10. Hukuk Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/613
- Karar No
- 2025/11290
- Karar Tarihi
- 03.07.2025
- Dava Türü
- Hukuk
- Hukuk Alanı
- İş Hukuku
- Karar Sonucu
- BOZULMASINA
10. Hukuk Dairesi 2025/613 E. , 2025/11290 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 11. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili Mahkememize verdiği dava dilekçesi ile müvekkilinin davalıya ait iş yerinde çalışmakta iken 22.08.2016 tarihinde iş kazası meydana geldiğini, kazanın oluşumunda işverenin kusurlu olduğunu, müvekkilinin asgari ücret, yemek ve 250,00 TL yol ücreti sosyal hakları ile çalıştığını beyanla, 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekilinin Mahkememize sunmuş olduğu 27.10.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 937.825,95 TL'ye çıkartarak bu miktarın tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket yetkilisi henüz işyerine gitmemiş iken, davacıya herhangi bir iş tanımı, görev ve yetki verilmemiş iken, davacının şirket yetkilisini beklerken kendi beyanına göre telefon görüşmesi yaptığı sırada 2 metre yükseklikten düştüğünü, davacının 22.08.2016 tarihli ... Polis Karakoluna vermiş olduğu ifade ile yine 03.09.2016 tarihli ek ifadenin de aynı doğrultuda olduğunu, ifade tutanaklarından da görüleceği üzere davacının sabahın ilk saatlerinde iş başı yaptığını iş verilmesini beklediği sırada telefonla ile konuştuğu esnada ayağının takılması ile 2 metre yüksekten düşerek yaralandığını açıkça ifade ettiğini, olayın oluşumu ile ilgili müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, müvekkili şirket yetkililer tarafından davacıya herhangi bir iş tanımı, görev ve yetki dahi verilmeden oluşan bu kaza nedeni ile gerekli güvenlik önlemlerinin alınmadığından bahisle iş bu davanın ikamesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davaya konu iş kazasının meydana gelmesinde davalı işverenin %80, davacı işçinin %20 oranında kusurlu olduğu, kaza nedeniyle davacının %25,2 oranında sürekli iş göremezliğe maruz kaldığı kabulü ile "1-Davacının, maddi tazminat talebinin kabulü ile; 937.825,95 TL maddi tazminatın, kaza tarihi olan 22.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, "şeklinde karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada yer alan kusura ve zarar hesaplamasına yönelik bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, sürekli iş gücü kaybı halinde, aktif çalışma döneminden sonrası için tazminata hükmedilemeyeceğini, geçici iş göremezlik zararında hesaplama yapılan dönem gereğinden daha uzun bir dönem için hesaplandığını, dönemin yanlış olduğunu, iş kazasının gerçekleşmesinin temel sebebinin davacının olay esnasında telefonla konuşarak dikkatsiz davranması olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararının tarafların iddia ve savunmalarına, dosya kapsamına, hükmün dayandığı deliller ve kanuni gerektirici sebeplere, delillerin taktirinde isabetsizlik görülmemesine göre HMK 355. maddesi kapsamında kamu düzenine de aykırı bir husus bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davalı tarafından yapılan istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi
3.Değerlendirme
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından; Mahkemece davacının kaza nedeniyle uğradığı maddi zararın tespiti amacıyla 03.03.2023 tarihli hesap raporu aldırıldığı aldırılan raporda davacının %25,2 oranında sürekli göremezliği ve davalı işverenin %80 kusuruna göre maddi zararın 700.991,93 TL maddi zarar tespitinin yapıldığı, davacı vekilince rapora itiraz edilmediği, davalı vekilince rapora itiraz edildiği, itirazın değerlendirilmesi amacıyla 07.05.2023 tarihli ek raporunda aynı yönde kanaat bildirilince davalı vekilinin önceki itiraz sebeplerini tekrarladığı , davacı vekilinin ise bu kaz asgari ücret değişikliğini talep ettiği, Mahkemece aldırılan 29.09.2023 tarihli hesap raporunda önceki rapordaki veriler aynen kalmak suretiyle Temmuz 2023 tarihli asgari ücret değişikliğinin yansıtılması sonucu zararın bu kez 937.825,95 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilinin anılan miktar üzerinden talebini arttırdığı, Mahkemece 29.09.2023 tarihli rapora itibarla hüküm tesis ettiği anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 266. maddesine göre Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. (Değişik cümle: 3/11/2016-6754/49 md.) Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. (Ek cümle: 03/11/2016-6754/49 md.) Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez. Aynı Kanun'un 281/1. maddesine göre "Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (Ek cümle:22.07.2020-7251/24 md.) Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde Mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir düzenlemesi yer almaktadır.
Bilindiği üzere HMK'nın 30. maddesi kapsamında düzenleme altına alınmış olan "Usul Ekonomisi" ilkesine göre de Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür. Aynı Kanun'un 26. maddesinde düzenlenen "Taleple Bağlılık" ilkesi kapsamında hakimin tarafların talepleri aşılarak karar veremeyeceği düzenleme altına alınmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.02.2021 tarih ve 2018/10(21)-94 E.- 2021/111 K. sayılı ilamında da açıkça belirtildiği gibi "Bir tarafın bilirkişi raporuna itiraz etmemesi ile diğer (bilirkişi raporuna itiraz eden) taraf lehine usulî kazanılmış hak doğar. Yani bir taraf bilirkişi raporuna itiraz etmez, diğerinin itirazı üzerine yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılır ve ikinci bilirkişi raporu birinci rapora itiraz edenin daha da aleyhine olursa, ilk rapora itiraz etmeyen taraf bakımından ilk bilirkişi raporu kesinleştiğinden ve bununla diğer taraf lehine usulî kazanılmış hak doğduğundan, Mahkemenin ilk bilirkişi raporuna göre karar vermesi gerekir (Kuru, B., Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s. 2753)"
Somut olayda davacı vekilinin 03.03.2023 tarihli hesap raporuna itirazının bulunmadığı gözetilmeksizin yukarıda açıklandığı üzere bilinen dönemin ileriye çekilmesi suretiyle zararın daha fazla hesaplandığı 29.09.2023 tarihi rapora itibar edilmesi ve bu suretle de davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak ihlal edilerek sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. O halde mahkemece yapılacak iş; davacının maddi zararının 03.03.2023 tarihli hesap raporuna göre hüküm altına almak suretiyle taraflar lehine oluşacak usuli kazanılmış haklara riayet eden bir karar tesis etmekten ibarettir.
VI. KARAR 1Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.