44. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/338 Esas
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/11/2022
NUMARASI: 2018/415 E. - 2022/689 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/07/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Tarafların İddia ve Savunmaları:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası ile müvekkili hakkında icra takibine başladığını, Örnek 10 ödeme emrinin müvekkillere tebliğ edilmediğini, takip konusunun 03.03.2017 tanzim tarihli, 15.06.2017 vadeli,86.309,00.-TL bedelli, 05.04.2017 tanzim tarihli, 15.07.2017 vadeli,85.130,00.-TL. Bedelli müvekkilin miras bırakanı babası ... kaşesinin görüldüğü bonolardaki imzanın, müvekkilinin miras bırakanına ait olmadığını, bu nedenle imzaya itirazları neticesinde müvekkillerinin anılan bonolar ve icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitini , müvekkilinin miras bırakanı ...'in 13.04.2017’de vefat ettiğini, vefatına kadar hastanede kalan miras bırakanın dönem dönem yoğun bakıma kaldırıldığını, müvekkilinin tam olarak hatırlayamamakta ise de, bonoların tanzim tarihi olan 03/03/2017 ve 05.04.2017’de, miras bırakan ya hastanede yoğun bakımda olduğunu, ya da Bakım Yurdunda ( ... Huzur Evinde ) oludğunu, tanzim tarihi itibari ile, miras bırakan ... 'in bono düzenleyemeyecek bir vaziyette bulunmadığını, takip konusu bonolardaki imzanın müvekkilinin miras bırakanına ait olmadığını beyanla davanın kabulü ile icra takibinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından imzaya itiraz edilerek takibin iptali talepli olarak İstanbul 23. İcra Hukuk Mahkemesi'nde 2018/448 E. Sayılı dosya ile dava ikame edildiğini, işbu dava ile imzaya itiraz edilerek menfi tespit davası açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığını, bu nedenle öncelikle HMK 114. Madde gereği dava şartı olan hukuki yararın işbu davada bulunmaması nedeniyle davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, işbu menfi tespit davasında ispat yükünün imzaya itiraz ederek borcu olmadığını iddia eden davacı tarafa ait olduğunu, imzaların senedi düzenleyen/miras bırakana ait olmadığı yönündeki soyut iddiaların kötü niyetli ve gerçeklikten uzak olduğunu, alacağın tahsilini sürüncemede bırakma amacı taşıyan davacı/ borçlu aleyhine takibe konu alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesi gerektiğini beyanla davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi kararı ile;
Davalı tarafça, davacının murisi ...'in imzalamış olduğu 03/03/2017 düzenlenme, 15/06/2017 vade tarihli, 86.309 TL bedelli senedin 7.449,78 TL si ve 05/04/2017 düzenlenme ve 15/07/2017 vade tarihli 85.130 TL bedelli senet yönünden icra takibine girişildiği, davacı tarafça murisin imzasına itiraz edilerek işbu davanın ikame edildiği, ATK'dan alınan rapor uyarınca söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla kuvvetle muhtemel ...'in eli ürünü olmadığının belirlendiği, davacı tarafça diğer mirasçıya ait muvafakatin de dosyaya sunulduğu, davalı taraf defterlerinde alacaklı olduğunu beyan etmiş ise de bunun cari hesaba veya faturaya dayalı istemlerin konusu olacağı, yine davalı taraf ATK raporuna itiraz dilekçesinde senetlerin kalfadan alındığını ve onun da imza incelemesi yapılmasını talep etmiş ise de bu hususun cevap dilekçesinde yer almadığı, ATK raporunun tebliğinden sonraki süreç içerisinde bu yönde savunma ileri sürüldüğü, bu hali ile savunmanın genişletildiği, dava basit yargılama usulüne tâbi olup HMK'nın 319. maddesi kapsamında savunmanın genişletilmesi yasağının cevap dilekçesinin verilmesi ile başladığı,
HMK'nın 141/2 maddesi gereğince ancak ıslah yahut davacının açık muvafakat etmesi ile savunmanın genişletilebileceği, ancak davalı yanın ıslahının mevcut olmadığı gibi davacı yanın açık muvafakatinin de bulunmaması nedeni ile davalı yanın bu talebinin reddi gerektiği, kaldı ki dava dışı kalfanın dosyada taraf olmaması nedeniyle imza örneklerini sunması için işbu dava kapsamında yapılabilecek bir ihtarın da bulunmadığı, böylece davacının davaya konu senetler nedeni ile davalıya borçlu olmadığı anlaşılmakla "Davanın KABÜLÜ ile,Davacının İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyasında takibe dayanak senetler nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine, İmza incelemesi teknik bir inceleme olmakla kötü niyet tazminat talebinin reddine," karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; davalarının kabulü kararının yerinde olduğunu, imza aidiyetinin teknik inceleme gerektirdiği gerekçesiyle kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verildiğini, davalı şirketin bonoda lehtar olduğunu, dava konusu bonoyu doğrudan teslim alan hamil olduğunu, davalının imzanın huzurunda atılmasını sağlaması gerektiğini, kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, asıl alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatı taleplerinin kabulünü, istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, takibe konu senetlerdeki imzanın davacının murisine ait olmadığından bahisle menfi tespit istemine ilişkindir. İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasında ; davalı tarafından senet borçlusunun mirasçıları olan davacı ve diğer mirasçı aleyhine icra takibi başlatıldığı, 92.579,78 TL asıl alacak, 6.514,29 TL işlemiş faiz, 126,65 TL protesto gider ve 277,74 TL komisyon alacağı olmak üzere toplam 99.498,46 TL alacağının tahsili için kambiyo senetlerine özgü takibe geçildiği, takibin dayanağının; davacının murisi ...'in keşideci, ... A.Ş. İstanbul Şubesinin lehtar olduğu 03/03/2017 düzenlenme, 15/06/2017 vade tarihli, 86.309 TL bedelli senet ve 05/04/2017 düzenlenme ve 15/07/2017 vade tarihli 85.130 TL bedelli senetler olduğu görülmüştür. İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Kurulu'nun 07.02.2022 tarihli raporunda; "...İnceleme konusu senetlerde atılı basit tersimli borçlu imzaları ile ...'in mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından, söz konusu imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla kuvvetle muhtemel ...'in eli ürünü olmadığı " belirtilmiştir. Mahkemece takip dayanağı senetlerdeki keşideci imzasının davacının murisine ait olmadığının tespiti gerekçesi ile davanın kabulüne, imza incelemesi teknik bir inceleme olmakla kötü niyet tazminat talebinin ise reddine karar verilmiş davacı vekili kötüniyet tazminatı talebinin reddi kararına karşı istinaf talep etmiştir. 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca menfi tespit davası açan borçlunun tazminat isteme hakkı vardır. Anılan maddenin 5. fıkrası aynen; “Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.” hükmünü içermektedir.Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere menfi tespit davası açmak zorunda bırakılan borçlunun tazminat talep edebilmesi için gerekli koşullar; bu yönde bir talep olması, borçluya karşı icra takibi yapılmış bulunması ile takibin haksız ve kötüniyetli olmasıdır. Takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davacı ( borçlu )'nun üzerindedir.Somut olayda, takip konusu senetlerde davalının lehtar olduğu , senetlerdeki borçlu imzalarının keşideciye ait olmadığının tespiti ile takibin haksız olduğu ayrıca, davalının senedin lehtarı olması nedeniyle alacaklı ve borçlu arasında yüz yüzelik ilkesinin söz konusu olduğu , bu nedenle imzanın borçluya ait olmadığını bilecek durumda olduğu halde senedi takibe koymakla kötü niyetli olarak kabulü gerektiği,
İİK'nın 72/5 maddesindeki tazminat koşullarının somut olay bakımından gerçekleştiği, davalı aleyhine tazminata hükmedilmesi gerekirken yasal olmayan" imza incelemesi teknik bir inceleme olmakla" gerekçesi ile tazminat talebinin reddi kararının isabetli olmadığı , istinaf talebinin kabulü gerektiği anlaşılmıştır.
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kabulüne, davacının İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... takip sayılı dosyasında takibe dayanak senetler nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşıldığından 92.579,78 TL asıl alacağın %20 oranında hesap edilen 18.515,96 TL kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.