5. Hukuk Dairesi
5. Hukuk Dairesi 2025/368 E. , 2025/11765 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ..., Mahallesi 1712 nolu parselin fiilen yol altında kaldığını fakat bugüne kadar kamulaştırılmadığı gibi maliklerine herhangi bir bedelinde ödenmediğini ileri sürerek belirlenecek tazminatın davalı idarelerden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kamulaştırma sorumlulğunun davalı idarede olduğunu, taşınmazın yol ile muhtelif adalar üzerinde bulunduğunu, fiili elatmanın bulunduğunu, davacıların yasal olarak malik olduklarını, rızai ferağın imar hakkı için idarece şart koşulması nedeniyle irade sakatlığının bulunduğunu, bedelsiz terk iradesinin bulunmadığını, bu hususa ilişkin belgenin bulunmadığını, bedelsiz terke zorlama durumu sözkonusu olduğunu, işlemin bağış sözleşmesi olarak değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu edilen ..., Mahallesi, 13.108 m² alanlı 1712 no'lu parselin, 1951 yılında 85.400 m² alanlı olarak tapulama ile tescil edilen 71 no'lu kök parselin ifrazından oluşan 1558 ila 1711 no'lu parsellerin yola çıkışlarının sağlanması amacıyla bu parsellere özgülendiği, kayıt malikleri olan ...,... ve....’in talepleri ile 71 nolu parselin özel parselasyona tabi tutulduğu ve özel parselasyon planına göre maliklerin talebi gibi ifraz edilerek 1558 ila 1712 nolu toplam 154 adet parsele ayrıldığı, yine aynı kayıt malilerinin talebi ve rızai ferağları ile dava konusu 13.108 m² alanlı 1712 nolu parselin ifrazen oluşan tüm parsellerin geçit hakkı olarak kullanılmak üzere geçit yeri olarak tapu kütüğüne tescil edildiği ve 1712 nolu parselin malik isimleri sütununda da herhangi bir isim belirtilmeksizin sadece 1558 ila 1711 nolu parsel numaralarının yazılı olduğu, 1712 nolu parselin geçit yeri vasfı ile 13.108,00 m² yüz ölçümünde ve malik kısmında tüm ifraz parsellerinin (1558 ila 1711 parseller) numaraları yazılmak suretiyle halen tapu kütüğünde tescilli olduğu, ... tarafından 1995 yılında yapılan imar uygulaması ile 1558 ila 1711 nolu parsellerin tamamının uygulamaya alınarak muhtelif imar ada/parsellerine şuyulandırıldığı, geçit yeri olarak tescilli olan 1712 parselin ise uygulama dışı bırakıldığı, 1995 yılında yapılan imar uygulamasından önce toplam 154 ifraz parselinin 151 adetinin 3. kişilere satıldığı, tapu kütüğü sahifelerinin incelenmesinden sadece 1562, 1579, 1597, 1671 nolu 34 adet ifraz parsellerinin kök kadastro parselinin hissedarlarından olan muris ...adına tescilli olduğu, 1712 nolu kadastro parselinin halen bir kısmının kamuya açık cadde ve sokaklar üzerinde, geriye kalan diğer kısımlarının ise ..... 3. Etap 81129 nolu parselasyon planı kapsamında oluşturulan muhtelif imar adalarındaki muhtelif konut parselleri altında kaldığını, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 35 inci maddesinde “İmar mevzuatı gereğince düzenlemeye tabi tutulan parsellerden düzenleme ortaklık payı karşılığı olarak bir defaya mahsus alınan yol, ... saha ve bunun gibi kamu hizmet ve tesislerine ayrılan yerlerle, özel parselasyon sonunda malikinin muvaffakatı ile kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış bulunan yerler için eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamaz ve karşılığı istenemez. ” hükmü yer almakta olup, kök 71 nolu parselin özel parselasyon işlemi ile 1558 ile 1711 nolu parsellere ifrazı sırasında dava konusu 1712 nolu parselin müşterek yol vasfı ile malik kısmında 1558 ile 1711 parsel yazılarak tescil edildiği, her hangi bir şahsa aidiyetinin söz konusu olmadığı, davacıların kamulaştırmasız el atma iddiası ile özel parselasyon sonucu yol olarak ayrılan ve ifrazen oluşan taşınmazlara özgülenen müşterek yol olarak tapuda kayıtlı bedeli istenen bölümün özel parselasyon sırasında davacıların murislerinin muvafakatiyle yol olarak ayrılmış olan yerlerden olduğu ve bedelinin istenemeyeceği anlaşılmış olup, davanın bu gerekçeyle reddine, dair kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idareler arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin sorumlu idareden tahsili istemine ilişkindir.
2.Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.