3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Mahkeme
- İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Daire
- 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas No
- 2025/439
- Karar No
- 2025/758
- Karar Tarihi
- 01.10.2025
- Dava Türü
- DIGER
- Hukuk Alanı
- Ticaret Hukuku
- Karar Sonucu
- REDDİNE
T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İDDİA, SAVUNMA ve DOSYA KAPSAMI:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı --------Davalı ile akdettiği ortaklık sözleşmesi kapsamında Eşi ------ hesabı üzerinden davalıya toplamda 649.950,00 TL ödeme gerçekleştirdiğini, davalı ile akdettiği mutabakat çerçevesinde bu tutarın 100.000,00 TL tutarlık kısmını iade aldığını, kalan tutarın iadesi için -------- İcra Müdürlüğü'nün --------- Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini, icra dosyası durdurulduğunu belirterek haksız ve hukuki mesnetten yoksun itirazın iptali ve takibin devamına, haksız ve kötü niyetli davalı tarafın alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle Mahkemenin görevine yönelik itirazları bulunduğunu, huzurdaki davanın alacak iddiasına dayanan itirazın iptali davası olduğunu, davacı tarafından iddia edilen alacak iddiasının HMK'nun 2.maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinin görevinde olduğunu, bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davacı------- taraf sıfatının bulunmadığını, davacı tarafından delil olarak sunulan banka dekontları incelendiğinde davalı müvekkili -------- adına parayı gönderen olarak dava dışı 3.kişi -------- isimli bir kişinin olduğunun görülmekte olduğunu, aktif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının alacak iddiasının ortaklık sözleşmesine dayandırıldığını, davacının delil olarak sunduğu ve tarih içermeyen ortaklık sözleşmesindeki imzanın davalı müvekkiline ait olmadığını, delil olarak sunulan ortaklık sözleşmesinin geçersiz olduğunu, dava dışı --------- ortaklık bedeli adı açıklaması ile değişik tarihlerde ve miktarlarda davalı müvekkili -------- gönderdiği paranın sebebinin dava dışı -------- isimli kişinin davalı müvekkili şirketinin franchise sözleşmesi kapsamında faaliyet gösteren başka bir şubesinin franchise bedeli olarak ödenen paralar olduğunu belirterek öncelikle davanın görev ve aktif husumet yokluğundan usulden reddini, Mahkememiz aksi kanaatte ise davanın esastan reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE :Dava, itirazın iptali davasıdır. Davacı ile davalı ile ortaklık sözleşmesi kapsamında birlikte, -------- bir güzellik merkezi işletmek üzere ortaklık kurmayı planladıklarını, bu doğrultuda her bir ortağın 650.000 TL nakdi sermaye koyacağını, kendisi adına eşi -------- davalıya toplamda 649.950TL para havale ettiğini; ancak işletmenin ve ortaklığın hayata geçmediğini, yapılan ödemenin 100.000 TL'sini --------- iade ettiğini ancak kalan 549.950 TL'nin iade edilmediğini belirterek icra takibi başlatmış, itirazın iptalini talep etmiştir.Mahkememizce, önceki esasımız olan -------- e sayılı dosyada limited şirket kurmak amacıyla nakdi sermaye olarak gönderilmiş paranın iadesi istendiğinden görevli olduğumuz kabul edilmiş, yapılan inceleme sonunda davanın kabulüne dair verilen kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine --------- sayılı ilamında: '' somut olaya bakıldığında ise; tarafların tacir olup olmadığı araştırılarak tacir olmadıkları belirlendiğinde davanın genel mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerekir." gerekçesi ile Mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kararın kaldırılmasına sonrası eldeki dava Mahkememizde --------E. Sayılı iş bu dosya numarasını almıştır. Bilindiği üzere, görev hususu HMK'nun 114/1-c'ye göre dava şartlarındandır. Dava şartları HMK 115/1 ve 2.maddelerine göre davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılır. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, asliye ticaret mahkemesine aittir. Bir davanın Ticaret Mahkemelerinde görülebilmesi için açılan davanın mutlak veya nispi ticari davalardan olması gerekmektedir. Mutlak ticari davalar 6102 sayılı TTK'nun 4. maddesi uyarınca TTK'nda düzenlenmiş olan bütün hususlardan doğan davalar ile TTK'nun 4. maddesinde belirtilen özel kanunlardaki davalardır. Nispi ticari davalar ise her iki tarafın tacir olduğu ve dava konusu uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğu davalardır. Görev hususu HMK'nun 114/c maddesi uyarınca dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır.6102 sayılı TTK hükümlerine göre; ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir (TTK 11/1). Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir (TTK 11/2). Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten gerçek kişiye tacir denir (TTK 12/1).İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır (TTK 15/1).5362 nolu Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 3. maddesinde Esnaf ve Sanatkâr: İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler, olarak tanımlanmıştır. Somut olayda, istinaf kararında belirtildiği üzere, tarafların tacir olup olmadıklarının araştırılması için sicil müdürlüğüne ve ilgili vergi müdürlüklerine yazı yazılmıştır. Gelen müzekkere cevaplarından davacının sicilde tacir kaydının olmadığı, sicilde kaydı olmasa bile bir ticari işletme işlettiğine dair bir iddia olmadığı, kira geliri dışında vergi dairesine bildirilmiş bir gelirinin/ ticari kazancının olmadığı, bildirilen kira gelirinin de yasal sınır ile esnaf sınırını aşmadığı, özetle davacının tacir olmadığı açıkça anlaşılmıştır.Davalının ise şirket ortaklıklarının bulunduğu, bunun davalıya tacir sıfatı kazandırmayacağı; gerçek kişi tacir kaydının da olmadığı, öte yandan vergi dairesine bildirilen ticari kazançlarının uyuşmazlık konusu olan havalelerin gerçekleştiği yıl olan 2021 yılında ve hatta icra takibi ve dava tarihinde geçerli olan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin 2 ve 3. Fıkralarında yazan yasal sınırlara göre esnaf faaliyetini aştığı, buna göre davalının tacir sayılması gerektiği anlaşılmıştır.
Özete, davacının tacir olmadığı sabit olup, davanın her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendiren bir yönü bulunmaması sebebiyle nisbi ticari davaya sebebiyet vermediği, genel görevli olan asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu görülmekle, görev dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
1.Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın görev dava yokluğundan HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince davanın USULDEN REDDİNE,
2.HMK.nun 20 madde uyarınca kararın kesinleşmesi ve kararın kesinleşmesini müteakip iki haftalık süre içerisinde talepte bulunulması halinde dosyanın görevli olan Nöbetçi ------ Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
3.HMK.nun 331/2 uyarınca harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin yetkili mahkemece değerlendirilmesine, süresinde dosyanın gönderilmesi talebinde bulunulmaması halinde 331/2. madde uyarınca dosya resen ele alınarak karar oluşturulmasına Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere davacı vekili ile e duruşma ile bağlanan davalı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 01/10/2025