Esas No
E. 2024/2324
Karar No
K. 2025/9865
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

5. Hukuk Dairesi         2024/2324 E.  ,  2025/9865 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/2064 Esas, 2022/2609 Karar
KARAR: Esastan ret

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil talebine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davaya konu ... ili, ..., ... köyü 551 parsel sayılı taşınmazdan kamulaştırma yapılmaksızın yol ve kanal geçirildiğinden kamulaştırmasız el atma nedeniyle hesaplanacak tazminatın davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süreden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın tesis kadastrosunun 1971 yılında yapıldığını, müvekkili davacının 1989 yılında satın alarak malik olduğunu, mülkiyetin kazanıldığı tarihler tespit edilmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, davalı idarenin sulama kanalının inşa tarihi konusunda farklı tarihler belirttiğini, ancak bu hususta bir belge sunamadığını, el atma tarihinin cevap dilekçesi esas alınarak 1963 yılında olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu ... köyü 551 parsel sayılı taşınmazın da arasında bulunduğu alana ilişkin olarak, "... Sulaması Sol Sahil ... ... Sulama Kanalı ve Servis Yolu" nedeniyle, 1940-1950 yıllarda davalı idare tarafından el atıldığı, dava konusu 551 parsel sayılı taşınmaz hakkında tanzim olunan, 22.11.1957 tarihli tapulama tutanağının iktisap sebebine göre de "tahdidi yapılan bu bağ ile ... nolu parselle aslında bir parça halinde Mart 1956 tarih ve 69 nolu tapu kaydı ile ... oğlu ...'in namında kayıtlı bulunduğu ve aradan su kanalının geçmesi ile iki parsele ayrıldığı ve mahallinde tatbik edilen tapu ve vergi kaydının bu ve 564 nolu parsele ait olduğu ve halende ...'in tasarruf ve zilyet bulunduğu muhtar ve bilirkişilerin beyanlarından anlaşılmakla, ... oğlu, ... adına tahdit ve tespit edildiği"şeklinde olup, tapulama tutanağının kesinleşmesi üzerine parselin bağ vasfı ile ... oğlu ... adına, 29.08.1962 tarihinde tapuya tescilinin yapılmış olduğu, ... tarafından da 27.06.1970 tarihinde ...'a, ... tarafından da 21.12.1978 tarihinde ...'e, ... tarafından 14.11.1980 tarihinde ... ..., ... ... tarafından 08.09.1989 tarihinde davacı ...'ya satılmış olduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 üncü maddesi uyarınca kesinleşen kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere, tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz ise de yol ve kanal olarak el atılan taşınmazın kamu ortak malı sayılacağından kazandırıcı zamanaşımı veya zilyetliğe dayanılarak tescili mümkün olmadığı gibi, özel mülkiyet şeklinde tapuya tesciline de olanak olmadığından ve dava konusu 551 parselin tapulama tutanağında açıkça su kanalının geçirildiği belirlenmiş ve 20.12.2021 havale tarihli ... Bilirkişi raporunda parselin 571,31 m²'lik kısmına "sulama kanalı ve kanal kenarındaki şev" olmak üzere el atıldığı, el atılan kısmın 1953 ve 1957 tarihli hava fotoğraflarında da yer aldığının tespit edildiği, dava konusu 551 parsel sayılı taşınmaza 09.10.1956 tarihinden önce el atıldığı anlaşıldığından, davada 221 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği, 221 sayılı Kanun 12.01.1961 tarihinde yürürlüğe girdiğinden davacının 2 yıllık dava açma süresinin 12.01.1963 tarihinde dolduğu, eldeki davanın 02.12.2020 tarihinde hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı anlaşıldığından davanın reddi yerinde görülerek davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili hususundadır.

2.Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Dosyanı incelenmesinden; dava konusu taşınmazın 23.08.1962 tarihli tapulama ile dava dışı ... adına tescil edildiği, davacının 08.09.1989 tarihinde satın alma ile malik olduğu, bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmaza el atma tarihinin 1956 yılı öncesi olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır.

3.2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun geçici 4 üncü maddesiyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.02.2016 tarihli ve 2014/8-1084 Esas, 2016/158 Karar sayılı ve 25.05.2005 tarihli ve 2005/288 Esas, 2005/ 352 Karar Sayılı kararı ile bu kararda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 09.12.1989 tarihli ve 1989/14 Esas, 1989/49 sayılı kararı ve 12.12.1989 tarihli ve 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararları nazara alındığında 221 sayılı Kararı iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararının yürürlük tarihi olan 04.05.2023 tarihinden çok önce 13.01.1963 tarihinde iki yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu ve davalı yararına kazanılmış hak oluştuğu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kazanılmış hakları etkilemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

4.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog