21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2025/1930
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/02/2025
NUMARASI : 2024/473 Esas - 2025/97 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Trafik Kazasından Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/10/2025
İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 07/01/2023 tarihinde, müvekkilinin maliki olduğu ... plaka sayılı araç ile davalıların işleteni olduğu, dava dışı araç sürücüsü ...'nun sevk ve idaresindeki, ... plaka sayılı aracın çarpışması sonucu maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, müvekkilinin aracında meydana gelen hasarın karşılanması için karşı aracın trafik sigortacısı, dava dışı ... Sigorta A.Ş. aleyhine, Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde yapılan başvuru sonucu, ... plakalı araç sürücüsü dava dışı ...'nun, asli kusurlu bulunduğunu, tahkim komisyonunca, araç onarım bedeli, araç değer kaybı ve ikame araç bedeline yönelik talebin kısmen kabul edildiğini, müvekkilinin bakiye zararının karşılanmadığını bu nedenle, 96.626,96-TL bakiye araç hasarı bedeli ve 48.024,45-TL bakiye araç değer kaybının tahsili için davalılar aleyhine İstanbul 29. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılan takibe itiraz edilmiş olması nedeniyle takibin durduğunu beyan ederek, davalılar tarafından İstanbul 29. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, davalılar aleyhine, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, tüm talepler yönünden alacağın zamanaşımına uğradığını, kazaya karıştığı iddia edilen ... plakalı aracın, dava dışı ... tarafından 14/02/2022 tarihli Bireysel Paylaşımlı Araç Kiralama Sözleşmesi ile kiraladığını, bu kişinin araç üzerinde fiili tasarruflarda bulunduğunu ve aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda;''..kaza tarihinde 2918 sayılı KTK 3.maddesi uyarınca davalıların işleten sıfatının bulunmadığı..'' gerekçesiyle, davanın pasif husumet yokluğu yönüyle reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri; gerek davalılar arasındaki sözleşmede, gerekse davalı ... Çöz. ve Araç Kiralama A.Ş. ile asli kusurlu dava dışı ... arasındaki sözleşmede, dava dışı gerçek kişinin ekonomik yarar maksadıyla kiralama yapmadığı, zorunlu mali mesuliyet, kasko sigortaları, araç muayene ve MTV gibi ödemelerin ilgili davalı tarafından yapıldığı, sadece bu hususun bile işleten sıfatının devam ettiğini gösterdiği, mahkemeden Motorlu Taşıtlar Vergisinin kim tarafından ödendiğinin belirlenmesi için ilgili kurumlara müzekkere yazılmasının talep edildiği, ancak talebin dikkate alınmadığı, davalı ile dava dışı araç sürücüsü arasında yapılan sözleşmenin davaya konu araca ilişkin yapılmadığı, sözleşmenin, araç sürücüsünün davalının fiili hakimiyetinde olan ve uygulamada kiralanması mümkün olan tüm araçların kiralamasına ilişkin olduğu, sözleşmede kazaya sebebiyet veren aracın plakası, şasi numarası v.s. nitelikte hiçbir ayırt edici unsurun bulunmadığı, sorumluluktan kurtulmak adına işleten sıfatına haiz olmadığını iddia eden davalıların beyanları doğrultusunda davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, hususlarına ilişkindir. Dava; trafik kazasından kaynaklı maddi zararın tazminine yönelik işleten sıfatına haiz olduğu iddiasıyla davalılar aleyhine açılan itirazın iptali davasıdır.
Davacı tarafta yer alan taraf için aktif dava sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada, "sıfat" yerine "husumet" terimi de kullanılmaktadır. Sıfat, dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Bu durumda ise dava esastan ret veya kabul edilir. Oysa dava şartları davanın esasına girilmesini engelleyen niteliktedir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı veya yükümlü konumda olup olmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re’sen göz önünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerekir. Bir kişinin belli bir davada davacı ya da davalı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi, davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def’î de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re’sen nazara alınması gerekli hukukî bir durumdur (Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.I., İstanbul 2001, s. 1157 vd.).(Bknz. Yargıtay 4. HD'nin 23.12.2021 günlü 2021/4964 E. - 2021/10954 K. Sayılı ilamı)İşleten tanımı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun(2918 sayılı Kanun) 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı Kanun'un 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür.Diğer yandan, 2918 sayılı Kanun'un 85. maddesi ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir.Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır. (Bknz Yargıtay 4.HD'nin 22.05.2025 günlü 2022/6622E.- 2025/8375K.Sayılı ilamı)Somut olayda davalılar vekili tarafından; 01.06.2021 tarihli, davalı ... Kiralama ve Servis A.Ş'nin kiralayan, diğer davalı ... Çözümleri ve Araç Kiralama AŞ. nin kiracı olarak belirtildiği, Uzun Süreli Araç Kiralama Sözleşmesi ve eki belgelerini, 14.02.2022 tarihli, davalı ... Çözümleri ve Araç Kiralama A.Ş. nin kiralayan, dava dışı- takip borçlusu ...'nun kiracı olarak belirtildiği, Bireysel Paylaşımlı Araç Kiralama Sözleşmesi ile ekinde araç teslimat formu adı altındaki belgenin sunulduğu, dava dışı...'ya davanın ihbar edildiği( tebligatın muhtara teslim edildiği) anlaşılmıştır. Davaya konu trafik kazasının, 08/01/2023 tarihinde meydana geldiği dosyada mevcut kaza tespit tutanağı ve diğer bilgi ve belgelerden anlaşılmakla; kaza tarihinde, davalıların işleten sıfatının iddia edildiği gibi devam edip etmediğine yönelik, yukarıda belirtilen kira sözleşmelerine göre kiralanan aracı, davalı ... Kiralama ve Servis A.Ş'nin, diğer davalı ... Çözümleri ve Araç Kiralama A.Ş'ye, davalı ... Çözümleri ve Araç Kiralama A.Ş'nin de dava dışı borçluya teslim edip etmediği, teslim tutanakları ile davacı araç maliki sıfatının davalı şirketlerin ticari defter ve kayıtları incelenerek kira sözleşmelerinin kayıtlara intikal ettirilip, ettirilmediği ve vergisel yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği araştırılıp incelenmeden ayrıca dava dışı- takip borçlusu ...'nun davalı şirketlerle aralarında işçi-işveren ilişkisinin bulunup bulunmadığı SGK kayıtları istenerek belirlenmeden dolayısıyla aracın fiili hakimiyeti ve ekonomik olarak yaralananın kaza tarihinde kimde olduğu araştırılıp tespit edilmeden eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm tesis edilmiştir.Sonuç olarak, yerel mahkemesince verilen karar az yukarıda açıklanan nedenlerle usul ve yasaya aykırı olmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak yukarıda belirtilen hususlarda detaylı inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / Gerekçe uyarınca,
1/Davacı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/02/2025 tarih ve 2024/473 Esas 2025/97 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/4-6 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,2/Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde davacıya İADESİNE,4/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,5/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,
HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/10/2025