5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/725 Esas - 2024/853
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
Mahkememizde görülmekte olan alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı arasında 04/04/2016 tarihli Dağıtım Hizmetleri Doğrudan Temin 11. Grup ( .....), 2) 04/04/2016 tarihli Dağıtım Hizmetleri Doğrudan Temin 12. Grup ... ( .....), 29/06/2015 Tarihli Gönderilerin Adresten Kabulü, Cihet Ayrımı Ve Dağıtım/teslimi Hizmetlerinin 21 Bölgede Toplam 5933 Yaya, 554 Motosikletli İşçi ve 173 Engelli İşçi İle Yürütülmesi İşi 12. Grup ..... ( .....),29/06/2015 tarihli Gönderilerin Adresten Kabulü, Cihet Ayrımı Ve Dağıtım/teslimi Hizmetlerinin 21 Bölgede Toplam 5933 Yaya, 554 Motosikletli İşçi ve 173 Engelli İşçi İle Yürütülmesi İşi 11. Grup ( .....), 15/05/2015 Tarihli Gönderilerin Adresten Kabulü, Cihet Ayrımı ve Dağıtım/teslimi Hizmetlerinin 21 Bölgede Toplam 5503 Yaya, 538 Motosikletli İşçi İle Yürütülmesi İşi 12. Grup ... ( .....), 15/05/2015 Tarihli Gönderilerin Adresten Kabulü, Cihet Ayrımı Ve Dağıtım/teslimi Hizmetlerinin 21 Bölgede Toplam 5503 Yaya, 538 Motosikletli İşçi İle Yürütülmesi İşi 11. Grup ( .....) sözleşmelerinin akdedildiğini, davacı şirketçe 3065 sayılı KDV Kanununun 9. maddesi ve KDV Genel Uygulama Tebliğinin ( ......) bölümü uyarınca, söz konusu sözleşmelere istinaden davalıya yaptığı ödemelerden KDV tutarının 9/10'unu sorumlu sıfatıyla tevkif edip kendi ... ödenmesi gerekmekle birlikte KDV tutarının tamamı davalıya ödenmiş, akabinde ise KDV mevzuatından kaynaklanan zorunlulukların gereği olarak 9/10 oranındaki tevkif KDV'yi 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 371. maddesi hükümlerine göre pişmanlıkla ... beyan ederek ödenmek durumunda kalındığını, söz konusu KDV tutarının ... ödenmesi üzerine, adı geçen yükleniciye yazılan 25/02/2021 tarihli ve 5946 sayılı yazıları ile ... yatırılan toplam 2.037.391,02-TL'nin davacı şirkete iade edilmesi gerektiğinin bildirildiğini, ancak bugüne kadar davacı şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığını, KDV'nin mükellefi satıcılar iken, ... belirleyeceği işlemlerde alıcılar “vergi sorumlusu” sıfatıyla KDV'nin bir kısmının ya da tamamının kesilip ödenmesinden sorumlu olabilmektedir. Bu noktada vergi yüklenicisi olan alıcı aynı zamanda vergi sorumlusu olmakta ve mükellefin vergisini Hazineye intikal ettirilmesi noktasında aracılık fonksiyonu üstlendiğini, ...'nın, İşgücü Temin Hizmetlerinde alıcılara 9/10 Oranında KDV tevkifat yapma zorunluluğu getirdiğini, beyan edilen vergi ve hesaplanan toplam meblağdan 371.594.000,00 TL'sinin 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun geçici 8. maddesinde yer alan hüküm kapsamında davacı şirkete ait 33 adet taşınmazın Hazine devredilmesi suretiyle, 16.315.287,12 TL'sinin ise nakit olarak ödendiğini, beyan ve ödeme işlemlerini müteakip, davalı KDV'sinin 9/10'u da ... beyan edilerek ödendiğinden bu kez anılan firmaya 25/02/2021 tarihli ve 5946 sayılı yazı yazılarak; yüklenici tarafından katlanılması gereken vergi yükünün hak ediş ödemelerinde davalıya KDV'nin tam tevkifat yapılmaksızın tam ve peşin ödenmiş olması sebebiyle davacı şirket üzerinde kaldığı, bu nedenle, yüklenicide sebepsiz zenginleşme yaratan bu durum karşısında davacı şirket adlarına ... yatırılan, 2.037.391,02 TL'nin iade edilmesi gerektiğinin bildirildiğini, ancak yine herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalının açıkça kötü niyetli olduğunu, sebepsiz zenginleştiğini, yapılan bu işlemin sözleşmelere de aykırı olduğunu belirterek neticesinde, fazlaya dair talep hakları saklı kalmak kaydıyla 2.037.391,02 TL'nin temerrüt tarihinden (03/03/2021) itibaren işleyecek ticari (avans)) faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmştir. Davalıya dava dilekçesi usulüne uygun tebliğ edilmiş, davaya cevap vermemiş, yargılamaya katılmamıştır. Dava, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesi nedeniyle davalı yana sehven ödendiği iddia olunan KDV tutarının iadesi istemine ilişkindir. Dosyamızda davalının gerçek kişi olması nedeni ile öncelikle Mahkememizin davaya bakmaya görevli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, bilindiği üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
Bu kapsamda, ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar,
TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır.Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.
TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Nispi ticari davalar ise; her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır.
TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre; bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Üçüncü grup ticari davalar ise; yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır.
Somut olayda; ...'nce davalının, eldeki dava tarihinden önce 2017 yılında ticaret sicilinden terkin edildiğinin bildirildiği, davalının tabi olduğu ..... davalının 2017-2018 tarihleri arasında vergi mükellefiyeti bulunduğunun, bilanço esasına göre defter tuttuğunun ancak 2018 yılından sonra faaliyette bulunmadığının, dava tarihi itibariyle ticari faaliyetinin bulunmadığının bildirildiği, bu haliyle davalının dava tarihi itibariyle tacir sıfatının bulunmadığı, dava tarihinden önceki bir tarihte ticari faaliyetinin sona erdiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliğinde de bulunmadığı, bu açıklanan nedenlerle mahkememizin davaya bakmaya görevli olmadığı ( ..... sayılı ilamları ile belirtildiği üzere) anlaşılmış olup, davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1.Davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nın 114/1.c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2.Görevsizlik kararının kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren tarafların iki hafta içinde mahkememize müracaatı halinde dava dosyasının görevli ..... NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, aksi durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
3.Yargılama giderlerinin HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemece nazara alınmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde .....Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.12/12/2024 Başkan .....
(e-imzalıdır)
Üye .....
(e-imzalıdır)
Üye .....
(e-imzalıdır)
Katip .....
(e-imzalıdır)