığı ileri sürülmektedir. Bu hususun tespiti ancak Davalı’nın ticari defter ve kayıtlarının ...’nun Davalı Şirket’te çalışmaya başlamadan önce ve başladıktan sonraki dönemlerin karşılaştırılmalı olarak incelenmesi sonucu ortaya çıkacak ve bu inceleme sonucunda ayrıca Davacı’nın varsa uğramış olduğu zarar da tespit edilebilecektir. " şeklinde açıklandığını, gerekçeli kararda sadece “Her ne kadar davalı vekili ticari defter ve kayıtların incelenmesini istemiş ve bu konuda uzman görüşü sunmuş ise de; bu incelemenin dosyaya bir değer katmayacağı” şeklinde bir açıklama ile yetinildiğini, oysa, işbu davanın konusu TTK m.54 ve devamı kapsamında düzenlenen “haksız rekabet” olup her iki tarafın da tacir olduğu hususları açık iken, ticari defter, kayıt ve sair delillerin “dosyaya değer katmayacağı” düşünülemeyeceğini, aksine, müvekkili Şirketin uğradığı haksız rekabeti ve zararı, ispat vasıtalarını kullanarak ortaya koymak hukuken tanınmış temel haklardan ve yargılamaya hâkim ilkelerden olduğunun ihlal edildiğini, öte yandan, “haksız rekabet” bakımından zararın doğmuş olmasının zorunluluk dahi olmadığını, zararın doğma ihtimali yeterli olup, söz konusu ticari sırrın kullandırılmasının aranmadığını belirtmek istediklerini, bu hususun dosyaya sunulan Uzman Görüşü ile de detaylı şekilde belirtilmiş ve açıklığa kavuşturulmuş olduğunu, TTK m.56/f.1’de de bu husus un“müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse” şeklinde belirtildiğini, bu kapsamda çalışanın ticari sırları ifşa etmesinin haksız rekabet kapsamında değerlendirildiğini ve bunlardan faydalanma şartının ayrıca aranmadığını, İstanbul BAM, 13. HD., E. 2019/1909 K. 2021/1185, 15.9.2021 tarihli kararında “davacı şirketin satış strateji ve kanalları, kurumsal müşteriler ile var olan mutabakatın içeriği, koşulları ayrıca müşteri çevresi gibi bilgilere ulaşabilecek pozisyonda çalıştığı ve bu bilgilerin kullanılmasının eski işverenin önemli bir zararına sebep olacağının kuşkusuz olduğu, kaldı ki önemli zarar kavramını, işverenin zarara uğrama tehlikesi önem taşıdığından, mutlaka somut bir zarar olarak değil, iktisadi ve işletmesel olarak kaygısını güdeceği bir kayıp olarak algılamak gerektiği, dolayısıyla eski işverenin yanında satış yöneticisi olarak çalışmış olan davalının sahip olduğu müşteri bilgileri sebebiyle davacının satış stratejileri, şartları, ilkelerinin dışarıya çıkması, müşterileri veya en azından onlardan bir veya birkaçını kaybetme tehlikesi bu hüküm bağlamında işverenin önemli bir zararı olarak görülmekte” olduğunun belirtildiğini, zarar ihtimalinin de bu dava kapsamında yeterli olacağının yerleşik içtihat uyarınca sabit olduğunu,Sayın Mahkeme tarafından alınan 04.01.2022 tarihli bilirkişi raporuna karşı yasal süresi içerisinde 28.01.2022 tarihinde kapsamlı itiraz dilekçesi sunulduğunu, bilirkişi heyeti tarafından dosya kapsamına taraflarınca sunulan delillerin incelenmediğini, dosya içerisinde var olan belgeler görmezden gelinerek özensiz ve hukuka aykırı bir rapor tanzim edildiğini, 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’na aykırı olarak hukuki nitelendirme ve değerlendirmede bulunulduğunu, Müvekkil Şirket eski çalışanı ile akdedilen rekabet etmeme sözleşmesi dosyaya mübrez olmasına karşın görmezden gelindiğini, rekabet etmeme sözleşmesi akdedilip akdedilmemesinin işbu haksız rekabet temelli dava kapsamında önemi olmamasına karşın bu hususun dayanak teşkil edeceğinin açıklandığını, dosyadaki tanık ifadelerinin bilirkişi raporunda değerlendirilmediğini, haksız rekabet teşkil eden davranışlara ilişkin ceza davası açılmış olmasına ve bu belgeler dosyada bulunmasına karşın bu durumun görmezden gelindiğini,Davalı Şirket’in Müvekkil Şirket çalışanlarını ayartma fiiline ilişkin Müvekkil Şirket çalışanlarının sunduğu dilekçelerin görmezden gelindiğini ve her iki şirketin ticari defter ve kayıtlarını incelemeksizin zarar olmadığı hususu iddia edildiğini, bilirkişi raporunun açıkça hukuka aykırı bir şekilde tanzim edildiğini, tüm bu açık ve aşikar aykırılıklara rağmen ve tüm itirazlarına rağmen sayın mahkeme tarafından dosya kapsamında ne ek rapor ne yeni bilirkişi raporu alınmasına karar verilmeksizin sadece bir tane bilirkişi raporu talep edildiğini ve işbu raporun hükme esas alındığını,Bilirkişi Heyeti tarafından son derece yanlış ve hukuka aykırı şekilde,"... isimli şahsın davacı şirketten istifa gerekçesiyle ayrılmış olması ve akabinde davalı şirkette çalışmaya başlaması haksız rekabetin kabulü için tek başına yeterli değildir. ... ile davacı şirket arasında Rekabet Etmeme Sözleşmesi de imzalanmamış olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda aynı sektörde faaliyet gösteren bir başka şirkette çalışmaya başlamak tek başına haksız rekabet olarak kabul edilemez." denilerek taraflarınca ve hukuken anlaşılamayan, hangi amaçla beyan edildiği tespit edilemeyen, hukuki gerekçesi ortaya konulamayan bir değerlendirme yapıldığını, bu hatalı değerlendirme mahkeme tarafından hükme esas kabul edilerek gerekçeli kararda yer verildiğini,Uzman Görüşü’nde tek tek tespit olunan Bilirkişi Raporu’ndaki hatalı tespit ve değerlendirme içeren hususları kısaca aşağıda belirttiklerini; bu tespitlerin; bilirkişi raporunun somut olaya konu haksız rekabet iddiasını yanlış nitelendirdiği, müvekkil Şirket ile ... arasında akdedilen rekabet etmeme sözleşmesinin var olmasına karşın olmadığının beyan edildiği, işbu dava haksız rekabet davası olması sebebiyle Müvekkil Şirket ile ... arasında rekabet sözleşmesi olup olmamasının dava açısından önemi ve anlamı olmadığı, bilirkişi Heyeti’nin dava dışı ...’nun işten ayrılmadan önce şahsi hesabına gönderdiği teknik çizim ve fotoğrafların somut dava konusu dışında olduğu tespitine ilişkin olarak bu durumun bir bütün olarak saik (neden) açısından önem taşıdığı, Bilirkişi Heyeti tarafından rapor kapsamında haksız rekabet hallerinin TTK m. 54 kapsamında değerlendirildiği ancak haksız rekabet hallerinin TTK m.55 kapsamında düzenlendiği, hatalı kanun hükmünün dayanak yapıldığı, TTK m. 55 kapsamında haksız rekabet hallerinin sınırlayıcı olmadığı, Müvekkil Şirket’in bu hallere dayanmasının zorunlu olmadığı, yine de iddiaların TTK m. 55 kapsamında en yakın “sözleşmeyi ihlale veya sonlandırmaya yöneltmek” eylemi olabilecekken, Bilirkişi Heyeti’nin somut uyuşmazlık ile ilgisi bulunmayan kanun maddesine göre değerlendirme yaptığı, Bilirkişi Heyeti’nin somut uyuşmazlığı tahlil edemediği, yanlış nitelendirdiğinin açık olduğu, somut uyuşmazlığı bütüncül bakış açısıyla değerlendirmediği, Bilirkişi Heyeti’nin işçi ayartmaya ilişkin hatalı olarak ... eylemlerini tekil olarak değerlendirdiği, Haksız rekabet hukukunda “çalışan” “personel” gibi kavramların İş Kanunu kapsamında çalışan kişileri değil, TBK kapsamında iş sözleşmesi veya vekalet sözleşmesi kapsamında geniş yorumlanacağı, Bilirkişi Raporu’nda ..., ..., ..., ...’nin ...’lı olarak çalışmamış olduğunun belirtilmesinin Davalı Şirket’in çalışanı olmadıkları için tek başına yeterli olmadığı, ...’nın soruşturma kapsamında Davalı Şirket için müşteri ziyaretlerinde bulunduğunu beyan ettiği, bilirkişi raporunda Davalı tanığı ...’nın Davalı Şirket çalışanlarının çoğunun zaten daha önce Müvekkil Şirket’te çalıştığı yönündeki beyanının dikkate alınmamasının önemli eksiklik olduğu, bütünsel değerlendirme yapılmamış olmasının hatalı sonuca varılmasına neden olduğu, ticari sır niteliğindeki bilgilerden mutlaka yararlanılmasının gerekmediği, zarar verme tehlikesinin bulunması durumunda dahi haksız rekabet teşkil edeceği, zarar tespiti için...’nun Davalı Şirket’te çalışmaya başlamadan önce ve başladıktan sonraki dönemlerin karşılaştırmalı olarak incelenmesi sonucu ortaya çıkacak ve bu inceleme sonucunda ayrıca Müvekkil Şirket’in uğramış olduğu zararın da tespit edilebileceği, şeklinde olduğunu, bu yönüyle dosyada mübrez uzman görüşü ile bilirkişi raporunun çelişkili ve hatta taban tabana zıt olduğunu, çelişkili belge ve raporlarla sonuca gidilmesi ve hüküm kurulmasının kabul edilemeyeceğini, dosyada çelişkili mevcut belge ve raporların bulunması halinde, yeni rapor alınması gerektiğini izahtan varestedir.Yargıtay 11. HD., E. 2020/2113 K. 2021/4613 sayılı ve 31.5.2021 tarihli kararında“Somut olayda, davacı nezdinde ticari sırlara vakıf bir konumda çalışan davalılardan ’…'ın ham madde temini, pazarlama, üretim tekniği ve yöntemi vs ilişkin davacının oluşturduğu... ile paylaşıp işten ayrıldığı ve sonrada diğer davalı şirketi birlikte kurup, know-how’da oluşturan davacının ticari sırlarını kullanarak tedarikçilerden ham madde temin edip aynı ürünü aynı sistemle üretip, aynı müşterilere sattıkları ve böylece haksız rekabette bulundukları ileri sürülmüş…bilirkişi raporu ile uzman görüşünde belirtilen davalı sistemindeki farklılıkların tekniğin bilinen durumunu aşıp aşmadığı tespit edilmemiş, tarafların uyguladıkları sistemler arasında farklılık bulunup bulunmadığı yönünden birinci teknik bilirkişi raporu ile ikinci teknik bilirkişi kurulu raporu arasındaki çelişki de giderilmemiştir…çelişkinin giderilmesi için yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınması gerektiğinin gözetilmemesi doğru olmamıştır” şeklinde bozma kararı verildiğini, Yargıtay 15. HD, E.2015/5127, K. 2016/4635 sayılı ve 10.11.2016 tarihli kararının da benzer mahiyette olduğunu, Müvekkil Şirket çalışanları tarafından yazılan ve işbu dosyada mübrez dilekçeler ile sabit olduğu üzere, davalı Şirket tarafından birçok çalışana tekliflerde bulunularak, çalışanların ayartılmaya çalışıldığını, söz konusu dilekçeler dosyada bulunmasına rağmen mahkeme tarafından değerlendirilmediğini, hüküm kurulurken hangi gerekçe ile değerlendirme konusu yapılmadığının da açıklanmadığını, ... tarafından; “...firması, ... tarafından işimi bırakıp bu firmada çalışmamı teklif ettiler.”, ... tarafından; “...firmasında çalışan ... isimli şahısla reyonda denk geldik bana ...firmasından memnun musun diye sordu. Bir sorunumun olmadığını söyledim. ...’dan ayrılanların hepsinin ...’ta geçtiğini söyledi, benim de işsiz kalma durumum gibi ya da ...firması ile bir sorun yaşarsan seni ...firmasına alırız diye tahrik etti.”, ... tarafından; “06.09.2018 tarihinde bölgede çalışırken ...firmasından ... isimli personel ...’dan memnun değilsen seni bizim bünyemize alalım diye teklifte bulunmuştur.”, ... tarafından; “kendilerinin ... bayisi olduklarını söyleyen ...ismindeki bir şahıs beni ... Antalya bölgede Tüccar Plasiyer olarak çalışman için teklifte bulunmuştur. 17 Kasım 2018 Cumartesi günü ise çalışma şartlarını tarafıma iletmiştir. Mevcut çalışmış olduğum firmayı bırakıp ve kazanmış olduğum tecrübelerimi kendi firmasına aktarmamı talep etmiştir. Ayrıca ...’da işe başlarsam ve sonrasında ... firmasından ayrılırsam ...’ya geri dönmemem için kağıt imzalamam gerektiğini söylediler. Çalışma şartlarında yapılan cironun %20’sini kazanacağımı söylediler. Ayrıca iade yakıt gideri, yemek giderinin tarafıma ait olduğunu asgari ücretten sigorta yapacağını belirtti” şeklinde dilekçelerin sunulduğunu, bu beyanlardan da anlaşılacağı üzere, davalı şirketin kasten Müvekkil Şirket’e zarar vermek istediğini ve Müvekkil Şirketin yetişmiş çalışanlarındaki ticari sır ve gizli bilgilere erişerek haksız menfaat sağlamak istediğini, açık bir şekilde TTK m.55/1-b’de düzenlenen “Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek” suretiyle de haksız rekabette bulunulduğunu,Bunun yanında, yukarıda açıklandığı üzere, davalı Şirket hissedarı, Genel Müdürü ve diğer hissedarın oğlu olan ...’un dava dışı ve Müvekkil Şirket’in her türlü ticari sırrını, gizli bilgisini bilen ... ile 02.06.2018 tarihinde yani dava dışı ... henüz Müvekkil Şirket’te çalışmaktayken ... isimli iş dünyasındaki kişilerin iletişim kurmasını sağlayan sosyal iş ağı ve sosyal paylaşım platformu aracılığıyla iletişime geçtiğinin tespit edildiğini, İlgili LinkedIn kayıtları ve Müvekkil Şirket’e sunulan şikâyet dilekçelerin hiçbirinin ne Bilirkişi Raporu’nda ne de Gerekçeli Karar’da değerlendirme konusu yapıldığını, bu nedenle de eksik inceleme sonucu hüküm kurulduğunu, ilgili mesajlaşma sonrası dava dışı ...’nun Davalı Şirket’te yönetim kurulu üyesi olarak çalışmaya başladığı da dosya kapsamındaki deliller ile sabit olduğunu, bu hususun davalı şirket tarafından kasıtlı olarak mahkemeden saklandığını ve mahkemeye gerçek dışı beyanda bulunulduğunu Rekabet etmeme sözleşmesinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinin ve bulunmadığı tespiti ile gerekçeli kararın tanzim edilmesinin hatalı olduğunu, gerekçeli Karar’da “Ortada davacı şirketten ayrılıp davalı şirkette kısa süre içinde işe başlayan bir çalışanın olduğu, davacı şirket ile ... arasında rekabet yasağını içerin bir iş akdinin bulunmadığı” şeklinde bir değerlendirilme yapıldığını, işbu dava rekabet etmeme yasağına dayanmamasına rağmen böyle bir gerekçenin düzenlenmesinin hatalı olduğunu, nu değerlendirmenin kaynağının ise yine hatalı ve eksik şekilde tanzim edilen Bilirkişi Raporu olduğunu, gerekçeli kararda yer alan bu ifade ile Sayın Mahkemenin dosyayı ve ilgili belgeleri incelemeksizin sadece hatalı ve yanlış değerlendirmeler içeren, uzman görüşü ile taban tabana zıt bilirkişi raporunu hükme esas aldığını gösterdiğini, dava konusu ile hiçbir ilgilisi bulunmamasına rağmen, dava dışı çalışan ...’nun müvekkil şirket ile imzalanmış rekabet etmeme sözleşmesinin bulunduğunu ve dosyaya sunulduğunu da ayrıca belirtmek istediklerini, işbu davanın konusu “haksız rekabet” olup, esasen ...’nun sözleşmesinde rekabet etmeme yükümlülüğünün bulunup bulunmaması ile herhangi bir ilgisi olmadığını, kaldı ki ... ile rekabet etmeme sözleşmesi de imzalandığını, bilindiği üzere “haksız rekabet” ile “rekabet yasağına aykırılık”ın farklı müesseseler olduklarını, nitekim hukukumuzda da farklı kanun ve düzenlemelere tabi tutulduklarını, rekabet yasağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ("TBK") 444. maddesi ve devamı maddelerinde düzenlenmiş iken, işbu davanın konusu olan “haksız rekabet”in 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun ("TTK") 54. maddesi ve devamında yer aldığını, bu açıkladıkları hususların Uzman Görüşü ile de sabit olduğunu, uzman görüşünde "Nitekim Bilirkişi Raporu’nun 8. sayfasında “... ile davacı şirket arasında Rekabet Etmeme Sözleşmesi de imzalanmamış olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda aynı sektörde faaliyet gösteren bir başka şirkette çalışmaya başlamak tek başına haksız rekabet kabul edilemez” denilmiştir. Dava dosyasında Bilirkişi Heyetinin yapmış olduğu tespitin aksine Davacı ile ... arasında akdedilmiş rekabet etmeme sözleşmesi bulunduğu bir yana bırakılacak olursa, Bilirkişi Heyeti’nin bu ifadesinden, ...’nun Davalı Şirket bünyesinde çalışmaya başlamasının Davacı Şirket ile arasında rekabet etmeme sözleşmesi bulunmadığı için haksız rekabet teşkil etmediği sonucu zorunlu olarak ortaya çıkmaktadır. Bilirkişi Heyetinin yapmış olduğu bu değerlendirme, şayet huzurdaki dava ...’ya karşı açılmış olsaydı bir anlam ifade edebilirdi. Oysa ki, huzurdaki dava başka bir şirkette çalışmaya başladığı için ...’ya karşı açılan bir dava olmayıp, ... ve diğer Davacı Şirket çalışanlarını kendi bünyesinde çalışmak için ayartmak suretiyle Davacı Şirket’le olan sözleşmelerini sona erdirmeye yöneltme iddiasıyla açılan haksız rekabet davasıdır. Bu sebeple Davacı ile ... arasında rekabet sözleşmesi olup olmasının bu dava açısından herhangi bir önemi ve anlamı yoktur." tespitinde bulunulduğunu, hal böyle iken, TTK kapsamında düzenlenen haksız rekabetin mevcut oluğu ve Sayın Mahkemece bu yönde bir incelemeyle değerlendirme yapılması gerekirken, rekabet yasağına ilişkin yapılan söz konusu tespitin hatalı olduğunu,Dosya kapsamına sadece bir tane bilirkişi raporu alındığını, itirazları doğrultusunda yeni bilirkişiye dosyanın tevdii taleplerinin dinlenilmediğini, 04.01.2022 tarihli ve hükme esas alınan Bilirkişi Raporu’na karşı yazılı ve sözlü itirazlarının kapsamlı olarak sunulduğunu, işbu Rapor tanzim edilirken incelemeye alınmayan ve hatalı değerlendirilme yapılan hususların 28.01.2022 tarihli Bilirkişi Raporu’na karşı itiraz dilekçesinde açıkça, başlıklar halinde belirtildiğini, itirazlar doğrultusunda yeni bilirkişi heyetinden rapor alınmasının talep edildiğini, ayrıca, 02.03.2022 tarihli duruşmada ve 21.06.2022 tarihli beyan dilekçesinde de dosyanın itirazları karşılayacak şekilde yeni bilirkişi heyetine tevdiine karar verilmesinin talep edildiğini, ancak, talepleri doğrultusunda herhangi bir karar verilmediğini, dosyadaki eksiklikler ile çelişkilerin giderilmediğini,oysa, tarafların beyan ve itirazları doğrultusunda dosyadaki tüm deliller incelenerek karar verilmesi gerektiğini, bu hususun HMK m. 297’de açıkça hükme bağlandığını, bu yönden de söz konusu Gerekçeli Karar’ın HMK’nın ilgili maddelerine uygun şekilde tanzim edilmediğini, hatalı ve eksik tek bir Rapor’a dayalı hüküm kurulamayacağını, dosyaya mübrez bir adet eksik ve hatalı değerlendirmeler içeren ve Uzman Görüşü ile de hatalı olduğu ispatlanan bilirkişi raporu dayanak yapılarak gerekçeli karar tanzim edildiğini, itiraz ve beyanlarının yargılamada dikkate alınmamasının, dosyadaki eksikliklerin giderilememesinin adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkı gibi Anayasa’da ve AİHS ile koruma altına alınan temel hakların ihlaline sebep olduğunu, ayrıca, HMK m.27’de düzenlenen ve yargılamaya hâkim olan ilkelerden “hukuki dinlenilme hakkı”nın da ihlal edildiğini, HMK m.27’de düzenlen hukuki dinlenilme hakkının kapsamında“Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesi”nin de yer aldığını, ancak taraflarınca defalarca talep edilen hususların ve açıklamaların mahkemece dikkate alınmadığını ve değerlendirilmediğini, yeni bilirkişi raporu alınması hususundaki taleplerinin değerlendirilmeme gerekçesinin de açıklanmadığını, dolaylısıyla, ilk derece mahkemesi tarafından hukuki dinlenilme hakkının ihlal edilmesi ile eksik ve yetersiz bir Rapor’a dayanılarak hüküm verilmesinın hukuka aykırı olduğunu,Dava dışı müvekkil şirket eski üst düzey yöneticisi ...’nun mahkemeden gizlenerek davalı şirket’te yönetim kurulu üyesi olarak çalıştığının tespit edildiğini, ancak sayın mahkeme tarafından bu hususun dahi değerlendirilmediğini, davalı Şirket'teki özlük dosyası incelendiğinde görüleceği üzere ...'nun, Müvekkil Şirket'ten Davalı Şirket'e yönetim kurulu üyesi sıfatıyla geçiş yaptığını, ancak ilgili dilekçelerde ve ...kayıtlarında Davalı Şirket tarafından “satış müdürü” olarak gösterildiğini, davalı Şirketin, müvekkili Şirket’ten haksız menfaat elde etme ve müvekkili şirkete zarar verme kastıyla hareket ettiğini, dürüstlük kuralına aykırı davrandığını, bu hususu resmi makam ve Sayın Mahkeme’den sakladığını, ayrıca, ...’nun Davalı Şirket’teki rolünün de bu şekilde küçültülerek kasıtlı ve bilinçli olarak haksız rekabet fiilinin gizlenmeye çalışıldığını, söz konusu durumun ve Müvekkil Şirket’in uğradığı zararın tespiti amacıyla, 28.01.2022 tarihli itiraz dilekçelerinde “...’nun Müvekkil Şirket nezdinde çalıştığı dönemi de kapsayacak şekilde tüm banka hesap hareketlerinin celbi, Davalı Şirket'in ...’ya Müvekkil Şirket’te çalıştığı dönemi de kapsayacak şekilde yaptığı ödemeleri gösterir tüm banka hesap hareketleri ve tüm ticari defter, kayıtları, bilançoları, hesap hareketlerini gösterir dökümlerinin celbi talebi” ve“Davalı Şirket'in ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına akabinde Bilirkişi Heyeti üyeleri tarafından inceleme yapılmasına karar verilmesi”nin talep edildiğini, ancak, bu hususlar bakımdan damahkeme tarafından beyanlarının inceleme ve değerlendirme konusu yapılmadığını, üstelik hangi gerekçe ile değerlendirilme yapılmadığının da kararda izah edilmediğini, Yukarıda detaylıca açıklandığı üzere, Sayın Mahkeme tarafından nihai karar sonrası yargılama bittikten sonra delil toplanması amacıyla usule ve yasaya aykırı bir şekilde müzekkere yazılması, bu hususa ilişkin itirazları saklı kalmak kaydıyla müzekkere cevabı beklenmeden gerekçeli karar yazılmış olması, müzekkere cevabı dosyaya gelmemiş olmasına karşın gerekçeli kararda müzekkere cevabı değerlendirilmiş gibi hüküm verilmesi, hatalı ve eksik değerlendirmeyle hazırlandığı delilleri ile ispatlanmış bilirkişi raporunun hükme esas alınması, dosyaya sunulan uzman görüşü ile bilirkişi raporu çelişmesine karşın yeni rapor alınmaması, taraflarınca sunulan uzman görüşünün dikkate alınmamasının gerekçeli kararda açıklanmamış olması, deliller toplanmadan karar verilmiş olması ve taraflarınca sunulan delillerin değerlendirilmemiş olması gerekçeleriyle işbu itiraza konu ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini,İleri sürerek, yukarıda arz ve izah olunan ve re’sen gözetilecek nedenlerle; istinaf taleplerinin kabulüne, hüküm kesinleşinceye kadar kararın icrasının tehirine istinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına, İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/1072E., 2022/508K. Sayılı kararının kaldırılarak, haklı davamızın kabulüne, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile haksız rekabet nedeniyle doğduğu iddia olunan maddi ve manevi zararın tazmini istemlerine ilişkindir.Davacı yan dava dilekçesi ile; davacı şirkette üst düzey yönetici olarak çalışan dava dışı ...'nun emeklilik talebi ile işten ayrıldığını, ancak çalışanın işten ayrılmadan önce davalı şirket yetkilisi ile linkedn üzerinden görüşmeye geçtiğinin, yine ...'nun işten ayrılması akabinde davacı şirket ve iştiraklerinde görevli olan çalışanlarını davalı şirkette çalışmak üzere ayartmaya çalıştığını, bu husustan davacı şirketin iştiraki olan ... ve ...'ın, ... ile birlikte hareket eden ...'nın kendilerine iş teklifinde bulunduğunu davacıya bildirmeleri ile haberdar olunduğunu, dava dışı ...'nun işten ayrılırken bilgisayarında bulunan davacı şirkete ait ticari sır niteliğindeki fırın ve mağaza konsept görsellerini ve mimarlık çizimlerini şahsi e-mailine gönderdiğinin tespit edildiğini, bu bilgileri davalı şirkete aktarma amacıyla aldığını, ... dışında ..., ..., ... ve ...isimli kişilerin de davacı şirket çalışanlarını, davacı şirkete ait aylık ciro ve iade oranlarına ilişkin bilgileri davalı şirket lehine sızdırmaları amacıyla yönlendirmeye çalıştıklarını, bu kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ileri sürerek, davalı şirketin haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespiti ile ve men'ine, 125.000,00-TL maddi, 125.000,00-TL manevi zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı yan; taraf şirketlerin faaliyet ve üretim alanlarının farklı olduğunu, ...'nun davacı şirkete ait ticari sırları davalıya aktardığına dair iddiaların gerçek dışı olduğunu, davalı şirketin Türkiye geneli mağazalar zinciri satış ve organisazyon müdürü olan ...'ın da bir yıl önce davacı şirkette çalışmaya başladığını, davalının da davacı şirkette donuk gıda sektöründe çalışmış ...'yu işe almış olmasının haksız rekabet teşkil etmeyeceğini, davacının davalı şirkete atfen somut bir haksız rekabet eylemi de ortaya koyamadığını, davalı şirketin ürün gamına ... işe alındıktan sonra herhangi bir ürün de eklenmediğini, dava dilekçesinde isimleri yer alan davalı şirketin iştirakinde çalışan kişilere davalının ne doğrudan ne de dolaylı olarak iş teklifinde bulunmadığını, yine davacının dilekçesinde isimleri geçen ve davacı şirket çalışanlarından bilgi sızdırmaya çalıştığı iddia olunan kişilerin de davalı şirketten çok uzun süre önce ayrılmış olan ve davalı ile ilgisi bulunmayan kişiler olduklarını, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece taraf delilleri kısmen toplanmış, dava dışı ...'nun ...kayıtları, dava dışı ...'ın ...kayıtları, Bakırköy 33 Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/91 Esas sayılı ceza dava dosyası, Bakırköy 33 Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/226 Esas sayılı ceza dava dosyası, ..., ..., ... ve ...'nin ...kayıtları dosya arasına alınmış, taraf tanıkları dinlenilmiş, akabinde dosya iki hukukçu ve bir gıda mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine tevdii edilerek bilirkişi raporu alınmış, alınan rapor doğrultusunda tahkikat bitirilerek davanın reddine karar verilmiştir.Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; mahkemece davacı ve davalı şirketlerin iştigal konularının farklı olduğu belirtilmesine rağmen, sicil kayıtlarının hüküm açıklandıktan sonra celbedildiği, dosyaya sundukları delillerin, ceza yargılamasında beyanı alınan sanıkların beyanlarının değerlendirilmediği, bilirkişi raporu ile hukukçu tarafından dosyaya sunulan uzman görüşü arasındaki çelişkilerin giderilmediği, bilirkişi raporuna detaylı itirazlarının giderilmediği, deliller değerlendirilmeden eksik inceleme ile karar verildiği yönündedir.İlk derece mahkemesi tarafından gerekçeli kararda; davacı ve davalı şirketin sicil kayıtlarına göre şirketlerin iştigal sahalarının aynı olmadığı belirtilmiş ise de; davalı şirketin sicil kayıtlarının celbi için Aksaray Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne hüküm fıkrasının açıklandığı 22/06/2022 tarihli celseden sonra 05/07/2022 tarihinde müzekkere yazıldığı, yine müzekkere cevabı beklenmeksizin 05/07/2022 tarihinde gerekçeli kararın yazıldığı,dosya içerisinde davalı şirketin sicil kayıtlarının celbedildiğine yahut, mahkeme tarafından Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yer alan ilanlar üzerinden incelendiğine dair bir delil de bulunmadığı, mahkemece tahkikat bitirilip hüküm tesis edildikten sonra delil toplanması mümkün olmadığı gibi, mevcut olmayan delilin değerlendirilmesinin de mümkün bulunmadığı, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır.Mahkeme gerekçeli kararında davacı tanığının taraf şirketlerin iştigal alanlarının farklı olduğu yönündeki beyanına itibar edildiği belirtilmiş ise de; davacı ...'un beyanında yalnızca davacı şirketin "paketli ekmek ve dayanıklı ekmek" ürettiğini beyan ettiği, mahkemece davalı şirketin taze unlu mamuller ürettiği belirtilmiş ise de, dosya arasına davalı şirketin sicil kayıtları alınmaksızın, bu sonuca hangi delile dayanılarak ulaşıldığının açıklanmadığı, davacı yanın bu yöndeki istinaf sebebinin de yerinde olduğu anlaşılmıştır. Davacı şirketin dava dilekçesinde, yalnızca dava dışı ...'nun davalı ile birlikte davacıya yönelik haksız rekabet teşkil eden eylemler içerisinde olduklarını ileri sürmediği, ayrıca dava dışı ..., ..., ... ve ...isimli davalı eski çalışanlarının davalı lehine davacı çalışanlarından davacının ticari sırlarını elde etmeye çalıştıklarını da ileri sürdüğü, Bakırköy 33 Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/226 esas sayılı dosyası ile dava dışı ... aleyhine iş bu davada ileri sürülen eylemlere ilişkin olarak haksız rekabet suçu nedeniyle açılmış ceza davasının derdest olduğu, yine Bakırköy 33 Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/91 esas sayılı dosyası ile esas sayılı dosyası dava dışı ...aleyhine iş bu davada ileri sürülen eylemlere ilişkin olarak haksız rekabet suçu nedeniyle açılmış ceza davasının derdest olduğu, mahkemece ceza dosyaları celbedilmiş olmakla birlikte, bu dosyaların akıbetleri araştırılmadığı gibi, delil olarak dayanılan bu davalardaki beyan ve belgelerin davalıya atfedilen haksız rekabet eylemi yönünden ispat edici nitelikte bulunup bulunmadıkları, bekletici mesele yapılmalarının gerekip gerekmediği yönünde, ne ara karar ile ne de gerekçeli kararda olumlu olumsuz hiçbir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmış olup, davacı yanın bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde bulunmuştur.Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan;

28/01/2022 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde; bu dosyada dinlenen tanıklardan ...'in, davacı tarafından dava dışı ... aleyhine İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/541 esas sayılı dosyası nezdinde ikame edilen davada da tanık olarak dinlendiği, o dosyada anılan tanığın haksız rekabet eylemleri ile ilgili beyanda bulunduğu belirtilmişmiş, tanığın dinelndiği duruşma zaptı örneği de dilekçe ekinde ibraz edilmiştir. Anılan dava dosyasında davacının dava dışı ... aleyhine de haksız rekabete dayalı tazminat davası açtığı anlaşılmaktadır. Mahkemece anılan dava dosyasının da getirtilip incelenmemesi isabetsiz olmuştur.Mahkemece yapılması gereken iş, hem davacı hem de davalı şirketin sicil kayıtları ve faaliyet alanları da karşılaştırılmak suretiyle rakip konumda bulunup bulunmadıklarının tespiti, Bakırköy 33 Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/226 esas sayılı dosyası ile Bakırköy 33 Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/91 esas sayılı dosyalarının akıbetlerinin araştırılması, bu dosyalarda alınmış bilirkişi raporları varsa dosyaya kazandırılması, İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/541 esas sayılı dosyasının celbedilmesi; dosyaların bekletici mesele yapılmalarının gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi, gerekli görülmesi halinde mevcut heyetten ek veya yeni bir bilirkişi heyetinden kök rapor alınarak davacı tarafından ileri sürülen ve haksız rekabet teşkil ettiği iddia olunan eylemlerin gerçekleşip gerçekleşmediği, gerçekleşmiş ise haksız rekabet teşkil edip etmedikleri hususunda, hangi delile ne gerekçe ile itibar edildiği veya edilmediği de açıklanmak suretiyle bir değerlendirme yapılması, şayet haksız rekabetin mevcut olduğu sonucuna ulaşılır ise bu kez davacının bu eylem nedeniyle ispatlayabildiği maddi ve manevi zararı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi ve davacının her üç talebi hakkında gerekçeleri açıklanarak hüküm tesis edilmesinden ibarettir.Sonuç itibariyle;davacı yanın istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan sebeplerle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/06/2022 tarih ve 2018/1072 Esas ve 2022/508 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,5-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminat var ise talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,6-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 03/07/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Karar Etiketleri
KALDIRILMASINA ISTINAFHUKUK HUKUK Ticaret Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu 9125 sayılı ve 24.11.2016 tarihli kararı),Müvekkil şirket ile davalı şirketin faaliyet alanların aynı olduğu ve birbirlerine rakip firmalar oldukları hususlarının tanık anlatımı ve sair deliller ile sabit olduğunu, mahkemece kararda “Unlu mamullerle ilgili sahanın çok geniş olduğu, sadece unlu mamul üretmekle firmaların aynı iştigal sahası içinde ve haksız rekabete konu olacak biçimde faaliyette bulunduklarının kabul edilmesinin mümkün olmadığı;Bizzat davacı tanığı tarafında da açıkça belirtildiği üzere davacı şirketin donuk unlu ürünler üzerine yoğunlaştığı, bu çerçevede "paketli ekmek ve dayanıklı ekmek" ürettikleri, davalı şirketin ise taze unlu mamuller ürettiği, taze ekmek üretip satma işine yoğunlaştığı; bu çerçevede davacı tarafın mamulleri uzun süre bozulmadan rafta kalırken davalının ürettiği mamullerin raf ömrünün 10 - 15 gün kadar kısa ömürlü olduğu;Unlu mamullerle ilgili sahanın çok geniş olduğu, sadece unlu mamul üretmekle firmaların aynı iştigal sahası içinde ve haksız rekabete konu olacak biçimde faaliyette bulunduklarının kabul edilmesinin mümkün olmadığı;” şeklinde gerekçe açıklanmış ise de, açıklamanın somut gerçeklikle hiçbir ilgisi bulunmadığını, müvekkil şirketin “...” markası, davalı şirketin ise “...” markası ile sıcak unlu mamüller üretim ve dağıtım işiyle iştigal ettiklerini, dolayısıyla Davalı Şirketin ürünlerinin müvekkiline ait ürünlerle birbirine ikame edilebilen ürünler olup aynı satış mecraalarında, aynı reyonlarda, aynı tüketici kitlesine hitap ettiklerini, zincir perakende marketlerin raflarında ve ticaret platformlarında her iki şirket ürünlerinin yanyana satıldıklarını, her iki şirket ürünlerinin tamamen aynı pazarda yer aldıklerını ve aynı ihtiyacın karşılanması amacıyla aynı tüketici kitlesine hitap ettiklerini, dosyaya sunulan sayısız delilin yanı sıra ...markasının neredeyse %100 bilinirliğe sahip olduğu da göz önüne alındığında mahkeme tarafından ...markalı ürünlerin yalnızca donuk unlu mamuller sektöründe yer aldığının ifade edilmiş olmasının dosyada eksik inceleme yapıldığını izahtan vareste hale getirdiğini, her ne kadar ilk derece mahkemesi talep etmiş olduğu ticaret sicil kayıtlarını beklemeden ve incelemeden karar vermiş olsa da ticaret sicil kayıtları incelendiğinde de müvekkil şirket ile davalı şirketin aynı sektörde faaliyet gösterdikleri ve rakip olduklarının ortaya çıktığını, ticaret sicil kayıtlarına göre müvekkilinin faaliyet alanının "Galeta, kraker, krikkrak, bisküvi, kek, çörek, envai sandviç ekmekleri her çeşitteki ekmek cinsleri gibi birçok tipteki un ve undan yapılmış ürünlerin malit ile toptan veya perakende olarak tüketiciye arzı ile genel olarak tarım, ziraat bahçe, bostan, bağ, ağaç ve orman hayvan ve su ürünleri gibi çeşitli tabii doğal kaynaklar ile modern ilim ve teknolojinin mevzuat ve hijyen sağlık ve sıhhat şartlarına uygun surette elde edilmesini mümkün kıldığı suni yapay kaynaklardan elde edilen ve kurutmak, su haline getirmek, ezilmek, öğütülmek, karıştırılmak, dondurulmak, konservelemek (…)"; davalı şirketin faaliyet alanının ise "Her türlü un ile undan mamul ekmek, tost ekmeği, hamburger ekmeği, sandviç, pasta ve pasta çeşitleri, galeta, simit, poğaça, börek, tatlı tuzlu ve tuzsuz unlu gıda maddeleri yufka, kadayıf, makarna, peksimet, francala yöresel ekmek çeşitleri ve benzeri un ve unlu mamullerin üretimi, ambalajlanması, depolanması, pazarlanması, toptan ve perakende satışı ile ithalatını ve ihracatını yapmak. İnsanların beslenmesinde önemli bir etkinliği olan ve gıda sektörüne konu teşkil eden her nevi sıcak, soğuk, dondurulmuş, kurutulmuş ve konsantresi yapılmış besin maddelerinin pazarlanması konusunda toptan ve perakende satış yapmak amacı ile gerekli olan satış mağazalarını açmak ve işletmek (…)" olduğunu, sicil kayıtları görseller vasıtası ile görüleceği üzere her iki şirketin aynı ürünler üretmekte ve aynı satış kanalları aracılığıyla aynı tüketici grubuna ürünlerini pazarlamakta olduklarını, dava dışı eski üst düzey çalışan ...’nun davalı şirket tarafından ayartılması sonucu, müvekkil şirkete ait gizli bilgilerin ve ticarin sırları elde edildiğini, Sayın Mahkeme tarafından gerekçeli karara konu edilen ancak incelenmediği anlaşılan 25.05.2021 tarihli duruşmada dinlenen tanık ... ifadesi incelendiğinde, “Ben ... Unlu Mamüllerinde grup insan kaynakları direktörü olarak çalışmaktayım, rakip firmamızdır bizimle aynı işi yapmaktadırlar, biz paketli ekmek ve dayanaklı ekmek yapmaktayız, tüm Türkiye satış yapmaktayız, onlar bizim genel müdürümüz ...’ya aldılar, o çalışmaya başladıktan sonra önce İstanbul da daha sonrada Karadeniz’de faaliyet göstermeye başladıklar, ... bizim bütün ticari sırlarımızı bilmektedir, hatta reçeteleri dahi bilmektedir, bu nedenle bizim ürünlerimizi kopyalamaya birebir aynısını yapmaya başladılar, ...’nun bilgisayarını teslim aldığımızda bizim bilgilerimizi kendi şahsi mailine attığını gördük, ben ve şirketteki hukukçu arkadaşlar gördük” şeklinde beyanda bulunduğunu, tanık tarafından her iki şirketin rakip olduğunun ve haksız rekabet eylemlerinin mevcut olduğunun net bir şekilde ifade edildiğini, yine işbu dava kapsamında dinlenen davalı Şirket tanığı ...'in, Müvekkil Şirket ile ... arasında görülen davada da tanık olarak dinlendiğini, ...'in, İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/541 E. sayılı dosyanın 14.10.2021 tarihli duruşmasında haksız rekabet teşkil eden fiilleri tek tek ikrar ettiğini, bu tanık ifadesi taraflarınca 28.01.2022 tarihinde mahkemeye sunulmuşsa da mahkeme tarafından göz ardı edildiğini, davalı şirket tanığı da olan ...’in bir başka mahkemede yeminli olarak verdiği ifadesinin; " “Ben yaklaşık 16 yıl boyunca davacı unmaş şirketinde dağıtım elemanı ve en son yönetici olarak çalıştım ve 2019 yılı ağustos ayında işten kendi isteğimle ayrıldım, benim çalıştığım dönemde ... bey... şirketinde genel müdür olarak çalışıyordu, kendisinin emekliliği geldiği için ve davacı şirketle anlaşamadığı için işten ayrılmak zorunda kaldı, ancak ...,...’tan ayrıldıktan sonra başka bir şirket olan Akrasaray unlu mamulleri gıda ltd şti’de yine genel müdür olarak işe başladı, ben tam olarak hatırlamamakla birlikte yaklaşık 1 yıl sonra bu şirkette işe başlamıştır, bende ... bey bu şirkette işe başladıktan sonra yönetici olarak işe başladım, ben hala ... şirketinde yönetici olarak çalışıyorum, ancak... bey ... şirketinden yaklaşık 4 5 ay önce ayrılmıştır, davacı ... şirketi paketli ekmek üreten bir şirkettir, ... şirketi de aynı işi yapmaktadır, (…) ... bey ...’TA göreve başladıktan sonra bazı bölgelerde Pazar payı genişlemiştir, örneğin Karadeniz Bölgesi ve İç Anadolu bölgesinde bulunan müdürlerin coğrafyasındaki arttırım bu müdürlerin çalışması ile sağlanmıştır, ... ...’A geçtikten sonra ... şirketi İstanbul içinde de faaliyet göstermeye başlamıştır” şeklinde olduğunu, görüleceği üzere, ...’nun davalı şirkette genel müdür olduğunun, ... sonrası kendisinin de davalı şirkete geçtiğinin, şirketlerin aynı işi (paketli ekmek üretimi başta olmak üzere unlu mamüller üretimi) yaptıklarının, ...’nun davalı şirkette işe başlamasını takiben davalı Şirket’in Karadeniz ve İstanbul başta olmak üzere pazar payının genişlediğinin ikrar edildiğini,Davalı şirketin müvekkili şirket çalışanlarını hukuka aykırı bir şekilde ayartarak ve bu yolla müvekkil şirkete ait gizli bilgi ve ticari sırlara erişerek haksız menfaat elde ettiğini ve bunun sonucunda haksız yarar sağlayarak müvekkil şirkete zarar verdiğini, müvekkil Şirket eski üst düzey çalışanı genel müdür ...’nun müvekkil şirketten ayrıldıktan hemen sonra davalı şirkette işe başladığını, daha sonra davalı şirkette yönetim kurulu üyesi olduğu ve bu hususun mahkemeden saklandığının tespit edildiğini, müvekkil şirket çalışanlarının ayartma tekliflerine ilişkin müvekkil şirkete yaptıkları ihbarlar ve müvekkil şirket nezdinde başka çalışanların da ani istifaları sonrası hemen davalı şirket nezdinde işe başlamaları sonucunda, davalı şirketin haksız kazanç ve müvekkil şirkete zarar verme kastıyla hareket ettiğinin tespit edildiğini, davalı Şirketin müvekkili şirketten çalışan ayarttığı, gizli bilgi ve ticari sırların ele geçirildiği ve bu yolla başka pazarlara giriş yaparak müvekkil şirketten elde ettikleri gizli bilgiler ile haksız menfaat elde ettiklerinin ortaya çıktığını, dava dışı eski üst düzey çalışan genel müdür ...'nun, 2003 yılından itibaren iş sözleşmesini istifa ile sonlandırdığı tarihe kadar aralıksız olarak 13 yıl Müvekkil Şirkette üst düzey pozisyonlarda görev aldığını, ... bu görevini ifa ettiği sırada başta paketli ekmek olmak üzere sıcak unlu mamüller üretimine ilişkin her türlü sürece tam hakimiyet sağladığını, ürün reçeteleri, üretim süreçleri, dağıtım ve fiyatlama stratejileri başta olmak üzere şirketin tüm operasyonel ve stratejik süreçlerini doğrudan yönettiğini, akabinde her ne kadar işten ayrılmayacak olsa da 2016 yılında emeklilik sebebiyle ödemelerini alma isteğini müvekkili Şirkete bildirdiğini,Müvekkilinin de iyi niyetli olarak çalışmalarına devam edecek olan ...’ya emeklilik sebebiyle hak kazanacağı tutarları ödediğini, ...'nun ödemelerini almasını takiben müvekkil şirket iştiraki olan ...A.Ş. nezdinde genel müdür olarak çalışmaya devam ettiğini, ...'nun, 2016 yılından işten ayrıldığı 17.05.2018 tarihine kadar hem müvekkil şirket’in sıcak unlu mamuller üretimine yönelik iş süreçlerinde aktif olarak rol almaya devam ettiğini hem de müvekkil şirket iştirakinde genel müdürlük görevini ifa ettiğini,genel müdürlük görevini ifa ederken de daha önceki 13 sene boyunca olduğu gibi müvekkil şirket’in temel faaliyet alanı olan paketli ekmek üretimi ve satışına ilişkin süreçlerde aktif olarak rol aldığının dosyada mübrez deliller ile sabit olduğunu, iştirak genel müdürü iken de müvekkil şirketin tüm önemli toplantılarına katıldığını, e-postaları görebildiğini, ...'nun, Müvekkil Şirketin faaliyet gösterdiği tüm alanlarda üst düzey yönetici olması sebebiyle bilgi sahibi olduğunu, üretim sırlarına vakıf olduğunu, satış ve dağıtım sisteminin nasıl işlediği hususundaki tüm ticari sırları öğrendiğini, ilave olarak, davalı Şirket hissedarı, Genel Müdürü ve diğer hissedarın oğlu olan ...’un dava dışı ve Müvekkil Şirket’in her türlü ticari sırrını, gizli bilgisini bilen ... ile 02.06.2018 tarihinde yani dava dışı ... henüz Müvekkil Şirket’te çalışmaktayken Linkedin isimli iş dünyasındaki kişilerin iletişim kurmasını sağlayan sosyal iş ağı ve sosyal paylaşım platformu aracılığıyla iletişime geçtiğinin tespit edildiğini, bu hususta ...kayıtlarının, 16.03.2022 tarihli dilekçe ekinde dosyaya sunulduğunu, bu belgeler ile de görüleceği üzere Davalı Şirketin Müvekkil Şirket üst düzey yöneticisini Müvekkil Şirkette çalıştığı dönemde ayarttığını ve Müvekkil Şirkete ait gizli bilgi ve ticari sırlara bu yolla sahip olarak haksız menfaat sağladığını, ...'nun, davalı şirket nezdinde çalışmaya başlamadan ve müvekkil şirketten ayrılmadan hemen önce kendi kişisel e-mail adresine müvekkil şirket’in ticari sır niteliğindeki şirket içi ve dışı kişilere yaptırılan fırın ve mağaza konsept görsellerini ve mimarlık çizimlerini aktardığının ortaya çıktığını, bu husus Uzman Görüşü kapsamında açıklanmış olup, bu ticari sır niteliğindeki belgelerin kullanıp kullanılmadığının önemi olmaksızın değerlendirmede dikkate alınması gerektiğinin “...’nun Davacı Şirket’e ait teknik çizim ve fotoğrafların işten ayrılmadan 2 gün önce kendi şahsi mailine yollamış olması olgusu, Davalı Şirket’in ...’nun Davalı Şirket’ten ayrılıp kendi bünyesinde çalışması için ayartması iddiasının altında yatan saik(neden) açısından önem taşımaktadır.” şeklinde belirtildiğini, dava dışı eski üst düzey çalışan ... haricinde diğer çalışanların da ayartılması ile davalı Şirketin çalışan ayartma suretiyle ticari sır ve bilgilere erişerek Müvekkil Şirketi zarara uğrattığını, bu durumun tanık anlatımları ile de ispatlandığını, davalı tanığı ...’nın “ben ... ŞTİ.'de 2015 ve 21018 yılları arasında satış temsilcisi olarak çalıştım, sonra işten ayrıldım, ... UNLU MAM. 'ne 2019 mayıs ayında satış sorumlusu olarak çalışmaya başladım, ekim ayında da oradan ayrıldım, ... fabrikası merkezi Aksaray'dadır, Yenibosna'da deposu vardır, oradan zincir marketlerine dağıtım yapılmaktadır, (…) ayrıca ... çalışanların çoğu zaten ... çalışmıştır, ... bizim müdürümüzdür,”ben ...ŞTİ.'de 2015 ve 21018 yılları arasında satış temsilcisi olarak çalıştım, sonra işten ayrıldım, .... 'ne 2019 mayıs ayında satış sorumlusu olarak çalışmaya başladım, ekim ayında da oradan ayrıldım, ... fabrikası merkezi Aksaray'dadır, Yenibosna'da deposu vardır, oradan zincir marketlerine dağıtım yapılmaktadır, (…) ayrıca ... çalışanların çoğu zaten ...çalışmıştır, ... bizim müdürümüzdür,” yönündeki ifadesinin de iddialarını kanıtladığını ve bu ifadelerin davalı Şirketin sistematik bir biçimde müvekkil şirket çalışanlarını ayartma faaliyeti içerisinde olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, uzman görüşünde de bu hususun; " “bütünsel bir bakış açısıyla değerlendirildiğinde, yukarıda D,1.4’te açıkladığımız üzere piyasanın başkaca olanaklar sunmasına, aynı işi yapabilecek aynı vasıfta hem de iş arayan işçiler yerine Davalı’nın, Davacı’nın uzman personelini hedef alarak emek vermeden alanında uzman personeli kendi bünyesine katmak için sistematik bir yöneltme faaliyetinde bulunduğu sonucuna varmak gerekmektedir.” şeklinde ifade edildiğini, yine Uzman Görüşü içerisinde, "Ayrıca, haksız rekabet hukukunda “çalışan”, “personel” gibi kavramları, mutlaka İş Kanunu 4613 sayılı ve 31.5.2021 tarihli kararında“Somut olayda, davacı nezdinde ticari sırlara vakıf bir konumda çalışan davalılardan ’…'ın ham madde temini, pazarlama, üretim tekniği ve yöntemi vs ilişkin davacının oluşturduğu... ile paylaşıp işten ayrıldığı ve sonrada diğer davalı şirketi birlikte kurup, know-how’da oluşturan davacının ticari sırlarını kullanarak tedarikçilerden ham madde temin edip aynı ürünü aynı sistemle üretip, aynı müşterilere sattıkları ve böylece haksız rekabette bulundukları ileri sürülmüş…bilirkişi raporu ile uzman görüşünde belirtilen davalı sistemindeki farklılıkların tekniğin bilinen durumunu aşıp aşmadığı tespit edilmemiş, tarafların uyguladıkları sistemler arasında farklılık bulunup bulunmadığı yönünden birinci teknik bilirkişi raporu ile ikinci teknik bilirkişi kurulu raporu arasındaki çelişki de giderilmemiştir…çelişkinin giderilmesi için yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınması gerektiğinin gözetilmemesi doğru olmamıştır” şeklinde bozma kararı verildiğini, Yargıtay 15. HD, E.2015/5127, K. 2016/4635 sayılı ve 10.11.2016 tarihli kararının da benzer mahiyette olduğunu, Müvekkil Şirket çalışanları tarafından yazılan ve işbu dosyada mübrez dilekçeler ile sabit olduğu üzere, davalı Şirket tarafından birçok çalışana tekliflerde bulunularak, çalışanların ayartılmaya çalışıldığını, söz konusu dilekçeler dosyada bulunmasına rağmen mahkeme tarafından değerlendirilmediğini, hüküm kurulurken hangi gerekçe ile değerlendirme konusu yapılmadığının da açıklanmadığını, ... tarafından; “...firması, ... tarafından işimi bırakıp bu firmada çalışmamı teklif ettiler.”, ... tarafından; “...firmasında çalışan ... isimli şahısla reyonda denk geldik bana ...firmasından memnun musun diye sordu. Bir sorunumun olmadığını söyledim. ...’dan ayrılanların hepsinin ...’ta geçtiğini söyledi, benim de işsiz kalma durumum gibi ya da ...firması ile bir sorun yaşarsan seni ...firmasına alırız diye tahrik etti.”, ... tarafından; “06.09.2018 tarihinde bölgede çalışırken ...firmasından ... isimli personel ...’dan memnun değilsen seni bizim bünyemize alalım diye teklifte bulunmuştur.”, ... tarafından; “kendilerinin ... bayisi olduklarını söyleyen ...ismindeki bir şahıs beni ... Antalya bölgede Tüccar Plasiyer olarak çalışman için teklifte bulunmuştur. 17 Kasım 2018 Cumartesi günü ise çalışma şartlarını tarafıma iletmiştir. Mevcut çalışmış olduğum firmayı bırakıp ve kazanmış olduğum tecrübelerimi kendi firmasına aktarmamı talep etmiştir. Ayrıca ...’da işe başlarsam ve sonrasında ... firmasından ayrılırsam ...’ya geri dönmemem için kağıt imzalamam gerektiğini söylediler. Çalışma şartlarında yapılan cironun %20’sini kazanacağımı söylediler. Ayrıca iade yakıt gideri, yemek giderinin tarafıma ait olduğunu asgari ücretten sigorta yapacağını belirtti” şeklinde dilekçelerin sunulduğunu, bu beyanlardan da anlaşılacağı üzere, davalı şirketin kasten Müvekkil Şirket’e zarar vermek istediğini ve Müvekkil Şirketin yetişmiş çalışanlarındaki ticari sır ve gizli bilgilere erişerek haksız menfaat sağlamak istediğini, açık bir şekilde TTK m.55/1-b’de düzenlenen “Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek” suretiyle de haksız rekabette bulunulduğunu,Bunun yanında, yukarıda açıklandığı üzere, davalı Şirket hissedarı, Genel Müdürü ve diğer hissedarın oğlu olan ...’un dava dışı ve Müvekkil Şirket’in her türlü ticari sırrını, gizli bilgisini bilen ... ile 02.06.2018 tarihinde yani dava dışı ... henüz Müvekkil Şirket’te çalışmaktayken ... isimli iş dünyasındaki kişilerin iletişim kurmasını sağlayan sosyal iş ağı ve sosyal paylaşım platformu aracılığıyla iletişime geçtiğinin tespit edildiğini, İlgili LinkedIn kayıtları ve Müvekkil Şirket’e sunulan şikâyet dilekçelerin hiçbirinin ne Bilirkişi Raporu’nda ne de Gerekçeli Karar’da değerlendirme konusu yapıldığını, bu nedenle de eksik inceleme sonucu hüküm kurulduğunu, ilgili mesajlaşma sonrası dava dışı ...’nun Davalı Şirket’te yönetim kurulu üyesi olarak çalışmaya başladığı da dosya kapsamındaki deliller ile sabit olduğunu, bu hususun davalı şirket tarafından kasıtlı olarak mahkemeden saklandığını ve mahkemeye gerçek dışı beyanda bulunulduğunu Rekabet etmeme sözleşmesinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinin ve bulunmadığı tespiti ile gerekçeli kararın tanzim edilmesinin hatalı olduğunu, gerekçeli Karar’da “Ortada davacı şirketten ayrılıp davalı şirkette kısa süre içinde işe başlayan bir çalışanın olduğu, davacı şirket ile ... arasında rekabet yasağını içerin bir iş akdinin bulunmadığı” şeklinde bir değerlendirilme yapıldığını, işbu dava rekabet etmeme yasağına dayanmamasına rağmen böyle bir gerekçenin düzenlenmesinin hatalı olduğunu, nu değerlendirmenin kaynağının ise yine hatalı ve eksik şekilde tanzim edilen Bilirkişi Raporu olduğunu, gerekçeli kararda yer alan bu ifade ile Sayın Mahkemenin dosyayı ve ilgili belgeleri incelemeksizin sadece hatalı ve yanlış değerlendirmeler içeren, uzman görüşü ile taban tabana zıt bilirkişi raporunu hükme esas aldığını gösterdiğini, dava konusu ile hiçbir ilgilisi bulunmamasına rağmen, dava dışı çalışan ...’nun müvekkil şirket ile imzalanmış rekabet etmeme sözleşmesinin bulunduğunu ve dosyaya sunulduğunu da ayrıca belirtmek istediklerini, işbu davanın konusu “haksız rekabet” olup, esasen ...’nun sözleşmesinde rekabet etmeme yükümlülüğünün bulunup bulunmaması ile herhangi bir ilgisi olmadığını, kaldı ki ... ile rekabet etmeme sözleşmesi de imzalandığını, bilindiği üzere “haksız rekabet” ile “rekabet yasağına aykırılık”ın farklı müesseseler olduklarını, nitekim hukukumuzda da farklı kanun ve düzenlemelere tabi tutulduklarını, rekabet yasağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 391 sayılı ve 26.01.2016 tarihli kararı, Yargıtay 8. HD., E. 2006/393, K. 2006/944 sayılı ve 16.02.2006 tarihli kararı), mahkeme tarafından yargılama devam ederken Davalı Şirketin sicil kayıtları celp edilmiş olsaydı, davalı şirketin müvekkil şirket ile birebir aynı alanda faaliyet gösterdiğinin, doğrudan müvekkil şirketin rakibi olduğunun anlaşılabileceiğini,Dosya kapsamındaki iddiaların, savunmaların, eksik ve hatalı düzenlenen bilirkişi raporuna karşı somut hukuki durumun tespiti ve delillerin değerlendirilmesi amacıyla dosya Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuk Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Sayın Dr. Öğr. Üyesi ... tarafından incelendiğini ve 20.06.2022 tarihinde uzman görüşü (“Uzman Görüşü”) tanzim edildiğini, Hukuk Muhakemeleri Kanunu HMK md.353/1 K391 md.298 İİK md.36/5 K6100 md.6 K9125 md.444 HMK md.355 TTK md.54 K6102 md.54 HMK md.297 K6762 md.56 HMK md.107 HMK md.362/1 TTK md.56
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog