Aramaya Dön

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2019/230
Karar No
K. 2020/222
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KABULÜNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

ANTALYA

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2019/230 Esas
KARAR NO: 2020/222
DAVA: Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 23/05/2019
KARAR TARİHİ: 16/06/2020

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

TALEP

Davacı dava dilekçesinde özetle; davacının çeşitli tarihlerde ticari krediler kullandığını, davalının davacının hesaplarından ... TL ihbarname ücreti ve bazı taksitlerde ihbarname ücreti kesintisi yaptığını, posta gönderim masrafı olarak her ay ortalama ... TL kesinti yapıldığını, davalının haksız zenginleştiğini belirterek ... TL'nin ödeme tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında ..., ...,..., ... tarihlerinde kredi genel sözleşmesinin imzalandığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, süresinde ödenmeyen taksitler için ihbar çekildiğini, davalının kusuru ile ihtar çekildiğini, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DAVA:

Dava, davalı bankanın masraf, ücret, komisyon vb. adlar altında tahsil ettiği tutarların iadesi istemine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. ve 5. maddeleri gereğince görev kurallarına; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 5 vd. maddelerinde belirtilen yetki kurallarına uygun olarak görevli ve yetkili Antalya Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır. Taraflarında imzalanan kredi sözleşmeleri, banka kayıtları ile tarafların tutundukları tüm deliller celp olunmuştur.

Bilirkişi ...'ın ... tarihli raporunda özetle; taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde geciken her taksit için ihtar gönderileceği ve ihtar masrafı alınacağı yönünde bir hüküm bulunmadığını, kredi ödemelerinde gecikmeler olması halinde genel olarak müşterilerin bankalar tarafından bu konuda bilgilendirildiğini, ancak bu bilgilendirmenin yazılı mektupla yapılmadığını, genel olarak SMS, mail, telefon ile arama vb. Digital yollarla yapıldığı, ancak ödemelerin yapılmayacağı kanaati oluştuğunda yasal yollara başvurulmadan önceki yasal düzenlemeler uygun muacceliyet ve kat ihtarları için yazılı olarak yazılı olarak ihtar gönderilmesinin genel uygulama olduğunu, ihtar açıklaması ile tahsil edilen tutarlara dayanak olarak, davalı banka tarafından davacıya gönderilmiş olan her hangi bir ihtar mektubuna dosyada rastlanılmadığını, diğer bankaların kredi taksitlerinin ödenmemesi halinde gecikmedeki her bir taksit için ihtarname gönderileceği ve bu hizmet için asgari - azami bir masraf alınacağı yönünde ilan edilmiş bir uygulamanın bulunmadığını, ihtar adı altında tahsil edilen toplam ... TL'nin taraflar arasında akdedilen sözleşmeye uygun olmadığını belirtmiştir. Bilirkişi ...'ın ... tarihli ek raporunda özetle; kök raporunu tekrar etmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları ile davanın mahiyeti gereğince genel işlem şartı, bankanın ücret vb. alacak adı altında yaptığı kesintileri kısaca açıklamakta fayda bulunmaktadır.

Genel işlem şartları, sözleşme taraflarından birinin, ileride kuracağı sözleşmelerde karşı âkidine değiştirmeden kabul edilmek üzere sunma niyetiyle, önceden, tek yanlı olarak saptadığı sözleşme koşullarıdır. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere, genel işlem şartlarının varlığını kabul edebilmek için bazı unsurların gerçekleşmiş olması aranır. Genel işlem şartları kural olarak bir sözleşmenin içeriğini düzenlemek üzere hazırlanırlar ve bu faaliyet tek taraflı olarak sözleşmenin kurulmasından önce gerçekleşir. Amaç, birden fazla sözleşme ilişkisinde kullanılacak şartları saptamak ve bunları karşı âkidin müdahalesine imkan tanımadan bir kül olarak sözleşmeye dahil etmektir. Bu şartların nasıl hazırlandığı, kağıda dökülüp dökülmediği, yazı türü, metnin sözleşme metnine dahil olup olmadığı gibi hususlar genel işlem şartı nitelendirmesi açısından önem taşımaz. Genel işlem şartlarının varlığını kabul edebilmek için karşı âkidin bunların içeriğine etki edememiş olması gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28/01/2015 tarih 2014/13-596E. 2015/792K. sayılı kararı). 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun "Genel işlem koşulları" başlığı altında 20 ve devamı maddelerinde de 818 sayılı Borçlar Kanunundan farklı olarak genel işlem koşullarına yer verilmiştir. Bu nedenle genel işlem şartlarının uygulanması için sözleşmenin düzenlendiği tarih önem arz etmektedir. Zira 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlükte olmadığı dönem için genel işlem koşullarıyla ilgili hükümler uygulanamayacaktır, bu hükümlerin 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 2. maddesi uyarınca kamu düzeni ve genel ahlâka ilişkin bir kural niteliğinde bulunmaması nedeniyle geçmişe etkili şekilde uygulanması da mümkün değildir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/11/2017 tarih 2017/11-2436E. 2017/1303K. sayılı kararı). Bunun gibi, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunu’nun "Eski Hukukun ve Türk Ticaret Kanununun Uygulanacağı Hâller" başlığı altında düzenlenen 2. maddesinin (a) bendinde "Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce meydana gelen olayların hukukî sonuçlarına, bu olaylar hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişlerse, o kanun hükümleri uygulanır." düzenlemesine yer verilmiştir. Bu bakımdan genel işlem şartının değerlendirilmesinde sözleşmenin düzenlendiği tarih önem arz etmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 20. maddesi gereğince ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, uygun bir ücret isteyebilir. Bu anlamda bankada, kullandırdığı kredi için kural olarak ücret isteyebileceğinin kabulü gerekmektedir. Yargıtay uygulamasına göre bunun tespiti için, taraflar arasındaki kredi sözleşmeleri ve ekleri dosyaya celp edilip dava konusu masraflara ilişkin sözleşme hükümleri ile diğer bankaların benzer işlemlerdeki emsal uygulamaları gözetilerek, bankacılık uygulamasında davalının söz konusu ücretleri tahsil etmesinin mümkün olup olmadığının gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılarak belirlenmesi ve sonuca göre karar verilmesi gerekir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 24/10/2014 tarih 2014/4377E. 2014/16466K. sayılı kararı). Bunun gibi 01/11/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun "Faiz Oranları İle Diğer Menfaatler" başlıklı 144. maddesinin "Cumhurbaşkanı, bankaların ödünç para verme işlemleri ve mevduat kabulünde uygulanacak azamî faiz oranlarını, katılma hesaplarında kâr ve zarara katılma oranlarını, özel cari hesaplar dâhil bu maddede belirtilen işlemlerde sağlanacak diğer menfaatlerin nitelikleri ile azamî miktar ya da oranlarını tespit etmeye, bunları kısmen veya tamamen serbest bırakmaya yetkilidir. Cumhurbaşkanı, bu yetkilerini Merkez Bankasına devredebilir." hükmü ile maddede sayılan işlemlerden sağlanacak menfaatlerin nitelikleri ile azami miktar ya da oranlarının tespiti ve bunların kısmen veya tamamen serbest bırakılma yetkisi "Cumhurbaşkanına" verilmiş ve bu yetkilerin “Merkez Bankasına” devredilebileceği de madde hükmünde yer almıştır.

09/12/2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan ve 2014/6 sayılı Tebliğ ile güncellenen 2006/1 sayılı Tebliğin 3. maddesinde, bankalarca mevduata uygulanacak sabit veya değişken faiz oranlarının serbestçe belirleneceği, 4. maddesinde ise reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırlarını, serbestçe belirleneceği kabul edilmiştir. Yine aynı Tebliğin 6/2. maddesine göre bankalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını ve katılma hesaplarında uygulayacakları kâr ve zarara katılma oranlarını vadelerine göre tüm şubelerinde halkın görebileceği şekilde ilan eder ve bu oranları internet sitelerinde yayımlar. Anılan tebliğ hükümlerine göre, bankaların ticari krediler sebebiyle hukuka aykırı olmamak kaydıyla masraf tahsil edebilecektir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25/11/2019 tarih 2019/1849E. 2019/7439K. sayılı kararı). 6098 sayılı Borçlar Kanunu sonrası imzalanan kredi sözleşmelerinde Türk Borçlar Kanunu 20. maddesi uyarınca genel işlem koşulları bakımından değerlendirme yapılması ayrıca 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 144. maddesi kapsamında, Bakanlar Kurulu'nun 16/10/2006 tarih ve 2006/11188 sayılı kararına istinaden Merkez Bankası'nın 2006/1 sayılı Tebliği'nin göz önüne alınarak davacının isteyeceği masraflar, vergi ve sair kesintilerin saptanması ve gerekirse bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25/03/2019 tarih 2018/1725E. 2019/2260K. sayılı kararı). Bankanın ödeme belgesi ibraz edilmeyen ekspertiz ücreti ile sigorta işlemlerinden kaynaklandığı belirtilen tahsilatların taraflar arasındaki sözleşme ve yasaya aykırı olduğunun kabulü gerekir (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 05/11/2019 tarih 2018/2463E. 2019/2093K. sayılı kararı).

Davamıza gelince; davacı, davalı bankanın masraf, ücret, komisyon ve sair adlar altında tahsil ettiği tutarların iadesi istemi ile dava açmıştır. 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun "Genel işlem koşulları" başlığı altında 20 ve devamı maddelerinde de 818 sayılı Borçlar Kanunundan farklı olarak genel işlem koşullarına yer verilmiştir. Bu nedenle genel işlem şartlarının uygulanması için sözleşmenin düzenlendiği tarih önem arz etmektedir. Zira 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu yürürlükte olmadığı dönem için genel işlem koşullarıyla ilgili hükümler uygulanamayacaktır, bu hükümlerin 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 2. maddesi uyarınca kamu düzeni ve genel ahlâka ilişkin bir kural niteliğinde bulunmaması nedeniyle geçmişe etkili şekilde uygulanması da mümkün değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 20. maddesi gereğince ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, uygun bir ücret isteyebilir. Bu anlamda bankada, kullandırdığı kredi için kural olarak ücret isteyebileceğinin kabulü gerekmektedir. Bunun tespiti için, taraflar arasındaki kredi sözleşmeleri ve ekleri dosyaya celp edilmiş dava konusu masraflara ilişkin sözleşme hükümleri ile diğer bankaların benzer işlemlerdeki emsal uygulamaları gözetilerek, bankacılık uygulamasında davalının söz konusu ücretleri tahsil etmesinin mümkün olup olmadığı noktasında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi ...'ın ... tarihli raporunda özetle; taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde geciken her taksit için ihtar gönderileceği ve ihtar masrafı alınacağı yönünde bir hüküm bulunmadığını, kredi ödemelerinde gecikmeler olması halinde genel olarak müşterilerin bankalar tarafından bu konuda bilgilendirildiğini, ancak bu bilgilendirmenin yazılı mektupla yapılmadığını, genel olarak SMS, mail, telefon ile arama vb. Digital yollarla yapıldığı, ancak ödemelerin yapılmayacağı kanaati oluştuğunda yasal yollara başvurulmadan önceki yasal düzenlemeler uygun muacceliyet ve kat ihtarları için yazılı olarak yazılı olarak ihtar gönderilmesinin genel uygulama olduğunu, ihtar açıklaması ile tahsil edilen tutarlara dayanak olarak, davalı banka tarafından davacıya gönderilmiş olan her hangi bir ihtar mektubuna dosyada rastlanılmadığını, diğer bankaların kredi taksitlerinin ödenmemesi halinde gecikmedeki her bir taksit için ihtarname gönderileceği ve bu hizmet için asgari - azami bir masraf alınacağı yönünde ilan edilmiş bir uygulamanın bulunmadığını, ihtar adı altında tahsil edilen toplam ... TL'nin taraflar arasında akdedilen sözleşmeye uygun olmadığını belirtmiştir. Hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere, ne için alındığı belli olmayan ihtar masrafı adı altında yapılan kesintilerin istirdadı gerektiğinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davacının davasının KABÜLÜNE,

2.Toplam ... TL'nin; ... TL'sine ... tarihinden; ... TL'sine ...; ... TL'sine ...; ... TL'sine ...; ... TL'sine ...; ... TL'sine ... tarihinden; ... TL'sine ... tarihinden; ... TL'sine ... tarihinden; ... TL'sine ... tarihinden; ... TL'sine ... tarihinden; ... TL'sine ... tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3.492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan alınması gerekli ... TL karar ve ilam harcından peşin alınan ... TL'nin mahsubu ile bakiye ... TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

4.Arabulucuk başvuru dosyasında arabulucuya Bakanlık Bütçesinden karşılanarak ödenen ... TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

5.Davacı tarafından yapılan ... TL harç, ... TL posta ve bilirkişi masrafı olmak üzere toplam ... TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

6.Davalı yargılama gideri yapmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

7.Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap ve takdir olunan ... TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

8.Kararın kesinleşmesine müteakip davacının ve davalının yatırdığı yargılama giderinin artması durumunda giderleri yatıran davacıya ve davalıya iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK nın 341. maddesi gereğince KESİN olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.16/06/2020 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog