Esas No
E. 2023/11250
Karar No
K. 2025/14248
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

4. Ceza Dairesi         2023/11250 E.  ,  2025/14248 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI: 2022/811 E., 2023/111 K.
SUÇ: Fuhuş
HÜKÜM: Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde yapıldığı, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı ve sanık müdafiinin temyiz istemini vekâlet ücretine hasren ileri sürdüğü tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında mağdur ...'ye karşı fuhuş suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesince kurulan hüküm kaldırılarak sanığın beraatine karar verilmesi suretiyle istinaf başvurusu düzeltilerek esastan reddedilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

Cumhuriyet savcısının temyiz nedeni özetle; sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

Sanık müdafiinin temyiz sebebi; sanık lehine vekâlet ücretine hükmolunmamasına yöneliktir. III. GEREKÇE

1.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.06.2025 tarih ve 2024/7-381 Esas, 2025/259 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; "Çağdaş ceza muhakemesinin amacı maddi hakikati her ne pahasına olursa olsun değil, insan onuruna/şerefine yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Bu amaca da ancak hukuka uygun olarak elde edilmiş delillerle ulaşılabilecektir. Kamu güvenliği, suç işlenmesinin önlenmesi gibi meşru amaçlar için yapılan müdahalelerle kişi hak ve özgürlükleri arasında hakkaniyete uygun adil bir denge kurmak; kamu otoriteleri için pozitif yükümlülüğün gereği iken, yargı mercileri yönünden ayrıca kamu gücünü kullanan kurumların tüm eylem ve işlemlerinde hukuka uygun davranma zorunluluğunu netice veren hukuk devleti ilkesini, hak eksenli bir anlayışla yorumlayarak tahkim etme misyonunun yansımasıdır.

Adlî arama, bir suç işlemek veya buna iştirak veyahut yataklık etmek makul şüphesi altında bulunan kimsenin, saklananın, şüphelinin, sanığın veya hükümlünün yakalanması ve suçun iz, eser, emare veya delillerinin elde edilmesi için bir kimsenin özel hayatının ve aile hayatının gizliliğinin sınırlandırılarak konutunda, iş yerinde, kendisine ait diğer yerlerde, üzerinde, özel kâğıtlarında, eşyasında, aracında 5271 sayılı CMK ile diğer kanunlara göre yapılan araştırma işlemidir (Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği 5. md.)

Konutta, iş yerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir.

Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, iş yeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için ayrıca o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur (CMK madde 119/1-4). Bu kişilere arama (işlem) tanığı denilir.

CMK'nın 119. maddesinin dördüncü fıkrasındaki düzenleme de özü/ruhu itibariyle delillerin gerçekliği ve güvenilirliği konusunda sanığa tanınmış bir güvencedir. Bu cümleden olarak; hiçbir işlem tanığı bulundurulmadan yapılan aramanın icrası bakımından hukuka aykırı olduğunda, bu arama işlemi ile ele geçirilen delillerin de hukuka aykırı yöntemle elde edildiğinde münakaşa bulunmamaktadır. Bu nedenle de hükme esas alınması mümkün değildir. Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez (Anayasa madde 38/2).

Ne var ki; konut, iş yeri veya diğer kapalı yerlerde tek işlem tanığı ile yetinilerek yapılan aramanın hukuka aykırı olup olmayacağı ve buna bağlı olarak elde edilen delillerin de hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş kabul edilip edilemeyeceğine ilişkin sorunun, zikredilen Yüksek Mahkeme içtihatları da gözetilerek, çağdaş ceza muhakemesinin/devletin, maddi hakikati ortaya çıkararak adaleti tesis etmek görevi ile sanığın adil yargılanma hakkı arasında hakkaniyete uygun bir denge kurulması gayesine müteveccih olaysal değerlendirmeyle çözümlenmesi gerekir.

Bunun için öncelikle sanığın, delillerin gerçekliği ve güvenilirliği hususunda soruşturma ve kovuşturma makamlarına bir itirazının bulunup bulunmadığı, yasal savunma hakkı kapsamında değerlendirilmesi gereken, suçlamayı ve suçlamayla ilgili delili/suç konusunu kabul etmemesinden ayrı olarak, safahatta açıkça, bulunan madde veya materyalin arama sırasında, kolluk görevlilerince yerleştirildiği iddiasını dermeyan edip etmediği, etmiş ise iddiasının, makul sürede bitirilmesi gereken dürüst yargılamaya katkı sunacak sebep ve olgusal temellere dayanıp dayanmadığı saptanmalıdır.

Bu cümleden olarak; konut, iş yeri veya diğer kapalı yerlerde tek işlem tanığı ile yetinilerek yapılan arama neticesinde elde edilen delillerin, maddi meselenin ispatı yönünden tek/belirleyici nitelikte olup olmadığı, genel olarak arama işleminin icra tarzı itibariyle kolluğun şüpheli bir uygulama içine girip girmediği, arama işlemine tek işlem tanığı dışında, sanık ya da aramada hazır bulunabilecek (CMK madde 120) kişiler veya üçüncü şahısların şahitlik edip etmedikleri, ele geçirilen delilin/suç konusunun bulunduğu yer ve ele geçiriliş şekli gibi kriterler ışığında delillerin hukuki sıhhatine dair itirazlar değerlendirilmelidir. Bu belirleme ve değerlendirmelerden sonra silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri doğrultusunda, delillerin güvenilirliğine ve gerçekliğine ilişkin savunma itirazlarının, tek işlem tanığı ve bunu destekleyen diğer güvence argümanları ile karşılandığı hâllerde yapılan aramanın, hükme esas alınamayacak bir hukuka aykırılıkla malul olmadığının kabulü gerekir."

Anayasa Mahkemesinin 15.04.2015 tarih ve 2013/2392 Başvuru numaralı kararında "Arama işlemi sırasında bulundurulması gereken kişilerden birinin eksik olmasının yol açtığı, arama işleminin ve arama sonucunda elde edilen delillerin güvenilirliğini şüpheye düşüren somut bir durum veya risk tespit edilemediği gibi, başvurucu tarafından da bu kapsamda herhangi bir somut iddia ileri sürülmemiştir.

Dolayısıyla, her ne kadar ihtiyar heyeti azalarından veya komşulardan bir kişinin eksik bulundurulmuş olması bir kanuna aykırılık teşkil etmekte ise de arama işleminin yukarıda belirtilen icra ediliş yöntemi nazara alındığında, delillerin sıhhatini şüpheli hale getiren bir durumun söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır.

Sonuç itibarıyla, başvurucu hakkında iç hukuka uygun bir şekilde Cumhuriyet savcısı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, başvurucunun konutunda icra edilen arama işlemindeki kanunda belirlenen usule ilişkin eksikliğin, bu işlemin sıhhatini ve bu işlem sonucunda elde edilen delillerin gerçekliğini şüpheli hale getirmediği gibi, başvurucu da bu kapsamda herhangi bir itirazda bulunmamıştır. Bu çerçevede, başvuruya konu arama işlemindeki anılan eksikliğin, elde edilen delillerin güvenilirliğine zarar vermediğinin ve dolayısıyla bu deliller esas alınarak mahkûmiyetle sonuçlanan yargılamanın adilliğini zedelemediğinin kabulü gerekir." ifadelerine yer verilmiştir.

Açıklamalar ışığında somut olay kapsamında, Trabzon 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 2021/460 değişik iş numaralı kararıyla verilen arama kararına istinaden suça konu apart otelde yapılan arama işlemi sırasında, apart otelin ... nolu odasında mağdurlar ... ve ... ile tanıklar ... ve ...'nın bulunduğuna ve suç unsuru olabilecek bir kısım malzemelerin de muhafaza altına alındığına dair tespitler içeren 07.02.2021 tarihli arama ve el koyma tutanağının hazır bulunanlar olarak belirtilen mağdurlar, tanıklar, jandarma personelleri ve mahalle muhtarı tarafından okunup imzalandığının anlaşılması, iş bu tutanağın, yapılan arama işleminin veya arama işlemi sonucunda elde edilen delillerin sıhhatini şüpheye düşüren ve güvenilirliğini zedeleyen bir durumun dosya kapsamında bulunmaması ve bu hususta sanık veya müdafii tarafından yapılmış bir itirazın da olmaması karşısında, yapılan arama işleminin hukuka aykırı olarak değerlendiremeyeceği gözetilmeden, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi,

2.Kabule göre de; Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine maktu vekâlet ücreti tayin edilmemesi, Hukuka aykırı bulunmuştur.

IV. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

06.10.2025 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog