Esas No
E. 2025/9739
Karar No
K. 2025/11293
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İş Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2025/9739 E.  ,  2025/11293 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2025/317 E., 2025/823 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Giresun İş Mahkemesi

SAYISI: 2017/196 E., 2024/342 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili; davacının, davalı işverenin ...Organize Sanayi Bölgesi Su Arıtma Tesisi inşaatında ... Kocaeli'nde kalıp ustası olarak çalışırken 18.05.2017 tarihinde işveren tarafından iş sahasında gerekli tedbir ve güvenlik önlemleri alınmadığından düşerek yaralandığını, müvekkilinin yaralanma neticesinde hemen hastaneye kaldırıldığını ve burada sol kolundan dirsek ve bileğindeki kırıklar nedeni ile 6,5 saat ameliyat olduğunu, doktorların bu kaza neticesinde sol kolunun, elinin ve parmaklarının dirsek ve bilekteki kırıklar nedeniyle işlevini yitirdiğini ve bu durumun işlev kaybının kalıcı olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu söylediğini, müvekkilinin daha sonra uçakla ailesinin yanına Giresun iline getirildiğini ve burada 1,5 ay içinde 2 ameliyat daha geçirdiğini, müvekkilinin kendi yaşamını bu iş ile sağlayan ve ailesine de destek olmaya çalıştığını ancak bu durumdan dolayı halen çalışamadığını, müvekkilinin mesleği olan kalıp ustalığının her iki kolun da kullanılmasını gerektiren bir meslek olduğunu, olay neticesinde artık çalışma imkanı kalyaman müvekkilinin geçimini ailesinin yardımıyla sağladığını belirterek maddi ve manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemenin birleşen 2024/417 Esas sayılı dosyası;

Davacı vekili; Giresun İş Mahkemesi'nin 2017/196 Esas sayılı dosya ile açmış oldukları iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında maddi tazminata ilişkin dava değerini başlangıçta fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 20.000,00 TL olarak belirttiklerini, 20.000,00 TL olan dava değerini önceki bilirkişi raporuna göre belirlenen maluliyet oranına göre hesaplanan 598.990,38 TL tazminat bedeli üzerinden ıslah ettiğini, mahkeme kararları ile kesinleşen %18 maluliyet oranına göre işverenin kusuru da dikkate alınarak hesaplanan maddi tazminata ilişkin bilirkişi raporunu kabul ettiğini, 598.990,38 TL'ye ek olarak 01.11.2024 tarihli bilirkişi raporuna göre hesaplanan 1.023.219,02 TL üzerinden ek dava açmanın zaruri hale geldiğini belirterek HMK'nın 166.maddesi ve usul ekonomisi ilkesi gereğince işbu dava dosyasının 2017/196 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, Giresun İş Mahkemesi'nin 2017/196 Esas sayılı dosyasında bilirkişilerce hesaplanan bakiye 1.023.219,02 TL maddi tazminat alacağının olay/kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı işverenden tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili; davalı şirkette iş güvenliği tedbirlerinin alındığını, bunları kontrolle görevli kontrolörlerin işyerinde mevcut olduğunu, iş güvenliği için bütün ekipman ve tertibatların çalışanlara eksiksiz sağlandığını, kazanın davacı işçinin kusuru ve ihmali neticesinde meydana geldiğini, davacıya iş ekipmanlarının eksiksiz verildiğini, yüksekte çalışırken takması için emniyet kemeri kullanması için kendisine verildiğini, davacının kaza öncesinde de kaza gününde de emniyet kemerini neden kullanmadığını açıklaması gerektiğini, manevi tazminat yönünden ise istenen tazminat miktarının fahiş ve ülkemiz gerçekleriyle bağdaşmayacak denli yüksek olduğunu, Yargıtay'ın tazminatın sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet vermemesi ilkesiyle çeliştiğinden manevi tazminat istemlerinin reddi gerektiğini, maddi tazminat yönünden ise davacının taleplerinin gerçeği yansıtmadığını, davacının geçici iş göremezlik ödeneği aldığını, halihazırda davacı işçinin daha önce çalıştığı işinde çalışmasını engelleyecek bir durum da bulunmadığını, şirket ortaklarından...'nun davacı ile bizzat ilgilendiğini, kendisinin ihtiyaçlarını gidermesi için banka aracılığı ile 70.750,00 TL ödeme yaptığını ayrıca elden de ödemeler yaptığını savunarak yargılama neticesinde çıkacak maddi ve manevi tazminat miktarından yatırılma tarihlerine göre ana para ve faiz gözetilerek mahsup edilmesini, haksız ve mesnetsiz davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemenin birleşen 2024/417 Esas sayılı dosyası;

Davalı vekili; davacının alacaklarının zamanaşımına uğradığını, davacının avans faizi ve ticari faiz talebinin hukuka aykırı olduğunu, önceki aşamalarda da belirtildiği üzere kazanın davacı işçinin kusuru ve ihmali neticesinde meydana geldiğinin açık olduğunu, davacının asgari ücret ile çalıştığını, SGK kayıtlarında da davacının asgari ücretle çalıştığının açık olduğunu, dava dilekçesinde de davacının asgari ücretin üzerinde çalıştığına ilişkin beyan olmadığını, buna rağmen davacının ücretinin Giresun Esnaf ve Sanatkarlar Odasının göndermiş olduğu yazı cevabına göre asgari ücretin 1,574 katı olarak kabul edilmesi ve bilirkişinin hesabının yanlış olduğunu, buna karşılık Giresun Ticaret ve Sanayi Odası tarafından verilen yazı cevabının dikkate alınmadığını, gelen yazı cevapları dikkate alınacak ise bu yazı cevaplarının tamamının birlikte değerlendirilmesi gerekirken sadece en yüksek olanını tercih edilmesi ve hesaplamanın bu yüksek olan ücrete göre yapılmasının taraflı ve hatalı olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle

"a-)Asıl dava olan 2017/196 esas sayılı dosya yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile;

1.Davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, 598.990,38 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 18.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

2.Manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 40.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 18.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,fazlaya ilişkin istemin reddine, b-)Birleşen dava olan 2024/417 esas sayılı dosya yönünden açılan davanın kabulü ile; Davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, 1.023.219,02 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 18.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" şeklinde karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusurun hatalı belirlendiğini, kusur oranının belirlenmesi amacıyla alınan iki rapor arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, tazminat miktarı hesaplanırken davacının ücretinin asgari ücretin 1,574 katı olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, davacının asgari ücretle çalıştığını, zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını, kısmi davada dava edilmeyen kısım için zamanaşımının işlemeye devam edeceğini, dava edilmeyen kısım için BK 72. maddesi uyarınca 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, takdir edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar vermiş olmasına rağmen davalı lehine vekalet ücretine karar verilmemiş olmasının hatalı olduğunu belirterek kararı istinaf etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın kısmen kabulüne birleşen davanın kabulüne dair ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21. maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77.maddesi

3.Değerlendirme

1.Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; davaya konu iş kazasının davacı kazalının davalı işveren nezdinde kalıp işçisi olarak ...Organize Sanayi Bölgesi Su Arıtma Tesisi inşaatında çalışmakta iken 18.05.2017 tarihinde çalışan yaklaşık 7 metre yükseklikten düşmesi şeklinde gerçekleştiği, Mahkemece kusur oran ve aidiyetinin tespitine yönelik 03.01.2020 tarihli kök kusur raporu aldırıldığı, raporda davalı işveren ile dava dışı ... Çevre Teknolojileri San. ve Tic. A.Ş. Arasında düzenlenen sözleşme örneği dosyada rastlanılmamakla birlikte su arıtma tesisi inşaatının dava dışı ... firması tarafından yaptırıldığının ve davalı şirketin taşeronları olduğunun ... firması çalışanı inşaat mühendisi ... ...'ın duruşma beyanında belirtildiği gerekçesiyle davalı şirket alt işveren olarak değerlendirilmek suretiyle %70 oranında, dava dışı üst işveren ... firmasının %15 oranında, davacı kazalının ise %15 oranında kusurlu olduğu tespitine yer verildiği, anılan rapora itiraz edilmesi üzerine Mahkemece hükme esas alınan 07.07.2020 tarihli 2.kök kusur raporu aldırıldığı , iş bu raporda ise sözleşme örneği bulunmadığı gerekçesiyle alt işverenlik değerlendirmesi yapılmaksızın davalı işverenin %85, davacı kazalının %15 oranında kusurlu olduğu tespitinin yapıldığı, davalı vekilince raporlar arasında çelişki bulunduğu gerekçesiyle rapora itiraz edildiği, devamla Mahkemece 05.04.2021 tarihli hesap raporu aldırıldığı , bu raporda davalı işverenin % 85 oranında kusurlu olduğu kabulü ile davacının sürekli iş göremezlik oranının Devlet Hastahanesi 'nce belirlenen %65 oranı olarak esas alınması halinde A seçeneğinde 986.956,44 TL olarak hesaplandığı, Kurumca belirlenen %38 oranı olarak esas alınması halinde zararın B seçeneğinde 538.990,32 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince rapora 06.04.2021 tarihli beyanında raporun A seçeneğine göre davanın kabulünü talep ettiği, celse arasında 21.05.2021 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini 598.990,38 TL olarak arttırdığı, davalı vekilince rapora itiraz edilmesi üzerine sürekli iş göremezlik oranının tespitine dair prosedür yürütülerek ATK 2.Üst Kurulu kararı ile %18 oranı olarak kesinleştiği, Mahkemece dosyanın yeniden hesap bilirkişisine tevdi olunduğu, 01.11.2024 tarihli rapor ile bilinen dönemin ileriye çekilmesi suretiyle davacının %18 sürekli iş göremezlik oranına göre maddi zararının 1.622.209,40 TL olarak hesapladığı, davacı vekilince raporda hesaplanan miktar ile daha önce 21.05.2021 tarihli dilekçesi ile talep ettiği miktar arasındaki fark miktar olan bakiye maddi tazminat talebinin 19.11.2024 tarihli birleşen dava ile 1.023,219,02 TL olarak talep edildiği, Mahkemece 01.11.2024 tarihli rapora itibar etmek suretiyle davacı lehine asıl davada 598.990,38 TL ile birleşen davada ise 1.023.219,02 TL maddi tazminata hükmolunduğu anlaşılmaktadır.

2.4857 sayılı Kanun'un 2. maddesine göre bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.

3.İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin 7. fıkrasına göre bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.

4.5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de asıl işveren, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden dolayı alt işveren ile sorumlu tutulmuştur.

5.4857 sayılı Kanun'un 2/7. maddesi ile işçilerin İş Kanunu'ndan, sözleşmeden ve toplu iş sözleşmesinden doğan hakları, 5510 sayılı Kanun'un 12/6. maddesi ile de Kurumun alacakları ve işçinin sosyal güvenlik hakkı daha geniş koruma-güvence altına alınmak istenmiştir. Aksi halde 4857 veya 5510 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yükümlülüklerinden kaçmak isteyen işverenlerin işin bölüm veya eklentilerini muvazaalı bir biçimde başka kişilere vermek suretiyle yükümlülüklerinden kaçması mümkün olurdu.

6.Asıl işveren ile alt işverenin birlikte sorumluluğu "müteselsil sorumluluktur". Asıl işveren, doğrudan bir hizmet sözleşmesi bulunmamakla birlikte İş Kanunu'nun 2 nci maddesinin 6 ncı fıkrası gereğince alt işverenin işçilerinin iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle uğrayacakları maddi ve manevi zarardan alt işveren ile birlikte müteselsilen sorumludur. Bu nedenle meslek hastalığına veya iş kazasına uğrayan alt işverenin işçisi veya ölümü halinde mirasçıları tazminat davasını müteselsil sorumlu olan asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte açabilecekleri gibi yalnızca asıl işverene veya alt işverene karşı da açabilirler.

7.Alt işverenden söz edebilmek ve asıl işvereni, aracının borçlarından sorumlu tutabilmek için bir takım zorunlu unsurlar bulunmaktadır.

a)İşyerinde işçi çalıştıran bir asıl işveren bulunmalıdır. Sigortalı çalıştırmayan “işveren” sıfatını kazanamayacağı için, bu durumdaki kişilerden iş alanlar da aracı sayılmayacak ve anılan madde kapsamında dayanışmalı sorumluluk doğmayacaktır.

b)Bir başka işveren, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde iş almalı ve sigortalı çalıştırmalıdır.

c)İşverenlik sıfatını, alınan işte ve o iş nedeniyle sigortalı çalıştırılması sonucunda kazanmış olması aranacaktır. Bu kişinin diğer bir takım işyerlerinde çalıştırdığı sigortalılar nedeniyle kazandığı işverenlik sıfatının sonuca etkisi bulunmamaktadır.

d)İşverenden alınan iş, işverenin sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir işyeri olarak değerlendirilebilecek nitelikte olmamalıdır, aksi halde iş alan kimse aracı değil, bağımsız işveren niteliğinde bulunacaktır.

e)İşin bütünü başka bir işverene bırakıldığında, iş anahtar teslimi verildiğinde veya işveren kendi iştigal konusu olmayan bir işi kendisi sigortalı çalıştırmaksızın bölerek ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi (ihale makamı) Kanun'un tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır.

f)Alt işverenin aldığı iş, işverenin asıl işinin bölüm ve eklentilerindeki işin bir kesimi yada yardımcı işler kapsamında bulunmalıdır. Asıl işverenden alınan iş, onun sigortalı çalıştırdığı işe göre ayrı ve bağımsız bir nitelik taşımaktaysa, işi alan kimse alt işveren değil, bağımsız işveren sayılacaktır. Bu noktada belirleyici yön; yapılan işin, diğerinin bütünleyici, yardımcı parçası olup olmadığıdır. İş yerindeki üretimle ilgili olmayan ve asıl işin tamamlayıcısı niteliğinde bulunmayan bir işin üstlenilmesi halinde, alt işverenden söz etme olanağı kalmayacak, ortada iki bağımsız işveren bulunacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.05.1995 gün ve 1995/9-273-548 sayılı kararı da aynı yöndedir.)

8.Somut olayda ; Mahkemece davaya konu kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur oranlarının tespiti amacıyla 03.01.2020 tarihli 1.kök kusur raporu ile 07.07.2020 tarihli 2.kök kusur bilirkişi raporları aldırıldığı ancak Mahkemece davaya konu kazanın gerçekleştiği işe ilişkin davalı işveren ile dava dışı ... firması arasında düzenlenen sözleşme örneğinin dosyaya celp edilmemekle birlikte yukarıda anılan kusur raporları arasında çelişki bulunduğunun göz ardı edildiği ve bu çelişki giderilmeksizin Mahkemece 07.07.2020 tarihli rapora itibarla sonuca gidildiğinin anlaşılması karşısında işverenlik tespiti yönünden eksik inceleme ve araştırmaya dayalı hüküm tesisi hatalı olmuştur.

9.Öte yandan, usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.

10.Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).

11.Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.

12.Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.

13.Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)

14.Yine somut olayda davacı vekilince 05.04.2021 tarihli hesap raporuna itiraz edilmemesine rağmen bilinen dönemin ileriye çekilmesi suretiyle zararın daha fazla hesaplandığı 01.11.2024 tarihli hesap raporuna itibarla hüküm tesisi davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlali niteliğinde olduğundan hatalıdır. Son olarak davacı vekilinin 21.05.2021 tarihli maddi tazminata ilişkin talebini arttırdığı dilekçesinde 05.04.2021 tarihli rapordaki B seçeneği olan %38 oranındaki sürekli iş göremezliğe göre talebini arttırdığını beyan etmesine rağmen raporda B seçeneğinde zararın 538.990,32 TL olarak hesaplandığı anlaşılmakla Mahkemece bu hususun gözden kaçırılması suretiyle hüküm tesisi de hatalıdır.

15.Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra özetle mahkemece yapılacak iş; taraflardan sorulmak suretiyle kazalı işvereni ile dava dışı ... firması arasında imzalanmış olup da dava konusu kazaya ilişkin işi kapsayan sözleşme örneğinin veya var ise bilgi ve belgelerin dosya kapsamına alınması, yine var ise Kurumdan sorularak rücu dosyası örneği ile var ise ceza dosyası örneğinin getirtilmesi ile davalı ile dava dışı ... firması arasındaki hukuki ilişkinin niteliği, bir başka ifade ile asıl işveren-alt işveren ilişkisinin var olup olmadığının yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde usulünce incelenip değerlendirilmesi ile Kurum denetmen raporu , rücu ve ceza dosyasında aldırılan ve iş bu dosyada aldırılan kusura ilişkin bilirkişi raporları da dikkate alınarak çelişkileri giderecek ve yukarıdaki hususları gözetecek şekilde dava dışı ... firmasının asıl işveren sıfatıyla veya asıl - alt işveren ilişkisinin bulunmadığı kanaatinin oluşması halinde ise 3.kişi sıfatıyla sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususlarında İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişilerden kusur oran ve aidiyeti konusunda oluşa uygun kusur raporu almak, kusur oran ve aidiyetinin tereddüte yer bırakmayacak şekilde kesin olarak tespit edilmesinden sonra yeniden hesap raporu aldırmak aldırılacak raporda davacının itirazının bulunmaması nedeniyle 05.04.2021 tarihli bilirkişi hesap raporundaki bilinen (iskontosuz), bilinmeyen (iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihleri değiştirilmeden hesaplama yapılması gerektiğini ve davacının sürekli iş göremezlik oranının %18 oranı olarak esas alınması gerektiğini göz önünde bulundurmak taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,

03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog