Esas No
E. 2025/3190
Karar No
K. 2025/4289
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

3. Hukuk Dairesi         2025/3190 E.  ,  2025/4289 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2024/821 E., 2024/1405 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2022/808 E., 2024/151 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş; kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 03.10.2024 tarihli kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, 30.10.2024 tarihli ek kararla, davacı vekilinin temyiz isteminin süreden reddine karar verilmiş; davacı vekilince vekalet ilişkisinin sona erdiği vekile tebligat yapıldığından bahisle yapılan tebliğ işleminin geçersizliği nedeniyle yeniden tebliğ işleminin yapılması istenilmiş; Bölge Adliye Mahkemesinin 08.11.2024 tarihli ek kararı davacı şirket ile vekalet ilişkisi sona erdiği bildirilen vekile tebliğ edilen Daire kararının yetkili vekil tarafından 30.10.2024 tarihinde temyiz edildiği belirtilerek, yetkili davacı vekilinin Daire kararını öğrenme tarihinde yaptığı temyiz başvurusunun kabulü ile 30.10.2024 tarihli ek kararın kaldırılmasına ve davacı vekilinin temyiz isteminin kabulüne karar verilmiş, bu ek karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dairemizin 09.04.2025 tarihli ilamıyla; Bölge Adliye Mahkemesinin 30.10.2024 tarihli ek kararının onanmasına karar verilmiş; karar karara karşı davacı vekili maddi hatanın düzeltilmesi isteminde bulunmuştur. Davacının maddi hataya dayalı düzeltme isteminin incelenmesinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) 304. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir.

Dosya içeriğine göre; Dairece verilen 09.04.2025 tarihli ilamla zuhulen Bölge Adliye Mahkemesinin 30.10.2024 tarihli süreden redde ilişkin ek kararının yerinde olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesinin 30.10.2024 tarihli ek kararının onanmasına karar verilmiş ise de; 30.10.2024 tarihli ek kararın yine Bölge Adliye Mahkemesinin 08.11.2024 tarihli ek kararıyla kaldırılmış olması sebebiyle, davacı vekilinin maddi hatanın düzeltilmesi talebinin kabulü ile Dairemizin 09.04.2025 tarihli, ilişkin kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.

Davalı vekilinin 08.11.2024 tarihli ek karara yönelik temyiz isteminin incelenmesinde ise;

Dosyanın incelenmesinde; davacı vekilinin dilekçesinde belirttiği 10.07.2024 tarihli dilekçe ile davacı tarafından İlk Derece Mahkemesine sunulan dilekçe ile vekalet ilişkisi sona eren avukatların listesinin bildirildiği, İlk Derece Mahkemesince bu dilekçeye istinaden avukat kaydının silinmediği, bu itibarla davacı şirket ile vekalet ilişkisi sona erdiği bildirilen Avukat Mehmet Aslandağ'a tebliğ yapılan Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili Avukat ... tarafından 30.10.2024 tarihinde temyiz edildiği anlaşılmıştır. Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesinin 08.11.2024 tarihli davacı vekili Avukat ...'in temyiz talebinin kabulüne ve 30.10.2024 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına yönelik ek kararında bir isabetsizlik görülmediğinden, davalı vekilinin 08.11.2024 tarihli ek karara yönelik temyiz dilekçesinin reddi gerekmektedir. Bu itibarla, davacı vekilinin maddi hataya yönelik düzeltme isteminin kabulüne, davalı vekilinin 08.11.2024 tarihli ek karara yönelik temyiz isteminin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; taraflar arasında 18.03.2020 tarihinde enerji alımına ilişkin sözleşme imzalandığını, sözleşme gereğince davalının elektrik enerjisi temini işini müvekkili şirketin yüklendiğini, sözleşmede İdarenin, muayene ve kabul komisyonunca kabul raporu düzenlenmesinden itibaren yüklenicinin yazılı talebi üzerine en geç 20 gün içinde yükleniciye veya vekiline ödeme yapacağının düzenlendiğini, davalı borçluya 2019 yılından 2021 yılı ihale bitim tarihine kadar 54.814.206,40 TL fatura anapara tahakkuku yapıldığını, davalının yasal süre içerisinde ödemelerine riayet etmediğinden dolayı kısım kısım yapılan ödemelerin anapara ve gecikme zammına mahsup edildiğini, davalı tarafından yapılan ödeme tutarlarının anapara tutarını dahi karşılamadığını, MTS 2021/972168 E. sayılı takibe konulan faturaya itiraz edilmediğini, fakat ödeme işleminin de süresinde yapılmadığını, davalı adına kayıtlı ... tesisat numaralı aboneliğe tahakkuk edilen D/... seri numaralı faturanın ödenmemesi üzerine söz konusu faturanın icra takibine konu edildiğini, davalı tarafından ödeme emrine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini ileri sürerek; Merkezi Takip Sisteminin 2021/984540 E. sayılı takip dosyasında davalı borçlunun itirazının iptaline ve takibin devamına, davalının inkar tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili; hakediş ve ödeme belgelerinden de görüleceği üzere müvekkili İdareye fatura edilen tüm tutarların ödendiğini, davacı şirketin haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine giriştiğini, müvekkili İdarenin itirazının haklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki 18.03.2020 tarihli sözleşmenin (12.2.2) maddesinde "İdare, Muayene ve Kabul Komisyonunca kabul raporu düzenlenmesinden itibaren Yüklenicinin yazılı talebi üzerine en geç 20 gün içinde Yükleniciye veya vekiline ödeme yapacaktır" hükmüne yer verildiği, davacı şirketin faturalarda belirtilen vade tarihini esas alarak hesapladığı gecikme cezasını davalı İdarece yapılan ödemelerden öncelikle mahsup ettiği ve davalı İdareden icra takibine konu eksik fatura bedelini talep ettiği, sözleşmenin belirtilen hükmünün taraflar açısından bağlayıcı nitelikte olduğu, davacı şirketin sözleşme hükmüne aykırı şekilde gecikme cezası işlettiği, davalı İdarenin faturalar kendisine iletildikten sonra usulüne göre hakediş hesaplamaları yapıp gerekli idari işlemleri tesis ettiği, ilgili hakediş raporlarının tamamının davacı şirket tarafından da herhangi bir ihtirazi kayıt konulmadan imzalandığı, bu durumda davalı İdarenin icra takibine konu yapılan D/07557308 nolu fatura sebebiyle davacıya borçlu olmadığı, yapım işleri ve hizmet alımı ihalelerinde hakediş raporlarına “ihtirazı kayıt” uygulamasını düzenleyen genel şartname hükmünün (md.39/e) Danıştay 13. Dairesinin 06.06.2023 tarih ve 2023/404 E.,2023/2398 K. sayılı ve 06.06.2023 tarih ve 2023/403 E.,2023/289 K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ise de; taraflar arasında 18.03.2020 tarihinde sözleşmenin imzalanması ile anılan genel şartname ve dolayısıyla ihtirazi kayıt hükmünün (md.39/e) sözleşmenin eki vasfında olduğundan Danıştayın 06.06.2023 tarihli iptal kararının bu sözleşme açısından ihtirazi kayıt şartının uygulanmasını etkilemediği, Danıştayın iptal kararının karar tarihinden sonra imzalanan sözleşmeler yönünden nazara alınacağı, davacı şirketin kötü niyeti sabit görülmediğinden davalı lehine tazminata hükmedilemeyeceği gerekçesiyle; davanın reddine ve kötü niyet tazminatı koşulları oluşmadığından davalı lehine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin 03.10.2024 tarihli kararıyla; taraflar arasında sırasıyla "2018/603814 ihale kayıt numaralı 01.04.2019 ile 31.03.2020 tarihleri arasındaki enerji alım satımını düzenleyen ihale sözleşmesi", 2020/11656 ihale kayıt numaralı 01.04.2020 ile 31.03.2021 tarihleri arasındaki enerji alım satımını düzenleyen ihale sözleşmesi", "25.02.2021 tarihli enerji alım satımına dair ikili anlaşma" olmak üzere Elektrik Enerjisi Teminine ilişkin üç sözleşme bulunduğu, davacı şirketin alacak talebinin 2020/11656 ihale kayıt numaralı sözleşmeden kaynaklandığı, davalı İdarenin sözleşmelerden kaynaklı anaparanın tamamını ödediği, davacı şirketin faturalarda belirtilen vade tarihini esas alarak hesapladığı gecikme cezasını, davalı İdarece yapılan ödemelerden öncelikle mahsup etmek suretiyle icra talep ettiği, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin (43.1) maddesinde; "Sözleşme ve eklerinde hüküm bulunmayan hallerde ilgisine göre 4734 ve 4735 sayılı Kanun hükümlerine, bu kanunlarda hüküm bulunmaması halinde ise genel hükümlere göre hareket edilir." hükmünün kararlaştırıldığı, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu'nun (4735 sayılı Kanun) 36. maddesinde ise; "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır." hükmüne yer verildiği, sözleşmenin belirtilen hükmünün taraflar açısından bağlayıcı nitelikte olduğu, davacı şirketin eldeki dava ile fatura bedellerinin geç ödendiği iddiasıyla gecikme zammı talebinde bulunduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 131. maddesinde düzenlendiği üzere asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ereceği, ancak işlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş ise ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılmaktaysa, bu faizler ve ceza koşulunun istenebileceği, dosya kapsamında yer alan geçici kabul tutanakları ve kesin kabul tutanakları ihtirazi kayıt konulmadan imzalandığından işlemiş faiz ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkını saklı tutmadığı, abonelik sözleşmesinde ödemelerde gecikme olması hâlinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun'da (6183 sayılı Kanun) belirtilen gecikme zammının istenebilmesi için, gecikme zammına ilişkin şartın açık, anlaşılabilir ve oranları da belirtilmek suretiyle yazılması gerektiği, soyut olarak, salt kanun ve yönetmelik hükümlerine atıf yapılması hâlinde gecikme zammının istenemeyeceği, abonenin sıfatına göre yasal faiz istenebileceği, abonelik sözleşmesinde alacağın geç ödenmesi hâlinde 6183 sayılı Kanun'da belirtilen gecikme zammı uygulanacağına dair bir hüküm yoksa alacağa gecikme zammı değil yasal faiz ilave edileceği, abonelik sözleşmesinde 6183 sayılı Kanun'da belirtilen gecikme zammı oranının uygulanacağına yönelik bir hüküm yoksa, borç ödenmediği takdirde, normal tüketim bedeline 6183 sayılı Kanun'da belirtilen gecikme zammı değil, abonenin sıfatına (mesken ise yasal faiz, ticarî ise TTK’nuna tabi aboneler için ticarî faiz, diğer aboneler için yasal faiz) faiz uygulanacağı, dava konusu uyuşmazlıkta, abonelik sözleşmesinde 6183 sayılı Kanun'da belirtilen gecikme zammının istenebileceğine ilişkin hüküm olmadığından, işlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmadığından, faiz ve gecikme cezası talep edilemeyeceği, diğer yandan; davacı yüklenici şirket, hakediş alacağının geç ödenmesi nedeniyle gecikme zammı talebinde bulunmuş ise de, sözleşmenin ödeme yeri ve şartları başlıklı (11.2.) maddesinde, Muayene ve Kabul Komisyonunca kabul raporu düzenlenmesinden itibaren yüklenicinin yazılı talebi üzerine en geç 20 gün içinde yükleniciye veya vekiline ödeme yapacağının kararlaştırıldığı, bu maddeye göre hakedişlerin miktarı, düzenleneceği tarih ve onay tarihleri açıkça gösterilmediğinden kesin vade bulunduğunun kabul edilemeyeceği, davacının talep edilen faiz ve gecikme zammı istemi için davadan önce alacak miktarını ve ödeme isteğini bildirir ve usulünce davalıya ihtar çekerek mütemerrit duruma düşürdüğü ispat edilemediğinden davacının talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili; yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, Mahkemece bilirkişi heyetinden rapor alınması yönünde ara karar oluşturulmasına rağmen hiçbir gerekçe gösterilmeden 09.01.2024 tarihli tekli bilirkişi raporu aldırıldığını, aralarında kamu ihale hukukuna hakim hukukçu bir bilirkişinin de yer aldığı bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiği yönündeki itirazlarının dikkate alınmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda sadece davalı İdarenin yaptığı toplam ödeme tutarı üzerinden inceleme yapıldığını, 6183 sayılı Kanun'un dikkate alınmadığını, gecikme zammı ve yapılan ödemelerin kısmi ödemeler olduğu gibi birçok hususun gözetilmediğini, raporda kişisel görüşlere yer verildiğini, davalı İdarenin fatura bedellerinin tamamını eksiksiz bir şekilde ödemek yerine keyfi hareket tarzı ile belirsiz periyotlarla ödeme yoluna gittiğini, Mahkemece davalı İdarenin faturalar kendisine iletildikten sonra usulüne göre hakediş hesaplamalarına yönelik gerekli idari işlemleri tesis etmesi, ilgili hakediş raporlarının istisnasız hepsinin (sözleşme dönemi boyunca) müvekkili şirket tarafından herhangi bir ihtirazi kayıt konulmadan imzalanması tespitinden yola çıkılarak davalı İdarenin borçlu olmadığına kanaat getirilmesinin hatalı olduğunu, belirtilen hükümler ile idare ve yüklenici firmalar arasında yapılan sözleşmelerin bu madde ile anılan Tip sözleşmelere göre uygun olarak hazırlanması gerektiğini, 4735 sayılı Kanun'un 5. maddesiyle sabit olduğu üzere, İdarelerin düzenlediği sözleşmelerin Tip Sözleşmeye ve sözleşmenin dip notlarına uygun düzenlenmesi gerektiğini, yani İdarenin ödemeyi ne zaman yapacağını açıkça belirtmesi gerektiğini, somut olayda da bu sürenin 20 gün olarak sözleşmede belirlendiğini ve taraflarca imza altına alındığını, bu yönde de itirazları olduğu halde Mahkemece herhangi bir ek rapor ya da açıklama yoluna gidilmeyip itirazlarının reddedildiğini, davalı tarafından müvekkili şirketin hakedişlerinin bir çok kısma bölünerek ve gecikmeli olarak ödendiğini, davalı İdare tarafından yapılan parça parça ve geç ödemeler nedeniyle faturalara gecikme bedeli uygulandığını, davalı İdarece gönderilen ödemelerin 6098 sayılı Kanun ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na uygun olarak öncelikli olarak en eski tarihli faturanın gecikme zammına mahsup edilerek kalan tutarın anapara borcuna işlendiğini, fatura anapara borcunun baki kaldığını, Derece Mahkemelerince itirazlarının karşılanmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasındaki elektrik aboneliği sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle davacı tarafından başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, davacının eldeki dava ile fatura bedellerinin geç ödendiği iddiasıyla gecikme zammı talebinde bulunmasına, dosya kapsamında yer alan geçici kabul tutanakları ve kesin kabul tutanakları ihtirazi kayıt konulmadan imzalandığından ve abonelik sözleşmesinde 6183 sayılı Kanun'da belirtilen gecikme zammının istenebileceğine ilişkin hüküm olmamasına, işlemiş faiz ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmadığından faiz ve gecikme cezası talep edilememesine, sözleşmenin ödeme yeri ve şartları başlıklı (11.2.) maddesinde, Muayene ve Kabul Komisyonunca kabul raporu düzenlenmesinden itibaren yüklenicinin yazılı talebi üzerine en geç 20 gün içinde yükleniciye veya vekiline ödeme yapacağının kararlaştırılmasına, bu maddeye göre hakedişlerin miktarı, düzenleneceği tarih ve onay tarihleri açıkça gösterilmediğinden kesin vade bulunduğunun kabul edilememesine, davacının talep edilen faiz ve gecikme zammı istemi için davadan önce alacak miktarını ve ödeme isteğini bildirir ve usulünce davalıya ihtar çekerek mütemerrit duruma düşürdüğünü ispat edemediğinden Derece Mahkemelerinin kabul ve değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Davacı vekilinin maddi hata talebinin kabulü ile Dairenin 09.04.2025 tarihli ve 2024/4339 E., 2025/2026 K. sayılı ek kararının onanmasına ilişkin ilamının KALDIRILMASINA,

2.Davalı vekilinin 08.11.2024 tarihli ek karara yönelik temyiz isteminin REDDİNE,

3.Davacı vekili tarafından temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin 03.10.2024 tarihli kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
ONANMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Ceza Hukuku 6098 sayılı Kanun ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 4735 sayılı Kanun 6098 sayılı Kanun) 131. maddesinde düzenlendiği üzere asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ereceği, ancak işlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş ise ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılmaktaysa, bu faizler ve ceza koşulunun istenebileceği, dosya kapsamında yer alan geçici kabul tutanakları ve kesin kabul tutanakları ihtirazi kayıt konulmadan imzalandığından işlemiş faiz ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkını saklı tutmadığı, abonelik sözleşmesinde ödemelerde gecikme olması hâlinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 4735 sayılı Kanun hükümlerine, bu kanunlarda hüküm bulunmaması halinde ise genel hükümlere göre hareket edilir." hükmünün kararlaştırıldığı, 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 6183 sayılı Kanun) belirtilen gecikme zammının istenebilmesi için, gecikme zammına ilişkin şartın açık, anlaşılabilir ve oranları da belirtilmek suretiyle yazılması gerektiği, soyut olarak, salt kanun ve yönetmelik hükümlerine atıf yapılması hâlinde gecikme zammının istenemeyeceği, abonenin sıfatına göre yasal faiz istenebileceği, abonelik sözleşmesinde alacağın geç ödenmesi hâlinde 6183 sayılı Kanunu 6183 sayılı Kanun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 4735 sayılı Kanun) 36. maddesinde ise; "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Borçlar Kanunu 6100 sayılı Kanun K6098 md.131 K6183 md.5 K6100 md.304 K6100 md.370/1 K4735 md.36
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog