2. Ceza Dairesi
2. Ceza Dairesi 2025/5637 E. , 2025/15869 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
Katılan vekilinin temyiz isteminin vekâlet ücretine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Suça sürüklenen çocuk hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Bozma sonrası yapılan duruşmadan usûlüne uygun haberdar edilmeyen şikâyetçi Milli Eğitim Bakanlığının gerekçeli kararın tebliği üzerine iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçu yönünden hükmü temyiz ettiği ve katılma iradesini açıkça ortaya koyduğu anlaşılmakla, suçtan zarar gören kurumun 5271 sayılı Kanun'un 237/2. madde ve fıkrası uyarınca kamu davasına katılmasına karar verilerek yapılan incelemede;
Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 10.02.2022 tarihli bozma ilâmından önce verilen ve sadece suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından lehe temyiz edilen 11.02.2016 tarihli ilk kararda, suça sürüklenen çocuk hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 116/2, 119/1-c ve 31/2. maddeleri uyarınca hükmolunan sonuç cezanın 1 yıl hapis cezası olduğu, bozma ilâmı sonrasında yapılan yargılamada yeni hüküm kurulurken suça sürüklenen çocuğun eylemine uyan tüm maddeler (TCK'nın 116/2, 119/1-c, 31/3.) uygulandıktan sonra sonuç ceza belirlenip, 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hak gözetilerek hükmolunan yeni cezanın önceki hükümde verilen 1 yıl hapis cezası üzerinden infazının yapılmasına karar verilmesi gerektiği hâlde, uygulamada yapılan hatadan ötürü ikinci kez atıfet sağlanarak ve kazanılmış hak kavramına yanlış anlam verilerek, önceki hükmün yalnızca suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyiz edildiğinden bahisle, suça sürüklenen çocuk hakkında 5277 sayılı TCK'nın 116/2, 119/1-c, 31/3 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezasına hükmedildikten sonra kazanılmış hakkın gözetildiği belirtilip, cezanın 1 yıl hapis cezasına indirilmesi ve hapis cezasının TCK'nın 50/3. maddesi uyarınca 7.300,00 TL adlî para cezasına çevrilmesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Suça sürüklenen çocuğun cezalandırılmasına karar verilmiş olması karşısında, kendisini vekil ile temsil ettiren katılan lehine hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1. maddesi uyarınca, maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafii ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanun'un 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm tarihi itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 5.100,00 TL maktu vekâlet ücretinin suça sürüklenen çocuktan alınarak katılana verilmesine karar verilmek suretiyle diğer yönleri usûl ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.