Aramaya Dön

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2024/242
Karar No
K. 2025/360
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2024/242 Esas
KARAR NO: 2025/360
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 12/03/2024
KARAR TARİHİ: 25/03/2025

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 27/03/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında takibe konu cari hesap ilişkisi ve faturalara dayanan, yumurta ve sair ürünlerin alım-satım ilişkisi bulunduğunu ancak davalının faturaya konu malların kendilerine satıldığı ve borcunun vadesi geldiği halde bu faturalara yansıyan borcu ödemediğini, Büyükçekmece ...... İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının Büyükçekmece ..... İcra Müdürlüğünün ..... esas sayılı dosyasına yaptığı haksız itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine dava değerinin %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile kanuni vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı yana usulüne uygun olarak tebligat yapılmış olup davaya cevap vermediği gibi duruşmalara da iştirak sağlanmamıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ

Dava; Taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu tespit edilmiştir.

Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:

1.Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.

2.Mahkememizce: a-İstanbul ...... İcra Hukuk Mahkemesine, b-Büyükçekmece ..... İcra Dairesine, c-Mevlana Vergi Dairesi Müdürlüğüne, d-esenyurt Vergi Dairesi Müdürlüğüne, e-Konya Ticaret Sicili Müdürlüğüne, f- İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğüne müzekkereler yazılmıştır.

3.Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler, davalı tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile davacının icra takibi tarihi itibariyle asıl alacak ve faiz yönünden alacaklı olup olmadığı, alacağının varlığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına, davalının ikametgahının Konya olması sebebiyle Konya Nöbetçi Ticaret Mahkemesine talimat yazılmasına karar verilmiş talimat sonucunda mahkememizce de davacıya ait ticari defter ve kayıtların incelenmesine karar verilerek bilirkişi raporunda özetle; ''Davacı tarafın 2021-2022-2023-2024 yılına ait yasal defterlerini usulüne uygun tuttuğu ve sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, T.C. Konya ...... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 17.12.2024 Tarihli Talimat Duruşma Zaptı İle, mahkemenizin talimat dosyasında Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin ...... esas sayılı dosyasıyla defter incelenmesi amacıyla davalıya gerekli ve ihtarlı tebligatın çıkarıldığının ancak tebliğ süresi dolmasına karşı davalı şirket tarafından herhangi bir adres bildirilmediğinin, mahkemeye bu yönde geri dönüş de sağlanmadığının ve talimatın yerine getirilemediği anlaşıldığından talimat dosyasının Bila ikmal yerel mahkemesine iadesine karar verildiği, yukarıda belirtilen nedenlerle davalı tarafın ticari defterleri üzerinden inceleme yapılamadığı, bu husustaki değerlendirmenin sayın mahkemenin takdirine bırakıldığı,

HMK 222 (5) maddesinde "Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." ifadesi yer almıştır. Takip Talebi,

Davacı tarafın davalı taraf hakkında 203.768,00 TL asıl, 24.146,51 TL işlemiş faiz olmak üzere 227.914,51 TL toplam alacağın takip tarihinden itibaren icra harç masrafları ve vekalet ücretiyle asıl alacağa işleyecek yıllık reeskont avans faizi tahsili talebi ile (Türk Borçlar Kanunun 100.maddesi uyarınca yapılacak kısmi ödemelerin öncelikli faiz ve masraflara mahsubuyla) Büyükçekmece ...... İcra Müdürlüğü’nün ..... esas sayılı dosyası üzerinden 24.04.2023 tarihinde takibe geçtiği, Takibe Konu Cari Hesaba İlişkin Faturalar, Takibe konu cari hesaba ilişkin davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 2021 yılına ait 2 adet ve KDV dahil 212.468,00 TL tutarlı faturanın olduğu, davacı tarafın 212.468,00 TL fatura tutarının 203.768,00 TL tutarı üzerinden takibe geçtiği, faturaların açıklama kısmına mal-hizmet bilgilerinin yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturaların e-fatura olduğu ve teslim eden ile teslim alan kısımlarının olmadığı, imza karşılığında teslim edilmediği ve teslim alınmadığı, iş bu faturaların davacı tarafın yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, davalı tarafın yasal defterlerine işlenip işlenmediğinin tespit edilemediği, “Türk Ticaret Kanunu’nun MADDE 21– (2) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." İfadesi yer almaktadır. Tarafların 2021 Yılı BS-BA Formu Beyanlarının Karşılaştırılması, Takibe konu cari hesaba ilişkin 2 adet faturanın olduğu, iş bu faturaların 2021 yılında ilgili oldukları mart ve temmuz aylarında taraflarca karşılıklı olarak BS-BA Formu beyan edildiği, Davacı Tarafın Dosya Muhteviyatına Sunduğu Cari Hesap Ekstresi,

Davalı taraf ile cari hesap ilişkisinin 01.01.2021 tarihli 318.660,00 TL tutarlı kayıt işlemi ile başladığı, 05.12.2021-31.12.2021-01.01.2022-31.12.2022-01.01.2023-31.12.2023-01.01.2024- 31.12.2024 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 203.768,00 TL alacaklı olduğu, Tarafların Ticari Defter Ve Kayıtlarının Karşılaştırılması-Değerlendirme Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarında takip tarihi itibariyle davalı taraftan 203.768,00 TL alacaklı olduğu,

Davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığı, borcu olmadığını ispat etmesi gerektiği, Netice itibariyle, takip tarihi itibariyle davacı tarafın davalı taraftan 203.768,00 TL asıl alacağınıtalep edebileceği, davacı tarafın takip tarihine kadar 203.768,00 TL asıl alacak üzerinden yıllık reeskont avans faiz oranlarıyla 24.146,51 TL işlemiş faiz talebinin bulunduğu, takip talebine açıklama olarak sadece “cari hesap alacağı” diye yazıldığı ancak hesaplama için herhangi bir tarih aralığı belirtilmediği, bu nedenle işlemiş faizin hesaplanamadığı, davacı tarafın takip tarihinden itibaren yıllık reeskont avans faiz oranlarıyla faiz talep edebileceği,'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.

5.Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile taraflar arasında ticari nitelikte alım satım ilişkisi olduğunu, davalının satılan malların bedelini ödemediğini, başlatılan icra takibine de itiraz ettiğini, itirazın iptaline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır. Davalı ise icra dairesine sunduğu itiraz dilekçesinde herhangi bir borcunun olmadığını belirterek takibe itiraz ettiği anlaşılmaktadır.

Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, davalının adresi itibariyle bulunduğu yer Mahkemesi'ne talimat yazılmış ise de davalı şirket tarafından talimat mahkemesine ticari defterlerin usul ve yasaya uygun ihtarlı tebligata rağmen kesin süresi içerisinde sunulmadığı, bu suretle delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılması gerektiği anlaşılmıştır.

Davacı ise kesin süresi içerisinde ticari defter ve kayıtlarını Mahkememize sunmuş olup, bilirkişi yaptığı incelemede davacının ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutulduğunu, açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresi içerisinde yapıldığını, sahibi lehine delil teşkil ettiğini tespit etmiştir. Davacının ticari defter ve kayıtları bilirkişi tarafından incelendiğinde; takibe konu faturaların davacının ticari defterine işlendiği, faturaların e-fatura olduğu ve sistem üzerinden davalıya kendiliğinden tebliğ edildiği tespit edilmiştir. 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesi şu şekildedir: "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır."

İlgili hükümden görülebileceği üzere faturanın e-fatura niteliği gereğince sistem üzerinden davalı borçluya kendiliğinden tebliğ edildiği anlaşılmakta olup, davalı borçlunun fatura içeriğine itirazı olması durumunda 8 günlük hak düşürücü süre içerisinde faturaya itiraz ve iade etmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

Davalı tarafından yasal süresi içerisinde faturaya itiraz ve iade edildiğine dair bir delilin sunulmadığı, bu suretle fatura içeriğinin davacı lehine kesinleştiği anlaşılmaktadır. Taraflara ait vergi kayıtları ve BA BS formları celp edilmiş olup, davacı tarafından davalıya kesilen takibe konu 2 ayrı faturanın taraflarca BA BS formları ile vergi dairesine bildirildiği bilirkişi incelemesi neticesinde anlaşılmıştır.

Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu satış sözleşmesindeki malı teslim ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı satıcı tarafından kesilen faturaların davalı borçlu tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi halinde faturaya konu malın teslim edildiği dolayısıyla faturanın içeriğinin kesinleştiği bu suretle alacaklı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü davalı - borçluya geçmektedir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi ..... E., .....

K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." Yargıtay ...... Hukuk Dairesi ise ..... E., .....

K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı ......'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir." Yargıtay .... Hukuk Dairesi de ..... E., .....

K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi." Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi ..... E., .....

K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve Yargıtay'ın yerleşik hale gelmiş emsal kararlarına göre; faturayı alan tarafın söz konusu faturayı ticari defterlere ve muhasebe kayıtlarına işlemesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına ilişkin olarak lehine delil teşkil eder.

Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp sözleşmenin ifası safhasıyla ilgili olduğundan, faturanın sözleşmeyi değiştirir nitelikte olmaması ve sözleşmeye uygun biçimde düzenlenmesi gerekir. Bu nedenle, sözleşmeye aykırı düzenlenmiş faturaya itiraz edilmemesi aleyhe sonuç doğurmaz. Ancak fatura kabul edilerek ticari defterlere işlenmiş ise, faturadaki miktar kadar iş bedeli bulunduğunu iş sahibi kabul etmiş sayılacağından ticari defterlere itibar edilerek iş bedeli miktarı belirlenir. Ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir. Zira, faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. Fatura karşı tarafça ticari defterlerine kayıt edilmiş ise burada delil olan fatura değil ticari defterlerdir. Ticari defterler uyumlu olmadığı için lehe delil değeri bulunmasa dahi, karşı çıkılan faturanın ticari deftere kayıt edilmiş olması halinde ticari defter aleyhe delil oluşturacaktır. Bu durumda ,takip konusu faturaların davalının ticari defterlerine işlenmesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına karine teşkil ettiği kabul edilmelidir. Zira, Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacakla illgili olarak sonradan iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Bu haliyle davalı tarafın icra takibine konu faturadan kaynaklı borcu olmadığı yönündeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir." Yargıtay .... Hukuk Dairesi de .... E., .....

K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması ise birbirinden farklıdır.

6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse ise, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.

Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde; davacı tarafından davalının faturalarına itiraz edilmediği, davalının faturalarının tamamının davacının ticari defterlerine işlendiği, protokol tarihi itibariyle tarafların ticari defterleri incelendiğinde ise, protokol kapsamında yer alan çeklerin davalı şirket kayıtlarında 05.10.2016 tarihinde kayıt altına alındığı, davalı kayıtlarında protokol tarihi itibariyle görülen borcun protokol tutarı ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir.

Dosyanın tetkikinde; sözleşmede imalat bedelinin malzeme + %22,5 kâr şeklinde belirlendiği, cari hesaba göre davalı tarafından düzenlenen faturaların davacıya gönderildiği, bu faturaların her iki tarafın defterlerine kaydedildiği, 04.10.2016 tarihli protokolde de bakiye borcun 1.457.000 TL olarak taraflarca kabul edildiği tespit edilmiştir. Bu durumda davacının borçlu olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olmuş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir."

Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya kesilen takibe konu faturaların davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafından faturalara yönelik olarak 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği, bu suretle fatura içeriklerinin ve alacağın davacı lehine kesinleştiği, yine davalı tarafından BA formu ile faturaların vergi dairesine bildirilmiş olması gözetildiğinde malların teslim edildiğinin ve alacağın miktarının davacı lehine kesinleştiğinin karine kabul edilmesi gerektiği ve davacının alacağını ispatladığı, buna karşılık davalı tarafından aksini ispatlayan ve borcun ödendiğini gösteren herhangi bir belge veya delil sunulmadığı anlaşılmakla davacının davasının 203.768,00-TL asıl alacak üzerinden kabulü ile davalının itirazın iptaline ve takibin devamına karar vermek gerekmiştir. İtirazın iptaline karar verilen alacağın faturaya dayalı likit olduğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 40.753,6‬0-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar vermek gerekmiştir.

Davacı tarafından takipten önce işlemiş faiz alacağı yönünden de itirazın iptali talep edilmiş ise de 6098 sayılı Kanun'un 117. Maddesi gereğince davalının takipten önce temerrüde düşürüldüğüne dair bir delil ibraz edilmediği anlaşılmakla davacının işlemiş faiz yönünden itirazın iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.

Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacının takipte avans faize göre işleyecek faiz talebinde bulunduğu, taraflar arasında daha düşük akdi temerrüt faizi kararlaştırıldığına dair davalının bir delili olmadığı gözetildiğinde 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre avans faizi talebinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalının işleyecek faiz oranına yönelik itirazının da iptaline karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;

1.Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİNE,

-Buna göre; davaya konu icra takip dosyasında 203.768,00-TL asıl alacak ve işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,

2.İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 40.753,6‬0-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3.Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 13.919,40-TL harçtan peşin alınan 2.752,65-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 11.166,75-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

4.Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.120,00-TL arabulucuk ücretinin davanın kabul/ret oranı dikkate alınarak takdiren 2.789,45- TL'sinin davalıdan alınarak, kalan kısmın ise davacı üzerinde bırakılıp alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

5.Davacı tarafça yatırılan 2.752,65-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 3.180,25-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6.Davacı tarafça yapılan 13.804,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 12.341,53-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına,

7.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 32.602,88-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

8.Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,

9.HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,

Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/03/2025 Katip .....

(e-imzalıdır)

Hakim ....

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.