1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 18/08/2023 tarihli fatura ile dava konusu -------- seri nolu "--------” cihazının davalı firmadan alınmış olduğunu, 21/08/2023 tarihinde davalı firmanın---------- bankası hesabına parçada toplam 1.103.674,00 TL ödeme yapıldığını, kalan bedelin 11 adet 137.800,00 TL, 1 adet 139.711,00 TL olacak şekilde bono karşılığı ödenmek üzere taksitlendirildiğini, 18/08/2023 tarihinde mezkür cihazın davalı tarafından tesliminin ve montajının yapıldığını, Cihazın her kullanım sonrasında temizleniyor olmasına karşın 18/11/2023 tarihinde lensinde leke meydana geldiğini, durumun firmaya iletilmesi üzerine gönderilen teknik personel tarafında onarıldığının beyan edildiğini ancak 12/12/2023 tarihinde sorunun tekrarladığını, ilerleyen zamanlarda arızaların ve sorunların artması üzerine cihazın davalı firma tarafından üst model ile ücretsiz değişimin yapıldığını, ancak yeni verilen cihazda da 05/03/2024 tarihinde ilk sorunun yaşandığını, ardından ilerleyen zamanlarda teknik servisin bakım yapmasına rağmen sorunların devam ettiğini, yaşanan tüm bu sıkıntılar sebebiyle müşterilere karşı mahcubiyet ve ticari itibar kayıplarının yaşandığını, ayrıca taraflar arasında onarılmaz bir güven kaybına yol açtığını, cihazın iadesi ve ödenen ücretin geri iadesinin talebi üzerine davalı firma yaşananların kullanıcı hatası kaynaklı olduğunu ileri sürmeye başladığını ancak bu iddiasının mesnetsiz olduğunu beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulünü, davalı firmadan alınan cihazın ayıplı çıkması üzerine sözleşmeden dönme hakları gereği davalıya ödenen bedelin ve ileride artırılmak üzere uğranılan maddi zarar için şimdilik 1.000,00 TL'nin zarar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafta bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;
Davacı tarafın tüm iddialarının hukuki mesnetten yoksun haksız ve kötü niyetli olduğunu, üzerinde davacının imzasının da bulunduğu 18.08.2023 tarihli teknik servis ve kurulum formunda görüleceği üzere mezkür cihazın tüm parçalarının teslim edilmiş, tüm testlerin yapılmış, kullanacak personellere gerekli eğitimlerin verilmiş ve cihazın çalışır vaziyette teslim edilmiş olduğunu, verilen eğitim sertifikalarının mevcut olduğunu, kendilerine bildirilmesi üzerine gönderilen teknik personeller tarafından tespiti yapılan arızaların ve parça değişimlerinin ücretsiz olarak yapılmış olduğunu, şikâyetlerin devamı üzerine cihazın üst model ile yine ücretsiz şekilde değiştirildiğini, cihazın yasak olmasına rağmen yetkisi ve yeterliliği olmayan kişiler tarafından kullanıldığını ve bu kullanımdan kaynaklı sorunların meydana geldiğini, dava konusu cihazın -------- seri nolu "--------" cihazı olmasına karşın davacının değişim sonrası vermiş oldukları üst model cihaz ile ilgili sorunlarını da davaya dahil etmiş olduğunu beyan ederek her halükârda davanın reddini, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafta bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, hukuki niteliği itibari ile; satış sözleşmesine konu ürünün ayıplı olduğu iddiasıyla ödenen ücretin iadesi ve maddi zararın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Uyuşmazlığın davacının davalı şirketten aldığı cihazın ayıplı olduğu iddiası ile sözleşmeden dönme, bu sözleşmeden doğan edimlerin davalı tarafça yerine getirilmemesi nedeniyle uğradığı zarar, bonoların davacıya iadesi şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.
Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebine ilişkin 02/07/2024 tarihli ara karar ile senede karşı yazılı delille ispat kuralı, tüm delillerin toplanmamış olması, talebin yargılamayı gerektirmesi nedeniyle ihtiyati tedbir talebinin reddine kararı verilmiştir.
Bilirkişi raporları alınmış, taraflarca sunulan diğer deliller ile birlikte değerlendirilerek tahkikat sonuçlandırılmıştır.Mahkememizin 16/07/2024 tarihli ara kararı ile makine mühendisi ve elektrik elektronik mühendisinden oluşan heyet eşliğinde keşfen bilirkişi incelemesi yapılmasına ilişkin karar verilmiş, bilirkişi heyeti tarafından sunula 17/10/2024 tarihli raporda; "Dava konusu --------- seri nolu "----------" cihaz 30.07.2024 tarihli keşifte görülmemiş/gösterilmemiş olduğundan bu cihaz ve iddia olunan arızaları/sorunları hususunda herhangi bir gözlem ve inceleme yapılamamış olmasına mukabil tarafımızdan değerlendirme yapılamayacağı, Elektrik- Elektronik Mühendisliği açısından yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda;
İnceleme yapılan cihazın satın alımı yapılan değil sonradan değişim yapılan cihaz olduğu anlaşılmakla birlikte, taraf beyanlarına göre cihazlar farklı olsa da kullanım amacı ve tipinin aynı olduğu belirtildiği için inceleme sırasında görülen cihaz üzerinden genel bir değerlendirme yapılmıştır.İnceleme yapılan ve dava konusu cihazla aynı şekilde kullanıldığı belirtilen cihazın epilasyon için kullanılan ve gereken enerji akışının da fiber optik kablo üzerinden sağlandığı bir cihaz olduğu anlaşılmış, uygulama başlığının içindeki fiber optik kablonun ana cihaza bağlandığı yerden ve doğrudan bükülmeye en maruz kalacağı noktadan kırıldığı görüldüğü,Faiz ve sair taleplerin Mahkemenin takdirinde olacağından tarafımızdan değerlendirme yapılmasına yer olmadığı," görüş ve kanaatinin bildirildiği, mahkememizin 09/04/2025 tarihli duruşma ara kararı ile 17/10/2024 tarihli bilirkişi raporunun ayrıntılı ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşıldığından dosyanın taraf iddia ve savunmaları kapsamında belirlenen her bir uyuşmazlık noktasında ve özellikle davaya konu edilen -------- Model ------- seri nolu cihazın dosya kapsamında sunulan ve toplanan deliller teknik servis kayıtları dikkate alınarak cihazda ayıp bulunup bulunmadığı, varsa ayıbın niteliği (gizli-açık) ve talep sonucuyla uyumlu olarak gizli ayıp olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği, kullanım hatası olup olmadığı, tasarım hatası bulunup bulunmadığı ve davacının zararının olup olmadığı noktalarında denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor tanzimi için dosyanın önceki makine ve elektrik mühendisi bilirkişiler ile heyete yeni seçilecek nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişiden oluşacak 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş, bilirkişi heyeti tarafından sunulan 08/07/2025 tarihli raporda; "1-Mekanik açıdan yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda; İddia olunan sorun ve arızaların kullanıcı hatası kaynaklı olabileceğine dair müsbet veya menfi herhangi bir bulguya rastlanmadığı, Fiber kablonun, yardımcı ekipman/sarf malzemesi olarak alınan bir eklenti olduğu, bu eklentinin içerisindeki fiberglas malzemenin hassaslığı/narinliği dolayısıyla kullanıma bağlı olarak bir müddet sonra değiştirilmesinin olağan olduğu, bu durumun cihazın üretiminden kaynaklı bir ayıp ve kusur olarak değerlendirilemeyeceği,
2.Elektrik- Elektronik açıdan yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda; Fiberoptik kablonun hammaddesi cam elyaf olan bir kablo olduğu ve kırılma ve bükücihaza bağlandığı noktada bükülmeye en çok maruz kalacağı yerden kırıldığı ve cihazın işlevinin bu sebeple sekteye uğradığı,
3.Hukuki açıdan yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda; Taraflar arasındaki ilişkinin TBK m. 207 vd.'da düzenlenen taşınır satışı sözleşmesi hükümlerine tabi olduğu, Cihazda tespit edilen ayıbın teslim anında mutat bir inceleme ile fark edilemeyen ve kullanım sırasında ortaya çıkan gizli ayıp niteliğinde olduğu, Ayıbın cihazın bir parçasında (fiber optik kablo) bulunduğu ve düşük maliyetli bir onarım veya parça değişimi ile giderilebileceği, cihazın toplam değerine kıyasla bu çözümün orantılı olabileceği, Alıcının sözleşmeden dönme yönündeki talebinin, tarafların menfaat dengesi, amaca uygunluk, hakkaniyet ve iyi niyet kuralları açısından uygun olmayabileceği; bu sebeple TBK m. 2271V hükmü uyarınca, epilasyon cihazının ücretsiz onarımına hükmedilmesinin mümkün olabileceği,
Diğer yandan taraflar arasındaki hukuki ilişkinin satış sonrası teknik servis boyutu ile süreklilik arz edecek bir nitelikte arz ettiğinden hareketle, şayet sayın mahkeme sözleşmenin satış sonrası süreci yaşananların özellikle alıcı için sözleşmeden dönmeyi haklı kılacak objektif bir güvensizliği doğurduğu kabul edilebildiği takdirde alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanmasında hukuki bir menfaatinin bulunduğu da kabul edilebileceği, faiz ve sair taleplerin Sayın Mahkeme'nin takdirinde olacağından tarafımızdan değerlendirme yapılmasına yer olmadığı," görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür.
Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır.
Ayıba karşı tekeffül borcu, satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaat edilen vasıfların bulunmamasından veya satılan şeyin değerini yahut akit gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu tutulmasını ifade eder. Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklı tutulmuştur.Somut dosya kapsamında alınan teknik bilirkişi raporunda davaya konu cihaz+fiber kablo+eryo başlık” şeklinde bağlantı sırasının olduğu, burada fiber kablonun hassas yapılı olmasına karşın hareketli kullanımı ile bağlantı sağlayan fonksiyonu, fiber kabloyu en fazla deformasyona uğrayan parça yapmakta olduğu, Cryo başlığı cihaza bağlayan fiber kablonun, yardımcı ekipman/sarf malzemesi olarak alınan bir eklenti olduğu, bu eklentinin içerisindeki fiberglas malzemenin hassaslığı/narinliği dolayısıyla kullanıma bağlı olarak bir müddet sonra değiştirilmesinin olağan olduğunun tespit edildiği, bu durumun cihazın üretiminden kaynaklı bir ayıp ve kusur olarak değerlendirilemeyeceği ve bilirkişiler tarafından cihazın inceleme tarihinde çalışır durumda olduğu tespit edilmiştir.
Davaya konu cihazda satış anında mevcut bir ayıp da ispat edilememiştir. Bu nedenle ayıba karşı tekeffül hükümlerinin eldeki davada uygulanmasına olanak yoktur. Bu nedenle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın REDDİNE,
2.Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 46.504,59-TL'nin yatıran tarafa iadesine,
3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 363.620,00-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5.Tarafların dava şartı olması nedeniyle başvurdukları ------- Arabuluculuk Bürosu -------- Arabuluculuk Numaralı görüşmeler neticesinde belirlenen 3.600,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6.Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 08/10/2025