Aramaya Dön

5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2025/364
Karar No
K. 2025/649
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2025/364 Esas
KARAR NO: 2025/649
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 26/05/2025
KARAR TARİHİ: 13/10/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili tarafından ibraz edilen 26/05/2025 tarihli dava dilekçesinden özetle; Müvekkili şirket ile dava dışı ...'ün maliki olduğu ... plakalı araç için 02/12/2022-02/12/2023 tarihleri arasında geçerli olmak üzere... No.lu ... Kasko Sigorta Poliçesi düzenlendiğini, 22.05.2023 günü saat 21:30 suları ..., ... güzergahında meydana gelen olayda dava dışı sigortalı ...'ün maliki olduğu ve kaza anında sevk ve idaresi altında bulunan ... plakalı aracı ile seyir halinde iken yol üzerinde bulunan (kaplama lastik) cisme çarpması sebebiyle maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, bu sebeple davalı tarafından denetim ve sorumluluğundaki yol üzerinde, gerekli tedbirleri alma, trafik güvenliği sağlama, trafiğin sürekliliğini sağlama yükümlülüklerini ihlal ettiğinin açıkça görüldüğünü, diğer davalı ... Şirketi de kazanın meydana geldiği yolun işletim hakkı bulunan şirket olduğunu, kendi uhdesinde bağlı bulunan ... Şirketi de bakım ve onarımdan sorumlu olması hasebiyle işleten sıfatına haiz olduğunu, davalı firmaların Karayolları Trafik Kanununun 13. Maddesinden belirtilen amir emrine aykırı hareket etmiş olduğundan ve dava dışı sigortalı aracın kaza anındaki sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığından kusursuz sorumluluk hükümleri dahilinde kaskolu araçta meydana gelene zararın davalıların tazmin mükellefiyetinde olduğunu, kaza sonrasında ... tarihinde ... plakalı sigortalı aracın maliki ...'ün, aracının uğramış olduğu hasar bedelinin tazmini için müvekkili şirkete başvuruda bulunduğunu ve araçtaki hasarın araç maliki ...'ün muvafakati ile araç onarımının yetkili servislerce yapılmış olduğunu, tanzim edilen ekspertiz raporuna ve dava dilekçesi ekinde sunulacak olan onarım faturasına istinaden onarım işlemleri için 13.06.2023 tarihinde 69.510,52 TL hasar tazminatının müvekkili sigorta şirketi tarafından ödendiğini, alacağın rücuen tahsili için davalı/borçlular aleyhine başlatılan ... 5. İcra Müdürlüğünün ...

E. Sayılı icra takibine davalıların itiraz etmeleri üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğinden bahisle vaki haksız itirazlarının iptali ile takibin, takip çıkışı üzerinden takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olamak koşuluyla icra inkar tazminatı, yasal faizi, yargılama harç ve masrafları eklenerek birlikte devamına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.

Davalılara usulüne uygun dava dilekçesi, tensip tutanağı usulüne göre tebliğ edilmiş olup, davalılar vekili tarafından ibraz edilen 24/06/2025 tarihli cevap dilekçesinde; Müşterek ve müteselsil sorumluluğun kanun ya da sözleşme yüklenebileceği göz önüne alındığında; her iki müvekkiline birlikte doğrudan dava açılması hukuken mümkün olmadığından davacının talebinin husumetten reddi gerektiği, davaya konuda kazada müvekkilinin kusurlu olmadığına dair ekte sunulan [adli tıp raporu] dahil tam [34 ayrı bilirkişi heyeti raporu] ve karar aşamasındaki dosyalar hariç tam [21 mahkeme kararı] bulunmakta olup, müvekkiline doğrudan sorumluluk yüklenmesinin kabul edilemez olduğunu, nitekim herhalükarda davaya konu kazada illiyet bağının kesildiği dikkate alındığında işbu davada müvekkilinin kusuru olmadığının ortada olduğunu, davanın usul açısından da görevsiz mahkemede açıldığından bahisle davanın reddini talepettiği görülmüştür. Dava; trafik kazasına bağlı hasar bedelinin, Kasko Sigorta Poliçesi kapsamında ödenmesini müteakip, yapılan ödemenin rücuen tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde ticari davalar ve ticari nitelikteki çekişmesiz işlerin Ticaret Mahkemesinin görev alanına girdiği, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davaların Tüketici Mahkemesinin görevine girdiği, düzenlenmiştir.

28/11/2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2.maddesinde, kanun'un kapsamı “bu kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder.” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83.maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.

Sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda; 22.03.1944 tarih, 37 Esas, 9 Karar sayılı (03.07.1944 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan) Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "sigortacının halefiyete dayalı açtığı davanın aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekmektedir.

Somut olayda davacı sigorta şirketi, sigortalısı gerçek kişiye halef olarak açmış olduğu davada görevli mahkeme, sigortalı ile davalı arasındaki ilişkiye göre belirlenecektir. Davacının halefi olduğu sigortalısı gerçek kişi ile davalı şirketler arasındaki ilişki, yukarıda yapılan açıklamalar gereğince tüketici ilişkisidir. Bu nedenle görevli mahkeme Tüketici Mahkemesi olacağından, davanın HMK 114/1-c maddesi delaletiyle HMK 115/2 maddesi gereğince usulden reddine dair aşağıdaki karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Mahkememizin görevsizliğine, görevsizlik nedeniyle davanın usulden REDDİNE,

2.Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesine,

3.HMK' nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik ve yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretlerinin o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretleri konusunda bu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,

Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere her hangi bir Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 13/10/2025

Katip

(e-imzalıdır)

Hakim

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog