9. Ceza Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 9. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2010/11566
- Karar No
- 2010/12438
- Karar Tarihi
- 08.12.2010
- Dava Türü
- Ceza
- Hukuk Alanı
- Ceza Hukuku
- Karar Sonucu
- REDDİNE
9. Ceza Dairesi 2010/11566 E. , 2010/12438 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Dikili ağaç, fidan veya bağ çubuğuna zarar verme suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sırasında, sanığın 18 yaşından küçük olduğu ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 03/11/2008 tarihli ve 373 sayılı kararı ile Kayseri Çocuk Mahkemesinin faaliyete geçmesi sebebiyle yargılamanın Kayseri Çocuk Mahkemesinde yapılması gerektiğinden bahisle, Develi Asliye Ceza Mahkemesince verilen 24/11/2008 tarihli ve 2008/285 esas, 2008/294 sayılı görevsizlik kararını müteakip, Kayseri Çocuk Mahkemesinin 05/04/2009 tarihli ve 2009/365 esas, 2009/278 sayılı kararıyla mahkemenin görevsizliğine karar vermesi üzerine ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi amacıyla dosyanın gönderildiği ortak yüksek görevli mahkeme sıfatıyla Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesince; Develi Asliye Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına ilişkin verilen 27/05/2009 tarihli ve 2009/671 müteferrik sayılı karardan sonra, Develi Asliye Ceza Mahkemesince yürütülen yargılama sonunda, yeniden mahkemenin görevsizliğine, dosyanın yetkili ve görevli Kayseri Çocuk Mahkemesine gönderilmesine dair verilen 30/12/2009 tarihli ve 2009/139 esas, 2009/228 sayılı kararı takiben, dosyanın gönderildiği Kayseri Çocuk Mahkemesince de verilen 03/03/2010 tarihli ve 2010/182 esas, 2010/132 sayılı görevsizlik kararı üzerine oluşan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi amacıyla dosyanın intikal ettirildiği Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen, Develi Asliye Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına ilişkin 12/03/2010 tarihli ve 2010/359 müteferrik sayılı kararı ile ilgili olarak; 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 25/1. maddesindeki "Çocuk Mahkemesi, tek hâkimden oluşur. Bu mahkemeler her il merkezinde kurulur. Ayrıca bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen ilçelerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun olumlu görüşü alınarak kurulabilir" ile anılan Kanun'un 27/1. maddesindeki "Çocuk Mahkemelerinin yargı çevresi kurulduğu il ve ilçe mülkî sınırlarıyla belirlenir" şeklindeki düzenlemelerden, il çocuk mahkemelerinin yargı çevresinin il mülkî sınırları ile belirlendiği, ilin mülkî sınırlarının il ve ilçeleri kapsayan idarî sınırları ihtiva ettiği, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun da Kayseri Çocuk Mahkemesinin yargı alanındaki sınırlarını değiştirdiğine veya daralttığına ilişkin herhangi bir kararın da bulunmadığı gözetilmeden Kayseri Çocuk Mahkemesinin görevsizlik kararlarının kaldırılması yerine yazılı şekilde gerekçeyle Develi Asliye Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararlarının kaldırılmasında isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 05.06.2010 gün ve 36116 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.07.2010 gün ve 160802 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla; Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Develi Asliye Ceza Mahkemesinin 24.11.2008 tarih, 2008/294 sayılı ve Kayseri Çocuk Mahkemesinin 05.04.2009 tarih, 2009/278 sayılı kararları üzerine verilen Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.05.2009 tarih ve 2009/671 sayılı kararı kesin nitelikte olup uyuşmazlığın bu kararla sonuçlandırılmış olmasına karşın, yargılamanın devamı sırasında Develi Asliye Ceza Mahkemesince verilen 30.12.2009 tarih, 2009/228 sayılı, Kayseri Çocuk Mahkemesince verilen 03.03.2010 tarih, 2010/132 sayılı ve Kayseri 1. Ağır Mahkemesinin 12.03.2010 tarih, 2009/359 sayılı kararları hukuken geçersiz olarak kabul edilip yapılan incelemede;
03.11.2008 tarihinde faaliyete geçen Kayseri Çocuk Mahkemesinin yargı alanının Kayseri Asliye Ceza Mahkemesinin yargı alanı ile sınırlı olduğu ve Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin Develi Asliye Ceza Mahkemesinin kararını kaldıran 27.05.2009 tarih ve 2009/671 sayılı kararında bu nedenle isabetsizlik görülmemiş olduğundan, her iki karara yönelen kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.12.2010 tarihinde üye ...'in gerekçe yönünden karşıoyu ve oyçokluğu, sonuçta oybirliği ile karar verildi. KARŞI OY: 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ile aynı nitelikte düzenleme içeren 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 6/2. maddesinde, görev konusunda mahkemeler arasında uyuşmazlık çıktığında, görevli mahkemeyi ortak yüksek görevli mahkemenin belirleyeceği yolunda emredici hüküm bulunması, yine ortak yüksek görevli mahkemenin vereceği karara karşı olağan bir yasayolu başvurusunun Kanunda öngörülmemesi nedeniyle bu kararın görev uyuşmazlığını bu aşamada çözüp sonlandıran kesin nitelikte bir karar olması ve “yargı yerleri arasında çıkan görev uyuşmazlığı sonucunda yargılama yeri belirtilmesi yolu ile yetkisiz kılınan mahkemenin verdiği karar Yargıtay’da incelenirken görev hususunun tekrar bahis konusu edilemeyeceğine” ilişkin bulunan ve halen de uygulama yeteneğine sahip olan 10.06.1942 gün ve 26-42 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı karşısında, tayini merci yoluyla çözüme kavuşturulan görev hususunun esas davayı gören mahkemenin suçun mahiyetine ve uygulanması gereken kanun hükümlerine göre verdiği hükmün temyiz incelemesi sırasında dahi bir daha incelenemeyecek olması nedeniyle, tayini merci kararının kaldırılması ve görev yerinin değiştirilmesi sonucunu doğuracak biçimde olağanüstü yasayoluna başvurulamayacağı, bu itibarla, Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma başvurusunun bu gerekçeyle reddi gerektiğini düşündüğümden, sayın çoğunluğun red gerekçesine katılmıyorum. 08.12.2010