7. Ceza Dairesi
7. Ceza Dairesi 2025/1236 E. , 2025/8211 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
ASIL KARAR TARİHİ :
EK KARAR TARİHİ :
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen ek kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin ek kararı temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ A.
İlk Derece İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.12.2022 tarihli ve 2020/2810 Esas, 2022/2722 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan 3 yıl 9 ay hapis ve 11.240,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. B. İstinaf İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 01.10.2024 tarihli ve 2023/1572 Esas, 2024/1691 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik
katılan vekilinin ve sanık müdafiin istinaf başvurusunun kabulü ile, duruşmalı olarak yapılan inceleme neticesinde, İlk Derece Mahkemesinin kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/2. maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine, suça konu aracın satılarak tasfiye edildiği anlaşıldığından tasfiye bedelinin hazine adına irat kaydına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık Müdafiin Temyiz İstemi
Sanığın satın almış olduğu aracın gümrükte satışının gerçekleşmesi nedeniyle, gümrüklendirilmiş değerin iki katını ödediği kabul edilerek hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, buna rağmen gümrüklendirilmiş değerin iki katının ödenmesi için süre verilmekle yetinildiğine, aracı hileli işlemlerle yurda sokmadığına, kendileri lehine vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğine ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.12.2022 tarihli ve 2020/2810 Esas, 2022/2722 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında sonuç itibarıyla verilen 3 yıl 9 ay hapis ve 11.240,00 TL adlî para cezası ile mahkûmiyete ilişkin karara karşı katılan vekilinin ve sanık müdafiin istinaf başvuruları üzerine Bölge Adliye Mahkemesince duruşmalı olarak yapılan incelemede sanık hakkında kurulan mahkûmiyet kararında hukuka aykırılık bulunmamış ancak ilk Derece Mahkemesince karar verilmemiş olan suça konu araç hakkında ise "aracın satılarak tasfiye edildiği anlaşıldığından tasfiye bedelinin hazine adına irat kaydına" kararı verilmek suretiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmakla, kararının içerik itibarıyla hükümde sanık aleyhine değişiklik yarattığı, bu itibarla 5271 sayılı Kanun'un 286/2. fıkrasının (h) bendi kapsamında değerlendirilemeyeceği ve Bölge Adliye Mahkemesinin 01.10.2024 tarihli kararının temyiz edilebilir olduğu anlaşılmakla temyiz isteminin reddine dair 23.10.2024 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verilerek, 01.10.2024 tarihli karara yönelik olarak yapılan incelemede;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı ve eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı anlaşıldığından, sanık müdafiin temyiz sebeplerinin incelenmesinde bozma nedeni dışında hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ancak;
23.11.2017 günü yapılan trafik kontrolleri sırasında sanık ...'ın sevk ve idaresindeki OS890SO plakalı aracın 24.01.2017 tarihinde Gürcistan uyruklu temyiz dışı sanık ... Nagervadze tarafından Türkiye'ye sokulduğu, 23.04.2017 tarihinde yurt içinde kalma süresinin dolmasına rağmen yurtta kalmaya devam ettiği, temyiz dışı sanık ...'in aracı getiriş tarihinden bir gün sonra Gürcistan ülkesine geri döndüğü, yapılan incelemede suça konu aracın sanık ... adına düzenlenmiş vekâletname ile temyiz dışı sanık Cemil Çakmak'ın aracılık etmesi sonucu ...'a 18.000 Amerikan doları karşılığında satıldığı anlaşılmakla, geçici ithalat kapsamında yurda turistik kolaylıktan yararlanmak suretiyle araç sokma hakkı bulunmayan sanığın kastının başlangıçtan itibaren yurda gümrük işlemine tabi tutmaksızın eşya sokmak suretiyle aracı yurt içinde bırakmak ve suça konu aracı daimi olarak kullanmak olduğu anlaşılmakla eylemin 5607 sayılı Kanun'un 3/1. madde ve fıkrasında düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi, hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 01.10.2024 tarihli kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.05.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI DÜŞÜNCE
Sanık ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, öncelikle 5271 CMK.nun 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme uyarınca usulden temyiz isteminin REDDİNE karar verilmesi, esasa ilişkin olarak da kaçakçılık suçunun oluşmaması nedeniyle sanığın beraatine karar verilmesi gerekçesiyle bozulması yerine, sayın çoğunluğun hükmün subutu kabul edilerek yazılı gerekçelerle bozulmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki;
1.İlk Derece Mahkemesi, sanığın 5607 sayılı Kanunun 3/2, 4/2, 3/23,
TCK.nun 62/1 inci maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis ve 11.240,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiş, suça konu araçla ilgili bir karar vermemiş, katılan vekili ile sanık müdafiinin istinaf etmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi tasfiye edilen aracın tasfiye bedelinin Hazineye irad kaydına denilmek suretiyle yerel Mahkemenin kararını düzelterek esastan reddine karar vermiştir.
Kanun Koyucu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığını düzenlemiştir. Bir güvenlik tedbiri olan 5237 sayılı Türk Ceza Kununu’nun 54 üncü maddesi uyarınca suça konu eşyanın (dosyada aracın) müsaderesi hapis cezasını artıran bir karar değildir. Kaldı ki müsadere 5237 sayılı TCK.nun sistematiğinde bir ceza olarak düzenlenmemiş, güvenlik tedbiri olarak kabul edilmiştir. Dolayısıyla 5271 sayılı Kanunun 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanunun 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanunun 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca REDDİNE karar verilmemesi yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
2.Sanık ...’ın kullanımında ve adına kayıtlı bulunan suça konu Gürcistan plakalı Mercedes marka aracın yakalanması üzerine, sanığın 5607 sayılı Kanunun 3/2-6. maddelerinden cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Dosya kapsamına göre suça konu araç sanık ... adına kayıtlı olup, en son 24.01.2017 tarihinde Gürcistan uyruklu ... ... tarafından turistik kolaylıklardan yaralanılarak Sarp sınır kapısından Türkiye’ye getirildiği, 23.04.2017 tarihinde sürenin dolması nedeniyle ülke dışına çıkarılması gerektiği, 23.11.2017 tarihinde sanığın kullanımında iken yakalandığı anlaşılmaktadır. Sanık ... savunmalarında özetle; aracı yasal yollardan Gürcistan’dan satın alarak adına tescil ettirdiğini, iki yılda bir giriş çıkış yapmasının gerektiğinin söylendiğini, bu şekilde araç kullanmanın yasal olmadığını bilmediğini, suç işleme kastının olmadığını söylemiştir.
İlk Derece Mahkemesi; sanığın 5607 sayılı Yasanın 3/2, 4/2, 3/23. maddesinden 3 yıl 9 ay hapis ve 11.240,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiş, kararın sanık müdafii ve katılan Gümrük İdaresi tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi tasfiye edilen aracın tasfiye bedelinin Hazineye irad kaydına denilmek suretiyle yerel mahkemenin kararını düzelterek esastan reddine karar vermiştir. Kararın sanık müdafiince temyiz edilmesi üzerine Dairemiz çoğunluk görüşü ile eylemin 5607 sayılı Kanunun 3/1. maddesindeki kaçakçılık suçunu oluşturduğundan bahisle hüküm bozulmuştur.
Öncelikle konuyla ilgili Yasa maddelerine bakmak gerekmekte olup; 5607 sayılı Kaçakçılık Kanununun 3. madde 4. fıkrası; “Belli bir amaç için kullanılmak veya işlenmek üzere ülkeye geçici ithalat ve dahilde işleme rejimi çerçevesinde getirilen eşyayı hile ile yurt dışına çıkarmış gibi işlem yapan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.” hükmünü içermektedir. Geçici ithalat rejimi Gümrük Kanunu'nun 128-134. maddelerinde, bu rejimin işleyişine ilişkin usul ve esaslar da Gümrük Yönetmeliğinin 376-394. maddelerinde düzenlenmiştir.
Gümrük Kanunun 128. maddesinde Geçici İthalat Rejimi tanımlanmış olup, “Geçici ithalat rejimi, serbest dolaşıma girmemiş eşyanın ithalat vergilerinde tamamen ya da kısmen muaf olarak ve ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmaksızın, Türkiye Gümrük Bölgesi içinde kullanılması ve bu kullanım sırasındaki olağan yıpranma dışında herhangi bir değişikliğe uğramaksızın ihracına olanak sağlayan hükümlerin uygulandığı rejimdir.” Gümrük yönetmeliği madde 381. geçici ithal eşyanın ayniyeti, “(1) Geçici ithaline izin verilen eşya, rejim altında kaldığı süre içinde giriş ayniyetine ve tahsis amacına uygun olarak tahsis edildiği yerde kullanılmak zorundadır. (2) Rejim kapsamındaki eşya, giriş ayniyetini korumaya yönelik olağan bakım faaliyetleri dışında başka bir işleme tabi tutulamaz. (3) Gümrük İdareleri rejim süresi içinde değişik aralıklarla eşyanın tahsis yerinde, tahsis amacına uygun olarak kullanılıp kullanılmadığını denetleme hakkına sahiptir.”
Geçici İthal Edilen Kara Taşıtlarına İlişkin Gümrük Genel Tebliği, çıkarılmayan taşıtlara ilişkin takip işlemleri başlıklı;
18.maddesi “(1) Gümrük İdareleri tarafından taşıt takip programları üzerinden her ay sorgulama yapılarak, kendi idarelerinden girişi yapılan ve süresi içerisinde çıkarılmayan kişisel ve ticari kullanıma mahsus kara taşıtları tespit edilir ve taşıtların çıkış yapıp yapmadığı ilgili programlardan 4 (dört) ay süre ile takip edilir yapılan araştırma sonucunda taşıtın yurt dışına çıkış yaptığının tespit edilmesi halinde kayıt kapatma işlemi gerçekleştirilir. (2) Yapılan araştırmadan sonuç alınmaması halinde, süresi içerisinde yurt dışı edilmeyen taşıtlara ilişkin bilgiler, İçişleri Bakanlığı nezdinde gerekli takibatlarda bulunulmak üzere her yılın Nisan-Ağustos-Aralık aylarında bağlı bulunduğu başmüdürlük aracılığıyla Bakanlığa (Gümrükler Genel Müdürlüğü) intikal ettirilir ayrıca 19. ve 20. maddede belirtilen işlemler yapılır.” şeklinde düzenlenmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 20. maddesinin (d) fıkrası “Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri Noterler tarafından yapılır, Noterler tarafından yapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersizdir” hükmünü içermektedir. Dava konusu olaya gelince; Dosyada bulunan aracın giriş-çıkış kayıtlarını gösterir tabloya göre, suça konu Mercedes marka otomobil en son 24.01.2017 tarihinde Gürcistan uyruklu ... ... tarafından yurda girişi yapılmıştır. Dava konusu araç yasal yollarla Turistik kolaylıklardan faydalanılarak yurda giriş yapmış olup, girişteki ayniyetine uygun olarak araca 23.11.2017 tarihinde el konulmuştur. 5607 sayılı Kaçakçılık Kanununun 3. madde 1. fıkrası “Eşyayı, gümrük işlemlerine tabi tutmaksızın ülkeye sokan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar, adli para cezası ile cezalandırılır. Eşyanın, gümrük kapıları dışından ülkeye sokulması halinde verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılır.” hükmünü taşımaktadır. Bu açıklamalar karşısında atılı suçun oluşabilmesi için eşyanın gümrük işlemlerine tabi tutulmadan yurda sokulması gerekir. Oysaki dava konusu araç dosyadaki belgelerden anlaşıldığı üzere geçici ithalat rejimi kapsamında turistik kolaylıklardan faydalanılarak yurda getirilmiş, dolayısıyla bir gümrük rejimine tabi tutulmuştur. Bu araç geçici ithal edilen kara taşıtlarına ilişkin Gümrük Genel Tebliği hükümlerine göre, Gümrük İdaresinin takip ve kontrolü altındadır. Çıkış süresinin dolması halinde idarenin bunu kolaylıkla tespit etmesi mümkün olacaktır. Kanımızca araç gümrük rejimine tabi tutularak yurda giriş yapmış olup kaçağa kalmamıştır.
Yukarıda açıklandığı gibi, Gümrük Yönetmeliği 381. maddesi uyarınca, geçici ithaline izin verilen eşya, rejim altında kaldığı süre içinde giriş ayniyetine uygun olarak kullanılmak zorunda olup, meydana gelen olağan yıpranma dışında herhangi bir değişiklik yapılmadan süre sonunda yurt dışı edilmelidir. Dava konusu araca yurda giriş ayniyetine uygun olarak el konulmuş olup şase, motor numaraları silinip değiştirilmemiş, sahte belge kullanılarak trafiğe tescile çalışılmamış, araçta değişen veya eksik parça bulunmamıştır.
Sanığın Gürcistan’da yasal yollardan satın alıp adına kaydını yaptırması da dikkate alındığında kaçakçılık kastının varlığından da bahsedilemeyecektir. Bu nedenlerle yasal yollarla yurda girişi yapılan, böylece gümrük rejimine tabi olup, Gümrük İdaresi'nin kontrolü altında bulunan aracı giriş ayniyetine uygun olarak, millileştirmek amacıyla hiçbir eyleme başvurmadan kullanma eyleminde (Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin istikrar bulmuş, 10.04.2014 tarih 2013/11501, 2014/8304-15.11.2012 tarih 2012/1256- 30385, 20.12.2010 gün 2008/5449 esas 2010/17020 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere), kaçakçılık suçunun unsurlarının oluşmadığı, kaldı ki Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.03.2022 tarih ve 2018/7-131 E., 2022/139 K. sayılı ilamının da aynı yönde olduğu gözetilerek beraatine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun atılı suçun oluştuğu ve 5607 sayılı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca mahkumiyet gerektiğine ilişkin görüşüne katılmıyorum. 29.05.2025